bugün
- 28 haziran 2026 demokratik kongo özbekistan maçı4
- 28 haziran 2026 hırvatistan gana maçı5
- demokratik kongo cumhuriyeti5
- özgürlük ve zorunlu eğitim paradoksu5
- akepe neden kültürel hegemonyayı ele geçiremedi19
- dünya12
- insan5
- 28 haziran 2026 panama ingiltere maçı4
- genç olmanın en güzel yanı6
- almanya6
- 26 haziran 2026 türkiye abd maçı31
- genç görünmeye çalışmak7
- dua edince iletildi mesajı gelmesi3
- amerika birleşik devletleri7
- gitme diye yalvarmak6
- portekiz5
- kolombiya4
- 1 temmuz kabotaj bayramı4
- eski işyerine tekrar başlamak4
- sabaha kadar okunacak kitap4
- 28 haziran 2026 kolombiya portekiz maçı2
- eski eşle tekrar evlenmek4
- opel frontera2
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet19
- 19 yaşında kızla yatmak3
- giresun da otobüs durağında bekleyen turist kız8
- sözlüğe kız girince telefona bildirim gelmesi5
- iran2
- x in memeleri3
- içtim şarabı13
- kadir inanır22
- abd'yi yenmiş olduk bu da bir başarı3
- anın görüntüsü22
- sözlükteki gizli düşmanım10
- uludağ sözlüğün boşalması3
- insanın geçmişinin karanlık olması9
- şarapçı bey koala birader3
- 30 haziran 2026 hollanda fas maçı3
- öldükten sonra bana ne olacak5
- özbekistan4
- kemalist dünya24
- 33 yaşında olmak3
- sözlük kızlarını harika yapan detaylar9
- ilgi manyağı3
- arşivlenmesi gereken resimler3
- her insanın bir cini olması8
- panama3
- hırvatistan3
- sözlük yazarlarının babalarını dinlediği konular2
- demet akalın'ın kırmızı elbisesi2
rüyama giren filmdir.
hayır olsun inşallah deyin de anlatmaya başlayayım.
bir dağ yolunda eski bir otobüsle yolculuk ediyorum. kar yağıyor. yolun sol tarafı uçurum. birden otobüsün önü kesiliyor ve kolluk kuvvetleri kimlik kontrolüne başlıyor. o sırada birisi bana soruyor -ne oluyor. film çekiliyor diyorum. -hangi filim. taken(ilki mi ikincisi mi bilmiyorum). askerler beni kovalamaya başlıyor, kaçıyorum, koşuyorum. ta ki bacaklarımda derman kalmayana kadar. tam o sırada derin bir uçurumun kenarına geliyorum. aşağısı görünmüyor. atlıyorum aşağıya. düşerken uçurumun çok yüksek bir duvar olduğunu duvarın yosun tuttuğunu fark ediyorum. tam yere çakılacağım bacaklarım kırılacak kesin öldüm derken zemine az bir mesafe kala yavaşlıyor ve iniyorum. arkamdan geliyorlar. indiğim yer amasya'da istasyon caddesi adıyla bilinen yer (en son 2008 yılında gittim). caddenin sonundaki istasyon köprüsünden karşıya geçip, imaret de denilen sultan 2. beyazıt camisinin bahçe demirlerinden bahçenin içine girmek için hamle yapıyorum. bu sırada aklımdan şunlar geçiyor -onlar burayı bilmezler, bahçe içinden geçersem kestirme olur, izimi kaybettiririm. demir parmaklıklardan bir pencere açılıyor. pencereyi açan kişi birazcık yaşlıca, sokakta yaşayan insanlara benziyor. ağzında yanmayan bir sigara ve sağ elinde yanan bir sigara, beni pencereden içeri buyur ediyor. bahçenin yeşillikleri arasında gözden kayboluyorum. bahçeden geçtikten sonra büyük bir eve giriyorum. evde beni hiç amasya ile alakası olmayan uzaktan tanıdığım birisi karşılıyor, kahve ikram ediyor. sanki neden yorgun olduğumu, neden oraya geldiğimi biliyormuş gibi bir tavırla havadan sudan konuşmaya başlıyor...
sonra uyandım işte. muhtemelen neticem açıkta kalmıştır ama bunların ne anlamı var diye düşünmekten de kendimi alamıyorum. öyle işte.
hayır olsun inşallah deyin de anlatmaya başlayayım.
bir dağ yolunda eski bir otobüsle yolculuk ediyorum. kar yağıyor. yolun sol tarafı uçurum. birden otobüsün önü kesiliyor ve kolluk kuvvetleri kimlik kontrolüne başlıyor. o sırada birisi bana soruyor -ne oluyor. film çekiliyor diyorum. -hangi filim. taken(ilki mi ikincisi mi bilmiyorum). askerler beni kovalamaya başlıyor, kaçıyorum, koşuyorum. ta ki bacaklarımda derman kalmayana kadar. tam o sırada derin bir uçurumun kenarına geliyorum. aşağısı görünmüyor. atlıyorum aşağıya. düşerken uçurumun çok yüksek bir duvar olduğunu duvarın yosun tuttuğunu fark ediyorum. tam yere çakılacağım bacaklarım kırılacak kesin öldüm derken zemine az bir mesafe kala yavaşlıyor ve iniyorum. arkamdan geliyorlar. indiğim yer amasya'da istasyon caddesi adıyla bilinen yer (en son 2008 yılında gittim). caddenin sonundaki istasyon köprüsünden karşıya geçip, imaret de denilen sultan 2. beyazıt camisinin bahçe demirlerinden bahçenin içine girmek için hamle yapıyorum. bu sırada aklımdan şunlar geçiyor -onlar burayı bilmezler, bahçe içinden geçersem kestirme olur, izimi kaybettiririm. demir parmaklıklardan bir pencere açılıyor. pencereyi açan kişi birazcık yaşlıca, sokakta yaşayan insanlara benziyor. ağzında yanmayan bir sigara ve sağ elinde yanan bir sigara, beni pencereden içeri buyur ediyor. bahçenin yeşillikleri arasında gözden kayboluyorum. bahçeden geçtikten sonra büyük bir eve giriyorum. evde beni hiç amasya ile alakası olmayan uzaktan tanıdığım birisi karşılıyor, kahve ikram ediyor. sanki neden yorgun olduğumu, neden oraya geldiğimi biliyormuş gibi bir tavırla havadan sudan konuşmaya başlıyor...
sonra uyandım işte. muhtemelen neticem açıkta kalmıştır ama bunların ne anlamı var diye düşünmekten de kendimi alamıyorum. öyle işte.
Gündemdeki Haberler