bugün
- etnik köken18
- sımsıkı sarılmak istenilen yazarlar7
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler12
- evde yalnız yaşamanın verdiği inanılmaz keyif10
- kadın sürücüye evine git yemek yap diyen sürücü4
- en iyi çizgi filmler9
- sözlük kürdü3
- evde kalmış 30 yaşında kız16
- karıya gitmek3
- hangi ülke de doğmak isterdin14
- engeli kaldırsın diye 60 bin lira yollayan adam3
- dünyadaki en kolay meslek7
- karton toplayan çocuk5
- tavuk döner 1 lira yanında ayran bedava4
- sözlükteki zengin yazarlar9
- her sözlük aşkı nefretle başlar9
- zengin olmak3
- 1 kasım 2026 kasımpaşa beşiktaş maçı8
- hangi yazara aşıksınız6
- omnitrixe sahip olmak3
- moralinizi bozmak istemem ama yarın pazartesi2
- flörtte algoritma ve cesaret katsayısı2
- çocuğunun ismini johnny koyan ebeveyn5
- 9mm'nin deviremeyeceği adam yoktur4
- sokakta sürü halinde gezen erkekler5
- sözlükte kim kime yürüyor5
- amedspor22
- müzik haram mıdır7
- ben çocuğuma bir hot wheels alamayacak mıyım4
- bir bela geliyor6
- bik bik'in mutfağına konuk olmak8
- fenerbahçe16
- anın görüntüsü26
- robert greene2
- kasımpaşa 2 beşiktaş 24
- from gold from dust9
- soğuklardan ötürü dudakların çatlaması5
- yaptığım müthiş kaşarlı yumurta8
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı10
- ermenisiz kafkasya4
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı27
- evrimsel psikolojinin aşk açıklamaları3
- arkadaşa acil 10 bin lira ateşlemek6
- olgun kadınlardan hoşlanan erkek2
- inönü'nün devlet başkanlığına daha uygun olması2
- asgari ücret4
- durduk yere insanın aklına gelen replikler7
- hareket edebilen canlılar2
- polatlı2
- çare ismail kartal4
bir arkadaşımın katakullisine gelerek gittiğim filmdir. bu filmse ben film izlemedim. eğer izlediysem ben bugün ne izledim. bugün sağır ve körlere imrendim. onlar bu filmi ne görebilir ne duyabilir.
ulan zaten zorla girdim, dedim önyargılı olmayayım da belki güzeldir yargısız infaz yapmayayım. abi 10 dakika geçti, 20 dakika geçti, 40 dakika 1 saat oldu film arasına girdi, dedim abi ben gidiyorum(bir erkekle bu filme gittim. erkek erkeğe nedir amk) olmaz böyle. dedim bak arkadaşım sabah kalktığımda mutlu bir insandım. buraya kadar gelirken de mutluydum. hatta haşlanmış mısır da yemiştim çok iyiydi. filme bi girdim, nevrim döndü. cinnet geçirecektim amk. ciddiyim serbian'ı izlerken bu kadar sinirlenmemiştim. neyse biraz filmi anlatayım.
-tavsiye-
Filmi izlememiş olanlar için hala bir şans var. Kendinizi seviyorsanız izlemeyin.
-tavsiye-
kısaca anlatırsak filmde özcan deniz havalı bir ameleyi, fahriye evcen gerizekalıyı oynuyor(hastalıktan öncesini kastediyorum). film çalıntı diyorlar. o film de böyleyse kore sineması yaşamasın amk.
kız döner kapıda karşılaştığı adamı 1 yıl sonra aynı şekilde karşılaşıyor ne tesadüfse*, hatırlıyor ve aşık oluyor. adam da ne tesadüfse* kızın babasının şantiyesinde amele. arkadaşının ameleye ihtiyacı oluyor ve bakın kim geliyor? ne tesadüfse* amele iskender. özcan deniz'in o arada sahneye bi girişi var böyle erotik film müziği eşliğinde bi havalar bi pozlar sanki içeri brad pitt ya da bradley cooper girdi. adam o kadar erotik girdi ki içeri, kızın arkadaşı olan oğlan bile nutku tutuldu, kız da orgazm geçirdi.
filmin ilk yarısı öyle hızlı geçiyor ki beyin amcıklanması yaşıyorsunuz. karşılaşma, tanışma, aşık olma, kızın babası gördü, kız bayıldı, evlendiler, göl kıyısında ev planları, kızın işi, sonra bir bakıyoruz kızın eski sevgilisi girmiş. bir mantık da yok hani. ben diğerleri gibi filmin ikinci yarısı çok iyi olmuş diyenlerden değilim. sadece ilk yarıya göre azıcık düzelmişti. ama hala aynı bokluktan kurtulamamıştı.
sonra bir bakıyoruz kız hastalanmış. allah allah. bak allahın işine. yalnız bunama cidden güzel olmuş. biraz değişikti. ben bu filmin yapısına göre verem falan bekliyodum.
adam babasının kızı sakladığı eve geliyor ve kızı alıp götürüyor. kimse de bişey demiyor. derken ağır çekimle giderlerken kız ölüyor.
beyler sonunda kız ölüyor.
eklemek isterim ki, fahriye evcen'in sesi hiç de iyi değildi. ayrıca i'leri u olarak okuyunca şive yapıyor olmuyorsun. sen yarim idun. bu midur şivenuz da?
filmin ilk başları bu kadar kötü olmasaydı ve kendinden soğutmasaydı ikinci yarı ağlama değil de böyle bi duygulanma olurdu belki.
film bittiğinde arkaya baktığımda tüm kızlar ve bi kaç oğlan ağlıyordu. ulan kız öldüğünde ben güldüm, klişe olduğundan. ben bu filme bi kızla giderim o kız ağlarsa döverek ayrılırız.
ama filmin öyle güzel bir özelliği var ki, can yakar. tam arka koltukta sevgiliyle yiyişmelik. herkes klişe krizi geçirirken sen orda hebelehübele yaparsın.
not: beni filme götüren arkadaşımla bir daha görüşmeme kararı aldım. ulan lisede dayak yediğim zamanda bile daha az acı çekmiştim.
ulan zaten zorla girdim, dedim önyargılı olmayayım da belki güzeldir yargısız infaz yapmayayım. abi 10 dakika geçti, 20 dakika geçti, 40 dakika 1 saat oldu film arasına girdi, dedim abi ben gidiyorum(bir erkekle bu filme gittim. erkek erkeğe nedir amk) olmaz böyle. dedim bak arkadaşım sabah kalktığımda mutlu bir insandım. buraya kadar gelirken de mutluydum. hatta haşlanmış mısır da yemiştim çok iyiydi. filme bi girdim, nevrim döndü. cinnet geçirecektim amk. ciddiyim serbian'ı izlerken bu kadar sinirlenmemiştim. neyse biraz filmi anlatayım.
-tavsiye-
Filmi izlememiş olanlar için hala bir şans var. Kendinizi seviyorsanız izlemeyin.
-tavsiye-
kısaca anlatırsak filmde özcan deniz havalı bir ameleyi, fahriye evcen gerizekalıyı oynuyor(hastalıktan öncesini kastediyorum). film çalıntı diyorlar. o film de böyleyse kore sineması yaşamasın amk.
kız döner kapıda karşılaştığı adamı 1 yıl sonra aynı şekilde karşılaşıyor ne tesadüfse*, hatırlıyor ve aşık oluyor. adam da ne tesadüfse* kızın babasının şantiyesinde amele. arkadaşının ameleye ihtiyacı oluyor ve bakın kim geliyor? ne tesadüfse* amele iskender. özcan deniz'in o arada sahneye bi girişi var böyle erotik film müziği eşliğinde bi havalar bi pozlar sanki içeri brad pitt ya da bradley cooper girdi. adam o kadar erotik girdi ki içeri, kızın arkadaşı olan oğlan bile nutku tutuldu, kız da orgazm geçirdi.
filmin ilk yarısı öyle hızlı geçiyor ki beyin amcıklanması yaşıyorsunuz. karşılaşma, tanışma, aşık olma, kızın babası gördü, kız bayıldı, evlendiler, göl kıyısında ev planları, kızın işi, sonra bir bakıyoruz kızın eski sevgilisi girmiş. bir mantık da yok hani. ben diğerleri gibi filmin ikinci yarısı çok iyi olmuş diyenlerden değilim. sadece ilk yarıya göre azıcık düzelmişti. ama hala aynı bokluktan kurtulamamıştı.
sonra bir bakıyoruz kız hastalanmış. allah allah. bak allahın işine. yalnız bunama cidden güzel olmuş. biraz değişikti. ben bu filmin yapısına göre verem falan bekliyodum.
adam babasının kızı sakladığı eve geliyor ve kızı alıp götürüyor. kimse de bişey demiyor. derken ağır çekimle giderlerken kız ölüyor.
beyler sonunda kız ölüyor.
eklemek isterim ki, fahriye evcen'in sesi hiç de iyi değildi. ayrıca i'leri u olarak okuyunca şive yapıyor olmuyorsun. sen yarim idun. bu midur şivenuz da?
filmin ilk başları bu kadar kötü olmasaydı ve kendinden soğutmasaydı ikinci yarı ağlama değil de böyle bi duygulanma olurdu belki.
film bittiğinde arkaya baktığımda tüm kızlar ve bi kaç oğlan ağlıyordu. ulan kız öldüğünde ben güldüm, klişe olduğundan. ben bu filme bi kızla giderim o kız ağlarsa döverek ayrılırız.
ama filmin öyle güzel bir özelliği var ki, can yakar. tam arka koltukta sevgiliyle yiyişmelik. herkes klişe krizi geçirirken sen orda hebelehübele yaparsın.
not: beni filme götüren arkadaşımla bir daha görüşmeme kararı aldım. ulan lisede dayak yediğim zamanda bile daha az acı çekmiştim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar