bugün
- from gold from dust10
- nervio isimli yazarin tam olarak neye yaramasi17
- vişneçürüğü tanga giyen sözlük erkeği13
- evlenilecek erkek bulmanın gittikçe zorlaşması10
- adalet ve kalkınma partisi4
- kışın duş alırken üşümemek için öneriler7
- seni terkedeceğim4
- truesuz sözlük8
- çin'e demokrasi gelsin10
- hastalık havası8
- ankara da aym önünde intihar eden emekli polis18
- geceleri yapmaktan zevk alınan şeyler5
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye44
- sözlük kızı için kavga eden 2 kaslı sözlük erkeği13
- gecenin ilerleyen saatlerinde soğuk kahve içmek2
- uykuya dalmak istememek neyin belirtisidir5
- anında dolan göz neyin belirtisidir6
- ekrem imamoğlu6
- uzun süre ayakkabı içinde kalmış ayak5
- burna tuzlu su çekmek6
- sözlüğün götü en güzel yazarı12
- kopya çekmenin etiği5
- vajinanın iç sıcaklığı10
- love me again2
- radiohead seven kız3
- cinler size musallat olsa2
- seni çok özledim3
- recep tayyip erdoğan27
- silikon memenin patlaması10
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması42
- fiziği güzel sözlük kızları48
- silikon meme gerçeğinin yerini tutar mı sorunsalı14
- sümük fetişi3
- çok makyaj yapan kız vs doğal kız10
- gocu19
- nervio23
- karton toplarken şarampole yuvarlanmak5
- çok düşünmek neyin belirtisidir3
- yaran twitter iletileri3
- bastırılmış üzüntü4
- iyi dostlar biriktirdim7
- geçmeyen mide bulantısı neyin belirtisidir3
- sözlük erkeklerinin kaşar olduğu gerçeği9
- duvardaki kafam kadar örümcek4
- judas'ı dayak yerken görseniz ne yaparsınız10
- açmanın üzerinde açma yazması4
- arkadaşlar sizce bu çanta nasıl8
- kasiyerin nakit mi kredi kartı mı diye sorması5
- fusya semsiyeli yabanci4
- sözlüğün namusunu kim temizleyecek sorunsalı5
rüyama giren filmdir.
hayır olsun inşallah deyin de anlatmaya başlayayım.
bir dağ yolunda eski bir otobüsle yolculuk ediyorum. kar yağıyor. yolun sol tarafı uçurum. birden otobüsün önü kesiliyor ve kolluk kuvvetleri kimlik kontrolüne başlıyor. o sırada birisi bana soruyor -ne oluyor. film çekiliyor diyorum. -hangi filim. taken(ilki mi ikincisi mi bilmiyorum). askerler beni kovalamaya başlıyor, kaçıyorum, koşuyorum. ta ki bacaklarımda derman kalmayana kadar. tam o sırada derin bir uçurumun kenarına geliyorum. aşağısı görünmüyor. atlıyorum aşağıya. düşerken uçurumun çok yüksek bir duvar olduğunu duvarın yosun tuttuğunu fark ediyorum. tam yere çakılacağım bacaklarım kırılacak kesin öldüm derken zemine az bir mesafe kala yavaşlıyor ve iniyorum. arkamdan geliyorlar. indiğim yer amasya'da istasyon caddesi adıyla bilinen yer (en son 2008 yılında gittim). caddenin sonundaki istasyon köprüsünden karşıya geçip, imaret de denilen sultan 2. beyazıt camisinin bahçe demirlerinden bahçenin içine girmek için hamle yapıyorum. bu sırada aklımdan şunlar geçiyor -onlar burayı bilmezler, bahçe içinden geçersem kestirme olur, izimi kaybettiririm. demir parmaklıklardan bir pencere açılıyor. pencereyi açan kişi birazcık yaşlıca, sokakta yaşayan insanlara benziyor. ağzında yanmayan bir sigara ve sağ elinde yanan bir sigara, beni pencereden içeri buyur ediyor. bahçenin yeşillikleri arasında gözden kayboluyorum. bahçeden geçtikten sonra büyük bir eve giriyorum. evde beni hiç amasya ile alakası olmayan uzaktan tanıdığım birisi karşılıyor, kahve ikram ediyor. sanki neden yorgun olduğumu, neden oraya geldiğimi biliyormuş gibi bir tavırla havadan sudan konuşmaya başlıyor...
sonra uyandım işte. muhtemelen neticem açıkta kalmıştır ama bunların ne anlamı var diye düşünmekten de kendimi alamıyorum. öyle işte.
hayır olsun inşallah deyin de anlatmaya başlayayım.
bir dağ yolunda eski bir otobüsle yolculuk ediyorum. kar yağıyor. yolun sol tarafı uçurum. birden otobüsün önü kesiliyor ve kolluk kuvvetleri kimlik kontrolüne başlıyor. o sırada birisi bana soruyor -ne oluyor. film çekiliyor diyorum. -hangi filim. taken(ilki mi ikincisi mi bilmiyorum). askerler beni kovalamaya başlıyor, kaçıyorum, koşuyorum. ta ki bacaklarımda derman kalmayana kadar. tam o sırada derin bir uçurumun kenarına geliyorum. aşağısı görünmüyor. atlıyorum aşağıya. düşerken uçurumun çok yüksek bir duvar olduğunu duvarın yosun tuttuğunu fark ediyorum. tam yere çakılacağım bacaklarım kırılacak kesin öldüm derken zemine az bir mesafe kala yavaşlıyor ve iniyorum. arkamdan geliyorlar. indiğim yer amasya'da istasyon caddesi adıyla bilinen yer (en son 2008 yılında gittim). caddenin sonundaki istasyon köprüsünden karşıya geçip, imaret de denilen sultan 2. beyazıt camisinin bahçe demirlerinden bahçenin içine girmek için hamle yapıyorum. bu sırada aklımdan şunlar geçiyor -onlar burayı bilmezler, bahçe içinden geçersem kestirme olur, izimi kaybettiririm. demir parmaklıklardan bir pencere açılıyor. pencereyi açan kişi birazcık yaşlıca, sokakta yaşayan insanlara benziyor. ağzında yanmayan bir sigara ve sağ elinde yanan bir sigara, beni pencereden içeri buyur ediyor. bahçenin yeşillikleri arasında gözden kayboluyorum. bahçeden geçtikten sonra büyük bir eve giriyorum. evde beni hiç amasya ile alakası olmayan uzaktan tanıdığım birisi karşılıyor, kahve ikram ediyor. sanki neden yorgun olduğumu, neden oraya geldiğimi biliyormuş gibi bir tavırla havadan sudan konuşmaya başlıyor...
sonra uyandım işte. muhtemelen neticem açıkta kalmıştır ama bunların ne anlamı var diye düşünmekten de kendimi alamıyorum. öyle işte.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar