bugün

ikinci abdülhamid

osmanlı - rus savaşının ardından 1877-1879 yılları arasında istanbul'a dört yüz bine yakın göçmen gelmiştir. sokaklarda evsiz, barksız, hasta, kimsesiz çocuk ve dilenciler artmıştır. dönemin sultanı ıı. abdülhamid han bu ihtiyaç sahiplerini bir araya toplayıp ıslah ederek sanat sahibi yapmak maksadıyla darülaceze'yi kurdurtmuştur. sultanımız darülaceze'nin kuruluş masraflarını karşılamak için özel eşyalarını müzayedeye çıkarttırarak 7.000 altın lira gelir sağlamıştır. bununla birlikte 10.000 nakit lira da bağış yapmıştır.

kurulduğu günden bu yana 29.000'i çocuk olmak üzere toplam 71.000 kişiye "şefkat yuvası" olan darulaceze; din, dil, ırk, sınıf ve cinsiyet farkı gözetmeksizin bakıma muhtaç, yaşlı, sakat ve sokağa terkedilmiş yavrulara hizmet vermeye devam etmektedir. sultanımız bugün vefatının 95. yılında burada düzenlenen bir sempozyumda anıldı.

şimdi dikkat!

varını yoğunu ortaya koyup dulların, yetimlerin, kimsesizlerin,... kurtarıcısı olan ve şefkat sultanı abdülhamid han olarak anılan sultanınızı anmak üzere darulaceze'ye gittiğinizde sizi mustafa kemal'in büstü karşılıyor. bu büst nerede biliyor musunuz? "bab-ı şefkat" olarak anılan kapıdan girenleri karşılayan "övünç sütunu"nun hemen önünde. bu sütuna övünç sütunu (mefharet sütunu) denmesinin sebebi de yukarıda yazdıklarımdan anlaşılabilir. diğer yandan, bu sütunun bulunduğu bahçede dünyanın hiçbir yerinde rastlanmayacak bir hadise var. bu sütunun bulunduğu bahçede büyük dinlerin ibadethaneleri olan cami, kilise ve havra bir arada bulunuyor.

şimdi soruyorum size, bu mübarek bahçedeki övünç sütununun tam önüne aşağıdaki fotoğrafta yer alan büstü koyanlara ne diyelim?

görsel

ya da durun! henüz bir şey demeyelim. aynı hastalıklı zihniyet, darülaceze'nin kapısındaki ıı. abdülhamid'in tuğrasının bulunduğu osmanlı devlet armasını ve kitabesini kazıdı. cumhuriyetin vandallarının bu tuğra tahammülsüzlüğüne çevrenizdeki birçok osmanlı eserine dikkatlice inceleyerek baktığınızda rastlayabilirsiniz. her yer kazınmış tuğra... bu da derin bir konudur. bilahare kanıtlarıyla birlikte ayrıntılı bir şekilde anlatılacaktır.

evet! ne diyorduk? şimdi ne diyelim?

ya da yine boş verin. ne desek az kalacak çünkü. allah şahidimdir söylemek için sıraladığım bütün hakaret cümleleri anlam kaybediyor cumhuriyetin bu korkunç zihniyeti karşısında.
© copyright 2005 - 2026