bugün
- bik bik'in hacker'a yemek yapması18
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi19
- kolye142
- cep telefonu20
- ıpkis'in bir işe yaramaması5
- istersem sozlugu hacklerim5
- uludağ sözlüğün hacklenmesi14
- samsunspor3
- bik bik'in hacker'a yalakalık yapması11
- esaretin bedeli4
- konya denilince akla gelenler7
- cimer'e yazılan öğretmen şikayetleri6
- hacker'ın hesabı mı kısıtlaması7
- asla evlenilmeyecek erkekler10
- uludağ sözlüğün hacklenmesi skandalı3
- karpuzcu liboş pandanın gerçek kimliği3
- sözlükte aynı anda iki hesap kullanan tip7
- uludağ sözlük'ü yıkamayacaksınız4
- doğu ekspresinde cinayet2
- hakta birlik partisi2
- ismet gürbüz'ün sözlüğü hacklemesi4
- ismailağa işletti akp korudu mahmut öldü3
- ismet gurbuz'ün tırnakları2
- nokia16
- pazarları çizgi film izlemek için erken uyanmak6
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver13
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- pizza bira ikilisi6
- rüzgar12
- uludağ sözlük yönetim politikası3
- mahmut ışıldak2
- ismailağa cemaati2
- manita yapınca sözlüğü bırakan yazar3
- asla evlenilmeyecek kızlar3
- nerde bu sözlük nerde bu zall nerde bu mod4
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı22
- anın görüntüsü21
- lale14
- hindistan da kamyonun kalabalığa dalması2
- erlik5
- bal10
- chatgpt'nin sorunu ne3
- var olmak için ne yaptınız13
- günün sözü6
- yapay zeka teksaslı bir cin kavmidir4
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- uraz kaygılaroğlu'nun 18 yıllık değişimi2
- ruhi çenet'in uygur türkleri için yaptığı video2
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
- yogartiksen39
yunan yönetmen theo angelopoulos'ın mükemmel ötesi filmidir. bu kadar geç izlememden kaynaklı utanç hissediyorum.
--spoiler--
yönetmenliğinin 35. yılında theo angelopoulosun bu 12. filmi, 20. yüzyılın başlarında göç etmek zorunda kalan yunanlara adanmış.
başrolünde ağulu bir müzik olan bu ağıt bolşevik devrimi sonrası odessadan sürülen rumların, ağaları önde, selanik yakınlarında olduğu düşünülen bir çayıra gelmeleriyle başlar. filmin bu ilk sahnesi aynı zamanda angelopoulosun kullanacağı göstergeleri tanıttığı bir sekanstır.
odessadan gelen grubun ağası ve onun ailesi filmin başkahramanları, angelopoulosun kendi babasının adını verdiği spiro ağa, odessadan gelirken yanında bir de küçük eleni getirir. ilk sahneden son sahneye kadar erkeklerin yarattığı tüm acılar bu kadının etrafında geçecek biçimde anlatılır.
filmin başrolünde müzik olması, spironun oğlunun bir müzisyen olması, akordeon çalması, angelopoulos'un filminin karakteristik özellikleri arasında sayılabilir. fonda yunan tarihi kan ve gözyaşlarıyla yazılırken, nikonun çabalarıyla kurulan bir orkestranın yaptığı müzik duyulur sürekli olarak. türk ezgileri, rum ezgilerine karışır. coşkulu dans müzikleri çalarken dahi, bir hüzün ve ağlama isteği hissedilir.
su, bayraklar, siyah bayraklar, beyaz bayraklar, beyaz çarşaflar, kayıklar angelopoulos'un film boyunca kullandığı imgelerdir.
yunanlar yaşadıkları savaşlar nedeniyle sürekli hareket etmek zorunda kaldılar. filmde görülen harekete hazır gemi, sal ve kayıklar, bu zorunlu hareketliliği simgeler.
beyaz bayraklar, barışa duyulan özlemi ya da saplantıyı gösterirken, film boyunca tüm beyaz bayraklar ya devamlı kanla kirlenir ya da barış çağrısı yapmak yerine ülkenin kendi çocuklarını içinde saklayan bir paravan olarak kullanılır. çocuklar saklanırlarken bile müzik yapmaya, adeta düşünmeden otomatik olarak çalmaya devam ederler.
siyah bayraklar ise filmde eksikliği hiç hissedilmeyen ölümün göstergesidir. insanlar filmde pek sık öldürülürler. herkes ölmeye ya da öldürmeye adaydır. yunan insanının duymaya zorlandığı suçluluk duygusu. insanların devamlı yanlış yaptıklarını düşünmesi. beraberlikleri onaylanmayan çifte gözdağı vermek için koyunların bacaklarından koca bir ağaca asılmaları biçiminde gerçekleştirilen katliam, doğrudan kim olduğu bilinen çayır insanları tarafından gerçekleştirilen tek katliamdır. bunun dışındaki tüm tehditler ve katliamlar hep dışardan yönlendirilir.
i̇kinci dünya savaşı ellerini filmdeki aileye her iki cepheden birden uzatır. hem pasifik'ten, hem de avrupa' dan. i̇ç savaş da, dışardaki savaştan kurtulabilmiş olanları kavurur ve yok eder. mitolojik bir göndermeyle, ikiz kardeşler bile büyüyünce karşı cephelerde vuruşarak birbirlerini öldürürler.
film bir kadının, eleninin etrafında dönse ve ilk sahneden son sahneye kadar hep eleni görülse de, o bu filmde sadece bir figüran gibidir ve başrolde aslında erkekler vardır. her türlü kötülüğü yapan, tüm savaşları başlatan, işkenceye başvuran, kovan, sahiplenen, bir ulusun tarihini ateş ve barutla şekillendiren erkeklerdir. filmdeki orkestranın bile tüm elemanları erkektir. eleniye kalansa bol bol gözyaşıdır.
--spoiler--
--spoiler--
yönetmenliğinin 35. yılında theo angelopoulosun bu 12. filmi, 20. yüzyılın başlarında göç etmek zorunda kalan yunanlara adanmış.
başrolünde ağulu bir müzik olan bu ağıt bolşevik devrimi sonrası odessadan sürülen rumların, ağaları önde, selanik yakınlarında olduğu düşünülen bir çayıra gelmeleriyle başlar. filmin bu ilk sahnesi aynı zamanda angelopoulosun kullanacağı göstergeleri tanıttığı bir sekanstır.
odessadan gelen grubun ağası ve onun ailesi filmin başkahramanları, angelopoulosun kendi babasının adını verdiği spiro ağa, odessadan gelirken yanında bir de küçük eleni getirir. ilk sahneden son sahneye kadar erkeklerin yarattığı tüm acılar bu kadının etrafında geçecek biçimde anlatılır.
filmin başrolünde müzik olması, spironun oğlunun bir müzisyen olması, akordeon çalması, angelopoulos'un filminin karakteristik özellikleri arasında sayılabilir. fonda yunan tarihi kan ve gözyaşlarıyla yazılırken, nikonun çabalarıyla kurulan bir orkestranın yaptığı müzik duyulur sürekli olarak. türk ezgileri, rum ezgilerine karışır. coşkulu dans müzikleri çalarken dahi, bir hüzün ve ağlama isteği hissedilir.
su, bayraklar, siyah bayraklar, beyaz bayraklar, beyaz çarşaflar, kayıklar angelopoulos'un film boyunca kullandığı imgelerdir.
yunanlar yaşadıkları savaşlar nedeniyle sürekli hareket etmek zorunda kaldılar. filmde görülen harekete hazır gemi, sal ve kayıklar, bu zorunlu hareketliliği simgeler.
beyaz bayraklar, barışa duyulan özlemi ya da saplantıyı gösterirken, film boyunca tüm beyaz bayraklar ya devamlı kanla kirlenir ya da barış çağrısı yapmak yerine ülkenin kendi çocuklarını içinde saklayan bir paravan olarak kullanılır. çocuklar saklanırlarken bile müzik yapmaya, adeta düşünmeden otomatik olarak çalmaya devam ederler.
siyah bayraklar ise filmde eksikliği hiç hissedilmeyen ölümün göstergesidir. insanlar filmde pek sık öldürülürler. herkes ölmeye ya da öldürmeye adaydır. yunan insanının duymaya zorlandığı suçluluk duygusu. insanların devamlı yanlış yaptıklarını düşünmesi. beraberlikleri onaylanmayan çifte gözdağı vermek için koyunların bacaklarından koca bir ağaca asılmaları biçiminde gerçekleştirilen katliam, doğrudan kim olduğu bilinen çayır insanları tarafından gerçekleştirilen tek katliamdır. bunun dışındaki tüm tehditler ve katliamlar hep dışardan yönlendirilir.
i̇kinci dünya savaşı ellerini filmdeki aileye her iki cepheden birden uzatır. hem pasifik'ten, hem de avrupa' dan. i̇ç savaş da, dışardaki savaştan kurtulabilmiş olanları kavurur ve yok eder. mitolojik bir göndermeyle, ikiz kardeşler bile büyüyünce karşı cephelerde vuruşarak birbirlerini öldürürler.
film bir kadının, eleninin etrafında dönse ve ilk sahneden son sahneye kadar hep eleni görülse de, o bu filmde sadece bir figüran gibidir ve başrolde aslında erkekler vardır. her türlü kötülüğü yapan, tüm savaşları başlatan, işkenceye başvuran, kovan, sahiplenen, bir ulusun tarihini ateş ve barutla şekillendiren erkeklerdir. filmdeki orkestranın bile tüm elemanları erkektir. eleniye kalansa bol bol gözyaşıdır.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar