bugün
- 29 ekim 2026 aliyev'in türkiye'ye gelmemesi14
- insan doğuştan iyi midir12
- ince çorap giyip üşümüyorum ama diyen bayan5
- kafede kış çayı içen erkek2
- sirenlerle değil fatihalarla andığımız atamız2
- gecenin şarkısı12
- papatya çayı içen erkek7
- nutellayı memelerine sürüp ikram eden kız4
- nervio'nun başkalarının fotoğrafını paylaşması12
- ismet inönü6
- 29 ekim cumhuriyet bayramı17
- kapadokya da çökme sonucu iki kişinin ölmesi6
- her gece onun fotoğrafına baktıktan sonra yatmak4
- ölmüş birinin fotoğraflarına bakmak5
- hoyrat gecelerde bazen anüs koklamak istersin8
- mustafa sarıgül'ün berberle ilşkisi çıkması3
- sözlüğün içler acısı hali ve zavallı yazarlar3
- sözlükte 1 63 den uzun hanımefendi yazar olmaması7
- tv 4 te anayurt oteli var2
- reptilian3
- ne diyon garı2
- sözlük kızları fotoğraf çekmesin kampanyası3
- ismet gurbuz 20242
- anın görüntüsü15
- meyve tabağı3
- alzheimer günlüğü7
- kadın ayağının da meme kadar güzel olması2
- yeni bir erkekle tanışmak istememek3
- kasımda aşk başkadır diyen kız4
- apo çıkarsa ulusalcılar ne yapacak9
- ekşi sözlük toplu yazar alımı8
- bir adaya düşsek6
- şiddetli anksiyete bozuklukları2
- gunluklerim aylik olmus yarragi olan adam olması2
- özgü namal2
- ladino2
- yarragi olan adam5
- kapadokyada peri bacası çöktü7
- ese dezze7
- sözlükte 1 60 boyundaki tatlı ve kaslı kız5
- nervio niye sesini atmıyor sorunsalı3
- mahmud abbas3
- sözlük at hırsızlarının fotoğrafları6
- sinem dedetaş8
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı21
- meksika açmazı macerası2
- ayakçı erkek5
- askerliğin bir türlü bitmemesi5
- türkiyeliyim ve mutluyum4
- trump'tan erdoğan'a cumhuriyet bayramı telefonu2
öncelikle belirtmek isterim ki aşağıda anlatacağım oğuz atay tamamiyle benim kişisel değerlendirmelerime göre yazılmıştır. katılana da katılmayana da bol şukulu günler dilerim
içinde bulunduğu dönem itibariyle kullandığı dil ve üslup açısından devrimci sıfatını köküne kadar hak eden yazardır. bir kaç eser hariç kendini tekrardan öteye geç(e)meyen türk edebiyatına alışılmışın ötesinde bir anlatım biçimi kazandırmıştır. aynı hikayeyi birden fazla kahramanın gözünden önümüze sermiş, bununla da yetinmeyerek işin içine kendine has karakterlere sahip iç sesleri de katarak 'insan' kavramının yaşadığı çelişkileri, bu çelişkilerin aslında işin özü olduğunu pek bi güzel bünyelerimize zerk etmiştir.
kendini, gerek içinde bulunduğu akademik veya mesleki gerekse kazanılmış veya devralınmış sosyal statüleriyle ayıran, ötekileştiren, farklı hiçbir şey üretmeyip farklıyım diyen, kısacası bir bok olduğunu sanan zümreye tutunamayanlar'ı bırakarak sağlam bir tokat çakmış ve titreyip kendimize gelmemizi sağlamıştır. bence özellikle tutunamayanları da verdiği zeka ürünü giydirmelerle bu zümre okusun ve aslında bir bok olmadığını anlasın demek için yazmıştır. yoksa bu zümre haricinde, allah rızası için bir tane bile noktalama işareti bulunmayan sittin sayfayı, gözleriyle noktasını, virgülü koymadan okuyabilecek bir tane babayiğit tanımıyorum. tanıyan varsa beri gelsin.
yavşak yavşak espriler yapmayıp güldürebilen, herhangi bir aforizma derdinde olmadan ardında sağlam cümleler bırakan, kişinin öz benliğine ultimatom vermeden, adam ol lan demeden iç hesaplaşmasını sağlayabilen hiç bitmeyecek bir yol'dur oğuz atay.
hele bir de aşağıdaki yazısı vardır ki senede bir kere gazetelere tam sayfa ilan verme sendromu başlatmıştır bünyemde. *
--spoiler--
Ey zavallı milletim dinle! Şu anda hepimiz burada seni kurtarmak için toplanmış bulunuyoruz. Çünkü, ey milletim, senin hakkında az gelişmiştir, geri kalmıştır gibi söylentiler dolaşıyor. Ey sevgili milletim! Neden böyle yapıyorsun? Neden az gelişiyorsun? Niçin bizden geri kalıyorsun? Bizler bu kadar çok gelişirken geri kaldığın için hiç utanmıyor musun? Hiç düşünmüyor musun ki, sen neden geri kalıyorsun diye durmadan düşünmek yüzünden, biz de istediğimiz kadar ilerleyemiyoruz. Bu milletin hali ne olacak diye hayatı kendimize zehir ediyoruz. Fakir fukaranın hayatını anlatan zengin yazarlarımıza gece kuluplerinde içtikleri viskileri zehir oluyor. Zengin takımının hayatını gözlerimizin önüne sermeye çalışan meteliksiz yazarlarımız da aslında şu fakir milleti düşündükleri için, küçük meyhanelerinde ağız tadıyla içemiyorlar. Ey şu fakir milletim! aslında seni anlatmıyoruz. Sefil ruhlarımızın korkak karanlığını anlatıyoruz. işte onun için sana yanaşamıyoruz. Senin yanında sığıntı gibi yaşıyoruz. Hiç utanmıyor muyuz? HiÇ UTANMIYORUZ. (Oğuz Atay - Oyunlarla Yaşayanlar)
--spoiler--
içinde bulunduğu dönem itibariyle kullandığı dil ve üslup açısından devrimci sıfatını köküne kadar hak eden yazardır. bir kaç eser hariç kendini tekrardan öteye geç(e)meyen türk edebiyatına alışılmışın ötesinde bir anlatım biçimi kazandırmıştır. aynı hikayeyi birden fazla kahramanın gözünden önümüze sermiş, bununla da yetinmeyerek işin içine kendine has karakterlere sahip iç sesleri de katarak 'insan' kavramının yaşadığı çelişkileri, bu çelişkilerin aslında işin özü olduğunu pek bi güzel bünyelerimize zerk etmiştir.
kendini, gerek içinde bulunduğu akademik veya mesleki gerekse kazanılmış veya devralınmış sosyal statüleriyle ayıran, ötekileştiren, farklı hiçbir şey üretmeyip farklıyım diyen, kısacası bir bok olduğunu sanan zümreye tutunamayanlar'ı bırakarak sağlam bir tokat çakmış ve titreyip kendimize gelmemizi sağlamıştır. bence özellikle tutunamayanları da verdiği zeka ürünü giydirmelerle bu zümre okusun ve aslında bir bok olmadığını anlasın demek için yazmıştır. yoksa bu zümre haricinde, allah rızası için bir tane bile noktalama işareti bulunmayan sittin sayfayı, gözleriyle noktasını, virgülü koymadan okuyabilecek bir tane babayiğit tanımıyorum. tanıyan varsa beri gelsin.
yavşak yavşak espriler yapmayıp güldürebilen, herhangi bir aforizma derdinde olmadan ardında sağlam cümleler bırakan, kişinin öz benliğine ultimatom vermeden, adam ol lan demeden iç hesaplaşmasını sağlayabilen hiç bitmeyecek bir yol'dur oğuz atay.
hele bir de aşağıdaki yazısı vardır ki senede bir kere gazetelere tam sayfa ilan verme sendromu başlatmıştır bünyemde. *
--spoiler--
Ey zavallı milletim dinle! Şu anda hepimiz burada seni kurtarmak için toplanmış bulunuyoruz. Çünkü, ey milletim, senin hakkında az gelişmiştir, geri kalmıştır gibi söylentiler dolaşıyor. Ey sevgili milletim! Neden böyle yapıyorsun? Neden az gelişiyorsun? Niçin bizden geri kalıyorsun? Bizler bu kadar çok gelişirken geri kaldığın için hiç utanmıyor musun? Hiç düşünmüyor musun ki, sen neden geri kalıyorsun diye durmadan düşünmek yüzünden, biz de istediğimiz kadar ilerleyemiyoruz. Bu milletin hali ne olacak diye hayatı kendimize zehir ediyoruz. Fakir fukaranın hayatını anlatan zengin yazarlarımıza gece kuluplerinde içtikleri viskileri zehir oluyor. Zengin takımının hayatını gözlerimizin önüne sermeye çalışan meteliksiz yazarlarımız da aslında şu fakir milleti düşündükleri için, küçük meyhanelerinde ağız tadıyla içemiyorlar. Ey şu fakir milletim! aslında seni anlatmıyoruz. Sefil ruhlarımızın korkak karanlığını anlatıyoruz. işte onun için sana yanaşamıyoruz. Senin yanında sığıntı gibi yaşıyoruz. Hiç utanmıyor muyuz? HiÇ UTANMIYORUZ. (Oğuz Atay - Oyunlarla Yaşayanlar)
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar