bugün
- neli dondurma seversiniz14
- katatespizartmasi14
- zona5
- kürtçe zorunlu ders olmalıdır15
- katatespizartmasi benimle evlenir misin5
- sözlük erkeklerinin kıskanç ve kompleksli olması8
- arkadaşlar8
- onu özlediğiniz anlar6
- limonlu dondurma8
- saçlarını boyatıp nasıl olmuş diye soran kız4
- kadın yazarların kavga etmesi5
- yunanlıların neşet ertaş'ı çalması6
- turşunun iyisi limonla mı sirkeyle mi5
- kızlar bir rezillik çıkarmayacaksa gidiyorum5
- sadece kadın yazarları artılamak4
- charlotte sullivan4
- limon yiyen erkek4
- kelebeklerin bir boka yaramaması8
- alfa erkek5
- markus söder2
- 2028 de genel seçim olmazsa ne yaparsınız2
- ne yaptığı anlaşılmayan satranç oyuncusu3
- ağaçtan meyve koparıp yemek3
- kadınlar mı daha zeki erkekler mi sorunu6
- boris rhein2
- türk insanın artık hiçbir şeye tepki vermemesi3
- sokakta dayak yiyen kadına yardım etmek9
- kadınların bir şeyleri abartması3
- aslan3
- 3 ağustos 2026 aykolik gocu buluşması19
- gudat2
- en gey özelliğiniz8
- hendrik wüst2
- osmanlıca sözcükler5
- sosyal medya2
- baden württemberg3
- erkek yazara özel mesaj atan erkek yazar3
- artık film izleyememek2
- makyaj yapan kadın çirkindir3
- karınca yuvasını tükürükle kapatan çocuk2
- depresyonun en kötü hali5
- herkes kendi başlık açıp kendi konuşuyor4
- gece havlayan köpek3
- tatilbudur tercih etmeyin3
- cem özdemir2
- yazarların en son bitirdiği kitap8
- sivrisineklerin şerefsiz olması4
- artı oy alamayınca üzülen yazar modeli3
- yağmurcu neden akpli13
- bavyera2
07.04.1939da Kerkükte doğan Nejdet Koçak ilk, orta ve lise tahsilini Kerkükte tamamladı. Babası Nurettin Ali Tevfik, bir Türkmen öğretmeniydi. 1958 yılında Türkiyeye gelerek Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Makineleri Bölümüne girdi. 1962 yılında bu fakülteden Ziraat Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu. Daha sonra Kerküke döndü ve 1962-64 yılları arasında Tarım Bakanlığına bağlı Zirai Donatım Müdürlüğünde çalıştı. 1964 yılında Türkiyeye tekrar geldi ve 1966 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinde Masterını, 1969 yılında da aynı üniversitede doktorasını tamamladı. Daha sonra Iraka döndü ve 1970 tarihinden itibaren Bağdat Üniversitesi Mühendislik Fakültesinde öğretim görevlisi olarak göreve başladı. 1976 yılında Doçent oldu.
Necdet Koçak, milli dava uğruna daha ortaokul ve lise dönemlerinde çalıştı. Nitekim 1959 yıllında Kerkük Katliamında şehit edilen Türkmen lideri Ata Hayrullahın gizli olarak kurduğu gençlik teşkilatında faaliyet gösterdi ve başkanlığını yaptı.
14 Temmuz 1958de Irakta Krallık idaresinin Albay Abdülkerim Kasım tarafından devrilmesinde, 19 yaşındadır. Bundan sonraki gelişmeleri yakından gözlemleyecek ve engin milliyetçi ruhunda sentezleyecektir. ihtilalden 3 ay sonra 22 Ekim 1958de Barzani (Molla Mustafa Barzani (1903-1979), şimdiki Mesut Barzaninin babası) Kerkükten büyük nümayişlerle geçerek Süleymaniyeye gider. Peşine taktığı yüzlerce komünist Kürt büyük azgınlıklar içinde, önlerine gelen Türklere hakaret ederler, hadise
çıkartırlar, Kerkükü terk edin, Kerkük bizimdir diye bağırırlar. Kürtlerin emellerini ve bugünkü noktaya nasıl gelindiğini 50 yıl önceden göremeyen devlete devlet denir mi? Ya da ne denir?
Mart 1959da Türklere karşı bir sindirme hareketi başladı. Yılların Kürt-Arap çatışması unutuldu ve Türke karşı sindirme ve imha hareketi başlatıldı. Haziran ortasına kadar Türklere tam anlamıyla kan kusturuldu.
14 Temmuz 1959; Iraktaki ihtilalin seneyi devriyesidir. Şehir tam bir bayram havası içindedir. Fakat sadece Kürtler kamyonlara doldurulmuş, ellerinde sopalar, taşlar ve silahlarla şehri dolaşıp Türkleri tehdit ediyorlardı. ilk olarak bir Türk kahvesini basıp içeridekilere ateş ettiler. ilk şehit Kahveci Osmandır. Hırslarını tatmin edemiyorlardı, şehidimizi bir arabanın arkasına bağlayıp caddelerde sürüklediler. Sokağa çıkma yasağı konuldu, ama Kürtler hariç. Sokakta yakalanan çoluk çocuk bütün Türkler barbarca öldürüldü, işkence edildi, direklere asıldı, açtıkları çukurlara diri diri gömüldü ve iki ayrı arabaya bağlayıp parçalandı. Başta Lider Binbaşı Ata Hayrullah olmak üzere 36 Türk şehit edildi. Maalesef Türkiye bütün bunları seyretti ve Birkaç Yüz Türk için Irakla dostluğumuzu bozamayız diyen bakanları bünyesinde bulunduran Türk Hükümeti, cinayetler karşı suskun kaldı ve Kasım ihtilaline dostluk elini uzattı.
Genç Necdet, bütün bu soykırımları, cinayetleri, Türklere karşı oynanan kalleşçe oyunları birebir yaşadı. Bu olayları Türkiyeye bütün detayıyla ilk defa getiren ve duyuran kişi oldu. Hazırlanan yeni anayasada, Irakın altıda bir nüfusunu teşkil eden Türkmenlerin yer almayışını hemen gördü. Bunun Orta Doğu petrol bölgesinde Türkiyenin söz hakkını sıfıra indiren ingiliz taktiği olduğunu fark edecek ve olayların önünü ve arkasını çok iyi takip ederek, milletine karşı tertiplenen gizli planları sezecek ve şahadetine kadar sürecek 22 yıllık ömrünü bu gözlem ve sezgilerine göre programlayacaktır.
22 Mart 1979 tarihinde Türkiye hesabına casusluk yapmak ve Türkçülük suçu isnat edilerek tutuklandı. 10 ay gibi uzun bir süre nerede olduğu bile bilinmedi. Söylediklerine inanmadılar. Zincirlere vurdular. Vakit namazlarını kılmasına izin vermediler. Kurtarılması için Devrin Cumhurbaşkanına, Başbakanına, bakanlarına ulaşılmıştı. Temas edilen hariciyeciler, körkütük aptala yatıyorlardı. Sonuçta, bu dava adamı kurtarılamadı. Uzun süren mahkeme safahatı, Türkiyeyi idare edenler açısından bir hicap tablosudur, yüz karasıdır.
On ay sonra 16 Ocak 1980 tarihinde ilk ve son defa görüldüğünde, idam edileceğini bildiği halde her zamanki gibi vakur, dimdik ve asildi.
16 Ocak 1980 sabah karşı saat 6.44de Bağdatta Saddam rejimi tarafından idam edildi, şahadet şerbetini içerek şehitlere serdar oldu. Dava arkadaşları Abdullah Abdurrahman, Adil Şerif, Dr. Rıza Demirci ve Halit Akkoyunlu Onu bu cennet yolculuğunda yalnız bırakmadılar. Cenaze, Irak gizli servisi nezaretinde, aileden birkaç kişinin iştirakiyle gizlice kaldırıldı. Türkiyeden bir partinin lideri, idamları müteakip Saddam Hüseyin tarafından özel surette Bağdata davet edildi. Devlet başkanlarına yakışır bir biçimde cömertçe ağırlandı. Bu zat Türkiyeye döndüğünde, Irakta Türklere baskı yapılmadığını, idam edilenlerin de, camilerde namaz kılan halkın yüzüne kezzap döken teröristler olduğunu söylemek gaflet, dalalet ve hıyanetinde bulundu.
Necdet Koçak, milli dava uğruna daha ortaokul ve lise dönemlerinde çalıştı. Nitekim 1959 yıllında Kerkük Katliamında şehit edilen Türkmen lideri Ata Hayrullahın gizli olarak kurduğu gençlik teşkilatında faaliyet gösterdi ve başkanlığını yaptı.
14 Temmuz 1958de Irakta Krallık idaresinin Albay Abdülkerim Kasım tarafından devrilmesinde, 19 yaşındadır. Bundan sonraki gelişmeleri yakından gözlemleyecek ve engin milliyetçi ruhunda sentezleyecektir. ihtilalden 3 ay sonra 22 Ekim 1958de Barzani (Molla Mustafa Barzani (1903-1979), şimdiki Mesut Barzaninin babası) Kerkükten büyük nümayişlerle geçerek Süleymaniyeye gider. Peşine taktığı yüzlerce komünist Kürt büyük azgınlıklar içinde, önlerine gelen Türklere hakaret ederler, hadise
çıkartırlar, Kerkükü terk edin, Kerkük bizimdir diye bağırırlar. Kürtlerin emellerini ve bugünkü noktaya nasıl gelindiğini 50 yıl önceden göremeyen devlete devlet denir mi? Ya da ne denir?
Mart 1959da Türklere karşı bir sindirme hareketi başladı. Yılların Kürt-Arap çatışması unutuldu ve Türke karşı sindirme ve imha hareketi başlatıldı. Haziran ortasına kadar Türklere tam anlamıyla kan kusturuldu.
14 Temmuz 1959; Iraktaki ihtilalin seneyi devriyesidir. Şehir tam bir bayram havası içindedir. Fakat sadece Kürtler kamyonlara doldurulmuş, ellerinde sopalar, taşlar ve silahlarla şehri dolaşıp Türkleri tehdit ediyorlardı. ilk olarak bir Türk kahvesini basıp içeridekilere ateş ettiler. ilk şehit Kahveci Osmandır. Hırslarını tatmin edemiyorlardı, şehidimizi bir arabanın arkasına bağlayıp caddelerde sürüklediler. Sokağa çıkma yasağı konuldu, ama Kürtler hariç. Sokakta yakalanan çoluk çocuk bütün Türkler barbarca öldürüldü, işkence edildi, direklere asıldı, açtıkları çukurlara diri diri gömüldü ve iki ayrı arabaya bağlayıp parçalandı. Başta Lider Binbaşı Ata Hayrullah olmak üzere 36 Türk şehit edildi. Maalesef Türkiye bütün bunları seyretti ve Birkaç Yüz Türk için Irakla dostluğumuzu bozamayız diyen bakanları bünyesinde bulunduran Türk Hükümeti, cinayetler karşı suskun kaldı ve Kasım ihtilaline dostluk elini uzattı.
Genç Necdet, bütün bu soykırımları, cinayetleri, Türklere karşı oynanan kalleşçe oyunları birebir yaşadı. Bu olayları Türkiyeye bütün detayıyla ilk defa getiren ve duyuran kişi oldu. Hazırlanan yeni anayasada, Irakın altıda bir nüfusunu teşkil eden Türkmenlerin yer almayışını hemen gördü. Bunun Orta Doğu petrol bölgesinde Türkiyenin söz hakkını sıfıra indiren ingiliz taktiği olduğunu fark edecek ve olayların önünü ve arkasını çok iyi takip ederek, milletine karşı tertiplenen gizli planları sezecek ve şahadetine kadar sürecek 22 yıllık ömrünü bu gözlem ve sezgilerine göre programlayacaktır.
22 Mart 1979 tarihinde Türkiye hesabına casusluk yapmak ve Türkçülük suçu isnat edilerek tutuklandı. 10 ay gibi uzun bir süre nerede olduğu bile bilinmedi. Söylediklerine inanmadılar. Zincirlere vurdular. Vakit namazlarını kılmasına izin vermediler. Kurtarılması için Devrin Cumhurbaşkanına, Başbakanına, bakanlarına ulaşılmıştı. Temas edilen hariciyeciler, körkütük aptala yatıyorlardı. Sonuçta, bu dava adamı kurtarılamadı. Uzun süren mahkeme safahatı, Türkiyeyi idare edenler açısından bir hicap tablosudur, yüz karasıdır.
On ay sonra 16 Ocak 1980 tarihinde ilk ve son defa görüldüğünde, idam edileceğini bildiği halde her zamanki gibi vakur, dimdik ve asildi.
16 Ocak 1980 sabah karşı saat 6.44de Bağdatta Saddam rejimi tarafından idam edildi, şahadet şerbetini içerek şehitlere serdar oldu. Dava arkadaşları Abdullah Abdurrahman, Adil Şerif, Dr. Rıza Demirci ve Halit Akkoyunlu Onu bu cennet yolculuğunda yalnız bırakmadılar. Cenaze, Irak gizli servisi nezaretinde, aileden birkaç kişinin iştirakiyle gizlice kaldırıldı. Türkiyeden bir partinin lideri, idamları müteakip Saddam Hüseyin tarafından özel surette Bağdata davet edildi. Devlet başkanlarına yakışır bir biçimde cömertçe ağırlandı. Bu zat Türkiyeye döndüğünde, Irakta Türklere baskı yapılmadığını, idam edilenlerin de, camilerde namaz kılan halkın yüzüne kezzap döken teröristler olduğunu söylemek gaflet, dalalet ve hıyanetinde bulundu.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar