bugün
- hayatını garantiye almak isteyenlere tavsiyeler12
- sözlük sapıkları8
- silvermist'in mutfağına konuk olmak16
- baş abaza5
- am meme ve göt üçgenindeki favori organınız9
- kızılay avm11
- allah her şeyi kuşatmıştır7
- kitap okumak6
- dünya iyi midir5
- ağır müslüm gürses sözleri9
- yahudilerin hepsi iyi insan değil8
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı22
- flört10
- bilen vardır3
- birden akla gelen sözlüğü bırakma düşüncesi5
- sözlükte kavga olmayacak hissi14
- kiraz cicegi kolonyasi30
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı77
- çerçioğlu ailesinin togg tedarikçisi olması4
- kek2
- fenerbahçe biraz sert biraz katı16
- abd ve çin'i takip etmek için kanallar öner5
- kıymalı üzümlü börek5
- ağırlık kaldıramayan erkek8
- kendini çok önemli sanan yazar14
- ben troll üm7
- takip ettiğiniz israilli haber kaynakları6
- dedikodu yapınca kendini kötü hissetmek3
- usame bin ladin2
- kim cha eon sözlüğün en iyi yazarıdır5
- kars kaşarı vs izmir kaşarı6
- börekitas3
- türkiye nin girişine yazılması gereken söz8
- erkek yazarların yaptığı son yemek5
- fenerbahçe17
- üniversiteli eskort kadınlar10
- ekmeği ayaklar altında çiğnemek5
- çok sıkıcısın be sözlük6
- ruhi çenet13
- bazı insanların birbirini kırmaktan zevk alması5
- üst geçit4
- brooks nader3
- en son ne yediniz9
- beyaz giyince kesin üstüne yemek dökmek6
- şahin siyonistle islamcı kardeştir6
- rüyaları bir süre kaydedip filmini çekmek3
- tarhana kurutmak3
- pisa ortalamasında avrupaya çakmamız5
- ucuz apart otel kokusu2
- hiç yalan söyleyememek ister miydin5
Hz. Ömer Efendimiz'in, üvey annesi Esma'dan doğan Zeyd adında bir kardeşi vardı. Üvey kardeşi olmasına rağmen Zeyd'i çok seviyordu. Çünkü Zeyd hem islam'a kendisinden önce girmiş, hem kendisinden önce hicret etmiş, hem de tüm gazalarda Peygamberimiz'in yanında hazır bulunmuştu.
Bedir savaşı başında ise bir başka fedakârlık göstermişti. Savaş öncesinde kendisine verdiği zırhı giymeyerek, 'Ben senden yaşlıyım, önce ben şehit olarak gitmeliyim, zırhı sen giymelisin.' diyerek zırhsız cepheye yürümüş, böylece zırh ortada kaldığından ikisi de savaşa zırhsız olarak iştirak etmişlerdi!..
Ancak Zeyd'e çok arzu ettiği şehidlik, Hazreti Ebu Bekir'in (ra) zamanında Yemame'de sahte peygamberlere karşı girşilen savaşta nasip olmuştu. Gösterdiği büyük fedakârlık sonunda zafer kazanılmış, nihayet çok arzu ettiği şehitlik rütbesine de Yemame'de erişmişti.
Savaş sonrasında Zeyd'in ölüm haberini duyunca çok üzülmüş olan Hz.Ömer, takdirlerini şöyle dile getirmişti:
- Rabb'imiz Zeyd'e rahmet eylesin, iki güzel konuda beni geçmiştir. Biri, benden önce islam'a girmiş olması, diğeri de yine çok arzu ettiği şehitlik makamına benden önce kavuşmuş bulunmasıdır.
Kendisine manevi konularda hep destek veren Zeyd'in ölümüne çok üzülen Hz. Ömer (ra), bir gün Medine'de Mütemmim'le karşılaşır. Mütemmim de, aynı şekilde Yemame Savaşı'nda öldürülen kardeşi Malik için söylediği içli şiirlerle gözyaşı dökmekte,üzüntü çekmektedir.
- Eğer ben de senin gibi güzel şiir söyleyebilseydim kardeşim Zeyd için içli şiirler söyler, kendimi birazcık olsun rahatlatırdım, der. Mütemmim'in buna cevabı çok etkili olur:
- Ey Ömer der, şayet benim kardeşim de senin kardeşin Zeyd gibi Müslümanlar safında müşriklere karşı savaşırken ölseydi ben üzüntülü şiirler söylemez, aksine sevinçli mersiyeler dizerdim. Ne yazık ki benim kardeşim müşriklerle birlikte Müslümanlara karşı savaşırken öldürüldü. Üzüntümün şiddeti, müşriklerin safında iken gitmesindendir. Bu değerlendirmeyi etkilenerek dinleyen Hz. Ömer:
- Ey Mütemmim der, beni şimdiye kadar hiç kimse böylesine gerçekçi sözle teselli etmedi, Zeyd'in üzüntüsünü azaltmış oldun bu hatırlatmanla...
Böylece Zeyd'in acısını azaltmaya çalışan Hazreti Ömer, bir süre sonra kendisi halife seçilir, Medine'de Zeyd'in savaştaki katiliyle barışta yüz yüze geliverir.
Bu sırada can yakıcı sorusunu sorar:
- Yemame'de Zeyd'i sen mi öldürdün? Zeyd'in katili önce biraz şaşırır gibi olursa da toparlanarak beklenmedik derinlik ve değerde cevaplar verir.
- Ya Ömer ,der, önce beni bir dinle, sonra yapacağını yap, senin adaletine karşı güvenim tamdır, diyerek açıklamasını şöyle yapar:
- O savaşta ben müşrikler arasında imandan mahrum biriydim, Zeyd de müminler arasında imanla şereflenmiş biriydi. Zeyd o sırada beni küfür üzere iken öldürse de şu anda kavuştuğum imandan beni mahrum bıraksaydı, Zeyd ne kazanırdı beni imansız olarak cehenneme göndermekle? Lütfen bunu bir düşünün!.. Ama Rabb'imin takdirine bak ki, Zeyd'in eliyle beni cehenneme göndermedi, yaşatıp bana Müslüman olma şerefi nasip etti. Benim elimle de Zeyd'e şehitlik takdir edip ona da cennetin en yüksek makamını münasip gördü... Sen bu iki ilahi takdirin hangi yanından üzüntü duyuyorsun? Benim Zeyd'in eliyle küfür üzere ölmeyip bana iman nasip etmesinden mi, yoksa Zeyd'in benim elimle şehit olup da cennetteki şehitlik makamına yükselmesinden mi? Bu iki ilahi takdirin hangisinde üzülecek sonuç var?
Bu yaklaşımı dikkatle dinleyen Hazreti Ömer'in bir vasfı da 'vakkaf'lıktı. Yani doğruyu bulunca anında fren yapıp durmak. Yine öyle oldu. Aynı vasfını burada da gösterdi. Söylenenleri tam değerlendirerek dedi ki:
- Şükrederim Rabb'ime ki, savaşta kardeşime şehitlik takdir etmiş, karşı safta yer almış katiline de iman nasip eyleyip bize din kardeşi yapmış!..
Bundan sonra Müslümanlar Zeyd'in katiline intikam duygusuyla bakılmaması için halk içinde kol kola birlikte yürümüşler, artık savaşın bitip barışın başladığını, toplumun geçmişi unutarak geleceğe barış içinde bakması grektiğini, kan davası gibi kinlei düşüncelere islamda yer olmadığını fiilen ifade etmiş, topluma böyle mesaj vermişler!
Ne dersiniz, bu tarihî kol kola yürüyüşten günümüze de barış ve kucaklaşma mesajları çıkar mı?
(bkz: firstman/#16726498)
Bedir savaşı başında ise bir başka fedakârlık göstermişti. Savaş öncesinde kendisine verdiği zırhı giymeyerek, 'Ben senden yaşlıyım, önce ben şehit olarak gitmeliyim, zırhı sen giymelisin.' diyerek zırhsız cepheye yürümüş, böylece zırh ortada kaldığından ikisi de savaşa zırhsız olarak iştirak etmişlerdi!..
Ancak Zeyd'e çok arzu ettiği şehidlik, Hazreti Ebu Bekir'in (ra) zamanında Yemame'de sahte peygamberlere karşı girşilen savaşta nasip olmuştu. Gösterdiği büyük fedakârlık sonunda zafer kazanılmış, nihayet çok arzu ettiği şehitlik rütbesine de Yemame'de erişmişti.
Savaş sonrasında Zeyd'in ölüm haberini duyunca çok üzülmüş olan Hz.Ömer, takdirlerini şöyle dile getirmişti:
- Rabb'imiz Zeyd'e rahmet eylesin, iki güzel konuda beni geçmiştir. Biri, benden önce islam'a girmiş olması, diğeri de yine çok arzu ettiği şehitlik makamına benden önce kavuşmuş bulunmasıdır.
Kendisine manevi konularda hep destek veren Zeyd'in ölümüne çok üzülen Hz. Ömer (ra), bir gün Medine'de Mütemmim'le karşılaşır. Mütemmim de, aynı şekilde Yemame Savaşı'nda öldürülen kardeşi Malik için söylediği içli şiirlerle gözyaşı dökmekte,üzüntü çekmektedir.
- Eğer ben de senin gibi güzel şiir söyleyebilseydim kardeşim Zeyd için içli şiirler söyler, kendimi birazcık olsun rahatlatırdım, der. Mütemmim'in buna cevabı çok etkili olur:
- Ey Ömer der, şayet benim kardeşim de senin kardeşin Zeyd gibi Müslümanlar safında müşriklere karşı savaşırken ölseydi ben üzüntülü şiirler söylemez, aksine sevinçli mersiyeler dizerdim. Ne yazık ki benim kardeşim müşriklerle birlikte Müslümanlara karşı savaşırken öldürüldü. Üzüntümün şiddeti, müşriklerin safında iken gitmesindendir. Bu değerlendirmeyi etkilenerek dinleyen Hz. Ömer:
- Ey Mütemmim der, beni şimdiye kadar hiç kimse böylesine gerçekçi sözle teselli etmedi, Zeyd'in üzüntüsünü azaltmış oldun bu hatırlatmanla...
Böylece Zeyd'in acısını azaltmaya çalışan Hazreti Ömer, bir süre sonra kendisi halife seçilir, Medine'de Zeyd'in savaştaki katiliyle barışta yüz yüze geliverir.
Bu sırada can yakıcı sorusunu sorar:
- Yemame'de Zeyd'i sen mi öldürdün? Zeyd'in katili önce biraz şaşırır gibi olursa da toparlanarak beklenmedik derinlik ve değerde cevaplar verir.
- Ya Ömer ,der, önce beni bir dinle, sonra yapacağını yap, senin adaletine karşı güvenim tamdır, diyerek açıklamasını şöyle yapar:
- O savaşta ben müşrikler arasında imandan mahrum biriydim, Zeyd de müminler arasında imanla şereflenmiş biriydi. Zeyd o sırada beni küfür üzere iken öldürse de şu anda kavuştuğum imandan beni mahrum bıraksaydı, Zeyd ne kazanırdı beni imansız olarak cehenneme göndermekle? Lütfen bunu bir düşünün!.. Ama Rabb'imin takdirine bak ki, Zeyd'in eliyle beni cehenneme göndermedi, yaşatıp bana Müslüman olma şerefi nasip etti. Benim elimle de Zeyd'e şehitlik takdir edip ona da cennetin en yüksek makamını münasip gördü... Sen bu iki ilahi takdirin hangi yanından üzüntü duyuyorsun? Benim Zeyd'in eliyle küfür üzere ölmeyip bana iman nasip etmesinden mi, yoksa Zeyd'in benim elimle şehit olup da cennetteki şehitlik makamına yükselmesinden mi? Bu iki ilahi takdirin hangisinde üzülecek sonuç var?
Bu yaklaşımı dikkatle dinleyen Hazreti Ömer'in bir vasfı da 'vakkaf'lıktı. Yani doğruyu bulunca anında fren yapıp durmak. Yine öyle oldu. Aynı vasfını burada da gösterdi. Söylenenleri tam değerlendirerek dedi ki:
- Şükrederim Rabb'ime ki, savaşta kardeşime şehitlik takdir etmiş, karşı safta yer almış katiline de iman nasip eyleyip bize din kardeşi yapmış!..
Bundan sonra Müslümanlar Zeyd'in katiline intikam duygusuyla bakılmaması için halk içinde kol kola birlikte yürümüşler, artık savaşın bitip barışın başladığını, toplumun geçmişi unutarak geleceğe barış içinde bakması grektiğini, kan davası gibi kinlei düşüncelere islamda yer olmadığını fiilen ifade etmiş, topluma böyle mesaj vermişler!
Ne dersiniz, bu tarihî kol kola yürüyüşten günümüze de barış ve kucaklaşma mesajları çıkar mı?
(bkz: firstman/#16726498)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar