bugün
- sana vurana sen de vur diyen ebeveyn12
- psikiyatristin size soğuk davranması6
- zall sözlüğü bizzat takip ediyor21
- naber lan it diye mesaj atan sevgili4
- true denilen yazar18
- başkanlık sisteminden beri her şeyin kötü gitmesi10
- chp'nin hali ne olacak53
- erkeksii bayan buse4
- diyanetin abd'deki villaları15
- eyjafjallajökull denince akla gelenler3
- yılan4
- başka sözlükler heves uludağ bir tutkudur3
- barış yarkadaş6
- gazze de can kaybı 72 bin 993'e yükseldi2
- insanlığa katkısı olmayan üniversite mezunu4
- o kadar zengin olmak ki ölümü yenememek13
- milli takım şarkısının akp tarafından üretilmesi16
- üniversite mezunu olmak için üniversite okumak8
- iyi öpüşmek için yapılması gerekenler16
- deniz şortunun içine boxer giyilir mi sorunsalı16
- babanın ölmesi3
- ümmetçiler neden filistin'i kurtarmıyor12
- hayatında bir kere bile sigara içmemiş yazarlar7
- en iyi antidepresan9
- bira bardagi2
- sözlükte başlayan aşklar2
- 12 haziran 2026 kanada bosna hersek maçı8
- bahçalarda barım var2
- bodruma yüzme havuzu inşa etmek2
- genco erkal vs ibrahim erkal2
- yeni üniversite kazanmış kız azgınlığı4
- yaz3
- abd milli futbol takımı4
- evrimdeki aşağılamaya katlanan homo sapiens3
- kötü biri olduğunu bilmek7
- yahudi madalyası almış gürcü2
- birgün gazetesi'nin namaza düşmanlık etmesi2
- 2026 abd kanada meksika dünya kupası3
- iç sıkıntısından intihar etmek17
- susma sustukça sıra sana gelecek2
- ben bu yazıyı oğluma yazdım4
- bu doru2
- üniversite okuyarak başarılı olacağına inanmak2
- zengin kaltakları2
- onlar insan değil müşteri2
- kpss nin aranmadığı memuriyetler2
- seçmeninin ak parti den kopma koşulu3
- zamandışı düşkünlüğü2
- yan gelip yatan yuzır2
- geleyim beş dakika göreyim seviyesinde sevmek13
darüşşafaka lisesinde okuduysanız belki bir nebze daha kolaydır. en azından çocuklugunuz biraz daha kolay geçebilir.
(bkz: darüşşafaka)
kısaca özetlemek gerekirse darüşşafaka babası hayatta olmayan, maddi durumu yetersiz ve zeki çocukları sınavla alan bi okuldur. okula ilkokul 4. sınıfta girilir. liseyi bitirene kadar okursunuz.
ben babamı 17agustos 99depreminde kaybettim. yani herhangi bi hastalıgı filan yoktu. birden gelen bir dogal afet aldı babamızı bizden.
evimiz yıkılınca eski mahallemize döndük. normalde ordaki okula devam edecektim. ilk derste (boyum da kısa oldugundan yine en önde oturuyorum) hoca babamın meslegini sordu. ne alaka ise bu soruyu sorma geregi duymuş. ben babamı 3ay önce kaybetmişim. öldü dedim. sınıfta bi sessizlik tabi. dersin büyük çogunlugu bu konuşulmuştu. sınıftaki çocukların bakışlarını üstümde hissedebiliyordum. ikinci ders boştu. yine bir deprem oldu ve tüm sınıf boşaltıldı. okul 15 gün tatil olacak dediler.
o sırada darüşşafaka dan haberimiz oldu. yatılı okul diye pek istemedim. ama ordaki çocukların babasının olmadıgını duyunca da inanamadım. hepsi normal görünüyordu. babasını kaybetmiş bir çocugun gülebilecegine ihtimal veremiyodum ki çocuktum. yatılı olması başlarda zorlasa da bu okulda kendimi normal hissetmiştim. herkesten biriydim. burda kimse "baban ne iş yapıyor?" gibi gereksiz bi soru sormayacaktı.
neyse.. lise bitti. darüşşafaka sayesinde üniversteye de girebildik. normal şartlarda ailem okutamazdı çünkü biliyorum. kayıt zamanındayız. öğrenci işlerinin bizi içeri davet etmesini bekliyoruz yakınlarımızla. bi görevli çıkıp "sadece öğrenciler gelsin, veliler beklesin." dedi. arkamda bi kız "iyi de ben bişi bilmiyorum ki tüm belgeleri babam hazırladı" dedi. o an kendimi daha güçlü hissetmiştim. hepsinin peşinden kendim koşmuş halletmiştim çünkü. ama yanılıyormuşum.
okul başladı. tipler devamlı babalarıyla konuşuyo, onları anlatıyo filan. o zaman anladım ki babasızlık durumunu da aslında aşamamışım. sadece ertelenmiş bi duyguymuş. ha aşar mıyım? hiç sanmıyorum. arkadaşlarım ne zaman babalarından bahsetse ben içimde bir yerde kendiminkini düşünüyorum. şuan yaşasa nasıl görünürdü filan. ya da ben böyle hayatıma giren her erkege hemen inanıp güvenir miydim o zaman da. hemen bağlanır mıydım. işte bir de kız evladıysanız sevdiğiniz erkek sizin için daha farklı bi anlam kazanıyor o zaman. sizi uyaracak koruyup gözetecek bir erkek gözü olmadığından mıdır onun hayatınızdaki eksikliginin verdigi bi psikolojiden midir bazen gereksiz anlam yüklüyosunuz sevdiginiz erkege. istiyosunuz ki sizi de koruyan, gözeten, düşünen bir erkek olsun hayatınızda. bu da genelde üzülmenize sebep oluyor.
(bkz: darüşşafaka)
kısaca özetlemek gerekirse darüşşafaka babası hayatta olmayan, maddi durumu yetersiz ve zeki çocukları sınavla alan bi okuldur. okula ilkokul 4. sınıfta girilir. liseyi bitirene kadar okursunuz.
ben babamı 17agustos 99depreminde kaybettim. yani herhangi bi hastalıgı filan yoktu. birden gelen bir dogal afet aldı babamızı bizden.
evimiz yıkılınca eski mahallemize döndük. normalde ordaki okula devam edecektim. ilk derste (boyum da kısa oldugundan yine en önde oturuyorum) hoca babamın meslegini sordu. ne alaka ise bu soruyu sorma geregi duymuş. ben babamı 3ay önce kaybetmişim. öldü dedim. sınıfta bi sessizlik tabi. dersin büyük çogunlugu bu konuşulmuştu. sınıftaki çocukların bakışlarını üstümde hissedebiliyordum. ikinci ders boştu. yine bir deprem oldu ve tüm sınıf boşaltıldı. okul 15 gün tatil olacak dediler.
o sırada darüşşafaka dan haberimiz oldu. yatılı okul diye pek istemedim. ama ordaki çocukların babasının olmadıgını duyunca da inanamadım. hepsi normal görünüyordu. babasını kaybetmiş bir çocugun gülebilecegine ihtimal veremiyodum ki çocuktum. yatılı olması başlarda zorlasa da bu okulda kendimi normal hissetmiştim. herkesten biriydim. burda kimse "baban ne iş yapıyor?" gibi gereksiz bi soru sormayacaktı.
neyse.. lise bitti. darüşşafaka sayesinde üniversteye de girebildik. normal şartlarda ailem okutamazdı çünkü biliyorum. kayıt zamanındayız. öğrenci işlerinin bizi içeri davet etmesini bekliyoruz yakınlarımızla. bi görevli çıkıp "sadece öğrenciler gelsin, veliler beklesin." dedi. arkamda bi kız "iyi de ben bişi bilmiyorum ki tüm belgeleri babam hazırladı" dedi. o an kendimi daha güçlü hissetmiştim. hepsinin peşinden kendim koşmuş halletmiştim çünkü. ama yanılıyormuşum.
okul başladı. tipler devamlı babalarıyla konuşuyo, onları anlatıyo filan. o zaman anladım ki babasızlık durumunu da aslında aşamamışım. sadece ertelenmiş bi duyguymuş. ha aşar mıyım? hiç sanmıyorum. arkadaşlarım ne zaman babalarından bahsetse ben içimde bir yerde kendiminkini düşünüyorum. şuan yaşasa nasıl görünürdü filan. ya da ben böyle hayatıma giren her erkege hemen inanıp güvenir miydim o zaman da. hemen bağlanır mıydım. işte bir de kız evladıysanız sevdiğiniz erkek sizin için daha farklı bi anlam kazanıyor o zaman. sizi uyaracak koruyup gözetecek bir erkek gözü olmadığından mıdır onun hayatınızdaki eksikliginin verdigi bi psikolojiden midir bazen gereksiz anlam yüklüyosunuz sevdiginiz erkege. istiyosunuz ki sizi de koruyan, gözeten, düşünen bir erkek olsun hayatınızda. bu da genelde üzülmenize sebep oluyor.
güncel Önemli Başlıklar