bugün
- laik teyzelerin fenotipi34
- sözlüğü bırakıyorum ajitasyonu12
- recep tayyip erdoğan12
- z kuşağı kitap okuyor mu10
- yeni parti10
- ey insan2
- kadınların o güzel ciğerleri3
- dem partili yazar7
- mhp akp iyi anahtar bbp ittifakı5
- 3 numara saç kirli sakal6
- geceye bir şiir bırak5
- arkadaşlar kararsız kaldım hangisini alayım18
- beşiktaş11
- yavuz ağıralioğlu7
- akp oyları yüzde 10'un üzerinde10
- ekrem imamoğlu8
- milliyetçi hareket partisi4
- gece geç saatte ışığı yanan evler2
- honore de balzac4
- mhp dem kardeştir ayrım yapan kalleştir4
- mansur yavaş11
- 23 ağustos 2026 alanyaspor beşiktaş maçı6
- islam barış dinidir13
- kalp ritmini hızlandıran şeyler5
- selahattin demirtaş4
- ediz barlas2
- seçime 40 gün kala ayakkabı ile seccadeye basmak3
- davranışlardaki küçük ayrıntıları kafaya takmak5
- 2028 cumhurbaşkanlığı seçimleri6
- yeni başlayanlar için soruşturma4
- cumhuriyet halk partisi6
- bir insanı hayatının merkezine koymak7
- günün yazar kavgası bahisleri3
- amın arasına giren mayo3
- kitap okumaya geç başlamak4
- osuruktan şiirler67
- haydi güzelim şeker ezelim4
- vincenzo italiano5
- 2 dünya savaşı'na katılmış yazarlar4
- yazarların favori oyun karakteri15
- hangi sözlük kızıyla ne yapmak isterdin3
- tayyip erdoğan'a oy vermeye karar vermek8
- huzursuz insan4
- şarapçı koala'nın denemediği ideoloji3
- hukuk okuyan tiplerin biraz ezik olması9
- unutulmaz twitler2
- müzikten soğumak3
- futbol15
- 22 ağustos 2026 fenerbahçe konyaspor maçı19
- anahtar partisi büyük birlik partisi ittifakı7
işe gençlik yıllarında herbert spencer'ın mekanikçi pozitivizm görüşünü inceleyerek başladı. bu inceleme esnasında spencer'ın önemli bir yanlışını yakaladığını söyler.spencerın zaman dediği şeyin aslında zaman olmadığını, mekanın bir boyutu olduğunu anlamıştır. anlardan, saniye-dakika gibi kesiklikerden, sürelerden oluşan bir şeyin zaman olamayacağını söyler. çünkü bunlar durağandırlar, birbirlerine uzaktırlar, ucuca eklenerek bir çizgi oluştururlar, vs. yani aslında fizikteki zaman anlayışı mekanın ta kendisidir, üstelik bir de tekrar eder. tekrar eden bir şeyin sonrasını tahmin edebilirsiniz.
bergson ise zamanın dinamik, asla tekrar etmeyen bir şey olduğunu söyler. içinde keskin kırılmalar olmaz, ikileme asla olmaz, süreklidir. kişiseldir, nesnel değildir, bütünlüklüdür ve matematikselleştirilemez.
böylece zaman, mekanın hakimiyetinden kurtulur. zaman, mekanın egemenliğinden kurtulur demek koordinat ekseninin ve bilimin nesnelliğinin karşısısında alınmış bir galibiyettir. spiritüalizmi de tetikler üstelik bu düşünceleri. ruhsal, görünmez ve soyut olanın bedensel, görünen ve somut olanın egemenliğinden kurtulmasını sağlar (tabi bu söylediklerim batı düşünce tarihinin gelişimi için doğru). matter and memory kitabında anlattığı üzere artık düşünce de beynin eseri olmaktan kurtulur. bergson'a göre beyin, düşünce ihtiva etmez; o sadece vücuttan aldığı uyarılara uygun tepkiler vermeye çalışır.
bergson'a göre bir hareketin aynısını tekrar yaratamamızın iki sebebi vardır;
ilki şudur; iki konumu istediğiniz kadar birbirine yaklaştırmayı deneyin, hareket hep ikinin arasındaki aralıkta gerçekleşecektir, yani sizin arkanızda.
ikincisi ise; zamanı istediğiniz kadar kesip biçip bölebilirsiniz ancak hareket hep kendi niteliksel süresi içerisinde gerçekleşecektir.
ahmet hamdi tanpınar ın zaman görüşü bergsoncu bir bakışın ürünü olarak düşünülebilir, necip fazıl'da mürşidine kavuşmadan önce bergson'un görüşlerini bir hayli övmüştür.hilmi ziya ülken, mustafa şekip tunç gibi eski ünlü felsefecilerimizin hayranlıkla fikirlerini irdelediği bir filozoftu ,cumhuriyetin ilk dönemindeki aydınlar arasında daha bir yığın hayranı ve takipçisi vardı.
en önemli eserlerinden biri, "yaratıcı tekamül" adını taşır. bir bilim adamı gözüyle, bütün evrimci görüşleri inceler filozof bu eserde... zayıf ve güçlü yönlerini ortaya koyar. mesela darwin'in insan organlarının oluşumunu "pek hafif değişmeler yoluyla" şeklinde açıklamasını inandırıcı bulmaz. göz gibi bir organ, pek hafif değişmeler yoluyla nasıl ortaya çıkabilirdi? göz'ün oluşması için, bünyede görme diye bir hedefin olması gerekir. veya beyindeki görme merkezi ile, görme sinirleri ve organı aynı anda ortaya çıkmış olmalı ki, göz oluşabilsin... darwin teorisi organların, canlılar alemindeki evrimini açıklamaz.
din ve ahlakın iki kaynağı eserinde, türkiye'deki düşünce dünyasının hala el atmaya cesaret edemediği görüşler ileri sürer bergson. biri kişisel ve vicdanî, diğeri sosyal ve geleneğe bağlı olmak üzere iki kaynak işaretler din ve ahlak için. freud'un din ve ahlakı birer hastalık (nevroz) olarak gören görüşünün yanında, önemi anlaşılmamış tespitlerdir bunlar da... bergson, kısacası, batı felsefesi içinde, ruhun son hamlesi, son çığlığıdır. ondan sonra ruh yoktur artık.
bergson ise zamanın dinamik, asla tekrar etmeyen bir şey olduğunu söyler. içinde keskin kırılmalar olmaz, ikileme asla olmaz, süreklidir. kişiseldir, nesnel değildir, bütünlüklüdür ve matematikselleştirilemez.
böylece zaman, mekanın hakimiyetinden kurtulur. zaman, mekanın egemenliğinden kurtulur demek koordinat ekseninin ve bilimin nesnelliğinin karşısısında alınmış bir galibiyettir. spiritüalizmi de tetikler üstelik bu düşünceleri. ruhsal, görünmez ve soyut olanın bedensel, görünen ve somut olanın egemenliğinden kurtulmasını sağlar (tabi bu söylediklerim batı düşünce tarihinin gelişimi için doğru). matter and memory kitabında anlattığı üzere artık düşünce de beynin eseri olmaktan kurtulur. bergson'a göre beyin, düşünce ihtiva etmez; o sadece vücuttan aldığı uyarılara uygun tepkiler vermeye çalışır.
bergson'a göre bir hareketin aynısını tekrar yaratamamızın iki sebebi vardır;
ilki şudur; iki konumu istediğiniz kadar birbirine yaklaştırmayı deneyin, hareket hep ikinin arasındaki aralıkta gerçekleşecektir, yani sizin arkanızda.
ikincisi ise; zamanı istediğiniz kadar kesip biçip bölebilirsiniz ancak hareket hep kendi niteliksel süresi içerisinde gerçekleşecektir.
ahmet hamdi tanpınar ın zaman görüşü bergsoncu bir bakışın ürünü olarak düşünülebilir, necip fazıl'da mürşidine kavuşmadan önce bergson'un görüşlerini bir hayli övmüştür.hilmi ziya ülken, mustafa şekip tunç gibi eski ünlü felsefecilerimizin hayranlıkla fikirlerini irdelediği bir filozoftu ,cumhuriyetin ilk dönemindeki aydınlar arasında daha bir yığın hayranı ve takipçisi vardı.
en önemli eserlerinden biri, "yaratıcı tekamül" adını taşır. bir bilim adamı gözüyle, bütün evrimci görüşleri inceler filozof bu eserde... zayıf ve güçlü yönlerini ortaya koyar. mesela darwin'in insan organlarının oluşumunu "pek hafif değişmeler yoluyla" şeklinde açıklamasını inandırıcı bulmaz. göz gibi bir organ, pek hafif değişmeler yoluyla nasıl ortaya çıkabilirdi? göz'ün oluşması için, bünyede görme diye bir hedefin olması gerekir. veya beyindeki görme merkezi ile, görme sinirleri ve organı aynı anda ortaya çıkmış olmalı ki, göz oluşabilsin... darwin teorisi organların, canlılar alemindeki evrimini açıklamaz.
din ve ahlakın iki kaynağı eserinde, türkiye'deki düşünce dünyasının hala el atmaya cesaret edemediği görüşler ileri sürer bergson. biri kişisel ve vicdanî, diğeri sosyal ve geleneğe bağlı olmak üzere iki kaynak işaretler din ve ahlak için. freud'un din ve ahlakı birer hastalık (nevroz) olarak gören görüşünün yanında, önemi anlaşılmamış tespitlerdir bunlar da... bergson, kısacası, batı felsefesi içinde, ruhun son hamlesi, son çığlığıdır. ondan sonra ruh yoktur artık.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar