bugün
- ben bu çocukla ilgili evlencem ya9
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri11
- mesajlara sürekli geç cevap veren erkek10
- mal mıyım sorunsalı6
- kiraz cicegi kolonyasi39
- kendine yalan söyleme eğilimi9
- türk töresinde zina edenin parçalara ayrılması5
- usame bin ladin ve onun islamcı ütopyası3
- küt saçlı hatun8
- takibe anında takip4
- friedrich hegel la bi cay icek14
- ilk buluşmada esnaf lokantasına gitmek14
- kızılcık şerbeti dizisi3
- mutsuzken çirkin olmak8
- seninle esnaf lokantasına bile gelirim diyen kadın9
- rahmi koç'un balığın kalanından çorba yapması10
- mesih gelseydi4
- yeralti edebiyatcisi11
- iskender10
- aydınlanmak3
- bu gün sözlük ne tatlı lan12
- yapay zeka sözlük moderatörü2
- güne bir şiir dizesi bırak5
- güzel bir kazın yalnız olmasının nedenleri11
- insan iyiyi kötüyü bilme iradesine aden de kavuştu7
- sözlükteki israil sempatizyanları4
- frankyfourfingers3
- esnaf lokantasında hepiniz topsunuz diye bağırmak2
- arkadaşlar çabuk buraya bakın5
- seninle salam ekmek bile yerim diyen kız6
- esnaf lokantasında çorba içerken hayatı sorgulamak10
- sovyetlerin çöküşü usame ve nükleer bavullar2
- türk erkeğinde olması gereken meziyetler13
- ona bir şey söyle7
- seni severken valizini hazır tutan kadın10
- etli biber dolması yapan erkek9
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı51
- allah savaşa davet etmez vaatlerinden vazgeçmez3
- arkadaşlar ya3
- platon un mağara alegorisi15
- ismail kartal31
- erkekler tuvaletinde gizli kamera bulunması5
- musa allah'ın varlığını sorgulayabiliyordu2
- true silik olsun10
- insanları kölelikten kurtaran tanrı olan allah2
- ice latte ısmarlanacak sözlük yazarları6
- özgürlük nedir sorunsalı7
- saygının ve ahlakın yeni nesli olmaz3
- filistin kurtuluş örgütü ve terörü desteklemek2
- sardalya4
Sesin gucu, yazının vurgusundan daha yoğundur. Bunda asıl pay, sesin doğası gereği dolaşıma sokulması ile beraber asla geri dönüşü olmayan, tehlikeli bir üretim riskini alabilmesidir. Baskılanabilmesinin imkansızlığı, sesi yazıdan daha guclu kılabilmemiz için diğer bir nedendir. Ses kısıtlanabilir, susma ile yontulabilir ama asla tamamıyla yok edilemez. Belki bu içeriğinden dolayı incil de sesle tanrı aynı eşitlikte ele alınabilmektedir.
Sesin asıl gucu, zizek in buyuk oteki olarak tanımladığı iktidarı yıkabilecek kadar kuvvetli bir silah olabilmesindendir. Ses bu yanıyla buyuk otekiye iletilebilecek mesajları gucluce taşıyan bir simgeler dizgisidir. Metafora dönüşmesiyle beraber algısal alanı darmadağın edecek çıkışı sağlayabilir.
Sesin etkisel kullanımı için en iyi örnek şivan perwer dir. Sivan ı asıl ''guclu '' kılan ne sanatsal yetkinliği nede ses rengidir. O bunların çokça farkında olarak daha zor alandaki hareketi ile farklılaşan bir sanatcıdır. O nun asıl gucu, buyuk ötekinin dunyasına ulaşabilmesindendir. Buyuk ötekinin dunyasına sokulma anıdır. Bu anı şivan ın dilinde takip ettikçe, onun gucunun keşfine varabiliriz...
'' ilk defa Ankara da duzenlenen bir gecede sahne aldım. Aslında programda ben yoktum. Doğu ve Guneydoğulu milletvekillerinin de izlediği bu gecede, sahne alan sanatcılar kürtce parcaları türkçe söylüyorlar, sonunda da bir iki lo, lo ekleyerek bitiriyorlardı. O sanatcıların lo, lo ları bile delice bir alkış tufanına boğuluyordu. Arkadaşların tertip komitesine baskıları sonucu gece sonunda sahneye cıktım. Herkesin kim bu diyerek üstün köru bakışlarını gayet acıkca gözlemleyebiliyordum. Sazımın akordunu yaptıktan sonra, etrafta yoğunlaşan gürültüye aldanmadan Xezalı söylemeye başladım..Sahneden Xezal dememle beraber tümden bir sessizlik salona hakim oldu. Xezal ı yılların baskısından kurtararak, fırat suyunda yıkadım, bercelan yaylasına götürdüm oradan munzura sundum..Dağları aşırıyordum, nehirlerde yıkıyordum, yaylalarda dinlendiriyordum ardından soluklandırıp dengbejlere söyletiyordum.. Çobanların kavallarına akıtarak, yuzlerce yıllık sığınağından çıkararak tumden halkıma tanıtıyordum.... En sonunda ağrı dagının tepesine kondurdum, o nun yeri orasıydı. Turküyü bitirmemle beraber salona guvenlik guclerinin dolaşması bir oldu. Arkadaşlar adeta bedenlerini siper yaparak beni korumaya almışlardı. Silah sesleri ve kurşunlar altında beni kaçırmayı başardılar. O gecenin bedeli üç arkadaşı kayıp etmemiz oldu''
Sivan tamda bu anın sihiri ile anlamdırılabilir.. Bu an buyuk öteki' nin kabullenmediği, yok saydığı daha da sarsıcı olarak yasakladığı '' ses '' imgesinin, kendi merkezi alanında aniden, keskince canlandırılmasıdır.. Bu canlandırma anında yuzlerce yıllık bir turku' nun secilmesi ise tarihsel zenginlikle beraber, dilin köklü gecmişini hatırlatmak için başarılı bir karardır.
Sivan ın, yapılandırıcı ilkeyi sarstığı bu an asla geri dönüşü olamayacak kadar çıkmazdır. Ses bir metafor olarak buyuk oteki nin dunyasına ulaşmayı başarmıştır. Hatta üç olunun varlığı, sesteki mesajın alındığının göstergesi olarak cisimlenebilir. Sivan dan önce sahne alan sanatcıların, devşirme turkuleri ile buyuk ötekinin varlıksal alanı meşrulaştırılırken, sivan ın özsel ses dönüşü bir anda bu meşruluğun yitimini sağlamaktadır. Gercekte çok muhim bir şey olarak algılanamayacak bu dönüşüm aslında buyuk oteki nin buyusunu yitirmesini sağlamıştır. Buyu birdenbire bozulmuştur ve asla hiç bir şey eskisi gibi olamayacaktır.
Hegel'in ''tinin sessiz örülüşü'' dediği tamda bu andır. Tinsel töz hissetirilmeden, ilmek ilmek oluşturularak bir urgan haline getirilmiş, sesin içerisine katılarak buyuk oteki'nin üzerine çöküvermiştir. Aslında buyuk oteki nin korkusunu besleyende bu tarzda bir '' sessel hayalettir. '' Kısır bir alana mahkum ettiği dilin, o alandan çözümlenerek, tarihsel bir dayanağa göndermeyle kendi karşısına dikilmesi o hayaletin dunyasına uyanmaktır. Sivan bunu başarmıştır. O, sesiyle bu hayaleti örgutleyerek, temellendirerek, dillendirilerek buyuk oteki ye çıplak gerceği sunmuştur..
Sivan ın, sihirli bir anla sunduğu bu çıplak gercek, gunumuzde buyuk oteki nin ''farklı seslerle bezenmiş zenginlik'' olarak imgelediği yerdir. O nun gucu buyuk oteki yi değiştirebilmesindendir.
Sesin asıl gucu, zizek in buyuk oteki olarak tanımladığı iktidarı yıkabilecek kadar kuvvetli bir silah olabilmesindendir. Ses bu yanıyla buyuk otekiye iletilebilecek mesajları gucluce taşıyan bir simgeler dizgisidir. Metafora dönüşmesiyle beraber algısal alanı darmadağın edecek çıkışı sağlayabilir.
Sesin etkisel kullanımı için en iyi örnek şivan perwer dir. Sivan ı asıl ''guclu '' kılan ne sanatsal yetkinliği nede ses rengidir. O bunların çokça farkında olarak daha zor alandaki hareketi ile farklılaşan bir sanatcıdır. O nun asıl gucu, buyuk ötekinin dunyasına ulaşabilmesindendir. Buyuk ötekinin dunyasına sokulma anıdır. Bu anı şivan ın dilinde takip ettikçe, onun gucunun keşfine varabiliriz...
'' ilk defa Ankara da duzenlenen bir gecede sahne aldım. Aslında programda ben yoktum. Doğu ve Guneydoğulu milletvekillerinin de izlediği bu gecede, sahne alan sanatcılar kürtce parcaları türkçe söylüyorlar, sonunda da bir iki lo, lo ekleyerek bitiriyorlardı. O sanatcıların lo, lo ları bile delice bir alkış tufanına boğuluyordu. Arkadaşların tertip komitesine baskıları sonucu gece sonunda sahneye cıktım. Herkesin kim bu diyerek üstün köru bakışlarını gayet acıkca gözlemleyebiliyordum. Sazımın akordunu yaptıktan sonra, etrafta yoğunlaşan gürültüye aldanmadan Xezalı söylemeye başladım..Sahneden Xezal dememle beraber tümden bir sessizlik salona hakim oldu. Xezal ı yılların baskısından kurtararak, fırat suyunda yıkadım, bercelan yaylasına götürdüm oradan munzura sundum..Dağları aşırıyordum, nehirlerde yıkıyordum, yaylalarda dinlendiriyordum ardından soluklandırıp dengbejlere söyletiyordum.. Çobanların kavallarına akıtarak, yuzlerce yıllık sığınağından çıkararak tumden halkıma tanıtıyordum.... En sonunda ağrı dagının tepesine kondurdum, o nun yeri orasıydı. Turküyü bitirmemle beraber salona guvenlik guclerinin dolaşması bir oldu. Arkadaşlar adeta bedenlerini siper yaparak beni korumaya almışlardı. Silah sesleri ve kurşunlar altında beni kaçırmayı başardılar. O gecenin bedeli üç arkadaşı kayıp etmemiz oldu''
Sivan tamda bu anın sihiri ile anlamdırılabilir.. Bu an buyuk öteki' nin kabullenmediği, yok saydığı daha da sarsıcı olarak yasakladığı '' ses '' imgesinin, kendi merkezi alanında aniden, keskince canlandırılmasıdır.. Bu canlandırma anında yuzlerce yıllık bir turku' nun secilmesi ise tarihsel zenginlikle beraber, dilin köklü gecmişini hatırlatmak için başarılı bir karardır.
Sivan ın, yapılandırıcı ilkeyi sarstığı bu an asla geri dönüşü olamayacak kadar çıkmazdır. Ses bir metafor olarak buyuk oteki nin dunyasına ulaşmayı başarmıştır. Hatta üç olunun varlığı, sesteki mesajın alındığının göstergesi olarak cisimlenebilir. Sivan dan önce sahne alan sanatcıların, devşirme turkuleri ile buyuk ötekinin varlıksal alanı meşrulaştırılırken, sivan ın özsel ses dönüşü bir anda bu meşruluğun yitimini sağlamaktadır. Gercekte çok muhim bir şey olarak algılanamayacak bu dönüşüm aslında buyuk oteki nin buyusunu yitirmesini sağlamıştır. Buyu birdenbire bozulmuştur ve asla hiç bir şey eskisi gibi olamayacaktır.
Hegel'in ''tinin sessiz örülüşü'' dediği tamda bu andır. Tinsel töz hissetirilmeden, ilmek ilmek oluşturularak bir urgan haline getirilmiş, sesin içerisine katılarak buyuk oteki'nin üzerine çöküvermiştir. Aslında buyuk oteki nin korkusunu besleyende bu tarzda bir '' sessel hayalettir. '' Kısır bir alana mahkum ettiği dilin, o alandan çözümlenerek, tarihsel bir dayanağa göndermeyle kendi karşısına dikilmesi o hayaletin dunyasına uyanmaktır. Sivan bunu başarmıştır. O, sesiyle bu hayaleti örgutleyerek, temellendirerek, dillendirilerek buyuk oteki ye çıplak gerceği sunmuştur..
Sivan ın, sihirli bir anla sunduğu bu çıplak gercek, gunumuzde buyuk oteki nin ''farklı seslerle bezenmiş zenginlik'' olarak imgelediği yerdir. O nun gucu buyuk oteki yi değiştirebilmesindendir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar