bugün

kedi

2 yıl öncesine kadar hep hayvanlardan korkan biriydim.

köpek görünce yolunu değiştiren, kedi görünce çığlık atan tipler var ya o bendim işte. ta ki...

işten eve yorgun argın döndüğüm sıradan birgündü. evimin apartmanın en üst katında olması talihsizliğine söverek akşam klasiklerimlerimden birini gerçekleştiriyordum. oturduğum dairenin önüne geldiğimde tam paspasın üstünde minik bir kedi yavrusu duruyordu. ve ben eve nasıl gireceğimi bilmiyordum. büyük ve korkunç bir engeldi bu. *

ve ''pısstt'' sesi eşliğinde ayağımı yere vurarak onu kaçırmak istemiştim. ama zavallı hayvan o korkuyla kendini çapraz bir şekilde diğer katın merdivenine atmak isterken apartman boşluğundan yere çakıldı.

aman allahım dedim ve sanırım bir beş dakika aşağıya gerçeği görmemek için bakamadım. baktığımda yere sızan kan eşliğinde cansız bir şekilde yatıyordu. koştum ve yardım istedim komşulardan.

ölmemişti kırığı ve yaraları vardı. alamadım kucağıma yine. konu komşu yardımıyla veteriner vs.. derken iyileşti. ve ben asla yapmam dediğim şeyi o vicdan azabıyla yaptım ve bu yaramazı evime aldım. aldım ama uzun bir süre dokunamadım, huylandım, kaçtım...

zamanla bu takıntımı atlattım. artık beraber mutlu/mesut yaşıyoruz.

o artık;

döktüğü tüylere rağmen tahammül edip hijyen takıntımı bana atlattıran, her baktığımda o kötü günü hatırlayıp yemek vererek obez ve şişko ettiğim bizim evin şımarığı.
© copyright 2005 - 2026