bugün
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat35
- taksiciyimbebegim5
- sözlükteki yakışıklı olgun erkekler4
- muslettin amca tarzı entry girmek4
- şabat şalom4
- dincilere laf anlatmakta çalışmak13
- çilekli süt içen sözlük erkeği3
- caiz ve mekruh ayrımları3
- kaçak çay18
- nişanlının eski sevgilisiyle buluşması9
- en karizmatik ve çekici sözlük erkeği6
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği49
- yazarların kulaklık markaları5
- çilekli pasta yiyen erkek7
- galatasaray vs akp9
- whatsapp grubundan çıkarılmak9
- kız kulesi3
- fon vurgunu54
- borsa istanbul19
- biz x hocanın neferiyiz2
- piramitleri uzaylılar yaptı yalan söyleyen toptur2
- en iyi çakmak markası10
- bırakılan sevgilinin yerini dolduracak şeyler5
- yılmaz erdoğan'ın ekin türkmen'e söylediği söz6
- antalya7
- fon vurgununu unutturacak seks kaseti5
- mustafa sarıgüi'ün seks kaseti iddiası11
- atatürk'ün gerçek varisi başkomutan erdoğan dır5
- çok eşlilik büyük bir sapıklıktır8
- hayatın son gününde yapılabilecekler7
- nervio bayan6
- kadınların erkeklere hiç çok yakışıklısın dememesi16
- bir kemalist ile arkadaş olunur mu4
- from gold from dust34
- osmanlı da çok eşliliğin yaygın olmaması3
- sürekli 40 yaş üstü erkek yazarlarla uğraşmak3
- tavuk dolma5
- çirkin ayaklı kızların yaşama amacı4
- iltica22
- hristiyan hukuku2
- zengin kel erkekler neden saç ektirmiyor sorunsalı2
- tavuklu pilav13
- muzlu süt4
- akp'nin gazze bağışını fonlara aktarması5
- çemeniyle ünlü ilimiz4
- berat albayrak'a iftira atılması11
- mekke kutsal mıdır sorunsalı10
- pastırma sıcakları3
- dido3
- mark twain2
birkaç açıdan incelenmesi gereken eser.
öncelikle ana karakterin, yazarın diğer eserlerinde oluşturduğu karakterlere nazaran daha sorunlu, daha zayıf, daha hassas bir nitelikte olması takdire şayan. her yönden oldukça dirayetli; hem zeki hem güzel hem çalışkan hem zengin hem nüfuzlu insanların maceralarına şahit olmak bir yerden sonra okuyucuyu boğabilir.
bu takıntılı karakterin bir kadın olması detayını ise, feminizme fazla uğramadan geçiyorum. her karşımıza çıkan olguyu cinsiyete bağlamamak gerekir.
romanın asıl vurgusu mekan tasvirlerindeki ve tarihi gerçeklerin adı geçen mekanlara yedirilmesindeki ustalık. çoğu yerde yazarın hakim bakış açısıyla beraber bahsedilen mekanlara sanki kendiniz birebir olarak gitmişsiniz gibi oluyorsunuz. elbette ki bunu başarmak her yiğidin harcı değil.
ülkelerin yaşadıkları ve yaşattıkları hakkındaki cesur yorumları da yine takdire şayan. spoilera girmemesi için fazla ayrıntı vermiyorum. ancak arjantin için cehennem ülkesi yakıştırmasını yapması, fransa nın da aslında eleştirdiği üçüncü dünya ülkelerinin genel gidişatında olan payı, amerika nın genel tavrı gibi birçok konu alenen dile getirilmiş ve büyük güçler negatif eleştirilmiş. dünya nın alışık olduğu, her daim dönen tezgahlar ardında zeki ve ihtiraslı insanların hayata dair idealist yaklaşımları ilham verici.
ancak bir polisiye roman olamamış kendisi. maalesef. üzülerek biraz ahmet ümit başarısızlığı gördüm yazarda. ki alışık olmadığım bir durum bu jean christophe grange için. birçok aydınlatılmamış nokta var. son 50 sayfa tamamen dağınık ve sallantılı bir kurguyla oluşturulmuş. yan karakterler çok askıya alınmış. çok ihmal edilmiş.
esas polisiye romanı, katili okuyucuya tahmin ettiren ancak cinayeti nasıl işleyebildiği konusunda beyin fırtınası yapılmasını sağlatan romandır. bunda sorun yok. ancak romanda katil tahmin edilebildiği gibi, cinayet nedenleri ve cinayetlerin işleniş yöntemi de oldukça basit, tahmin edilebilir, şaşırtıcı bir şekilde tanıdık olmuş.
yani fasulyeyi nohutu bir gece önceden ıslattığınız, cevizi fındığı fıstığı dövdüğünüz, narı ayıkladığınız, kayısıyı inciri minik minik doğradığınız ve bir süre uğraştığınız zaman insan başarılı bir aşure çıkmasını bekliyor ortaya. bulaşık suyu değil.
okunmadığı zaman vakit kaybı olmaz demeyeceğim, hiçbir kitap için böyle bir iddiada bulunmam. ancak şansınız varsa; yazarın diğer eserlerinden başlayın diyebilirim. o zaman haddimi aşmış olmam zannedersem.
saygı/sevgi.
öncelikle ana karakterin, yazarın diğer eserlerinde oluşturduğu karakterlere nazaran daha sorunlu, daha zayıf, daha hassas bir nitelikte olması takdire şayan. her yönden oldukça dirayetli; hem zeki hem güzel hem çalışkan hem zengin hem nüfuzlu insanların maceralarına şahit olmak bir yerden sonra okuyucuyu boğabilir.
bu takıntılı karakterin bir kadın olması detayını ise, feminizme fazla uğramadan geçiyorum. her karşımıza çıkan olguyu cinsiyete bağlamamak gerekir.
romanın asıl vurgusu mekan tasvirlerindeki ve tarihi gerçeklerin adı geçen mekanlara yedirilmesindeki ustalık. çoğu yerde yazarın hakim bakış açısıyla beraber bahsedilen mekanlara sanki kendiniz birebir olarak gitmişsiniz gibi oluyorsunuz. elbette ki bunu başarmak her yiğidin harcı değil.
ülkelerin yaşadıkları ve yaşattıkları hakkındaki cesur yorumları da yine takdire şayan. spoilera girmemesi için fazla ayrıntı vermiyorum. ancak arjantin için cehennem ülkesi yakıştırmasını yapması, fransa nın da aslında eleştirdiği üçüncü dünya ülkelerinin genel gidişatında olan payı, amerika nın genel tavrı gibi birçok konu alenen dile getirilmiş ve büyük güçler negatif eleştirilmiş. dünya nın alışık olduğu, her daim dönen tezgahlar ardında zeki ve ihtiraslı insanların hayata dair idealist yaklaşımları ilham verici.
ancak bir polisiye roman olamamış kendisi. maalesef. üzülerek biraz ahmet ümit başarısızlığı gördüm yazarda. ki alışık olmadığım bir durum bu jean christophe grange için. birçok aydınlatılmamış nokta var. son 50 sayfa tamamen dağınık ve sallantılı bir kurguyla oluşturulmuş. yan karakterler çok askıya alınmış. çok ihmal edilmiş.
esas polisiye romanı, katili okuyucuya tahmin ettiren ancak cinayeti nasıl işleyebildiği konusunda beyin fırtınası yapılmasını sağlatan romandır. bunda sorun yok. ancak romanda katil tahmin edilebildiği gibi, cinayet nedenleri ve cinayetlerin işleniş yöntemi de oldukça basit, tahmin edilebilir, şaşırtıcı bir şekilde tanıdık olmuş.
yani fasulyeyi nohutu bir gece önceden ıslattığınız, cevizi fındığı fıstığı dövdüğünüz, narı ayıkladığınız, kayısıyı inciri minik minik doğradığınız ve bir süre uğraştığınız zaman insan başarılı bir aşure çıkmasını bekliyor ortaya. bulaşık suyu değil.
okunmadığı zaman vakit kaybı olmaz demeyeceğim, hiçbir kitap için böyle bir iddiada bulunmam. ancak şansınız varsa; yazarın diğer eserlerinden başlayın diyebilirim. o zaman haddimi aşmış olmam zannedersem.
saygı/sevgi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar