bugün
- iç sıkıntısından intihar etmek17
- ben bu yazıyı oğluma yazdım2
- en iyi antidepresan7
- kötü biri olduğunu bilmek5
- true denilen yazar10
- sana vurana sen de vur diyen ebeveyn2
- o kadar zengin olmak ki ölümü yenememek11
- deli olduğunun farkına varmak6
- determinizm2
- psikologa para vermemek için en iyi aktivite6
- 12 haziran 2026 kanada bosna hersek maçı7
- diyanetin abd'deki villaları8
- arkadaşlar nasılsınız6
- deniz şortunun içine boxer giyilir mi sorunsalı10
- acıkmamak için öneriler5
- iyi öpüşmek için yapılması gerekenler14
- kontrat fosfor karburator5
- geleyim beş dakika göreyim seviyesinde sevmek13
- gammazlar çetesi18
- çocuk parklarındaki yalnız yetişkin yasağı2
- airfryer alanlar şimdi ne yapıyor4
- cilgincapkin221
- milli takım şarkısının akp tarafından üretilmesi12
- zall sözlüğü bizzat takip ediyor18
- gecenin şarkısı5
- birader beylerin birader beyler olmaları7
- elon muskın ilk dolar trilyoneri olması5
- chp'nin hali ne olacak49
- en çok kullandığınız ağrı kesici9
- ümmetçiler neden filistin'i kurtarmıyor10
- soğuk suda duş almak2
- uludağ sözlüğün en yakışıklı ve en zeki yazarı4
- ayran ve şalgam suyunu karıştırıp içmek3
- ayağı alçılı kız yıkamak5
- rocky 4 te aporlo'nun ölmesi3
- iç sesin sürekli konuşması3
- sarı yeleli aslan trump8
- karamanoğlu beyliğinin bayrağı6
- ferdi tayfurun 6 milyar tl servet yapması4
- türkiye de yaşanabilir en ideal şehir5
- ben bu dünyada hangi boşluğu dolduruyorum15
- zaman baba birader bey birader4
- anın görüntüsü18
- zallın fake hesabı var mı9
- yazarları gülümseten şeyler6
- hababam sınıfı semra hoca7
- mor semsiyeli yabanci14
- talibanin kadınlara hemşire ve ebeliği yasaklaması10
- gocu26
- cibali sahil3
hanekenin bu sene cannes film festivalinde yardırdığı film. bir haneke hayranı olan mojonun sıcak sıcak spoilerı yeni çıktı.
--spoiler--
öncelikle tüm filmleriyle rahatsız eden bir yönetmenin aşk gibi bir konuyu nasıl işleyebileceğini çok düşündüm filmi izlemeden önce. yine yönetmenimiz, aşkın en vurucu dönemini ele almış. anne ve georges'un yaşlı insanlar olduğunu görüyoruz ve aralarındaki saygıyı hiç bir zaman kaybetmemiş olduklarını , sonsuza kadar da kaybetmeyeceklerini zannettiğimiz için filmi aşk boyutunda bu kadar rahatsız edici izledik. bizde bir söz vardır ninelerimiz söyler genellikle 'yatıp da kapılara baktırmasın' tarzı. bu filmde baştan beri bunu buram buram kokladım. çünkü aşkın sadakat , fedakarlık ve bağlılık boyutunu anca böyle bir anda görürdük, hastalık anında muhtaç olunan anda. filmde anne'nın bazı yerlerde georges'a kötü davranma kısmını beğenmedim. oysa okuduğum her film eleştiri yazısında georges' un ne kadar bencil olduğunu söylemişler. kesinlikle gösterilen sahnelerin altında derin boyutların olduğunu düşünüyorum. georges' ta da anne 'da da. ikisi de ölümden korkmuyor, ama millet ne der arkamızdan neler yapar, torunlarımız cenazede güler, kimse gelmez cenazeye havasında. bu genellikle yaşlılarda görülen bir özellik. georges cenaze törenini anne' ye anlatırken bunu farkediyoruz. ve sonda yaptığı davranışı, anne'yi evde bırakmasını, giydirmesini, kapıyı bantlamasını buna bağlıyorum. bencilliğine ya da aşka değil! anne ' da da kocasına sürekli yük olacakmış, her an mızmızlık yapacakmış havasını beğenmedim. zaten rahatsız ettiği kısımlar oralarda başladı. altına cişini yapmasında georges bu olayı büyütmemesine rağmen ikinci bir felç geçirdiğini gördüğümüzde anne'da da sorunlar olduğunu fark ediyoruz. kadın kocasını geçmişinde hep ciddi, hep güçlü, duygusal olmayan bir adam olarak gördüğü için felç durumunda bile çekinmesinden, dokunamamasından, hep ben hastayım modundan nefret ettim. anne georges ile konserden geldiklerinde georges' un ' bunu göz ardı edemeyeceğim çok güzeldin' demesini görmüyor. oysa georges'un karısını beğenen ve romantik bir adam olduğunu; kahvaltı esnasında anne felçli olmamasına rağmen ona bir şeyler anlatmasını, çocukluğunda izlediği filmde ağladığını, garip hissettiğini anlatarak duygusal olduğunu; karısına saygısızlık yapan hizmetliyi parasını verip gönderecek kadar da ona bağlı olduğunu görüyoruz. kesinlikle georges' un bencil olduğunu düşünmüyorum. kayışı koparan kısmı ve bizi sarsan kısmı georges' un anne'ye tokat attığı zaman. ondan sonra film ikiye bölünmüş gibi zaten. ilk bölümde anne'nin felçli durumu ve çektikleri ona acıdığımız kısmı ikinci bölümde georges' un yaşadığı bunalım. güvercini öldürme sahnesi bunalımın en iyi örneğiydi. öldürülme korkusu, yalnız kalma korkusu, eşini kaybetme korkusu bunların hepsi birleşince son sahnede georges'un kafayı yediğini görüyoruz. haneke yine harika bir eser çıkarmış, piyano ve kitaplık dekoruyla benim yönetmenimdir, saygılar.
--spoiler--
--spoiler--
öncelikle tüm filmleriyle rahatsız eden bir yönetmenin aşk gibi bir konuyu nasıl işleyebileceğini çok düşündüm filmi izlemeden önce. yine yönetmenimiz, aşkın en vurucu dönemini ele almış. anne ve georges'un yaşlı insanlar olduğunu görüyoruz ve aralarındaki saygıyı hiç bir zaman kaybetmemiş olduklarını , sonsuza kadar da kaybetmeyeceklerini zannettiğimiz için filmi aşk boyutunda bu kadar rahatsız edici izledik. bizde bir söz vardır ninelerimiz söyler genellikle 'yatıp da kapılara baktırmasın' tarzı. bu filmde baştan beri bunu buram buram kokladım. çünkü aşkın sadakat , fedakarlık ve bağlılık boyutunu anca böyle bir anda görürdük, hastalık anında muhtaç olunan anda. filmde anne'nın bazı yerlerde georges'a kötü davranma kısmını beğenmedim. oysa okuduğum her film eleştiri yazısında georges' un ne kadar bencil olduğunu söylemişler. kesinlikle gösterilen sahnelerin altında derin boyutların olduğunu düşünüyorum. georges' ta da anne 'da da. ikisi de ölümden korkmuyor, ama millet ne der arkamızdan neler yapar, torunlarımız cenazede güler, kimse gelmez cenazeye havasında. bu genellikle yaşlılarda görülen bir özellik. georges cenaze törenini anne' ye anlatırken bunu farkediyoruz. ve sonda yaptığı davranışı, anne'yi evde bırakmasını, giydirmesini, kapıyı bantlamasını buna bağlıyorum. bencilliğine ya da aşka değil! anne ' da da kocasına sürekli yük olacakmış, her an mızmızlık yapacakmış havasını beğenmedim. zaten rahatsız ettiği kısımlar oralarda başladı. altına cişini yapmasında georges bu olayı büyütmemesine rağmen ikinci bir felç geçirdiğini gördüğümüzde anne'da da sorunlar olduğunu fark ediyoruz. kadın kocasını geçmişinde hep ciddi, hep güçlü, duygusal olmayan bir adam olarak gördüğü için felç durumunda bile çekinmesinden, dokunamamasından, hep ben hastayım modundan nefret ettim. anne georges ile konserden geldiklerinde georges' un ' bunu göz ardı edemeyeceğim çok güzeldin' demesini görmüyor. oysa georges'un karısını beğenen ve romantik bir adam olduğunu; kahvaltı esnasında anne felçli olmamasına rağmen ona bir şeyler anlatmasını, çocukluğunda izlediği filmde ağladığını, garip hissettiğini anlatarak duygusal olduğunu; karısına saygısızlık yapan hizmetliyi parasını verip gönderecek kadar da ona bağlı olduğunu görüyoruz. kesinlikle georges' un bencil olduğunu düşünmüyorum. kayışı koparan kısmı ve bizi sarsan kısmı georges' un anne'ye tokat attığı zaman. ondan sonra film ikiye bölünmüş gibi zaten. ilk bölümde anne'nin felçli durumu ve çektikleri ona acıdığımız kısmı ikinci bölümde georges' un yaşadığı bunalım. güvercini öldürme sahnesi bunalımın en iyi örneğiydi. öldürülme korkusu, yalnız kalma korkusu, eşini kaybetme korkusu bunların hepsi birleşince son sahnede georges'un kafayı yediğini görüyoruz. haneke yine harika bir eser çıkarmış, piyano ve kitaplık dekoruyla benim yönetmenimdir, saygılar.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar