bugün
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı73
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim25
- sözlükte kim kimle sevgili27
- terapi niteliğindeki şeyler8
- febelilerin herşeyi abartması2
- nervio43
- iyi menemenin sırrı7
- queen ravenna adlı yazarın cerrah olması13
- maçtan önce atıp tutan galatasaraylı yazarlar10
- sözlüğün en şık erkeği12
- kadınların yaptığı en büyük hata9
- iyi memenin sırrı7
- yakıştırdığım çiftler serisi 115
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri7
- almanca bilmek5
- kale3112 ifşa8
- sabah akşam nervio yu konuşan sözlük11
- evrim varsa neden yarı insan yarı maymun yok6
- siyah sütyen5
- fenerbahçeli yazarlar7
- güzel bir kız nasıl tavlanır6
- herkes kendi işini kurarsa kimse işsiz kalmaz15
- passatı olan erkek6
- arkadaşlar bi bakar mısınız9
- giresunlu kızlar6
- meme4
- 8 haziran 2016 sözlükte yaşanan ifşa skandalı7
- kız sanılan ama erkek çıkan poposu güzel yazar6
- muslettin amca14
- balık yemeye yunanistan'a giden sözlük yazarı7
- gece uyumadan önce düşünülen şeyler5
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız7
- engineer288
- ese dezze8
- sözlük klasikleri12
- true esaretten kurtulacak4
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı25
- aşk9
- kassız erkek neye benzer5
- aleksey batrakov27
- yakın zamanda çaylak olacakmış gibi hissetmek4
- anın görüntüsü32
- selahattin demirtaşın hapiste 10 yılını doldurması3
- bütün gün giyilmiş sıcacık kadın botu kokusu8
- sözlük kürdü55
- yarın iş olması3
- futbol17
- herkesin beni evlendirmeye çalışması5
- fon vurguncularının fetva alması9
- kadir mısıroğlu nu takip eden mallar11
"salih insan" ile "inanan" arasındaki nüansı bir türlü idrak edememiş olanların uydurduğu bir kavramdır.
kuran'a göre cennet ehli:
salihler : düzgün kul da denebilir. kelime kökeni, arapça "slh" sessizleridir. "sulh" yani uzlaşma, barış sözcüğü de buradan türer. yani salih aynı zamanda barışçı, uzlaştırıcı anlamını da içerir. salih kul, kötülüklerden sakınan kuldur.
sadıklar : sözlerinde ve emanetlerinde sadık olan kişilerdir. herkes kendini burada görmek ister; ancak zordur. dünyada uyumsuz, fazla prensipli gibi algılanabildikleri için, çoğu kez iyilerden oldukları anlaşılamayabilir. tutamayacakları sözler vermezler, çoğu kez aaltına girdikleri işlerde prensip filtreleri vardır. ellerinde emanet tutmazlar, maddi kayıplar ve hatta ailesini kaybetmek pahasına üstlendikleri işleri sonuçlandırırlar.
şehitler : allah'ın isminin hâkimiyeti için, allah yolunda cihat ederken veya o yola koyulmuşken can verenlerdir (ölü değildirler (bkz: ali imran) suresi). neden ölü olmadıklarını bilmiyoruz. allah onlar hakkında ölü denmesini yasaklamıştır. "ancak siz anlayamazsınız" demiştir. boyutlara entegre algılamamız üstünde bir konu olabileceği için, zaman boyutu harici algılayamayan ve düşünemeyen yaşayan insanlar için anlaşılması imkansız bir konu olabileceğinden, allah açıklama yapmamış olabilir. yapmak zorunda da hâşâ değildir.
peygamberler : bu hususu burada derinleştirmeye gerek yok. sayılarını bilmediğimiz, her kavme gönderilen elçi/uyarıcılardır. en seçkin kullardır.
inanlar (müminler) : yukarıda sayılanlara ek bir kavram değildir. hepsinde olması gereken ana niteliktir. salih veya sadık olmak tek başına yeterli değildir. kuran'da allah, allah'ın varlığına inanmayanlar ve ona ortak koşanların cehennemde ebediyen kalacaklarını, yaptıkları tüm iyiliklerin (burası çok önemli) yaptıkları tüm iyiliklerin boşa gideceğini bildirmiştir. ve insanlar arasında akıbeti en kötü olanların inkarcılar ve müşrikler olduğunu bildirmiştir.
allah cennetin koşulu olarak "inanıp düzgün işler yapanlar (iman edip salih amel işleyenler)" demektedir. inanıp, büyük günahlardan uzak duran müminlerin gösteriş için yapılanı hariç olmak üzere namaz kıldıkları takdirde, küçük günahlarının silineceğini bildirmiştir allah.
bir insan dünyada kötülükten uzak durabilir -ki bunu mutlak surette yapmak imkanı yoktur- ancak allah'a inanmadığı sürece cennete giremeyeceğini allah belirtmiştir.
ancak allah zilzal suresinin son iki ayetinde hiçbir iyiliğin ve hiçbir kötülüğün karşılıksız kalmayacağını da bildirmiştir. bunlar cehennemde azap hafifletme veya cennette mahrumiyetler olabilir bilemiyoruz mitoloji uydurmaya gerek yok.
bu yüzden müminleri eleştirirken onların günahları üzerinden gitmek abesle iştigalden öte bir şey değildir. onların akıbetini hatta söz konusu kişinin inanıp inanmadığını dahi bilmek imkansızdır. belki öyle birisi yoktur bile, senin imtihanın olabilir.
insan kontrasttan hoşlanır, kıyaslamalrdan da...
ancak bunu yaparken başkalarının ışığını, kendininse gölgelerini almak en doğru yoldur.
zira alçakgönüllülük vergisi ödemeden sonuca ulaşmış hiçbir başarı yoktur. ve bu vergi en ağır vergidir. vermesi zordur. getirisi ise uzun vadelidir.
dipnot : kuran dışında bir kaynak alınmamıştır. müteşabiyete yer vermemek için tartışmalı hadis rivayetleri, mezhep imamı ve bilumum ulema görüşü hariç bırakılmıştır.
kuran'a göre cennet ehli:
salihler : düzgün kul da denebilir. kelime kökeni, arapça "slh" sessizleridir. "sulh" yani uzlaşma, barış sözcüğü de buradan türer. yani salih aynı zamanda barışçı, uzlaştırıcı anlamını da içerir. salih kul, kötülüklerden sakınan kuldur.
sadıklar : sözlerinde ve emanetlerinde sadık olan kişilerdir. herkes kendini burada görmek ister; ancak zordur. dünyada uyumsuz, fazla prensipli gibi algılanabildikleri için, çoğu kez iyilerden oldukları anlaşılamayabilir. tutamayacakları sözler vermezler, çoğu kez aaltına girdikleri işlerde prensip filtreleri vardır. ellerinde emanet tutmazlar, maddi kayıplar ve hatta ailesini kaybetmek pahasına üstlendikleri işleri sonuçlandırırlar.
şehitler : allah'ın isminin hâkimiyeti için, allah yolunda cihat ederken veya o yola koyulmuşken can verenlerdir (ölü değildirler (bkz: ali imran) suresi). neden ölü olmadıklarını bilmiyoruz. allah onlar hakkında ölü denmesini yasaklamıştır. "ancak siz anlayamazsınız" demiştir. boyutlara entegre algılamamız üstünde bir konu olabileceği için, zaman boyutu harici algılayamayan ve düşünemeyen yaşayan insanlar için anlaşılması imkansız bir konu olabileceğinden, allah açıklama yapmamış olabilir. yapmak zorunda da hâşâ değildir.
peygamberler : bu hususu burada derinleştirmeye gerek yok. sayılarını bilmediğimiz, her kavme gönderilen elçi/uyarıcılardır. en seçkin kullardır.
inanlar (müminler) : yukarıda sayılanlara ek bir kavram değildir. hepsinde olması gereken ana niteliktir. salih veya sadık olmak tek başına yeterli değildir. kuran'da allah, allah'ın varlığına inanmayanlar ve ona ortak koşanların cehennemde ebediyen kalacaklarını, yaptıkları tüm iyiliklerin (burası çok önemli) yaptıkları tüm iyiliklerin boşa gideceğini bildirmiştir. ve insanlar arasında akıbeti en kötü olanların inkarcılar ve müşrikler olduğunu bildirmiştir.
allah cennetin koşulu olarak "inanıp düzgün işler yapanlar (iman edip salih amel işleyenler)" demektedir. inanıp, büyük günahlardan uzak duran müminlerin gösteriş için yapılanı hariç olmak üzere namaz kıldıkları takdirde, küçük günahlarının silineceğini bildirmiştir allah.
bir insan dünyada kötülükten uzak durabilir -ki bunu mutlak surette yapmak imkanı yoktur- ancak allah'a inanmadığı sürece cennete giremeyeceğini allah belirtmiştir.
ancak allah zilzal suresinin son iki ayetinde hiçbir iyiliğin ve hiçbir kötülüğün karşılıksız kalmayacağını da bildirmiştir. bunlar cehennemde azap hafifletme veya cennette mahrumiyetler olabilir bilemiyoruz mitoloji uydurmaya gerek yok.
bu yüzden müminleri eleştirirken onların günahları üzerinden gitmek abesle iştigalden öte bir şey değildir. onların akıbetini hatta söz konusu kişinin inanıp inanmadığını dahi bilmek imkansızdır. belki öyle birisi yoktur bile, senin imtihanın olabilir.
insan kontrasttan hoşlanır, kıyaslamalrdan da...
ancak bunu yaparken başkalarının ışığını, kendininse gölgelerini almak en doğru yoldur.
zira alçakgönüllülük vergisi ödemeden sonuca ulaşmış hiçbir başarı yoktur. ve bu vergi en ağır vergidir. vermesi zordur. getirisi ise uzun vadelidir.
dipnot : kuran dışında bir kaynak alınmamıştır. müteşabiyete yer vermemek için tartışmalı hadis rivayetleri, mezhep imamı ve bilumum ulema görüşü hariç bırakılmıştır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar