bugün
- herkes yatsın iyi geceler8
- oğlum çok güzel lan6
- cips olsa da yesek7
- istanbul un çok pahalı olması12
- the merich13
- erkeklerin giderek feminenleşmesi11
- otobüste kitap okuyan insanlara bakmak2
- aklını yitirmek4
- 1 saatte 10 bira içmek19
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı61
- tembel ve çalışmayan insan16
- 50 tl ile rolling yapmak6
- sözlük kızlarının kombinleri20
- matbaanın gecikmesine sebep5
- ona bir şey söyle9
- velvet vs nervio19
- manifest grubu3
- horoz hayası çorbası5
- acıktım ben3
- lale devrinde deliler gibi eğlenmek4
- eşeği alıp kafa iznine çıkmak7
- magnum dondurmasının eskiden daha pahalı olması8
- nick vermeden bir yazara ağır hakaret etmek13
- sevgiliyle karşılıklı bira içmek2
- sevgiliyle karşılıklı cik cik diye ötüşmek2
- benzini dolarla mı alıyoruz diyen tip6
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması14
- yarın iş olduğu gerçeği3
- kadınlar nasıl erkeklerden hoşlanırlar6
- velvet13
- uzaylı görünce söylenecek ilk şey10
- kadim kültürler4
- ilginç rüyalar2
- kasiyer kızdan hoşlanmak17
- bira cips6
- işini kaybetmek2
- parayla dert dinlenir2
- marc cucurella6
- atatürk e din düşmanı diyenler6
- arkadaşlar beni gammazlayın5
- nothing more never less2
- slavko vincic15
- laptop5
- gocusuz sözlük4
- gemici düğümü2
- nervio11
- ispanya20
- aga be şarkılar5
- insan olmaya ceyrek kala13
- uludağ sözlük yazarlar yüzünden bitti6
yunan yönetmen theo angelopoulos'ın mükemmel ötesi filmidir. bu kadar geç izlememden kaynaklı utanç hissediyorum.
--spoiler--
yönetmenliğinin 35. yılında theo angelopoulosun bu 12. filmi, 20. yüzyılın başlarında göç etmek zorunda kalan yunanlara adanmış.
başrolünde ağulu bir müzik olan bu ağıt bolşevik devrimi sonrası odessadan sürülen rumların, ağaları önde, selanik yakınlarında olduğu düşünülen bir çayıra gelmeleriyle başlar. filmin bu ilk sahnesi aynı zamanda angelopoulosun kullanacağı göstergeleri tanıttığı bir sekanstır.
odessadan gelen grubun ağası ve onun ailesi filmin başkahramanları, angelopoulosun kendi babasının adını verdiği spiro ağa, odessadan gelirken yanında bir de küçük eleni getirir. ilk sahneden son sahneye kadar erkeklerin yarattığı tüm acılar bu kadının etrafında geçecek biçimde anlatılır.
filmin başrolünde müzik olması, spironun oğlunun bir müzisyen olması, akordeon çalması, angelopoulos'un filminin karakteristik özellikleri arasında sayılabilir. fonda yunan tarihi kan ve gözyaşlarıyla yazılırken, nikonun çabalarıyla kurulan bir orkestranın yaptığı müzik duyulur sürekli olarak. türk ezgileri, rum ezgilerine karışır. coşkulu dans müzikleri çalarken dahi, bir hüzün ve ağlama isteği hissedilir.
su, bayraklar, siyah bayraklar, beyaz bayraklar, beyaz çarşaflar, kayıklar angelopoulos'un film boyunca kullandığı imgelerdir.
yunanlar yaşadıkları savaşlar nedeniyle sürekli hareket etmek zorunda kaldılar. filmde görülen harekete hazır gemi, sal ve kayıklar, bu zorunlu hareketliliği simgeler.
beyaz bayraklar, barışa duyulan özlemi ya da saplantıyı gösterirken, film boyunca tüm beyaz bayraklar ya devamlı kanla kirlenir ya da barış çağrısı yapmak yerine ülkenin kendi çocuklarını içinde saklayan bir paravan olarak kullanılır. çocuklar saklanırlarken bile müzik yapmaya, adeta düşünmeden otomatik olarak çalmaya devam ederler.
siyah bayraklar ise filmde eksikliği hiç hissedilmeyen ölümün göstergesidir. insanlar filmde pek sık öldürülürler. herkes ölmeye ya da öldürmeye adaydır. yunan insanının duymaya zorlandığı suçluluk duygusu. insanların devamlı yanlış yaptıklarını düşünmesi. beraberlikleri onaylanmayan çifte gözdağı vermek için koyunların bacaklarından koca bir ağaca asılmaları biçiminde gerçekleştirilen katliam, doğrudan kim olduğu bilinen çayır insanları tarafından gerçekleştirilen tek katliamdır. bunun dışındaki tüm tehditler ve katliamlar hep dışardan yönlendirilir.
i̇kinci dünya savaşı ellerini filmdeki aileye her iki cepheden birden uzatır. hem pasifik'ten, hem de avrupa' dan. i̇ç savaş da, dışardaki savaştan kurtulabilmiş olanları kavurur ve yok eder. mitolojik bir göndermeyle, ikiz kardeşler bile büyüyünce karşı cephelerde vuruşarak birbirlerini öldürürler.
film bir kadının, eleninin etrafında dönse ve ilk sahneden son sahneye kadar hep eleni görülse de, o bu filmde sadece bir figüran gibidir ve başrolde aslında erkekler vardır. her türlü kötülüğü yapan, tüm savaşları başlatan, işkenceye başvuran, kovan, sahiplenen, bir ulusun tarihini ateş ve barutla şekillendiren erkeklerdir. filmdeki orkestranın bile tüm elemanları erkektir. eleniye kalansa bol bol gözyaşıdır.
--spoiler--
--spoiler--
yönetmenliğinin 35. yılında theo angelopoulosun bu 12. filmi, 20. yüzyılın başlarında göç etmek zorunda kalan yunanlara adanmış.
başrolünde ağulu bir müzik olan bu ağıt bolşevik devrimi sonrası odessadan sürülen rumların, ağaları önde, selanik yakınlarında olduğu düşünülen bir çayıra gelmeleriyle başlar. filmin bu ilk sahnesi aynı zamanda angelopoulosun kullanacağı göstergeleri tanıttığı bir sekanstır.
odessadan gelen grubun ağası ve onun ailesi filmin başkahramanları, angelopoulosun kendi babasının adını verdiği spiro ağa, odessadan gelirken yanında bir de küçük eleni getirir. ilk sahneden son sahneye kadar erkeklerin yarattığı tüm acılar bu kadının etrafında geçecek biçimde anlatılır.
filmin başrolünde müzik olması, spironun oğlunun bir müzisyen olması, akordeon çalması, angelopoulos'un filminin karakteristik özellikleri arasında sayılabilir. fonda yunan tarihi kan ve gözyaşlarıyla yazılırken, nikonun çabalarıyla kurulan bir orkestranın yaptığı müzik duyulur sürekli olarak. türk ezgileri, rum ezgilerine karışır. coşkulu dans müzikleri çalarken dahi, bir hüzün ve ağlama isteği hissedilir.
su, bayraklar, siyah bayraklar, beyaz bayraklar, beyaz çarşaflar, kayıklar angelopoulos'un film boyunca kullandığı imgelerdir.
yunanlar yaşadıkları savaşlar nedeniyle sürekli hareket etmek zorunda kaldılar. filmde görülen harekete hazır gemi, sal ve kayıklar, bu zorunlu hareketliliği simgeler.
beyaz bayraklar, barışa duyulan özlemi ya da saplantıyı gösterirken, film boyunca tüm beyaz bayraklar ya devamlı kanla kirlenir ya da barış çağrısı yapmak yerine ülkenin kendi çocuklarını içinde saklayan bir paravan olarak kullanılır. çocuklar saklanırlarken bile müzik yapmaya, adeta düşünmeden otomatik olarak çalmaya devam ederler.
siyah bayraklar ise filmde eksikliği hiç hissedilmeyen ölümün göstergesidir. insanlar filmde pek sık öldürülürler. herkes ölmeye ya da öldürmeye adaydır. yunan insanının duymaya zorlandığı suçluluk duygusu. insanların devamlı yanlış yaptıklarını düşünmesi. beraberlikleri onaylanmayan çifte gözdağı vermek için koyunların bacaklarından koca bir ağaca asılmaları biçiminde gerçekleştirilen katliam, doğrudan kim olduğu bilinen çayır insanları tarafından gerçekleştirilen tek katliamdır. bunun dışındaki tüm tehditler ve katliamlar hep dışardan yönlendirilir.
i̇kinci dünya savaşı ellerini filmdeki aileye her iki cepheden birden uzatır. hem pasifik'ten, hem de avrupa' dan. i̇ç savaş da, dışardaki savaştan kurtulabilmiş olanları kavurur ve yok eder. mitolojik bir göndermeyle, ikiz kardeşler bile büyüyünce karşı cephelerde vuruşarak birbirlerini öldürürler.
film bir kadının, eleninin etrafında dönse ve ilk sahneden son sahneye kadar hep eleni görülse de, o bu filmde sadece bir figüran gibidir ve başrolde aslında erkekler vardır. her türlü kötülüğü yapan, tüm savaşları başlatan, işkenceye başvuran, kovan, sahiplenen, bir ulusun tarihini ateş ve barutla şekillendiren erkeklerdir. filmdeki orkestranın bile tüm elemanları erkektir. eleniye kalansa bol bol gözyaşıdır.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar