bugün
- kürt dizilerinin tutmaması10
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği45
- horlayan birinin yanında uyuma rehberi6
- köylülük4
- bütün sözlük kızlarının gocu'nun peşinden koşması3
- yazarların 1 milyon dolar için yapacağı şok şeyler4
- sabahları 2 kilo bioxcin içen gürbüz genç3
- kadınların erkeklere hiç çok yakışıklısın dememesi7
- en iyi çakmak markası6
- from gold from dust32
- tmo'ya ait buğdayın lisanslı depolardan çalınması4
- eskiden 20 liraya yediğim kebabın 50 lira olması6
- tanrı neden diğer gezegenlere insan göndermedi7
- fuhuştan yakalanan sınıf öğretmeni6
- hulk gerçek mi5
- sabahın bir vakti çay içen insan köylüdür5
- redbull içip camdan atlayan çocuk2
- mağazadan ürün değiştirme paradoksu2
- tayyiple yatıp tayyiple kalkmak5
- eski sevgilisi için sahibinden com'a ilan vern kız4
- vurdurmaya meyilli araba5
- akapekaka3
- championship manager 01 022
- türkiye'nin mekke ve bedir ittifakı hamlesi4
- bu sözlükte ayak konuşmak yasak5
- kürk mantolu madonna abartılmış tırt bir kitaptır3
- kız sesi duymak için müşteri hizmetlerini aramak2
- edirne de gece hayatı3
- günün sözü7
- sorgulanmamış kabuller2
- 22 ekim 2026 beşiktaş crystal palace maçı18
- akepe dönemi16
- sözlük kızlarının bicepsleri16
- neden kimse bana günaydın demiyor sorusu2
- queen ravenna ifşası15
- arkadaşlar çok sıkıcısınız11
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı58
- sabahları sevilen şeyler3
- bir tane sineğin evde kaos çıkarması2
- sözlük erkeklerinin bicepsleri70
- uludağ sözlük 1 yaşında msn zirvesi2
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı5
- of aman nalan2
- erkeği karizmatik gösteren şeyler13
- kolye143
- bir erkek adam kadınlara yükselmez10
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz13
- 50 kilo üstü kız tripleri8
- sözlük erkeklerini topluca veterinere götürmek10
- bu saatte uyumama sebebi4
Ömrünün elli yılını komünist ideoloji yolunda harcayarak bu davasında şöhreti yurt dışına kadar taşmış bir insan olan Salih Gökkaya, Komünizm fırtınalarının bütün dünyayı kasıp kavurduğu bu günlerin birinde "Türkiye Komünist Talebe Teşkilatı Başkanı" sıfatıyla Yugoslavya Devlet Başkanı Mareşal Josip Broz Tito'nun(1892-1980) şeref misafiri olarak Belgrad'a davet edilir.
Ömrünün son günlerini geçirmekte olan Tito'yu ziyaret ettiklerinde, hayatını komünizme adayan bu ihtiyar liderin dudaklarından şu itiraflar dökülmektedir;
Yoldaş, ben ölüyorum artık. Ölümün ne derece korkunç birşey olduğunu size anlatamam. Anlatsam bile sıhhatli ve genç olan sizler, bu yaşta bunu anlayamazsınız. Düşünün; ölmek, yok olmak... Toprağa karışmak ve dönmemek üzere gidiş... işte bu çıldırtıyor beni... Dostlarımızdan, sevdiklerimizden, unvan ve makamlardan ayrılmak, Dünyanın güzelliklerini bir daha görememek. Ne korkunç birşey anlamıyor musunuz?
Yoldaşlarım, sizlere açık bir kalple itirafta bulunmak istiyorum:
Ben öldükten sonra, toprak olacaksam, diriliş, ceza veya mükafat yoksa, benim yaptığım mücadelenin değeri nedir? Söyleyin bana? Ha yoldaşlarımın kalbine gömülecekmişim veya unutulmayacakmışım veya alkışlanacakmışım neye yarar?
Ben mahvolduktan sonra, beni alkışlayanların takdir sesleri, kabirde vücudumu parçalayan yılan ve çıyanları insafa getirir mi? Söyleyin bu gidiş nereye? Bunun izahını Marks, Engels, Lenin yapamıyor.
itiraf etmek zorundayım;
Ben Allah'a, peygambere ve ahirete inanıyorum artık. Dinsizlik bir çare değil. Düşünün, şu kainatın bir Yaratıcısı, şu muhteşem sistemin bir Kanun Koyucusu olmalıdır. Bence ölüm de son olmamalıdır.
Mazlumca gidenlerle, zalimce ölenlerin bir hesaplaşma yeri olmalıdır. Hakkını almadan, cezasını görmeden gidiyorlar. Böyle keşmekeş olamaz. Ben bunu vicdanen hissediyorum. Öyle ki, milyonlarca suçsuz insanlara yaptığımız eza ve zulümler, şu anda bağazıma düğümlenmiş bir vaziyette.
Onların ahlarına kulak verecek bir merci olmalı. Yoksa insan teselliyi nereden bulacak? Bunların bir açıklaması olmalı. Marks bu mevzuda uyuşturmuş beynimizi.
Nedense ölüm kapıya dayanmadan bunu idrak edemiyoruz. Belki de göz kamaştırıcı makamlar buna engel oluyor. Ben bu inancı taşıyorum yoldaşlarım, sizler de ne derseniz deyin!
Ömrünün son günlerini geçirmekte olan Tito'yu ziyaret ettiklerinde, hayatını komünizme adayan bu ihtiyar liderin dudaklarından şu itiraflar dökülmektedir;
Yoldaş, ben ölüyorum artık. Ölümün ne derece korkunç birşey olduğunu size anlatamam. Anlatsam bile sıhhatli ve genç olan sizler, bu yaşta bunu anlayamazsınız. Düşünün; ölmek, yok olmak... Toprağa karışmak ve dönmemek üzere gidiş... işte bu çıldırtıyor beni... Dostlarımızdan, sevdiklerimizden, unvan ve makamlardan ayrılmak, Dünyanın güzelliklerini bir daha görememek. Ne korkunç birşey anlamıyor musunuz?
Yoldaşlarım, sizlere açık bir kalple itirafta bulunmak istiyorum:
Ben öldükten sonra, toprak olacaksam, diriliş, ceza veya mükafat yoksa, benim yaptığım mücadelenin değeri nedir? Söyleyin bana? Ha yoldaşlarımın kalbine gömülecekmişim veya unutulmayacakmışım veya alkışlanacakmışım neye yarar?
Ben mahvolduktan sonra, beni alkışlayanların takdir sesleri, kabirde vücudumu parçalayan yılan ve çıyanları insafa getirir mi? Söyleyin bu gidiş nereye? Bunun izahını Marks, Engels, Lenin yapamıyor.
itiraf etmek zorundayım;
Ben Allah'a, peygambere ve ahirete inanıyorum artık. Dinsizlik bir çare değil. Düşünün, şu kainatın bir Yaratıcısı, şu muhteşem sistemin bir Kanun Koyucusu olmalıdır. Bence ölüm de son olmamalıdır.
Mazlumca gidenlerle, zalimce ölenlerin bir hesaplaşma yeri olmalıdır. Hakkını almadan, cezasını görmeden gidiyorlar. Böyle keşmekeş olamaz. Ben bunu vicdanen hissediyorum. Öyle ki, milyonlarca suçsuz insanlara yaptığımız eza ve zulümler, şu anda bağazıma düğümlenmiş bir vaziyette.
Onların ahlarına kulak verecek bir merci olmalı. Yoksa insan teselliyi nereden bulacak? Bunların bir açıklaması olmalı. Marks bu mevzuda uyuşturmuş beynimizi.
Nedense ölüm kapıya dayanmadan bunu idrak edemiyoruz. Belki de göz kamaştırıcı makamlar buna engel oluyor. Ben bu inancı taşıyorum yoldaşlarım, sizler de ne derseniz deyin!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar