bugün
- dizi sektöründeki maliyet krizi13
- ülkücü erkek ermeni kız aşkı10
- gençler sakın büyümeyin3
- centilmen dizisi3
- düzenli beyaz ekmek yemek gerizekalı yapıyor5
- xiaomi iphone samsung huawei oppo vivo realme3
- askerde özlenen şeyler9
- izmir de poposundan bıçaklanan trans birey7
- rüyada ilkokul derslerini alttan almak6
- yörük kızı dizisi2
- hiç bana sordun mu2
- 8 kasım 2026 rizespor erzurumspor maçı2
- 5 kasım 2026 uludağ sözlük ara yüzünün değişmesi18
- hatay usülü soslu döner2
- okan buruk5
- kan şekerini aşırı yükselten yiyecekler6
- türk dizilerinin en büyük sorunu3
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek4
- 30 kasım 2026 beşiktaş galatasaray maçı4
- kız bulmak için scout ekibi kurmak2
- 90lar türkçe pop2
- rüyada hala askerde olduğunu görmek5
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz21
- basketbol maçlarında molalarda reklama gidilmesi2
- mekke anlaşması'nın tbmm den geçmesi8
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması2
- yazarların işlediği günahlar15
- kuantum fiziğine sahip kadın5
- azerbaycan2
- çok güzel bir kızın sizi kesmesi4
- kocasının fotosunu paylaşan kadın yazar5
- uludede3
- ceren ayruk2
- hayat bilgisi ürperi3
- burun karıştırmak5
- terhis oluyorum sözlük25
- otomobilin üstünde uyuyakalan adam4
- bir önceki entryi devam ettir4
- çay var içersen antidepresan da var yersen4
- abdullah öcalan2
- gammaz mesaisi3
- çay koydum sen anlat diyen psikolog4
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı14
- eski sevgilisini unutamayan biriyle çıkmak6
- amedspor27
- fatma betül olayından çıkarılacak beş ders5
- şarkılarda geçen mükemmel sözler3
- pazar günü aktiviteleri3
- yemek yaparak sözlükten koca düşürmek17
- halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçu4
http://www.kucukprens.org/kitap/images/1.jpg
altı yaşımdayken, bir gün "yaşanmış olaylar" adlı bir kitapta çok etkileyici bir resim gördüm: balta girmemiş ormanlarda bir boa yılanının bir hayvanı nasıl yuttuğunu gösteriyordu. işte, resmin kopyası yukarda.
kitapta şöyle deniyordu: "boa yılanları avlarını olduğu gibi, hiç çiğnemeden yutarlar. sonra da kımıldayamaz hale gelirler, yediklerini sindirmek için altı ay süreyle uyurlar."
o zamanlar, büyük balta girmemiş ormanlarda olup bitenler üstüne çok kafa yordum. sonra da renkli kalemlere sarılarak, hayatımın ilk resmini çizmeyi başardım. işte 1 numaralı resmim. şöyle idi:
http://www.kucukprens.org/kitap/images/2.jpg
bu şaheserimi büyüklere gösterdim, korkmuyor musunuz, diye sordum.
- niye korkalım? şapkadan korkulmaz ki! dediler.
oysa ben şapka çizmemiştim, yuttuğu fili sindiren bir boa yılanı çizmiştim. baktım ki büyükler resmimi anlamıyor, boa yılanının içini çizeyim de anlasınlar bari dedim. büyükler öyledir işte, anlatmazsan, anlamaz onlar. 2 numaralı resmim şöyle oldu:
http://www.kucukprens.org/kitap/images/3.jpg
büyükler bu kez, boa yılanını içten ve dıştan gösteren vazgeçmemi, coğrafya, tarih, matematik ve dilbilgisiyle uğraşmamı salık verdiler. böylece, başarılı bir ressam olmak yolunu tutmuşken, altı yaşında bu meslekten ayrılmak zorunda kaldım. ne yapayım? 1 ve 2 numaralı resimlerimin beğenilmemesi hevesimi kırmıştı. büyükler hiçbir şeyi kendi kendilerine anlayamazlar. onlara durmadan her şeyi anlatmak da çocuklar için yorucudur.
ben de ister istemez başka bir meslek seçtim. uçak kullanmasını öğrenip pilot oldum. dünyada birçok yerlere uçtum. evet, coğrafyanın bana çok faydası dokundu. bir bakışta çin'i arizona'dan ayırt edebiliyordum. gece karanlığında insan yolunun şaşırdı mı, çok işe yarar bu bilgi.
hayatım boyunca, aklı başında birçok insanla ilişki kurdum. büyükler arasında çok yaşadım. yakından tanıdım onları. ama görüşüm pek değişmedi, daha parlak olmadı.
kafası biraz işler görünen birine rastladım mı, ona, hep yanımda taşıdığım 1 numaralı resmi gösteriri, denerdim onu. dur bakalım, derdim kendi kendime, bu adam gerçekten anlayışlı mı, değil mi? ama ben "bu nedir?" deyince, her gören: "şapka" diyordu. o zaman da boa yılanlarından , balta girmemiş ormanlardan, yıldızlardan söz etmez, ona ayak uydururdum; briçten, golftan, politikadan, kravattan söz ederdim. o da , aman ne akıllı bir adam tanıdım , diye sevinirdi.
altı yaşımdayken, bir gün "yaşanmış olaylar" adlı bir kitapta çok etkileyici bir resim gördüm: balta girmemiş ormanlarda bir boa yılanının bir hayvanı nasıl yuttuğunu gösteriyordu. işte, resmin kopyası yukarda.
kitapta şöyle deniyordu: "boa yılanları avlarını olduğu gibi, hiç çiğnemeden yutarlar. sonra da kımıldayamaz hale gelirler, yediklerini sindirmek için altı ay süreyle uyurlar."
o zamanlar, büyük balta girmemiş ormanlarda olup bitenler üstüne çok kafa yordum. sonra da renkli kalemlere sarılarak, hayatımın ilk resmini çizmeyi başardım. işte 1 numaralı resmim. şöyle idi:
http://www.kucukprens.org/kitap/images/2.jpg
bu şaheserimi büyüklere gösterdim, korkmuyor musunuz, diye sordum.
- niye korkalım? şapkadan korkulmaz ki! dediler.
oysa ben şapka çizmemiştim, yuttuğu fili sindiren bir boa yılanı çizmiştim. baktım ki büyükler resmimi anlamıyor, boa yılanının içini çizeyim de anlasınlar bari dedim. büyükler öyledir işte, anlatmazsan, anlamaz onlar. 2 numaralı resmim şöyle oldu:
http://www.kucukprens.org/kitap/images/3.jpg
büyükler bu kez, boa yılanını içten ve dıştan gösteren vazgeçmemi, coğrafya, tarih, matematik ve dilbilgisiyle uğraşmamı salık verdiler. böylece, başarılı bir ressam olmak yolunu tutmuşken, altı yaşında bu meslekten ayrılmak zorunda kaldım. ne yapayım? 1 ve 2 numaralı resimlerimin beğenilmemesi hevesimi kırmıştı. büyükler hiçbir şeyi kendi kendilerine anlayamazlar. onlara durmadan her şeyi anlatmak da çocuklar için yorucudur.
ben de ister istemez başka bir meslek seçtim. uçak kullanmasını öğrenip pilot oldum. dünyada birçok yerlere uçtum. evet, coğrafyanın bana çok faydası dokundu. bir bakışta çin'i arizona'dan ayırt edebiliyordum. gece karanlığında insan yolunun şaşırdı mı, çok işe yarar bu bilgi.
hayatım boyunca, aklı başında birçok insanla ilişki kurdum. büyükler arasında çok yaşadım. yakından tanıdım onları. ama görüşüm pek değişmedi, daha parlak olmadı.
kafası biraz işler görünen birine rastladım mı, ona, hep yanımda taşıdığım 1 numaralı resmi gösteriri, denerdim onu. dur bakalım, derdim kendi kendime, bu adam gerçekten anlayışlı mı, değil mi? ama ben "bu nedir?" deyince, her gören: "şapka" diyordu. o zaman da boa yılanlarından , balta girmemiş ormanlardan, yıldızlardan söz etmez, ona ayak uydururdum; briçten, golftan, politikadan, kravattan söz ederdim. o da , aman ne akıllı bir adam tanıdım , diye sevinirdi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com