bugün
- arkadaşlar sizce ben ne kadar sapığım7
- tuba büyüküstün7
- ev temizleyen erkek5
- asteğmen6
- memduh bashgan13
- mohamed salah'ın trabzonspor'a transferi22
- helikopterlerin mantıksız davranması3
- nihoşun ölümü16
- rambo ariel ortega8
- simko39
- akşam yemeği2
- gram altındaki şiddetli yükseliş2
- aptal yazarlar2
- sırrı süreyya önder5
- çin'in abd'ye iha ihracatını yasaklaması11
- uyumanın en zevkli olduğu an2
- yılmaz güney'in sömürgecilerin kucağına oturması7
- ev temizleyen kadın2
- masklavi ve mel mel gibson'un birbirini artılaması11
- cevap niteliğinde entry giren yazarlar2
- bakara suresi 107 ayet2
- banu alkan serpil cakmakli bulusmasi2
- starbucks'ın uludağ sözlük ten kalabalık olması3
- levent üsteğmen ile çiğdem üstteğmen'in sevişmesi3
- mahsun alişan özcan ibo'i zzet yılmaz2
- sarp levendoğlu2
- karşısındaki yazarı kadın sanıp mesaj atan erkek12
- insanın inanmak istediğine inanması3
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz14
- herkes denize pikniğe giderken sizin çalışmanız6
- emret komutanım tahir yüzbaşı4
- özgür özel'in tutuklanması9
- kıbrısı ingilize veren padişah6
- sideboob2
- ülkücü bir babanın oğluna vereceği isim8
- euro'nun 55 tl olması4
- mahsun alişan özcan2
- protein ağırlıklı beslenince yaşanan kabızlık18
- zeynep koltuk2
- gheorghe hagi3
- terliksi vedat3
- şükürcülük8
- benim çocuğum yapmaz annesi5
- yazarların akşam yemekleri2
- akp vs pkk6
- mel mel bakan gibson true 007 usualsuspects2
- nihal yalçın2
- yeni parti5
- waffle3
- meal kuran değildir26
Ayıp; içine yerleştirildiğimiz şu düzende, içine konduğumuz hayatta tarih boyunca süregelmiş ve dini,sosyal nedenlerden ötürü insanların oluşturduğu kurallar çerçevesi.. Yani yaptığınız hatalardan ötürü her an yerin dibine geçiyorsanız, pişmanlık duyma sebebiniz aslında insanların düşünceleriyse ve bu size ölsem yada yerin dibine geçsem dedirtiyorsa bilmeden, nedeni bellidir ayıp.. Sokağa çıktığınızda kendinizi ferahlamış hissedersiniz, derin bir nefes alır ve hele de evdeki bir sıkıntıdan çıkmışsanız oh! dersiniz istemsiz.. Bu durumlarda kafanızı gökyüzüne kaldırın, bir kereliğine olsun bakmaktan vazgeçin ve görmeyi deneyin gökyüzündeki bulutlara yada mehtabın müthiş parıltısına bakmayın.. Aslında bir hapishanede olduğu gibi üstümüzün,sağımızın solumuzun kapandığını ve bir kapanda kısılı olduğumuzu fark ettiğinizde iki sonuç çıkarırsınız ve yine yaşadığınız ortamın kurallarına göre iki fikir oluşur kafanızda birinci sonuç acizsinizdir, ikinci sonuç kapatılmışsınızdır..
Bu iki sonuca göre iki fikir oluşur yine, kuralların etkisiyle birinci sonuca bağlı fikriniz Allahın ve aciziyetinizin büyüklüğü olurken ikinci sonuca bağlı fikrinizle birlikte Tanrıya karşı bir nefret oluşur.. Aslında her şey bize çook önce sorulmuş olmasına karşın yaratılmanızın sizin suçunuz olmadığını düşünür ve acı çekmeye başlarsınız..
Neden? Nasıl? Soruları boğmaya başlar.. Çevrenizdeki insanların kuralları dahilinde ayıplanıyorsanız ve aslında suçlarınızın nedenlerini açıklayamıyorsanız ve yine çevrenizdeki insanların düşüncelerinden kaçıyorsanız .. Önce nefes almakta güçlük çekersiniz, yavaş yavaş uykularınız kaçar, aklınıza geldikçe mideniz kasılır ve insanların yüzlerinden kaçarsınız, mideniz bulanmaya ve acı çekmeye başlarsınız.. Ölüm.. Tek ve köklü kurtuluştur artık.. Gözlerinizi her kapadığınızda farklı yollarla ölüyor bulursunuz kendinizi.. Ama özgürlüğünüze düşkünseniz en güzel ölüm şekli yüksek bir yerden boşluğa bırakmaktır kendinizi (aslında sonucu acı vermese ne güzel ölüm şekli.)..
Önce tepeden bakıyorsunuz yere.. Ne kadarda yüksek.. Bir o kadar da muazzam. Bir kask takmak en güzelidir kimse beyninin patlamasını istemez bir karpuz gibi- diğer şekli pek hoş olmaz.. Bıraktığınızda kendinizi sonsuz kadar huzurlu salise kadar hızlı boşluğa.. Yüreğiniz bir hop eder, uzun bir sıçramadır bu.. O ayıplandığınız zamanda böyle hop etmişti yüreğiniz hatırlıyorsunuz değil mi??
Aşağı doğru verdiğiniz yolculukta pişmanlık, özgürlük,mutluluk,özlem,hüzün,korku,acı, ve inanmışlık.. Tüm duygular yaşlanır yüreğinizde..
Ağlamamalı mı insan artık?
Öleceğini bile bile hatalarını silebilir mi insan..
Hayatını yaşanmaz hale mi getirmeli yoksa çevresindekilerin yaşamının bozulmaması için boyun mu eğmeli..
Bu ayıp diye adlandırılan kurallar birliğinin sardığı halatı boynunuza takıp mı dolanmalısınız yoksa bu iplerden birini olsun kesip mutlu mu hissetmelisiniz..
Yada mutlu hissetmeye cesaretiniz var mı??
Bu kuralları yıkmaya yada gerçekten oradan atlamaya cesaretiniz var mı?
Bu iki mutluluktan birini yaşamayı seçebilir misiniz?
Yoksa siz O ayıp severlerden misiniz?
Hayat size güzel olmalı sizin fikrinizce...
Bu iki sonuca göre iki fikir oluşur yine, kuralların etkisiyle birinci sonuca bağlı fikriniz Allahın ve aciziyetinizin büyüklüğü olurken ikinci sonuca bağlı fikrinizle birlikte Tanrıya karşı bir nefret oluşur.. Aslında her şey bize çook önce sorulmuş olmasına karşın yaratılmanızın sizin suçunuz olmadığını düşünür ve acı çekmeye başlarsınız..
Neden? Nasıl? Soruları boğmaya başlar.. Çevrenizdeki insanların kuralları dahilinde ayıplanıyorsanız ve aslında suçlarınızın nedenlerini açıklayamıyorsanız ve yine çevrenizdeki insanların düşüncelerinden kaçıyorsanız .. Önce nefes almakta güçlük çekersiniz, yavaş yavaş uykularınız kaçar, aklınıza geldikçe mideniz kasılır ve insanların yüzlerinden kaçarsınız, mideniz bulanmaya ve acı çekmeye başlarsınız.. Ölüm.. Tek ve köklü kurtuluştur artık.. Gözlerinizi her kapadığınızda farklı yollarla ölüyor bulursunuz kendinizi.. Ama özgürlüğünüze düşkünseniz en güzel ölüm şekli yüksek bir yerden boşluğa bırakmaktır kendinizi (aslında sonucu acı vermese ne güzel ölüm şekli.)..
Önce tepeden bakıyorsunuz yere.. Ne kadarda yüksek.. Bir o kadar da muazzam. Bir kask takmak en güzelidir kimse beyninin patlamasını istemez bir karpuz gibi- diğer şekli pek hoş olmaz.. Bıraktığınızda kendinizi sonsuz kadar huzurlu salise kadar hızlı boşluğa.. Yüreğiniz bir hop eder, uzun bir sıçramadır bu.. O ayıplandığınız zamanda böyle hop etmişti yüreğiniz hatırlıyorsunuz değil mi??
Aşağı doğru verdiğiniz yolculukta pişmanlık, özgürlük,mutluluk,özlem,hüzün,korku,acı, ve inanmışlık.. Tüm duygular yaşlanır yüreğinizde..
Ağlamamalı mı insan artık?
Öleceğini bile bile hatalarını silebilir mi insan..
Hayatını yaşanmaz hale mi getirmeli yoksa çevresindekilerin yaşamının bozulmaması için boyun mu eğmeli..
Bu ayıp diye adlandırılan kurallar birliğinin sardığı halatı boynunuza takıp mı dolanmalısınız yoksa bu iplerden birini olsun kesip mutlu mu hissetmelisiniz..
Yada mutlu hissetmeye cesaretiniz var mı??
Bu kuralları yıkmaya yada gerçekten oradan atlamaya cesaretiniz var mı?
Bu iki mutluluktan birini yaşamayı seçebilir misiniz?
Yoksa siz O ayıp severlerden misiniz?
Hayat size güzel olmalı sizin fikrinizce...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar