bugün

arap alevisi

tezler

1.http://tr.wikipedia.org/wiki/Nusayriler

genel bir bilgi veriyor.işi özetlemiş.ayrıntı isteyen kaynaklara çok rahat ulaşabiliyor.

2.http://www.enfal.de/orta13.htm

daha çok irandan çıkıp gelme üzerine yoğunlaşmış.

3.http://www.psakd.org/duny...urkiyede_nusayrilik1.html

yerli halk ile iskender zamanını kadar gidiyor.

4.http://www.piryolu.com/fo...yrilikarap-aleviligi.html kopyala yapıştır gerisi...

özetinde hepsinde ya türklük ya imam cafer devamı ehlibeyt ya horasan şiiliğinin farklığı tartışmalarından yola çıkarak

anlatımlar devam ediyor.

diğer taraftan asimilasyon politikası da olabilir.

bir zamanlar Atatürk' ün güneydeki araplar ve

nusayriler için eti türkü dediği rivayet edilmiştir.

--spoiler--

--spoiler--

Etnik kökenleri

Nusayrîlerin birçoğu kökenlerini Horasan Türkler'ine dayandırır. Kendilerini, Harun Reşit'in yerine geçen oğlu Mutasım'ın

Horasanlı bir Türk olan annesinin aşiretinin torunları olarak kabul ederler.

700'li yıllardan başlayarak Türkiye sınırları içerisindeki topraklara yerleştirilmiş Oğuz Horasan Türkleri olduğu

belirtilmektedir. Adana ve Mersin'de yaşayan yerel halk tarafından Fellah (çiftçi) olarak adlandırılmasının Arap

olmaları ile ilgisi bulunmamaktadır. Fellah olarak adlandırılmalarının sebebi Çukurova'da sadece tarım yapmalarıdır,

fellah Arapça çiftçi demektir.

Adana ve Mersin'deki Arapların kökeni üzerine iki ayrı görüş vardır:

Kavalalı Mehmet Ali Paşa döneminde 19. yüzyılın başında Mısır'ın Anadolu'ya saldırısından sonra Mısır ordusundaki

askerlerin bir bölümünün dönmeyip Anadolu'da kaldığı ilk önermedir. Ancak daha kuvvetli olan erken Hıristiyanlık döneminde

zaten burada olmaları ve daha sonra yaklaşık 7. - 8. yüzyılda bölgenin islam-Arap ordusunun istilasına uğramasıyla

Arapların yerleşmesi şeklindedir.

Berberi kökenli oldukları kesinlikle iddia edilemez; çünkü Berberiler zaten sadece Cezayir'de yaşar, Mısır'da yaşamazlar.

Bölgedeki Türkmenler onlar için "kesinlikle hizmetçi anlamında değil, sadece Arab oğlu" anlamında "Arab uşağı" tabirini

kullanırlar.

Antakya ve iskenderun'un Nusayrî Arapları ve Sünni Arapları bölgenin yerli meskûnlarıdır ve erken dönemlerden beri burada

ikamet ederler. Adana ve Mersin'deki Arap Alevîlerinin de gerçek Nusayrî kökenli olduklarını öğrenebilmek için Osmanlı

döneminin vilayet müfettişlerinden Emin Galib Et-Tavil'in Nusayrîler adlı kitabına bakılması yeterlidir.

Nusayrîlerin etnik kökeni üzerinde duranların başında Tankut gelir. Tankut eski Türk topluluklarının inançlarından iz

taşıdıklarından hareketle Nusayrîlerin Türk olduklarını iddia eder. Bu görüşü Önder de destekler. Önder, yerli ve yabancı

antropologların Nusayrîlerden elde ettikleri kafa endisi, dil ve kültürel özelliklerine dayanarak, bu gurubun Türk

olduğunu savunur.

Andrews, Aringberg Laonatza ve Olsson gibi araştırmacılar, Nusayrîlerin Arap etnik kökene sahip olduklarını

savunmaktadırlar.

Nusayrîlerin büyük çoğunluğu da (% 99,5) kendilerini Arap Alevisi olarak tanımlarlar. Güler, Sönmez, Rande ve Reyhanî gibi

araştırmacılar da bu görüştedir.

Çünkü Hüseyin Türk'ün Hatay'da yaptığı alan çalışmasında Nusayrîlere kendinizi ne olarak tanımlıyorsunuz? sorusuna verilen yanıtlarda da bu sonuç çıkmıştır.

Ama az da olsa Arap Aleviliğine Türk, Kürt ve Çerkez halktan da karışan olmuştur.

gibi uzun uzadıya yorumlar bulunmaktadır.

Arap aleviliği sırlarla dolu bir mezheptir.

Suriyenin lübnan tarafında bir zamanlar fransızlar tarafından allawi alevi cumhuriyeti bile kurulmuştur.
© copyright 2005 - 2026