bugün
- sözlüğe elini atan erkeğin namusu26
- dövmeli küpeli bi erkeği damat getirmek15
- uyudun mu mesajı12
- boyumun 2 cm kısalması21
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı24
- sözlük yazarlarına güvenmek15
- regl ağrısı çeken sevgiliye yapılacaklar9
- marmara depremi için ezber bozan açıklama4
- dövme yaptıran erkeklerin genelde gay olması10
- atatürk ün döneminde hiç üniversite kurulmaması3
- arabada sevişmek6
- gece 3 te boş bir sokakta taksi beklemek5
- fazla samimiyet9
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı9
- her şeyin mizahı yapılmalı mı14
- sözlüğe bir daha gelinse alınacak nickler8
- bugün elini paylaşan yarın neresini paylaşır7
- türk erkeğinde olması gereken meziyetler18
- otelde sevişmek8
- kendi değerimizi biz mi belirleriz başkaları mı13
- sabah ezan i okunurken entry girmek3
- 2027 2029 dönemi bütçe çağrısı resmi gazete de2
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri13
- kiraz cicegi kolonyasi41
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü22
- duygusal yorgunluk3
- nev10
- prenses gibi büyüyen kızlar4
- mal mıyım sorunsalı13
- uzun saçlı küpeli dövmeli hukuk okuyan erkek5
- anın görüntüsü26
- iphone 18 pro max için neyinizi verirdiniz10
- mossad'ın kullandığı gizli ağ3
- teoman'ın 60 yaşına girmesi6
- küt saçlı hatun12
- chatgpt'ye kötü özelliklerimi söyle demek7
- 64 5 yaşında yks'ye hazırlanmak4
- gece gece canının adana dürüm çekmesi2
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri11
- karınız için çamaşırları elinizde yıkar mısınız8
- arkadaşlar hoşçakalın sizi terk ediyorum3
- bilinçaltı internet ve yapay zeka etkileşimi6
- kanepede sevişmek3
- küpe takan adama kız vermem diyen baba4
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı50
- elidor4
- kocanızın kulağını deldirir misiniz4
- ismail kartal34
- kulak memesi delik bir erkeği ciddiye almak4
- ilk buluşmada esnaf lokantasına gitmek14
--spoiler--
günbegün inancımı yitirdiğim bir şey. belki ben yozlaşıyorum. hani derler ya özünde iyi bir insan ama çevresi kötü. belki de öyle bir şey ama bolan inancımın yittiğini günbegün hissediyorum. öyle bir şey galiba benim için gerçek aşk. yaşanılanlar, bir erkeğin bittiği anlardan birisini yaşamak...
vapura biniyorum. kendine yakınlaşabildiğin muazzam bir yer vapur. ama yalnız bineceksin, açığa çıkacaksın, denizi izleyeceksin. kendini göreceksin suda, kendini dinleyeceksin. öyle bir yer. kapılar açılınca hücüm ediyorum ben de, üstte iyi ber yer kapmak için. ama önümde iki çift var, tin tin tin yürüyorlar, yerde vermiyorlar.
"hadi yürüsenize, kapacaklar kenarları" diye düşünüyorum, sinirleniyorum. zaten ben olur olmaz hemen sinirlenirim. ama bunlar halen tin tin tin yürüyorlar, yer de vermiyorlar. en sonunda yandan ufak bir aralıktan solluyorum onları, sinirimi de belli etmek için elimi yana doğru açıyorum, görsünler diye. görüyorlar belki de ama tepki vermiyorlar. hemen geçiyorum kapıdan dış kısma ve vapurun gidiş istikametinde bir kenar buluyorum ve oturuyorum. güneş gözlüklerimi takıyorum. güzel güzel manzaranın keyfini çıkarıyorum.
az önce önümde tin tin tin yürüyen çift de geliyor karşıma oturuyor. "tersine oturdular, zevki çıkmaz ki öyle vapurun" diye düşünüyorum. yan yana oturuyorlar, birbirlerine iyice yanaşıyorlar.
garson arsızı geliyor "çay, kola, fanta, gazoz" diye bağırıyor. kız susamış belli "bir tane su alsana" diyor çocuğa. çocuk hemen garsona dönmeden "bir su" diye bağırıyor. eliyle de koltuğa vurarak. anlam veremiyorum yaptığına. sonra su geliyor.
çocukla kız elele tutuşuyorlar. ben onları izliyorum, ama gözümde güneş gözlüğü var, nasıl olsa görmezler diye düşünüyorum. kız sürekli yere bakıyor, gözleri de sürekli bir oraya bir buraya gidiyor. çocuk da sürekli çok yakından kıza bakmaya çalışıyor. bir şeyler söylüyor. onun da gözleri kıpır kıpır, bir oraya bir buraya gidiyor.
sonra kucağındaki çantaya bakıyorum. gesf yazıyor. gesf. görme engelliler spor federasyonu. görmüyorlarmış birbirlerini. manzarayı da görmüyorlarmış. benim onları izlediğimi de zaten gözlük takmasam bile görmeyeceklermiş meğersem.
gesf...
kız bir mutlu bir mutlu. çocuk sürekli bir şeyler söylüyor kız sürekli gülüyor, sonra kız bir şeyler söylüyor, ikisi de çocuk gibi gülüyorlar. o kadar mutlular ki. birbirlerinin ellerinden tutuyorlar sıkı sıkı. çocuk kızın saçlarını okşuyor, bilmiyor belki de hangi renk olduğunu ama o kadar seviyor ki onu.
kız o kadar mutlu ki, gülüşü beni bile ısıtıyor. "bu sevgi" diyorum kendi kendime, "aşk bu. birbirlerini görmeden seven iki insan. birbirlerine bağlanmış iki insan."
bir birlerinin gözünün içine bakamıyorlar. gözlerim doluyor azicik ama eminin ki birbirlerini herkesten daha iyi görüyorlar. ruhlarıyla görüyorlar birbirlerini. sevginin bir şey ifade etmediği, aşkın basit bir et parçasına dönüştüğü, kötülüklerle çepeçevre bir dünyada birbirlerinin içindeki o güzelliği görebilip aşık oluyorlar birbirlerine. ne yüce bir şey. gerçek aşk bu işte.
farkettim de ben o çocuk kadar içten gülmemişim şimdiye kadar, kahkaha atmışım bol bol ama sevgiyle gülmemişim. ama gerçek aşk o kadar uzakta.
--spoiler--
ekşi sözlük yazarı peder zickler in yazdığı enfes yazı.
günbegün inancımı yitirdiğim bir şey. belki ben yozlaşıyorum. hani derler ya özünde iyi bir insan ama çevresi kötü. belki de öyle bir şey ama bolan inancımın yittiğini günbegün hissediyorum. öyle bir şey galiba benim için gerçek aşk. yaşanılanlar, bir erkeğin bittiği anlardan birisini yaşamak...
vapura biniyorum. kendine yakınlaşabildiğin muazzam bir yer vapur. ama yalnız bineceksin, açığa çıkacaksın, denizi izleyeceksin. kendini göreceksin suda, kendini dinleyeceksin. öyle bir yer. kapılar açılınca hücüm ediyorum ben de, üstte iyi ber yer kapmak için. ama önümde iki çift var, tin tin tin yürüyorlar, yerde vermiyorlar.
"hadi yürüsenize, kapacaklar kenarları" diye düşünüyorum, sinirleniyorum. zaten ben olur olmaz hemen sinirlenirim. ama bunlar halen tin tin tin yürüyorlar, yer de vermiyorlar. en sonunda yandan ufak bir aralıktan solluyorum onları, sinirimi de belli etmek için elimi yana doğru açıyorum, görsünler diye. görüyorlar belki de ama tepki vermiyorlar. hemen geçiyorum kapıdan dış kısma ve vapurun gidiş istikametinde bir kenar buluyorum ve oturuyorum. güneş gözlüklerimi takıyorum. güzel güzel manzaranın keyfini çıkarıyorum.
az önce önümde tin tin tin yürüyen çift de geliyor karşıma oturuyor. "tersine oturdular, zevki çıkmaz ki öyle vapurun" diye düşünüyorum. yan yana oturuyorlar, birbirlerine iyice yanaşıyorlar.
garson arsızı geliyor "çay, kola, fanta, gazoz" diye bağırıyor. kız susamış belli "bir tane su alsana" diyor çocuğa. çocuk hemen garsona dönmeden "bir su" diye bağırıyor. eliyle de koltuğa vurarak. anlam veremiyorum yaptığına. sonra su geliyor.
çocukla kız elele tutuşuyorlar. ben onları izliyorum, ama gözümde güneş gözlüğü var, nasıl olsa görmezler diye düşünüyorum. kız sürekli yere bakıyor, gözleri de sürekli bir oraya bir buraya gidiyor. çocuk da sürekli çok yakından kıza bakmaya çalışıyor. bir şeyler söylüyor. onun da gözleri kıpır kıpır, bir oraya bir buraya gidiyor.
sonra kucağındaki çantaya bakıyorum. gesf yazıyor. gesf. görme engelliler spor federasyonu. görmüyorlarmış birbirlerini. manzarayı da görmüyorlarmış. benim onları izlediğimi de zaten gözlük takmasam bile görmeyeceklermiş meğersem.
gesf...
kız bir mutlu bir mutlu. çocuk sürekli bir şeyler söylüyor kız sürekli gülüyor, sonra kız bir şeyler söylüyor, ikisi de çocuk gibi gülüyorlar. o kadar mutlular ki. birbirlerinin ellerinden tutuyorlar sıkı sıkı. çocuk kızın saçlarını okşuyor, bilmiyor belki de hangi renk olduğunu ama o kadar seviyor ki onu.
kız o kadar mutlu ki, gülüşü beni bile ısıtıyor. "bu sevgi" diyorum kendi kendime, "aşk bu. birbirlerini görmeden seven iki insan. birbirlerine bağlanmış iki insan."
bir birlerinin gözünün içine bakamıyorlar. gözlerim doluyor azicik ama eminin ki birbirlerini herkesten daha iyi görüyorlar. ruhlarıyla görüyorlar birbirlerini. sevginin bir şey ifade etmediği, aşkın basit bir et parçasına dönüştüğü, kötülüklerle çepeçevre bir dünyada birbirlerinin içindeki o güzelliği görebilip aşık oluyorlar birbirlerine. ne yüce bir şey. gerçek aşk bu işte.
farkettim de ben o çocuk kadar içten gülmemişim şimdiye kadar, kahkaha atmışım bol bol ama sevgiyle gülmemişim. ama gerçek aşk o kadar uzakta.
--spoiler--
ekşi sözlük yazarı peder zickler in yazdığı enfes yazı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar