bugün
- yeni parti5
- tanrı yok19
- atatürkçü sanatçı azlığı9
- bir daha kimseye kitap vermem2
- 35 yaşında evlenmemiş erkek5
- sabah nasıl uyanıyorsunuz16
- toplumsal tabu2
- 2026 yılında hala sigara içen kişi12
- gizli hesap4
- oğuzhan uğur'un gözaltına alınması2
- hoşlanılan kıza true'nun foto atmış olması2
- canim benim cok tatlisin2
- true nickli namussuz yazar15
- hoşlanılan kızın onlyfans hesabı olması6
- ateistlerin nursuz olması23
- ota boka devşirme diyen hırto27
- 2 ekmek 35 lira2
- otobüs beklerken neden sağa sola bakma refleksi2
- nervio bugün ne giydi acabası12
- şaka maka ups boobbs'un da yaşlanmış olması12
- 17 temmuz 2026 ümraniyespor galatasaray maçı3
- sözlüğün tanrıçası olmak12
- iranın bir türlü barış anlaşmasına yanaşmaması2
- gocu nickli lavuğun neden kaşınması13
- mason greenwood57
- bana kimse eksi oy atamaz9
- iyi sevişen erkeğe aşık olunur mu18
- türkiye de ruhsatsız silah satışı2
- sözlük kızlarının ateşli olduğu gerçeği13
- 15 temmuz 2026 ingiltere arjantin maçı37
- üstteki yazara bir hayat tavsiyesi bırak16
- sözlüğün fingirdekleri10
- bir insana akpliliği üzerinden saldırmak31
- sözlüğün en götü güzel kızı8
- çırılçıplak sözlüğe entry girmek7
- fetö nün siyasi ayağı19
- seçimde kime oy vereceğiz8
- belinde kelebek dövmesi olan yazarlar14
- yurtdışında hintli misin diye sorulması11
- sürekli yeme isteği8
- atatürk ün ateist olması8
- yunanlıların yağlı güreşi çalmaları11
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız38
- köylü olan ailemden utanıyorum12
- başkasının ısırdığı yemeği yer misiniz8
- velvet'in silver'a benzemesi15
- uysaljakoben19
- sözlüğün yılanı8
- bir sarma yapmışım9
- canımın waffle çekmesi5
'Kitap'la 'silah' aynı değil ise, niye ciyaklıyorsunuz?
Furkan Altınok tarafından kaleme alınan "Üniversitede bir PKK yandaşı" başlıklı haberimiz Akit'te 25 Mayıs'ta yayınlanmış.
Bir üniversiteli doçent hanım(!), Türkiye'de kendisini takdim edecek ajans bulamamış olmalı ki, "Beni kim tanıtır? Beni kim tanıtır?.. Ben tanınmak istiyorum" diye dövündüğü günlerden bir gün, PKK'nın haber ajansı ile karşılaşmış..
"Siz, sabah akşam asker şehid eden örgütün eylemlerini, sanki bir maharetmiş gibi haberleştiren ajans değil misiniz? Size demeç vermek, bu ülkenin 50 bin insanının manevi hatırasına saygısızlıktır. Gidin işinize" dememiş..
PKK'nın ajansına, demeç vermiş.. 1990'lı yıllarda gazetecilerin öldürülmesine atıf yapıp, "Artık gazeteciler, tutuklanarak öldürülüyor" diye bilgiçlik taslamış..
Oysa, içlerinde emekli valiler de olan illegal Basın Konseyi'nin üyeleri söylesinler.. Bir muhabir "Gerilla karakolu bastı. Üç asker öldü. Gerillanın kaybı yok. Gerilla devlet güçlerine zorlu anlar yaşattı" şeklinde ifadelerle sözde bir haber yazarsa, bunun işi gazetecilik mi olur, terör övgüsü mü?
Tabii ki terör övgüsü olur.
Dolayısı ile bu sözde haberi yazan da gazeteci değil, terör yandaşı olur.
Her hukuk devletinde de, böyleleri alınır, cezaevine konulur.
Gariban çocukların, kandırılarak ellerine verilen silahlarla devletin askerine sıktırdıkları kurşunun hesabı, sadece sıkandan değil, kurşun sıkanın eylemini övenden de sorulur.
Türkiye'de de sorulmaya başlanmış.. Gazeteci kılıklı o terör yandaşları tutuklanmış.
Bilim kadını(!) zat ta, hemen koşmuş: "Gazeteciler öldürülüyor!"
işte bu haber yapılmış ve okuyucuya aktarılmış.
Basın Konseyi ne diyor?
"Hayır, böyle haber yapamazsınız."
iyi de, savunduğunuz KCK'lılar, PKK'lılar istedikleri gibi haber yapıyorlar? Hatta onlar hakkında dava açıldığında, sizin savunduğunuz üniversitedeki doçentler, "Gazeteciler öldürülüyor" diyerek, o terör övgüsü içerikli haberlere destek çıkıyorlar.
Biz de olayların geniş penceresinden bakıp, olayları haberleştiriyoruz..
Niye kızıyorsunuz ki?
Kendinize gelince, "Basın susturulamaz" diyorsunuz.. Teröre destek veren haberi bile savunuyorsunuz..
Ama biz, teröre destek verenleri deşifre edersek, hemen itiraz ediyorsunuz.
Terörist örgüt savunuculuğu değil mi, sizin bu yaptığınız?
Neymiş?
"Doç. Arsan'ı, kamuoyu nezdinde itibarsızlaştırıyor"muşuz.
Kendileri "devleti itibarsızlaştırıyor"lar. Teröristi övenler hakim önüne çıkarılınca "Gazeteciler öldürülüyor" diye, üniversite kürsüsünden ahkamlar kesip, "yargıyı itibarsızlaştırma" operasyonlarına daha da hız veriyorlar.
Ama biz onların gerçek yüzlerini deşifre edince, "itibarsızlaştırma yapılmıştır. Kamu yararı yoktur. Haber verme sınırı içinde kalınmamıştır" diye hüküm veriyorlar.
Onların verdikleri hükmü, dikkate alan varmış gibi..
Kendileri çalıyor, kendileri söylüyorlar..
Ben de kendilerine bir mesaj göndereyim: "Zıt Erenköy.."
http://www.habervaktim.co...niye_ciyakliyorsunuz.html
Furkan Altınok tarafından kaleme alınan "Üniversitede bir PKK yandaşı" başlıklı haberimiz Akit'te 25 Mayıs'ta yayınlanmış.
Bir üniversiteli doçent hanım(!), Türkiye'de kendisini takdim edecek ajans bulamamış olmalı ki, "Beni kim tanıtır? Beni kim tanıtır?.. Ben tanınmak istiyorum" diye dövündüğü günlerden bir gün, PKK'nın haber ajansı ile karşılaşmış..
"Siz, sabah akşam asker şehid eden örgütün eylemlerini, sanki bir maharetmiş gibi haberleştiren ajans değil misiniz? Size demeç vermek, bu ülkenin 50 bin insanının manevi hatırasına saygısızlıktır. Gidin işinize" dememiş..
PKK'nın ajansına, demeç vermiş.. 1990'lı yıllarda gazetecilerin öldürülmesine atıf yapıp, "Artık gazeteciler, tutuklanarak öldürülüyor" diye bilgiçlik taslamış..
Oysa, içlerinde emekli valiler de olan illegal Basın Konseyi'nin üyeleri söylesinler.. Bir muhabir "Gerilla karakolu bastı. Üç asker öldü. Gerillanın kaybı yok. Gerilla devlet güçlerine zorlu anlar yaşattı" şeklinde ifadelerle sözde bir haber yazarsa, bunun işi gazetecilik mi olur, terör övgüsü mü?
Tabii ki terör övgüsü olur.
Dolayısı ile bu sözde haberi yazan da gazeteci değil, terör yandaşı olur.
Her hukuk devletinde de, böyleleri alınır, cezaevine konulur.
Gariban çocukların, kandırılarak ellerine verilen silahlarla devletin askerine sıktırdıkları kurşunun hesabı, sadece sıkandan değil, kurşun sıkanın eylemini övenden de sorulur.
Türkiye'de de sorulmaya başlanmış.. Gazeteci kılıklı o terör yandaşları tutuklanmış.
Bilim kadını(!) zat ta, hemen koşmuş: "Gazeteciler öldürülüyor!"
işte bu haber yapılmış ve okuyucuya aktarılmış.
Basın Konseyi ne diyor?
"Hayır, böyle haber yapamazsınız."
iyi de, savunduğunuz KCK'lılar, PKK'lılar istedikleri gibi haber yapıyorlar? Hatta onlar hakkında dava açıldığında, sizin savunduğunuz üniversitedeki doçentler, "Gazeteciler öldürülüyor" diyerek, o terör övgüsü içerikli haberlere destek çıkıyorlar.
Biz de olayların geniş penceresinden bakıp, olayları haberleştiriyoruz..
Niye kızıyorsunuz ki?
Kendinize gelince, "Basın susturulamaz" diyorsunuz.. Teröre destek veren haberi bile savunuyorsunuz..
Ama biz, teröre destek verenleri deşifre edersek, hemen itiraz ediyorsunuz.
Terörist örgüt savunuculuğu değil mi, sizin bu yaptığınız?
Neymiş?
"Doç. Arsan'ı, kamuoyu nezdinde itibarsızlaştırıyor"muşuz.
Kendileri "devleti itibarsızlaştırıyor"lar. Teröristi övenler hakim önüne çıkarılınca "Gazeteciler öldürülüyor" diye, üniversite kürsüsünden ahkamlar kesip, "yargıyı itibarsızlaştırma" operasyonlarına daha da hız veriyorlar.
Ama biz onların gerçek yüzlerini deşifre edince, "itibarsızlaştırma yapılmıştır. Kamu yararı yoktur. Haber verme sınırı içinde kalınmamıştır" diye hüküm veriyorlar.
Onların verdikleri hükmü, dikkate alan varmış gibi..
Kendileri çalıyor, kendileri söylüyorlar..
Ben de kendilerine bir mesaj göndereyim: "Zıt Erenköy.."
http://www.habervaktim.co...niye_ciyakliyorsunuz.html
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar