bugün
- 3 ağustos 2026 aykolik gocu buluşması17
- eli olmayanlar nasıl 31 çekiyor4
- kızlar naber10
- öğrencilik halleri3
- tutuklanmamak için akp'ye katılmak12
- gece gece bana bi çakmak lazım diyen kız7
- çok sıcak olması4
- mürted öldürmek2
- manifest5
- asgari ücretle çalışan yazarlar4
- şükürcülük3
- komşuya kahveye gitmek8
- kız arkadaşına mini etek giydiren erkek13
- hamama gitmek4
- erdal beşikçioğlu16
- yağmurcu neden akpli8
- parmak kılları4
- g3 ile intihar etmek2
- arkadaşlar kahve içiyorum5
- en tehlikeli insan tipleri6
- tüik'in temmuz enflasyonu6
- taşaklardan birinin kayıp olması11
- pazartesi diyete başlamak2
- ömer çelik'in ertuğrul özkök'e franco tepkisi4
- nervio hamferdi10
- bacınızı üniversiteye gönderir miydiniz2
- yar2
- rak2
- askeri ücretle evlenebilir mi12
- 3 ağustos 20263
- aklınıza gelen şarkı sözü10
- aile hekimi2
- trivagoya bakmadın mı2
- mod geldi mod geldi4
- çay içen kız13
- iş ilanı2
- sinem dedetaş10
- smallville'deki konuk oyuncular6
- galatasaray10
- yanlış ata oynamak3
- arıların biraz mallaşmış olması4
- yeğen2
- gammazların göze batması2
- bacanak3
- protein ağırlıklı beslenince yaşanan kabızlık15
- ütü13
- sözlükler arası savaş çıksa11
- 03 ağustos 2026 abd iran müzakereleri4
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı2
- borsa4
"salih insan" ile "inanan" arasındaki nüansı bir türlü idrak edememiş olanların uydurduğu bir kavramdır.
kuran'a göre cennet ehli:
salihler : düzgün kul da denebilir. kelime kökeni, arapça "slh" sessizleridir. "sulh" yani uzlaşma, barış sözcüğü de buradan türer. yani salih aynı zamanda barışçı, uzlaştırıcı anlamını da içerir. salih kul, kötülüklerden sakınan kuldur.
sadıklar : sözlerinde ve emanetlerinde sadık olan kişilerdir. herkes kendini burada görmek ister; ancak zordur. dünyada uyumsuz, fazla prensipli gibi algılanabildikleri için, çoğu kez iyilerden oldukları anlaşılamayabilir. tutamayacakları sözler vermezler, çoğu kez aaltına girdikleri işlerde prensip filtreleri vardır. ellerinde emanet tutmazlar, maddi kayıplar ve hatta ailesini kaybetmek pahasına üstlendikleri işleri sonuçlandırırlar.
şehitler : allah'ın isminin hâkimiyeti için, allah yolunda cihat ederken veya o yola koyulmuşken can verenlerdir (ölü değildirler (bkz: ali imran) suresi). neden ölü olmadıklarını bilmiyoruz. allah onlar hakkında ölü denmesini yasaklamıştır. "ancak siz anlayamazsınız" demiştir. boyutlara entegre algılamamız üstünde bir konu olabileceği için, zaman boyutu harici algılayamayan ve düşünemeyen yaşayan insanlar için anlaşılması imkansız bir konu olabileceğinden, allah açıklama yapmamış olabilir. yapmak zorunda da hâşâ değildir.
peygamberler : bu hususu burada derinleştirmeye gerek yok. sayılarını bilmediğimiz, her kavme gönderilen elçi/uyarıcılardır. en seçkin kullardır.
inanlar (müminler) : yukarıda sayılanlara ek bir kavram değildir. hepsinde olması gereken ana niteliktir. salih veya sadık olmak tek başına yeterli değildir. kuran'da allah, allah'ın varlığına inanmayanlar ve ona ortak koşanların cehennemde ebediyen kalacaklarını, yaptıkları tüm iyiliklerin (burası çok önemli) yaptıkları tüm iyiliklerin boşa gideceğini bildirmiştir. ve insanlar arasında akıbeti en kötü olanların inkarcılar ve müşrikler olduğunu bildirmiştir.
allah cennetin koşulu olarak "inanıp düzgün işler yapanlar (iman edip salih amel işleyenler)" demektedir. inanıp, büyük günahlardan uzak duran müminlerin gösteriş için yapılanı hariç olmak üzere namaz kıldıkları takdirde, küçük günahlarının silineceğini bildirmiştir allah.
bir insan dünyada kötülükten uzak durabilir -ki bunu mutlak surette yapmak imkanı yoktur- ancak allah'a inanmadığı sürece cennete giremeyeceğini allah belirtmiştir.
ancak allah zilzal suresinin son iki ayetinde hiçbir iyiliğin ve hiçbir kötülüğün karşılıksız kalmayacağını da bildirmiştir. bunlar cehennemde azap hafifletme veya cennette mahrumiyetler olabilir bilemiyoruz mitoloji uydurmaya gerek yok.
bu yüzden müminleri eleştirirken onların günahları üzerinden gitmek abesle iştigalden öte bir şey değildir. onların akıbetini hatta söz konusu kişinin inanıp inanmadığını dahi bilmek imkansızdır. belki öyle birisi yoktur bile, senin imtihanın olabilir.
insan kontrasttan hoşlanır, kıyaslamalrdan da...
ancak bunu yaparken başkalarının ışığını, kendininse gölgelerini almak en doğru yoldur.
zira alçakgönüllülük vergisi ödemeden sonuca ulaşmış hiçbir başarı yoktur. ve bu vergi en ağır vergidir. vermesi zordur. getirisi ise uzun vadelidir.
dipnot : kuran dışında bir kaynak alınmamıştır. müteşabiyete yer vermemek için tartışmalı hadis rivayetleri, mezhep imamı ve bilumum ulema görüşü hariç bırakılmıştır.
kuran'a göre cennet ehli:
salihler : düzgün kul da denebilir. kelime kökeni, arapça "slh" sessizleridir. "sulh" yani uzlaşma, barış sözcüğü de buradan türer. yani salih aynı zamanda barışçı, uzlaştırıcı anlamını da içerir. salih kul, kötülüklerden sakınan kuldur.
sadıklar : sözlerinde ve emanetlerinde sadık olan kişilerdir. herkes kendini burada görmek ister; ancak zordur. dünyada uyumsuz, fazla prensipli gibi algılanabildikleri için, çoğu kez iyilerden oldukları anlaşılamayabilir. tutamayacakları sözler vermezler, çoğu kez aaltına girdikleri işlerde prensip filtreleri vardır. ellerinde emanet tutmazlar, maddi kayıplar ve hatta ailesini kaybetmek pahasına üstlendikleri işleri sonuçlandırırlar.
şehitler : allah'ın isminin hâkimiyeti için, allah yolunda cihat ederken veya o yola koyulmuşken can verenlerdir (ölü değildirler (bkz: ali imran) suresi). neden ölü olmadıklarını bilmiyoruz. allah onlar hakkında ölü denmesini yasaklamıştır. "ancak siz anlayamazsınız" demiştir. boyutlara entegre algılamamız üstünde bir konu olabileceği için, zaman boyutu harici algılayamayan ve düşünemeyen yaşayan insanlar için anlaşılması imkansız bir konu olabileceğinden, allah açıklama yapmamış olabilir. yapmak zorunda da hâşâ değildir.
peygamberler : bu hususu burada derinleştirmeye gerek yok. sayılarını bilmediğimiz, her kavme gönderilen elçi/uyarıcılardır. en seçkin kullardır.
inanlar (müminler) : yukarıda sayılanlara ek bir kavram değildir. hepsinde olması gereken ana niteliktir. salih veya sadık olmak tek başına yeterli değildir. kuran'da allah, allah'ın varlığına inanmayanlar ve ona ortak koşanların cehennemde ebediyen kalacaklarını, yaptıkları tüm iyiliklerin (burası çok önemli) yaptıkları tüm iyiliklerin boşa gideceğini bildirmiştir. ve insanlar arasında akıbeti en kötü olanların inkarcılar ve müşrikler olduğunu bildirmiştir.
allah cennetin koşulu olarak "inanıp düzgün işler yapanlar (iman edip salih amel işleyenler)" demektedir. inanıp, büyük günahlardan uzak duran müminlerin gösteriş için yapılanı hariç olmak üzere namaz kıldıkları takdirde, küçük günahlarının silineceğini bildirmiştir allah.
bir insan dünyada kötülükten uzak durabilir -ki bunu mutlak surette yapmak imkanı yoktur- ancak allah'a inanmadığı sürece cennete giremeyeceğini allah belirtmiştir.
ancak allah zilzal suresinin son iki ayetinde hiçbir iyiliğin ve hiçbir kötülüğün karşılıksız kalmayacağını da bildirmiştir. bunlar cehennemde azap hafifletme veya cennette mahrumiyetler olabilir bilemiyoruz mitoloji uydurmaya gerek yok.
bu yüzden müminleri eleştirirken onların günahları üzerinden gitmek abesle iştigalden öte bir şey değildir. onların akıbetini hatta söz konusu kişinin inanıp inanmadığını dahi bilmek imkansızdır. belki öyle birisi yoktur bile, senin imtihanın olabilir.
insan kontrasttan hoşlanır, kıyaslamalrdan da...
ancak bunu yaparken başkalarının ışığını, kendininse gölgelerini almak en doğru yoldur.
zira alçakgönüllülük vergisi ödemeden sonuca ulaşmış hiçbir başarı yoktur. ve bu vergi en ağır vergidir. vermesi zordur. getirisi ise uzun vadelidir.
dipnot : kuran dışında bir kaynak alınmamıştır. müteşabiyete yer vermemek için tartışmalı hadis rivayetleri, mezhep imamı ve bilumum ulema görüşü hariç bırakılmıştır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar