bugün

beşiktaş

yine bir maç çıkışı boğazdan esen serin rüzgarlara göğüs gerip beşiktaşa doğru sessizce yürümeye başlarsın. kar yağar, rüzgar serttir. ama üşümezsin, içinde yanan bir soba vardır sanki.. gönülden bağlı olduğun takımın maçını izlemek ve takımına destek vermek her zaman insanın içini ısıtır. (sonuçlardan bağımsız) o soğuk havada, ağaçlı yol her zamanki heybetiyle sana kucak açar. nöbet tutan askerler, yolda el açan dilenciler, otobüs bekleyenler üşür. ama sende herhangi bir üşüme ibaresi gözükmez. ta ki, beşiktaş iskelesindeki ayakkabı boyacısı çocuğun sana yönelttiği soruyu işitene kadar. çocuk 9-10 yaşlarında ve üstünde bir kazak ve boynunda boya sandığı asılı bir halde yanaşır sana. "abi kazandık mı?" derken, hayata o yaşta kafa tutmak zorunda kalan yavrucağın soğuktan titrediğini görürsün. üşürsün, iliklerinde hissedersin soğuğu. evet dediğinde ise, çocuğun suratındaki o ifade ile; kupaların, en kral futbolcuların, şampiyonluk sayılarının bu kadar haz vermeyeceğini anlarsın. en sevdiğin formanı o boyacı çocuğa hediye ederken, gerçekten sevmenin ne demek olduğunu anlarsın.

hayata tutunmamızı sağlayan ve biraz olsun çekilir kılan bu mutluluk parçacıklarının bizlerde bıraktığı izlerdir. yalnız çocukların kusursuz bir gülümseme sergilediği doğru. ve bu kusur güzelliğin ortaya çıkmasını sağlayan her şey kutsaldır.

sevmek güzel şey. gerçekten..
© copyright 2005 - 2026