bugün
- birine geç kalmak7
- yazarların on üzerinden komiklikleri47
- seni ne mutlu eder sorusu6
- üstteki yazar gözünde nasıl canlanıyor7
- cayır cayır yanan kız13
- eşime sormam lazım kadınları2
- güvenli bir omuz arar bazen insan4
- insanlardan nefret etmek8
- larisalisa10
- m r e r e c t o12
- uludağ sözlük discord grubu7
- eve atılan kızın ekşici çıkması4
- yer sofrası5
- god of war serisi2
- bruce lee4
- zall in yaptigi gammaz anketi15
- satranç haram yasaklansın17
- sinir krizi geçirmek3
- yalnızlık güç değildir4
- çocuğum olmuyor ne yapmalıyım4
- beyazsemsiyeliyabanci48
- afganistan islam emirliği4
- güzel bir kadını terk etmek5
- gir içime hünharca12
- neden bu kadar sevildiği anlaşılamayan şeyler7
- escort2
- filmlerde dövülen adamın güçlenip geri dönmesi3
- arkadaşlar bakar mısınız8
- şişman kezoyu eskrim hamleleri ile zayıflatmak4
- ezandan rahatsız olan kadın sanatçı12
- tarihte kürşad diye birinin hiç yaşamaması2
- park sorunu6
- gitara rastgele vurunca caz olması2
- 1 milyar tl loto ikramiyesi çıkan şanslı vatandaş3
- aylık 338 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- timsah4
- sözlükte erkekleri istemiyoruz18
- anayasa değişiklik paketi3
- aşkım daha önce hiç patlıcan yemedim diyen kız2
- 2014 öncesinde feto'ya küfretmek8
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası32
- çocukken alınamayan şeyleri büyüyünce almak10
- dul kalmak4
- kaslı erkek isteyen şişman kız4
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle63
- gelişin yaşamak kadar güzel bana5
- kürt mutfağı7
- gocu43
- dönere asgari 200 gr porsiyon sınırı gerekliliği4
- suca suruklenen cocuk6
Ömrünün elli yılını komünist ideoloji yolunda harcayarak bu davasında şöhreti yurt dışına kadar taşmış bir insan olan Salih Gökkaya, Komünizm fırtınalarının bütün dünyayı kasıp kavurduğu bu günlerin birinde "Türkiye Komünist Talebe Teşkilatı Başkanı" sıfatıyla Yugoslavya Devlet Başkanı Mareşal Josip Broz Tito'nun(1892-1980) şeref misafiri olarak Belgrad'a davet edilir.
Ömrünün son günlerini geçirmekte olan Tito'yu ziyaret ettiklerinde, hayatını komünizme adayan bu ihtiyar liderin dudaklarından şu itiraflar dökülmektedir;
Yoldaş, ben ölüyorum artık. Ölümün ne derece korkunç birşey olduğunu size anlatamam. Anlatsam bile sıhhatli ve genç olan sizler, bu yaşta bunu anlayamazsınız. Düşünün; ölmek, yok olmak... Toprağa karışmak ve dönmemek üzere gidiş... işte bu çıldırtıyor beni... Dostlarımızdan, sevdiklerimizden, unvan ve makamlardan ayrılmak, Dünyanın güzelliklerini bir daha görememek. Ne korkunç birşey anlamıyor musunuz?
Yoldaşlarım, sizlere açık bir kalple itirafta bulunmak istiyorum:
Ben öldükten sonra, toprak olacaksam, diriliş, ceza veya mükafat yoksa, benim yaptığım mücadelenin değeri nedir? Söyleyin bana? Ha yoldaşlarımın kalbine gömülecekmişim veya unutulmayacakmışım veya alkışlanacakmışım neye yarar?
Ben mahvolduktan sonra, beni alkışlayanların takdir sesleri, kabirde vücudumu parçalayan yılan ve çıyanları insafa getirir mi? Söyleyin bu gidiş nereye? Bunun izahını Marks, Engels, Lenin yapamıyor.
itiraf etmek zorundayım;
Ben Allah'a, peygambere ve ahirete inanıyorum artık. Dinsizlik bir çare değil. Düşünün, şu kainatın bir Yaratıcısı, şu muhteşem sistemin bir Kanun Koyucusu olmalıdır. Bence ölüm de son olmamalıdır.
Mazlumca gidenlerle, zalimce ölenlerin bir hesaplaşma yeri olmalıdır. Hakkını almadan, cezasını görmeden gidiyorlar. Böyle keşmekeş olamaz. Ben bunu vicdanen hissediyorum. Öyle ki, milyonlarca suçsuz insanlara yaptığımız eza ve zulümler, şu anda bağazıma düğümlenmiş bir vaziyette.
Onların ahlarına kulak verecek bir merci olmalı. Yoksa insan teselliyi nereden bulacak? Bunların bir açıklaması olmalı. Marks bu mevzuda uyuşturmuş beynimizi.
Nedense ölüm kapıya dayanmadan bunu idrak edemiyoruz. Belki de göz kamaştırıcı makamlar buna engel oluyor. Ben bu inancı taşıyorum yoldaşlarım, sizler de ne derseniz deyin!
Ömrünün son günlerini geçirmekte olan Tito'yu ziyaret ettiklerinde, hayatını komünizme adayan bu ihtiyar liderin dudaklarından şu itiraflar dökülmektedir;
Yoldaş, ben ölüyorum artık. Ölümün ne derece korkunç birşey olduğunu size anlatamam. Anlatsam bile sıhhatli ve genç olan sizler, bu yaşta bunu anlayamazsınız. Düşünün; ölmek, yok olmak... Toprağa karışmak ve dönmemek üzere gidiş... işte bu çıldırtıyor beni... Dostlarımızdan, sevdiklerimizden, unvan ve makamlardan ayrılmak, Dünyanın güzelliklerini bir daha görememek. Ne korkunç birşey anlamıyor musunuz?
Yoldaşlarım, sizlere açık bir kalple itirafta bulunmak istiyorum:
Ben öldükten sonra, toprak olacaksam, diriliş, ceza veya mükafat yoksa, benim yaptığım mücadelenin değeri nedir? Söyleyin bana? Ha yoldaşlarımın kalbine gömülecekmişim veya unutulmayacakmışım veya alkışlanacakmışım neye yarar?
Ben mahvolduktan sonra, beni alkışlayanların takdir sesleri, kabirde vücudumu parçalayan yılan ve çıyanları insafa getirir mi? Söyleyin bu gidiş nereye? Bunun izahını Marks, Engels, Lenin yapamıyor.
itiraf etmek zorundayım;
Ben Allah'a, peygambere ve ahirete inanıyorum artık. Dinsizlik bir çare değil. Düşünün, şu kainatın bir Yaratıcısı, şu muhteşem sistemin bir Kanun Koyucusu olmalıdır. Bence ölüm de son olmamalıdır.
Mazlumca gidenlerle, zalimce ölenlerin bir hesaplaşma yeri olmalıdır. Hakkını almadan, cezasını görmeden gidiyorlar. Böyle keşmekeş olamaz. Ben bunu vicdanen hissediyorum. Öyle ki, milyonlarca suçsuz insanlara yaptığımız eza ve zulümler, şu anda bağazıma düğümlenmiş bir vaziyette.
Onların ahlarına kulak verecek bir merci olmalı. Yoksa insan teselliyi nereden bulacak? Bunların bir açıklaması olmalı. Marks bu mevzuda uyuşturmuş beynimizi.
Nedense ölüm kapıya dayanmadan bunu idrak edemiyoruz. Belki de göz kamaştırıcı makamlar buna engel oluyor. Ben bu inancı taşıyorum yoldaşlarım, sizler de ne derseniz deyin!
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
