bugün
- nickiniz fransızca olsaydı ne olurdu6
- giresunlu olmanın zorlukları10
- vajinaya limon sıkıp emmek7
- kuranı arapça okuyup anlamını bilmemek4
- amedspor9
- esra'yı aç esra'yı4
- gençlik ve güzellik bitince kızlar ne yapıyor7
- yallah arabistan a diyen tip11
- kasım cömert tokayev4
- halloween kutlayan dejenere tip7
- karışık kızartma7
- asperger sendromu8
- cumhuriyetten rahatsız olan insan19
- birazdan kanal d ana haber başlıyor2
- ispanya daki hızlı tren kazasında 30 ölü7
- bibi kazandı5
- fuck taliban tişörtü7
- istanbul8
- günün sözü9
- trabzonspor17
- hurdacıdan son gelen kitaplar5
- ekşi sözlük3
- türbanlı seksiliği2
- gocu ekşide yazar olmuş4
- umre yerine dünyayı gezen yaşlı ateyis2
- dom dom kurşunu5
- fatih terim'in fenerbahçe'nin başına geçmesi8
- 9 mayıs 2027 trabzonspor fenerbahçe maçı7
- yemek yedikten sonra nabzın yükselmesi4
- refere ayeti aniden arapça söylemek2
- bikbik pilavı2
- yerde para bulmak12
- görükle den moskova'ya yürümek10
- okul3
- kadın şoför9
- anın turşusu4
- pastayı varoş gösteren detaylar4
- ese dezze2
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı78
- parcalandim toparlanamiyorum32
- izmirli erkek vs trabzonlu erkek3
- true'nun çaylak olması12
- fenerbahçe yi ayağa kaldıracak teknik direktör7
- 29 ekim cumhuriyet bayramı5
- kars'tan abd'ye gidip kevaşe ailesi kurmak2
- son aylarda tipimin iyice kaymış olması10
- nervio abla20
- insanın kendiyle geçireceği zamana ihtiyacı olması9
- kedi sevmeyen insan5
- am bulup doya doya yalamak3
Çok oldular artık sokaklarda, çok fazla. Nedeninden çok sayısal değerleriyle ön planda oldular. Nedeninden çok sahte sevimliliklerini sundular. Neden diye sormaktan çok sanki bilmiyormuşçasına okula gidiyor musun? diye sordular hep. O kadar çoklar ki yetmiş milyonun içine sindiremediler, sindiremedik yani
Ve o kadar ruhsuz olduk ki görmez olduk alıştıktan sonra Aliyi, Mehmeti, Hüseyini
Yıllardır öğretildi bize okullarda şehirleşme nasıl oluştu diye. Biz hep kırdan kente göç ile başladık cümleye, söz konusu olan kır ın hangi kır olduğunu, kimin kırı olduğunu bilmeden cevapladık hep. Hep o kırlardaki ninelerin muhabbetini, dedelerin kahve sefalarını, çobanların türkülerini unuttuk birde dillerini tabi Kovduk onları evlerinden buna zorunlu göç dedik kavramsallaştırıp, bilimselleştirip, allayıp pullayarak. Yetmedi yerde gökte yeriniz yok dedik, dönecek bir köy de bırakmadık acımasızca, sığıştırdık hepsini buna da gecekondulaşma dedik bilimselce, ne çok severmişiz bizde bilimi, her şeyi bilim ile kökten çözebilirmişiz meğer. Meğer kardelenlerin günahlarını taşıyabilirmişiz, yıllar geçtikten sonra daha iyi olacak umudunu aşılayıp sunar olmuşuz kır insanlarına buna kentsel dönüşüm diyerek Sonraları unutuldu zaten, işsiz güçsüz bireyler yetiştirildi. Fırsat eşitliği içinde bir yer bulunamadı hiç, hiç sahiplenmezlerken iyice itilir oldular. Sonra, birkaç peçete ve su ile kendilerine fırsat eşitliği yaratmaya çalıştılar yaşıtları içerisinde. itildikçe kalktılar ayağa, direndiler utanmadılar hiç, yeri geldi yeteneklerini sergilediler sokaklarda, yeri geldi top oynamak yerine sattılar bir kutu çikletlerini yeri geldi her şey oldular kendileri için Sadece burada değildiler, farklı dillerle farklı kültürlerle ama aynı çizgi ile başka şehirlerde, ülkelerde de vardılar, çoktular. Fark yoktu hem çoktu Seni gördüm: Beni hatırladın mı? Daha önce de bakmıştım gözlerine, gözlerine baka baka gülmüştüm; yalansın demiştim yüksek sesle, sen küçüktün ben büyük. Belki de sen büyüktün. Hatırladın mı belki konuşsam bilemezsin beni, dilini yok saymıştım ama aynısın aslında aynı ruhlasın, farklı ırksın belki ama aynı sol elinle satıyorsun, aynı elini görüyorum ben. Aynı zamanda yorulunca durup dinleniyorsun en büyük ağacın altında, aynı masumiyetinle bakıyorsun arkadaşın olması gereken diğer kıza. Ve ben seni gördüm sanki yeniden, beni hatırladın mı?
Nar gibi kırmızı dudakları ve yanakları vardı hepsinin, tane tane dökülürdü gözyaşları bazen, acımak yoktu ama, acınmazdı da, acınmasında. Az şeyleri vardı hayatta, kaybetme korkusu yoktu bu yüzden, bu yüzden de güçlüydüler, tek canavarları onları koruduğunu söyleyen devletti, devletten olan amcalardı Büyüdüler şimdi, tanıyamayız, tanıyamazsınız yani. Tanımak ister misiniz bilmiyorum ama iyiler, hiç sormazdınız ya yine de bilin isterim; iyi aslında onlar, sizden iyiler mesela, özgürler, özgürlük için var oldular sömürmek için değil, sizden güzeller mesela makyajsızlar da. Küçükken iri olan gözleri daha da iri şimdi, daha da yeşil, küçükken korkan ruhu daha temiz şimdi, elleri daha büyük, daha güçlü, iyiler yani hala kötü sensin ama iyi olan o
Yıllardır öğretildi bize okullarda şehirleşme nasıl oluştu diye. Biz hep kırdan kente göç ile başladık cümleye, söz konusu olan kır ın hangi kır olduğunu, kimin kırı olduğunu bilmeden cevapladık hep. Hep o kırlardaki ninelerin muhabbetini, dedelerin kahve sefalarını, çobanların türkülerini unuttuk birde dillerini tabi Kovduk onları evlerinden buna zorunlu göç dedik kavramsallaştırıp, bilimselleştirip, allayıp pullayarak. Yetmedi yerde gökte yeriniz yok dedik, dönecek bir köy de bırakmadık acımasızca, sığıştırdık hepsini buna da gecekondulaşma dedik bilimselce, ne çok severmişiz bizde bilimi, her şeyi bilim ile kökten çözebilirmişiz meğer. Meğer kardelenlerin günahlarını taşıyabilirmişiz, yıllar geçtikten sonra daha iyi olacak umudunu aşılayıp sunar olmuşuz kır insanlarına buna kentsel dönüşüm diyerek Sonraları unutuldu zaten, işsiz güçsüz bireyler yetiştirildi. Fırsat eşitliği içinde bir yer bulunamadı hiç, hiç sahiplenmezlerken iyice itilir oldular. Sonra, birkaç peçete ve su ile kendilerine fırsat eşitliği yaratmaya çalıştılar yaşıtları içerisinde. itildikçe kalktılar ayağa, direndiler utanmadılar hiç, yeri geldi yeteneklerini sergilediler sokaklarda, yeri geldi top oynamak yerine sattılar bir kutu çikletlerini yeri geldi her şey oldular kendileri için Sadece burada değildiler, farklı dillerle farklı kültürlerle ama aynı çizgi ile başka şehirlerde, ülkelerde de vardılar, çoktular. Fark yoktu hem çoktu Seni gördüm: Beni hatırladın mı? Daha önce de bakmıştım gözlerine, gözlerine baka baka gülmüştüm; yalansın demiştim yüksek sesle, sen küçüktün ben büyük. Belki de sen büyüktün. Hatırladın mı belki konuşsam bilemezsin beni, dilini yok saymıştım ama aynısın aslında aynı ruhlasın, farklı ırksın belki ama aynı sol elinle satıyorsun, aynı elini görüyorum ben. Aynı zamanda yorulunca durup dinleniyorsun en büyük ağacın altında, aynı masumiyetinle bakıyorsun arkadaşın olması gereken diğer kıza. Ve ben seni gördüm sanki yeniden, beni hatırladın mı?
Nar gibi kırmızı dudakları ve yanakları vardı hepsinin, tane tane dökülürdü gözyaşları bazen, acımak yoktu ama, acınmazdı da, acınmasında. Az şeyleri vardı hayatta, kaybetme korkusu yoktu bu yüzden, bu yüzden de güçlüydüler, tek canavarları onları koruduğunu söyleyen devletti, devletten olan amcalardı Büyüdüler şimdi, tanıyamayız, tanıyamazsınız yani. Tanımak ister misiniz bilmiyorum ama iyiler, hiç sormazdınız ya yine de bilin isterim; iyi aslında onlar, sizden iyiler mesela, özgürler, özgürlük için var oldular sömürmek için değil, sizden güzeller mesela makyajsızlar da. Küçükken iri olan gözleri daha da iri şimdi, daha da yeşil, küçükken korkan ruhu daha temiz şimdi, elleri daha büyük, daha güçlü, iyiler yani hala kötü sensin ama iyi olan o
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar