bugün
- mutsuzluğun en büyük nedeni3
- kas yığını sözlük erkekleri4
- aylık 398 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- oscar alma yontemleri3
- nickten isim tahmini yapmak25
- as maca6
- hakkımda bilmeniz gerekenler32
- başlıkları tutmayan sözlük yazarı3
- yüzme yarışları2
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası18
- kim bu gizli artıcı4
- kedi3
- ergenlerle mesai arkadaşı olmak4
- müslüman cinler5
- geceye bir şarkı bırak11
- haluk levent yarın konser verse kaç kişi gider3
- kıl erkeğin süsüdür14
- on layn listesi3
- burç zehrinin erkeklere de sıçramış olması2
- taze ekmek3
- kavgacı bir insan olmak2
- akrep burcu5
- nick vermeden bir yazara seslen14
- yazarların imrendiği kişi4
- ioçk14
- on layn listesü isterük2
- kalkın be3
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- beyaz ekmek yiyen vatan hainleri10
- yazarların şu an yapmak istedikleri şey10
- grup seksin mantığı10
- travesti sesi çekiciliği6
- yeni parti46
- dünyaya çocuk getirmek10
- 55 kilo üstündeki sözlük kızları8
- bu saatte içen sözlük yazarları6
- nervio burak demirbilek evliliği13
- arkadaşlar bir şey soracağım15
- bugün 2026 temmuz ayının son pazar günü3
- yoğurt mayalayan kızı üzmek11
- yorgun mermi vs nervio12
- nohut yaptım nası olmuş10
- gammazı ispiyoncu sanmak15
- sabah sabah katil olma sebebi2
- görükle'ye gelen erkek yüklü kamyonet6
- bilgi içeren entry girelim hadi6
- arabayı yavaş süren tipler16
- nasıl yani hala kavga başlamadı mı6
- merfulu gitmesin kampanyası15
- dünyanın en samimi cümlesi6
orhan pamuk un açıklama yapmadan izin almadan başka bir kitaptan alıntılara sahip olduğu sonradan anlaşilan kitabıdır "beyaz kale"...
pedro'nun zorunlu ıstanbul seyahati/ 16. yüzyıl'da türkler'e esir düşen bir ıspanyol'un anıları adlı bir kitap türkçeye fuad carım tarafından çevirilir ve güncel yayıncılık tarafından 1996'da yayımlanır. orhan pamuk'un beyaz kale adlı romanı ile bu kitap arasında çok fazla 'benzerlikler' vardır. ahmet yıldız edebiyat ve eleştiri dergisinin 24. sayısında bu benzerliği ele alan 'roman yazma teknikleri ıçin bir örnek kitap: beyaz kale' adlı bir inceleme yazar. bu incelemede iki kitap arasındaki 'etkileşimleri' sıralar (aktaran: yalçın küçük-şebeke/"network", ygs yayınları, syf.113-115).
benzerlik (!)(!) 1
"...ama ne olur ne olmaz, gene esir düşebiliriz korkusu ile, kürekçileri sıkıştırmaktan vazgeçtiler. maluma kürek çekenler ya türk ya 'mağribi'. gemi bir kere zaptedildi mi, bunlar artık serbest. o vakit türklere, bu bize şunu etti, şu bize işkence yaptı derler..." (pedro'nun..... syf.12)
"türk ve mağripli olan kürekçilerimiz sevinç çigliklari atıyordu; sinirlerimiz bozuldu... esir düşerse cezalandırılmaktan korkan kaptanımız kürek kölelerini şiddetle kırbaçlatmak için bir türlü emir veremiyordu..." (beyaz kale, syf.11)
benzerlik (!) 2
"...birinin bileklerini, kulaklarını ve burnunu kesip omuzuna bir pafta yapıştırdılar; paftada şu yazılı idi; "böyle eden böyle olur". öbürünü kazığa çaktilar..." (pedro'nun..... syf.12)
"...kazığa oturtulan korkak kaptanımız yeni ölmüstü. kırbaççıları burnunu, kulağını kesip ibret olsun diye bir sala koyup denize bırakmışlardı..." (beyaz kale, syf.11)
benzerlik (!) 3
"rampacılar gemiye daldılar ve herkesi çirilçiplak ettiler. beni tepeden tırnağa soymadılar; sırtımdakiler onların hoşlanmadıkları ve beğenmedikleri şeylerdi. hem sırtımdakilerle uğraşmaya bir lüzum görmediler; yattığım kamara çok değerli eşyalarla doluydu..." (pedro'nun..... syf.13)
"...rampacılar gemimize ayak basarlarken kitaplarımı sandığıma koyup dışarı çiktim. gemi ana-baba günüydü. dışarıda herkesi toplamışlar soyuyorlardı..." (beyaz kale, syf.14)
benzerlik (!) 4
"...cerrah mısın, diye sordular. hayır deyince, az kalsın partiyi kaybediyordum. bereket versin lafa, sözü geçen kaptanlardan durmuş reis karıştı. cenevizli dönme durmuş reis 'idrar ve nabız hekimidir, cerrahtan daha faydalıdır' dedi. kürekten işte bu suretle kurtuldum..." (pedro'nun..... syf.12)
"...sonradan ceneviz dönmesi olduğunu ögrendigim reis iyi davrandı bana; neden anladığımı
sordu. küreğe verilmemek için hemen astronomi bilgimden, geceleri yön bulabileceğimden söz ettim, ama ilgilenmediler. bunun üzerine bende bıraktıkları anatomi cildine güvenerek hekim olduğumu ileri sürdüm. az sonra gösterdikleri kolu kopmuş birini görünce cerrah olmadığımı söyledim. öfkelendiler, beni küreğe vereceklerdi ki, kitaplarımı gören reis sordu; idrardan ve nabızdan anlıyor muydum? anladığımı söyleyince küreğe verilmekten kurtuldum..." (beyaz kale, syf.14)
daha fazla uzatıp sabrınızı taşirmak istemem. bu tip 'benzerlik' örnekleri inceleme boyunca sürüp gidiyor. artık 'ihtiyatı' elden bırakıp buna, rowling'in ve pamuk'un yaptıklarına düpedüz 'aşirma' diyebilir miyiz? yoksa yahya kemal beyatlı'nın shakespeare konusunda olduğu gibi temkinli olmakta fayda mı var:
"ben intihallere dair bazı etütler gördüm... bir etüt de le cid'in (corneille'in eseri) 120 mısraının guilhem de castro'ndan doğrudan doğruya tercüme edilmiş olduğunu bildiriyordu. tetkik ettim ve aslını gözümle gördüm. comoedia gazetesinde bir etüt, shakespeare'in on üç bin mısraından dokuz bininin ya doğrudan doğruya veya takriben intihal olduğunu iddia etmişti." hilmi yavuz zaman gazetesindeki "haşim, ıntihal ve metinlerarasılık" adlı yazısında (24.4.2002) yahya kemal'in sözlerini şöyle bitirdiğini yazıyordu: 'fakat yine de, shakespeare'e intihal isnat etmek için düşünmek lazımdır.'
okur mutlaka düşünecektir kim 'özgün' kim değil. 'aşirmasız' yapıtlara ihtiyacımız var;
hem burası türkiye demeden hem de şu ünlü çok sattı o zaman 'iyidir' demeye gerek görmeden.,
senih kavlak - 06 mayıs 2002, pazartesi - hürriyet
yorumsuz
pedro'nun zorunlu ıstanbul seyahati/ 16. yüzyıl'da türkler'e esir düşen bir ıspanyol'un anıları adlı bir kitap türkçeye fuad carım tarafından çevirilir ve güncel yayıncılık tarafından 1996'da yayımlanır. orhan pamuk'un beyaz kale adlı romanı ile bu kitap arasında çok fazla 'benzerlikler' vardır. ahmet yıldız edebiyat ve eleştiri dergisinin 24. sayısında bu benzerliği ele alan 'roman yazma teknikleri ıçin bir örnek kitap: beyaz kale' adlı bir inceleme yazar. bu incelemede iki kitap arasındaki 'etkileşimleri' sıralar (aktaran: yalçın küçük-şebeke/"network", ygs yayınları, syf.113-115).
benzerlik (!)(!) 1
"...ama ne olur ne olmaz, gene esir düşebiliriz korkusu ile, kürekçileri sıkıştırmaktan vazgeçtiler. maluma kürek çekenler ya türk ya 'mağribi'. gemi bir kere zaptedildi mi, bunlar artık serbest. o vakit türklere, bu bize şunu etti, şu bize işkence yaptı derler..." (pedro'nun..... syf.12)
"türk ve mağripli olan kürekçilerimiz sevinç çigliklari atıyordu; sinirlerimiz bozuldu... esir düşerse cezalandırılmaktan korkan kaptanımız kürek kölelerini şiddetle kırbaçlatmak için bir türlü emir veremiyordu..." (beyaz kale, syf.11)
benzerlik (!) 2
"...birinin bileklerini, kulaklarını ve burnunu kesip omuzuna bir pafta yapıştırdılar; paftada şu yazılı idi; "böyle eden böyle olur". öbürünü kazığa çaktilar..." (pedro'nun..... syf.12)
"...kazığa oturtulan korkak kaptanımız yeni ölmüstü. kırbaççıları burnunu, kulağını kesip ibret olsun diye bir sala koyup denize bırakmışlardı..." (beyaz kale, syf.11)
benzerlik (!) 3
"rampacılar gemiye daldılar ve herkesi çirilçiplak ettiler. beni tepeden tırnağa soymadılar; sırtımdakiler onların hoşlanmadıkları ve beğenmedikleri şeylerdi. hem sırtımdakilerle uğraşmaya bir lüzum görmediler; yattığım kamara çok değerli eşyalarla doluydu..." (pedro'nun..... syf.13)
"...rampacılar gemimize ayak basarlarken kitaplarımı sandığıma koyup dışarı çiktim. gemi ana-baba günüydü. dışarıda herkesi toplamışlar soyuyorlardı..." (beyaz kale, syf.14)
benzerlik (!) 4
"...cerrah mısın, diye sordular. hayır deyince, az kalsın partiyi kaybediyordum. bereket versin lafa, sözü geçen kaptanlardan durmuş reis karıştı. cenevizli dönme durmuş reis 'idrar ve nabız hekimidir, cerrahtan daha faydalıdır' dedi. kürekten işte bu suretle kurtuldum..." (pedro'nun..... syf.12)
"...sonradan ceneviz dönmesi olduğunu ögrendigim reis iyi davrandı bana; neden anladığımı
sordu. küreğe verilmemek için hemen astronomi bilgimden, geceleri yön bulabileceğimden söz ettim, ama ilgilenmediler. bunun üzerine bende bıraktıkları anatomi cildine güvenerek hekim olduğumu ileri sürdüm. az sonra gösterdikleri kolu kopmuş birini görünce cerrah olmadığımı söyledim. öfkelendiler, beni küreğe vereceklerdi ki, kitaplarımı gören reis sordu; idrardan ve nabızdan anlıyor muydum? anladığımı söyleyince küreğe verilmekten kurtuldum..." (beyaz kale, syf.14)
daha fazla uzatıp sabrınızı taşirmak istemem. bu tip 'benzerlik' örnekleri inceleme boyunca sürüp gidiyor. artık 'ihtiyatı' elden bırakıp buna, rowling'in ve pamuk'un yaptıklarına düpedüz 'aşirma' diyebilir miyiz? yoksa yahya kemal beyatlı'nın shakespeare konusunda olduğu gibi temkinli olmakta fayda mı var:
"ben intihallere dair bazı etütler gördüm... bir etüt de le cid'in (corneille'in eseri) 120 mısraının guilhem de castro'ndan doğrudan doğruya tercüme edilmiş olduğunu bildiriyordu. tetkik ettim ve aslını gözümle gördüm. comoedia gazetesinde bir etüt, shakespeare'in on üç bin mısraından dokuz bininin ya doğrudan doğruya veya takriben intihal olduğunu iddia etmişti." hilmi yavuz zaman gazetesindeki "haşim, ıntihal ve metinlerarasılık" adlı yazısında (24.4.2002) yahya kemal'in sözlerini şöyle bitirdiğini yazıyordu: 'fakat yine de, shakespeare'e intihal isnat etmek için düşünmek lazımdır.'
okur mutlaka düşünecektir kim 'özgün' kim değil. 'aşirmasız' yapıtlara ihtiyacımız var;
hem burası türkiye demeden hem de şu ünlü çok sattı o zaman 'iyidir' demeye gerek görmeden.,
senih kavlak - 06 mayıs 2002, pazartesi - hürriyet
yorumsuz
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar