bugün
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri48
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı29
- claudian clouds33
- sözlük kızlarının kekleri24
- yaşanmamışların yası6
- uludağ itiraf19
- buzdolabının kapağını açıp boş boş bakmak5
- yazarların akşam yemekleri6
- cok da abartmaya gerek uok6
- insan ne ister5
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız7
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği7
- anın görüntüsü25
- en iyi vampir filmi4
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- meriç dükalığı8
- islamda namaz yoktur30
- cumartesi gecesi sıkıcılığı4
- gece sokak kedileri tarafından saldırılmak4
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- kadınlar7
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- true'nun engelli olması6
- sevdiğiniz yazarlar8
- fusya semsiyeli yabanci22
- okan buruk9
- dantelli sütyen takan erkek12
- kürdistan10
- sarapci koala hatayi33
- ölümden korkuyor musunuz17
- okulda zil sesinin felsefi anlamı3
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- en iyi kurt adam filmi3
- allah11
- başkalarının istediği gibi yaşamak4
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek15
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz6
- günün sözü16
- sözlük yazarlarının gerçek adları40
- kültür2
- sözlük yazarlarının kombinleri18
- ekşi sözlükteki entrymin 4256 artı oy alması7
- kuran2
- tai lung8
- intothenirvana2
- yesene beni diyen kız9
- true ve g'i l d'e d l'i l y birlikteliği4
- gecenin şarkısı10
- true ile tatlı sert3
- sözlüğün ölü gibi olması5
yıllar önce bir programda hayrettin karaca'nın dikkat çektiği bu ağacın latincesi "ailanthus altissimadır". diğer bir adı da kokarağaçtır. parklarda, yol kenarlarında, bahçelerde sıklıkla görülen ama çoğunun ismini bilmediği bir ağaçtır. halk arasında akasyanın bir alt türü olarak bilinse de en ufak bir bağlantısı yoktur.
cennet ağacının kökeni uzakdoğu, tahminini olarak da çinin güneydoğusundaki taşlık, yarı nemli bölgelerdir. avrupa'ya gelişi 18.yy'a rastlar. fransız kaşifler ve botanikçiler tarafından orda çok beğenilmiş ve bunun üzerine avrupa'da yetiştirilmeye başlanmıştır. güzel görünüşü ona cennet ağacı ismini verilmesine sebep olmuştur. sarayların, bahçelerin, parkların gözdesi haline gelmiştir.
anatomisinden bahsedecek olursak; hemen hemen 1 santim kalınlığında ve 10 santim uzunluğunda yapraklara sahiptir. bunlar geçici bir dalın üzerinde yer alır ve sonbaharda bu dalla beraber dökülür. çok hızlı büyüyebilen bir ağaçtır.ağacın çok fazla tutulmasında, talep edilmesindeki en büyük etkenlerden biri de budur. hemen hemen 25 yılda 15 metre boy atabilir. uygun koşullarda ise gençken yılda 4 metre sürgün verebilir. çapıda bir metreye kadar ulaşabilir. odununa baktığımızda ise içinin gençken süngerimsi bir yapıda olduğunu farkedilebilir. yıllar geçtikçe bu süngerimsi yapı sertleşir ve ortalama bir ağaçtan daha sert bir yapıya sahip olur. buna rağmen kerestesi çok kalitesiz olup endüstriyel hammadde olarak kullanılamaz.
ayrıca bu kadar hızlı büyüyen ağacın ömrünün elli yılı aştığı görülmemiştir. çok çabuk yaşlanıp kurumaktadır.
bu ağacın ülkemize gelişi de 19.yy'ın sonralarına rastlar. demir yollarının yanlarına dikilmek için avrupadan getirilmiştir. olağanüstü hızlı köksalan bu ağaç demir yollarının zeminini sağlamlaştırmak, kaymaları önlemek için getirtilmiştir. en kötü koşullara, zehirli gazlara, asit yağmurlarına bile çok dayanaklı olan bu ağaç sonraları fabrikaların yanlarına,yol kenarlarına dikilmeye başlanmıştır. başka ağaçları öldürecek olan bu kötü koşullar bu ağaca hemen hemen hiçbir etkide bulunmamaktadır. arabalardan kaynaklanan zehirli atıkları, asit yağmurlarının etkilerini azaltmak için birebirdir.
fakat bu ağacın vatanındaki koşullar; ağaçlar, böcekler buralarda olmadığı için bu ağacın hemen hemen doğal bir rakibi, mücadele edeceği bir bitki veya hayvan türü avrupa'da veya amerika'da yoktur. buradaki koşullarda çok hızlı bir şekilde yayılabilir.
kuvvetli kök salması, hızlı üremesi, köklerinden salgıladığı zehirli(allelopathic chemical) maddeleri sayesinde buradaki diğer ağaçlar üzerinde baskın bir tür haline gelebilmektedir. kısa bir süre ortamdaki diğer ağaçları yok ederek tek tür haline gelmesi muhtemeldir. ayrıca salgıladığı kötü koku hem insanları, hayvanları kendinden uzak tutar. üzerinde bir kuş yuvası, bir böcek görmek hemen hemen imkansızdır.
bu ağacın en önemli zayıf yönü ise yoğun gölgeli ortamdır. böyle ortamlarda barınma şansı yok gibidir.bu ağaçla tek etkili mücadelenin yöntemi de gölgelendirme yöntemidir. bu etkili yöntemin işe yaraması bile on yıllar almaktadır.
avrupa'da amerika'da başağrısı haline gelmiş olan bu ağaç istanbul'da ankara'da dere yataklarını, parkları, bahçeleri hızla istila etmektedir. diğer türleri, yok etmekte ordaki ekosistemleri berbat etmektedir.
30 kırk yıl sonra dere yataklarında; söğüt, kavak, bahçelerde; ıhlamur, akasya, yemiş ağaçları görmek zorlaşacaktır. doğal düşmanı olmayan bu ağaç şehir çevresindeki doğal hayatı mahvedecektir.
bu yüzden bu ağacın ekimi dikimi yapılacaksa çok dikkatli olunması gerekir. bu ağacın başıboş bırakılmasının felaketlere yol açacağı unutulmamalıdır.
daha ayrıntılı bilgi için:
--spoiler--
http://en.wikipedia.org/wiki/Ailanthus_altissima
--spoiler--
--spoiler--
http://www.invasivespecie...v/plants/treeheaven.shtml
--spoiler--
cennet ağacının kökeni uzakdoğu, tahminini olarak da çinin güneydoğusundaki taşlık, yarı nemli bölgelerdir. avrupa'ya gelişi 18.yy'a rastlar. fransız kaşifler ve botanikçiler tarafından orda çok beğenilmiş ve bunun üzerine avrupa'da yetiştirilmeye başlanmıştır. güzel görünüşü ona cennet ağacı ismini verilmesine sebep olmuştur. sarayların, bahçelerin, parkların gözdesi haline gelmiştir.
anatomisinden bahsedecek olursak; hemen hemen 1 santim kalınlığında ve 10 santim uzunluğunda yapraklara sahiptir. bunlar geçici bir dalın üzerinde yer alır ve sonbaharda bu dalla beraber dökülür. çok hızlı büyüyebilen bir ağaçtır.ağacın çok fazla tutulmasında, talep edilmesindeki en büyük etkenlerden biri de budur. hemen hemen 25 yılda 15 metre boy atabilir. uygun koşullarda ise gençken yılda 4 metre sürgün verebilir. çapıda bir metreye kadar ulaşabilir. odununa baktığımızda ise içinin gençken süngerimsi bir yapıda olduğunu farkedilebilir. yıllar geçtikçe bu süngerimsi yapı sertleşir ve ortalama bir ağaçtan daha sert bir yapıya sahip olur. buna rağmen kerestesi çok kalitesiz olup endüstriyel hammadde olarak kullanılamaz.
ayrıca bu kadar hızlı büyüyen ağacın ömrünün elli yılı aştığı görülmemiştir. çok çabuk yaşlanıp kurumaktadır.
bu ağacın ülkemize gelişi de 19.yy'ın sonralarına rastlar. demir yollarının yanlarına dikilmek için avrupadan getirilmiştir. olağanüstü hızlı köksalan bu ağaç demir yollarının zeminini sağlamlaştırmak, kaymaları önlemek için getirtilmiştir. en kötü koşullara, zehirli gazlara, asit yağmurlarına bile çok dayanaklı olan bu ağaç sonraları fabrikaların yanlarına,yol kenarlarına dikilmeye başlanmıştır. başka ağaçları öldürecek olan bu kötü koşullar bu ağaca hemen hemen hiçbir etkide bulunmamaktadır. arabalardan kaynaklanan zehirli atıkları, asit yağmurlarının etkilerini azaltmak için birebirdir.
fakat bu ağacın vatanındaki koşullar; ağaçlar, böcekler buralarda olmadığı için bu ağacın hemen hemen doğal bir rakibi, mücadele edeceği bir bitki veya hayvan türü avrupa'da veya amerika'da yoktur. buradaki koşullarda çok hızlı bir şekilde yayılabilir.
kuvvetli kök salması, hızlı üremesi, köklerinden salgıladığı zehirli(allelopathic chemical) maddeleri sayesinde buradaki diğer ağaçlar üzerinde baskın bir tür haline gelebilmektedir. kısa bir süre ortamdaki diğer ağaçları yok ederek tek tür haline gelmesi muhtemeldir. ayrıca salgıladığı kötü koku hem insanları, hayvanları kendinden uzak tutar. üzerinde bir kuş yuvası, bir böcek görmek hemen hemen imkansızdır.
bu ağacın en önemli zayıf yönü ise yoğun gölgeli ortamdır. böyle ortamlarda barınma şansı yok gibidir.bu ağaçla tek etkili mücadelenin yöntemi de gölgelendirme yöntemidir. bu etkili yöntemin işe yaraması bile on yıllar almaktadır.
avrupa'da amerika'da başağrısı haline gelmiş olan bu ağaç istanbul'da ankara'da dere yataklarını, parkları, bahçeleri hızla istila etmektedir. diğer türleri, yok etmekte ordaki ekosistemleri berbat etmektedir.
30 kırk yıl sonra dere yataklarında; söğüt, kavak, bahçelerde; ıhlamur, akasya, yemiş ağaçları görmek zorlaşacaktır. doğal düşmanı olmayan bu ağaç şehir çevresindeki doğal hayatı mahvedecektir.
bu yüzden bu ağacın ekimi dikimi yapılacaksa çok dikkatli olunması gerekir. bu ağacın başıboş bırakılmasının felaketlere yol açacağı unutulmamalıdır.
daha ayrıntılı bilgi için:
--spoiler--
http://en.wikipedia.org/wiki/Ailanthus_altissima
--spoiler--
--spoiler--
http://www.invasivespecie...v/plants/treeheaven.shtml
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar