bugün
- sözlük çok güzel ya5
- sinem dedetaş8
- kapadokyada peri bacası çöktü4
- sigara içelim mi4
- atatürk'ün vizyonunun inanılmazlığı7
- gocu uzun süre çaylak mı kaldı3
- gocu yu bulup getirene tam 100 lira veriyorum3
- 29 ekim cumhuriyet bayramı14
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı20
- ekşi sözlük toplu yazar alımı5
- apo çıkarsa ulusalcılar ne yapacak5
- yaşasın cumhuriyet5
- demokratikleşme paketi için ne dediler3
- bizi küçümsediler2
- 29 ekim 2026 bitlisspor kayserispor maçı4
- anın görüntüsü9
- escort taş mı yesin11
- muğla vs uşak afyon denizli aydın kütahya manisa4
- yıkılmadım ayaktayım2
- israil de seçim sonrası soruşturma talebi2
- miss universe 20263
- siirtspor2
- karanfil sokak2
- sırrı süreyyacı ünlülerin 29 ekim kutlaması7
- cumhuriyet bayramı14
- ısparta nokulu6
- alzheimer günlüğü6
- arkadaşlar nerdesiniz2
- futbol17
- sözlük yazarlarının çayları6
- gustavo fring'in en büyük hatası2
- opel vectra a3
- müslüm gürses şarkılarındaki felsefi sözler6
- hayat koçu ile yaşam koçu arasındaki fark7
- fatih terim'in fenerbahçe'nin başına geçmesi8
- halk aşksızsa sokaklar banka dükkanlarıyla doludur5
- i will always love you3
- türkiye cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır4
- dabbe3
- fenerbahçe'nin yeni stad projesi3
- eşekler yıllardır yapay zekadan bahsetmiştir5
- dalaman2
- bir kıza saklama kabı hediye etmek11
- kartoncu bey birader beydir2
- muhtaç olduğun kudret3
- gocu'nun sözlüğe vedası3
- erzurum vs kars2
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı13
- yeniden de sevebiliriz akdeniz2
- koşmak yerine ağırlık kaldırmak5
yine postmodern, yine postmodern...
evet, ilk söyleyeceğim şey budur, son zamanlarda da hep böyle olmuştur. çekilen 10 filmin neredeyse 9'u postmodern kalmaktadır. keza kitaplar da öyle..
canım arkadaşım,innaritum benim... bak o kadar bilgilisin, kültürlüsün, entelektüelsin, emek vermiş koca bir film çekmişsin, ama kendi fikrini belirtmemişsin be arkadaşım? tamam, anlatılan hikaye ve mesaj güzel, yanlış şeyler yapılıyor, biliyoruz da, yarım bırakmaya, sadece genel geçer bir bakış açısıyla film çekmeye ne gerek var allasen? kendi fikrin olmadıkça, "aslında şöyle olmalıdır, ya da aslında böyle olmaktayken olmamalıdır" diye elle tutulur bir fikir belirtmezsen bu ne kadar sanat sayılır? yapmayın böyle şeyler, yeter artık aaa.. ben sıkıldım siz sıkılmadınız be..
her neyse.. film güzel film. dediğim gibi, postmodern yaklaşmasa çok güzel film.. anlatılan konu öyle ahım şahım özgün değil ama özgün bir yerden yakaladığından özgün de sayılabilir. güzel film işte..
gelelim izleyenlerle sohbete...
--spoiler--
aslında bütün film, en sonda japonya'daki haber bültenini sunan spikerin söylediği şeyden ibarettir:
"ve amerikalılar mutlu sona ulaştı..."
fas... iki çocuk.. bir zamanlar hepimiz çocuktuk.. türlü denyoluklar, türlü fırlamalıklar yapmadık mı? yaptık.. ha onlar gibi de yapmadık elbet ama, diyorum ya, ikisi de çocuk.. çocuk işte, ne bilsin? aklı erer mi böyle şeylere sanki? bir de tabi dağda bayırda, keçi otlatarak büyütmüşsen, farklı dünyalar ve farklı yaşamlar görmemişsen malesef ki kendini de geliştiremezsin, daha da çocuk kalırsın.. demek ki neymiş? bu kurşunu atanlar, çocuk bile sayılmayacak yaşta iki küçükmüş..
bu kurşun atıldıktan sonra ne olmuş peki? abd hükümeti devreye girerek, ilan edilmesi gerekenleri terörist yahut şüpheli ilan etmiş. sonra da vatandaşını korumak için gereken her şeyi yapmış. terörist olduğu gerekçesiyle küçük bir çocuk öldürülmüş, -ki bizde de örneği vardır; (bkz: uğur kaymaz)- birkaç masum insan evire çevire dövülmüştür. bu masum insanların ne olup bittiğinden dahi haberi yoktur. devlet gelip dayak atmıştır, onlar da yemiştir.. olay budur..
bu saatlerde meksika'da bir düğün yapılmaktadır. bu düğüne fas'ta vurulan kadının çocuklarına bakan kadın da gidecektir, çünkü oğlunun düğünüdür. çocuklara bakacak kimseyi bulamadığından mecburen onları da yanına alarak meksika sınırını geçer. düğün yapılır, biter.. geri dönüş yolunda, sınıra vardıklarında anneleri "teröristler" tarafından vurulan iki çocuğu gören görevliler araba üzerinde sıkı bir arama yapar. bu esnada arabanın şoförü olan matrak ve fırlama gencimiz de polisle şaka maksatlı olarak hafifçe dalaşır. fakat işler ciddidir. polis kendisine ciddi anlamda kötü davranmakta, resmen bir kaçak yahut terörist muamelesi yapmaktadır.
tabi bunun sebebinin kendisinin şaka yollu dalaşmaları olduğunu düşünen, işin aslından haberi olmayan gencimiz de inada bindirir ve gazı kökleyerek kaçmaya başlar.. sonrası bellidir işte.. kadın yakalanır, sınırdışı edilir..
burada dikkat edilmesi gereken bir nokta da, kadın yakalandıktan sonra karakolda polisin, çocukların babasının aranmasından sonra babanın çok kızdığı fakat "lütfederek" mahkemeye intikal ettirmeyeceği yönündeki bilgi aktarımıdır. kadın buna da elbette teşekkür etmiştir. oğlunun düğününde oğlunun yanında olmaması, bir amerikalının çocuklarına birilerinin bakmasından daha önemli değildir, hatta yanında lafı bile edilemez!
düğün iptal edilip tekrar yapılsın diye de bir teklif gelmişti, düğünde görülüyor ki 1000'e yakın insan var.. nasıl iptal edilebilir düğün?
her neyse, sonuç olarak hiçbir şeyden haberdar olmayan bir grup insan da meksikada terörist yahut suçlu konumuna gelmiştir.
tüm bunlar yaşanırken japonya'da bir kız da cinsel ilişkiye giremediği için hayata küsmüştür! o da o denli önemlidir elbet! (kızın sorunları olduğunu biliyorum, ama o denli büyük sorunlar mıdır? elbette hayır..)
sonuç olarak, spikerin de dediği gibi, amerikalılar mutlu sona ulaşmış, her şey çözülmüştür.. mesele aslında bu kadar basittir.
bir de meksikanın meksikalılarla dolu olmasından dolayı tehlikeli olması durumu vardı ki gerçekten güzel bir espri ve tespit idi.. o da aslında filmi özetleyebilecek bir cümle..
--spoiler--
eveeet, işte böyle.. bir film eleştirisini daha postmodern filmlere bir son verilmesini dileyerek bitiriyorum efendim, iyi seyirler..
evet, ilk söyleyeceğim şey budur, son zamanlarda da hep böyle olmuştur. çekilen 10 filmin neredeyse 9'u postmodern kalmaktadır. keza kitaplar da öyle..
canım arkadaşım,innaritum benim... bak o kadar bilgilisin, kültürlüsün, entelektüelsin, emek vermiş koca bir film çekmişsin, ama kendi fikrini belirtmemişsin be arkadaşım? tamam, anlatılan hikaye ve mesaj güzel, yanlış şeyler yapılıyor, biliyoruz da, yarım bırakmaya, sadece genel geçer bir bakış açısıyla film çekmeye ne gerek var allasen? kendi fikrin olmadıkça, "aslında şöyle olmalıdır, ya da aslında böyle olmaktayken olmamalıdır" diye elle tutulur bir fikir belirtmezsen bu ne kadar sanat sayılır? yapmayın böyle şeyler, yeter artık aaa.. ben sıkıldım siz sıkılmadınız be..
her neyse.. film güzel film. dediğim gibi, postmodern yaklaşmasa çok güzel film.. anlatılan konu öyle ahım şahım özgün değil ama özgün bir yerden yakaladığından özgün de sayılabilir. güzel film işte..
gelelim izleyenlerle sohbete...
--spoiler--
aslında bütün film, en sonda japonya'daki haber bültenini sunan spikerin söylediği şeyden ibarettir:
"ve amerikalılar mutlu sona ulaştı..."
fas... iki çocuk.. bir zamanlar hepimiz çocuktuk.. türlü denyoluklar, türlü fırlamalıklar yapmadık mı? yaptık.. ha onlar gibi de yapmadık elbet ama, diyorum ya, ikisi de çocuk.. çocuk işte, ne bilsin? aklı erer mi böyle şeylere sanki? bir de tabi dağda bayırda, keçi otlatarak büyütmüşsen, farklı dünyalar ve farklı yaşamlar görmemişsen malesef ki kendini de geliştiremezsin, daha da çocuk kalırsın.. demek ki neymiş? bu kurşunu atanlar, çocuk bile sayılmayacak yaşta iki küçükmüş..
bu kurşun atıldıktan sonra ne olmuş peki? abd hükümeti devreye girerek, ilan edilmesi gerekenleri terörist yahut şüpheli ilan etmiş. sonra da vatandaşını korumak için gereken her şeyi yapmış. terörist olduğu gerekçesiyle küçük bir çocuk öldürülmüş, -ki bizde de örneği vardır; (bkz: uğur kaymaz)- birkaç masum insan evire çevire dövülmüştür. bu masum insanların ne olup bittiğinden dahi haberi yoktur. devlet gelip dayak atmıştır, onlar da yemiştir.. olay budur..
bu saatlerde meksika'da bir düğün yapılmaktadır. bu düğüne fas'ta vurulan kadının çocuklarına bakan kadın da gidecektir, çünkü oğlunun düğünüdür. çocuklara bakacak kimseyi bulamadığından mecburen onları da yanına alarak meksika sınırını geçer. düğün yapılır, biter.. geri dönüş yolunda, sınıra vardıklarında anneleri "teröristler" tarafından vurulan iki çocuğu gören görevliler araba üzerinde sıkı bir arama yapar. bu esnada arabanın şoförü olan matrak ve fırlama gencimiz de polisle şaka maksatlı olarak hafifçe dalaşır. fakat işler ciddidir. polis kendisine ciddi anlamda kötü davranmakta, resmen bir kaçak yahut terörist muamelesi yapmaktadır.
tabi bunun sebebinin kendisinin şaka yollu dalaşmaları olduğunu düşünen, işin aslından haberi olmayan gencimiz de inada bindirir ve gazı kökleyerek kaçmaya başlar.. sonrası bellidir işte.. kadın yakalanır, sınırdışı edilir..
burada dikkat edilmesi gereken bir nokta da, kadın yakalandıktan sonra karakolda polisin, çocukların babasının aranmasından sonra babanın çok kızdığı fakat "lütfederek" mahkemeye intikal ettirmeyeceği yönündeki bilgi aktarımıdır. kadın buna da elbette teşekkür etmiştir. oğlunun düğününde oğlunun yanında olmaması, bir amerikalının çocuklarına birilerinin bakmasından daha önemli değildir, hatta yanında lafı bile edilemez!
düğün iptal edilip tekrar yapılsın diye de bir teklif gelmişti, düğünde görülüyor ki 1000'e yakın insan var.. nasıl iptal edilebilir düğün?
her neyse, sonuç olarak hiçbir şeyden haberdar olmayan bir grup insan da meksikada terörist yahut suçlu konumuna gelmiştir.
tüm bunlar yaşanırken japonya'da bir kız da cinsel ilişkiye giremediği için hayata küsmüştür! o da o denli önemlidir elbet! (kızın sorunları olduğunu biliyorum, ama o denli büyük sorunlar mıdır? elbette hayır..)
sonuç olarak, spikerin de dediği gibi, amerikalılar mutlu sona ulaşmış, her şey çözülmüştür.. mesele aslında bu kadar basittir.
bir de meksikanın meksikalılarla dolu olmasından dolayı tehlikeli olması durumu vardı ki gerçekten güzel bir espri ve tespit idi.. o da aslında filmi özetleyebilecek bir cümle..
--spoiler--
eveeet, işte böyle.. bir film eleştirisini daha postmodern filmlere bir son verilmesini dileyerek bitiriyorum efendim, iyi seyirler..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar