bugün
- 29 ekim 2026 aliyev'in türkiye'ye gelmemesi14
- insan doğuştan iyi midir12
- papatya çayı içen erkek7
- ince çorap giyip üşümüyorum ama diyen bayan4
- 29 ekim cumhuriyet bayramı17
- ismet inönü6
- reptilian3
- ölmüş birinin fotoğraflarına bakmak5
- nervio'nun başkalarının fotoğrafını paylaşması12
- sözlük kızları fotoğraf çekmesin kampanyası3
- hoyrat gecelerde bazen anüs koklamak istersin8
- sözlükte 1 63 den uzun hanımefendi yazar olmaması7
- her gece onun fotoğrafına baktıktan sonra yatmak3
- alzheimer günlüğü7
- kadın ayağının da meme kadar güzel olması2
- mustafa sarıgül'ün berberle ilşkisi çıkması2
- nutellayı memelerine sürüp ikram eden kız2
- meyve tabağı3
- anın görüntüsü16
- sözlüğün içler acısı hali ve zavallı yazarlar2
- gecenin şarkısı11
- yeni bir erkekle tanışmak istememek3
- şiddetli anksiyete bozuklukları2
- gunluklerim aylik olmus yarragi olan adam olması2
- özgü namal2
- kasımda aşk başkadır diyen kız4
- ladino2
- yarragi olan adam5
- meksika açmazı macerası2
- ekşi sözlük toplu yazar alımı8
- bir adaya düşsek6
- apo çıkarsa ulusalcılar ne yapacak9
- usual birader2
- kapadokya da çökme sonucu iki kişinin ölmesi5
- nervio niye sesini atmıyor sorunsalı3
- mahmud abbas3
- trump'tan erdoğan'a cumhuriyet bayramı telefonu2
- aniden gelen özledim hissi2
- ese dezze7
- hoppidi hoppidi zıplayan ayak gifleri veritabanı4
- sözlükte 1 60 boyundaki tatlı ve kaslı kız5
- tristan da cunha3
- kapadokyada peri bacası çöktü7
- stephen appiah2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı21
- sosyal medyada çirkinlerin profilini gizlemesi3
- sözlük at hırsızlarının fotoğrafları6
- değişenlerin gerisinde değişmeden kalan öz3
- türkiyeliyim ve mutluyum4
- ayakçı erkek5
http://www.evrensel.net adresinden alıntıdır.
işsizlik
Seçime giderken burjuva medyası ve siyasetçileri suni meselelerle gündemi doldurmaktadır. Seçim zamanı tartışılmak gereken gerçek bir soruna değinelim.
Türkiye istatistik Kurumunun son verilerine göre Şubat 2007 'de genel işsizlik oranı yüzde 11.4, tarım dışı işsizlik oranı yüzde 14.2 idi. Genel işsizlik oranını hesaplarken tarım yapan ailelerin kadınları ve çocukları da işletmede çalışmakta sayıldığından, işsizlik oranını küçültmektedir. Bu sebeple yüzde 14.2, işsizliği göstermekte daha anlamlı bir rakamdır.
işsizlik sorunun çözümünü burjuva iktisatçıları 'büyümede' görür. Büyüme dedikleri mal ve hizmet üretim artışıdır. Yani gayrisafi yurt içi hâsılanın artmasıdır. Daha çok üretim yapılırsa daha çok insan istihdam edilecek; işsizlerin sayısı ve işsizlik oranı da böylece azalacaktır. Acaba?
Tabiî ki istihdam artışının işsizlik oranını artırması için, istihdam edilen insan sayısının işgücüne yeni katılanların (gençlerin, kadınların vs.) ve işten çıkarılanların sayısını aşması gerekir. Yoksa istihdam bundan az artarsa, işsizlik oranı yine yükselebilir.
Sorun bundan ibaret değil. Gayrisafi yurt içi hâsıla artışı daima istihdamı artırmamaktadır. Bazı yıllar gayrisafi yurt içi hâsıla artarken istihdam azalmaktadır. Örneğin 2000'de gayrisafi yurt içi hâsıla yüzde 7.36 arttı, istihdam 467000 kişi azaldı. 2002'de gayrisafi yurt içi hâsıla yüzde 7.94 arttı, istihdam 170000 kişi azaldı. 2003'te gayrisafi yurt içi hâsıla yüzde 5.79 arttı, istihdam 207000 kişi azaldı. Gayrisafi yurt içi hâsıla artışı istihdamı artırdığında da aynı oranda artırmamaktadır: 2006'da hâsıla yüzde 6 artmış, istihdamı da yüzde 1 artırmıştır.
Hâsıla artışı ile istihdam artışı arasındaki bağın bunca zayıf olmasının birkaç sebebi olabilir. Biri, kırdan kente göç eden ailelerde kadınların işgücü dışında kalmasıdır. Başka biri de sanayide ve hizmetlerde üretim artışının işçileri daha yoğun çalıştırarak elde edilmesidir.
O hâlde istihdam sorununu ve (yüzde onun üzerindeki) işsizlik sorununun çözümü iktisadî büyüme değildir.
Yakınlarda bir Ekodiyalog programında işsizlik sorunun çözümü sorulduğunda programın malum şahısları çözümü açıkladılar: çözüm eğitim imiş. Bunun mantığı da şöyle: kişinin eğitim seviyesi yükselirse daha üretken olur, yani patronlara kâr sağlama yeteneği gelişir. O zaman da iş bulma ihtimali artar.
Başka bir ifade ile bu toplumda bir ferdin toplumsal üretime katılıp başı dik, kendi kazancı ile insanca yaşayabilmesi için mutlaka başka birisine kâr üretmesi (ve bunu yapabildiğini kanıtlaması, kendi beğendirmesi) lâzım.
Bu makul bir düzen değildir. Her insan üretkendir. Onun çalışma ve kendi geçimini sağlama hakkı, kendini sermaye sahibi birilerine beğendirmesine bağlı olmamalıdır.
Görülüyor ki istihdam ve işsizlik sorunu özünde bir bölüşme, paylaşma sorunudur. Ülkede mevcut iş yerlerinde herkese iş verilebilir. Çalışanların verimli ve disiplinli çalışması, ayrı bir sorundur ve çözüm yöntemleri vardır.
Kapitalizmin savunucuları bu sistemin 'verimli' ve 'etkin' olduğunu tekrarlayadurur. Etkin demek, kaynakları israf etmeyen demektir. Tarım dışında çalışmak isteyenlerin yüzde 14.2'sini işsiz bırakan bir sistem, nasıl etkin olur? insanları işsiz bırakan bir düzen en müsrif ve ziyankâr düzendir.
Genel seçime gidiyoruz. Tartışılan konu, 367 yeter sayısı olup olmadığı, Gül'ün adaylığı, ittifaklar, birleşmeler, partiden partiye kayanlar.... Yüzde 10'un üzerinde işsizliği, 2760000 işsizi hatırlayan var mı?
işsizlik
Seçime giderken burjuva medyası ve siyasetçileri suni meselelerle gündemi doldurmaktadır. Seçim zamanı tartışılmak gereken gerçek bir soruna değinelim.
Türkiye istatistik Kurumunun son verilerine göre Şubat 2007 'de genel işsizlik oranı yüzde 11.4, tarım dışı işsizlik oranı yüzde 14.2 idi. Genel işsizlik oranını hesaplarken tarım yapan ailelerin kadınları ve çocukları da işletmede çalışmakta sayıldığından, işsizlik oranını küçültmektedir. Bu sebeple yüzde 14.2, işsizliği göstermekte daha anlamlı bir rakamdır.
işsizlik sorunun çözümünü burjuva iktisatçıları 'büyümede' görür. Büyüme dedikleri mal ve hizmet üretim artışıdır. Yani gayrisafi yurt içi hâsılanın artmasıdır. Daha çok üretim yapılırsa daha çok insan istihdam edilecek; işsizlerin sayısı ve işsizlik oranı da böylece azalacaktır. Acaba?
Tabiî ki istihdam artışının işsizlik oranını artırması için, istihdam edilen insan sayısının işgücüne yeni katılanların (gençlerin, kadınların vs.) ve işten çıkarılanların sayısını aşması gerekir. Yoksa istihdam bundan az artarsa, işsizlik oranı yine yükselebilir.
Sorun bundan ibaret değil. Gayrisafi yurt içi hâsıla artışı daima istihdamı artırmamaktadır. Bazı yıllar gayrisafi yurt içi hâsıla artarken istihdam azalmaktadır. Örneğin 2000'de gayrisafi yurt içi hâsıla yüzde 7.36 arttı, istihdam 467000 kişi azaldı. 2002'de gayrisafi yurt içi hâsıla yüzde 7.94 arttı, istihdam 170000 kişi azaldı. 2003'te gayrisafi yurt içi hâsıla yüzde 5.79 arttı, istihdam 207000 kişi azaldı. Gayrisafi yurt içi hâsıla artışı istihdamı artırdığında da aynı oranda artırmamaktadır: 2006'da hâsıla yüzde 6 artmış, istihdamı da yüzde 1 artırmıştır.
Hâsıla artışı ile istihdam artışı arasındaki bağın bunca zayıf olmasının birkaç sebebi olabilir. Biri, kırdan kente göç eden ailelerde kadınların işgücü dışında kalmasıdır. Başka biri de sanayide ve hizmetlerde üretim artışının işçileri daha yoğun çalıştırarak elde edilmesidir.
O hâlde istihdam sorununu ve (yüzde onun üzerindeki) işsizlik sorununun çözümü iktisadî büyüme değildir.
Yakınlarda bir Ekodiyalog programında işsizlik sorunun çözümü sorulduğunda programın malum şahısları çözümü açıkladılar: çözüm eğitim imiş. Bunun mantığı da şöyle: kişinin eğitim seviyesi yükselirse daha üretken olur, yani patronlara kâr sağlama yeteneği gelişir. O zaman da iş bulma ihtimali artar.
Başka bir ifade ile bu toplumda bir ferdin toplumsal üretime katılıp başı dik, kendi kazancı ile insanca yaşayabilmesi için mutlaka başka birisine kâr üretmesi (ve bunu yapabildiğini kanıtlaması, kendi beğendirmesi) lâzım.
Bu makul bir düzen değildir. Her insan üretkendir. Onun çalışma ve kendi geçimini sağlama hakkı, kendini sermaye sahibi birilerine beğendirmesine bağlı olmamalıdır.
Görülüyor ki istihdam ve işsizlik sorunu özünde bir bölüşme, paylaşma sorunudur. Ülkede mevcut iş yerlerinde herkese iş verilebilir. Çalışanların verimli ve disiplinli çalışması, ayrı bir sorundur ve çözüm yöntemleri vardır.
Kapitalizmin savunucuları bu sistemin 'verimli' ve 'etkin' olduğunu tekrarlayadurur. Etkin demek, kaynakları israf etmeyen demektir. Tarım dışında çalışmak isteyenlerin yüzde 14.2'sini işsiz bırakan bir sistem, nasıl etkin olur? insanları işsiz bırakan bir düzen en müsrif ve ziyankâr düzendir.
Genel seçime gidiyoruz. Tartışılan konu, 367 yeter sayısı olup olmadığı, Gül'ün adaylığı, ittifaklar, birleşmeler, partiden partiye kayanlar.... Yüzde 10'un üzerinde işsizliği, 2760000 işsizi hatırlayan var mı?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar