bugün
- kabak tatlısını sevenler8
- allah vardır diyenlerin hiçbir kanıt gösterememesi15
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı14
- nervio'nun gerçek yüzü6
- nervio'nun asıl benzediği ünlü6
- kafanın çok büyük olması8
- bafra pidesi3
- nervio34
- barış alper yılmaz4
- birçok kadın evliliğini eskort hizmeti gibi yapıyo3
- hoşlanılan kızın ayağınızı yalamak istemesi7
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
- yalnız çirkin asosyal erkek6
- bırak kolumu acıtıyorsun4
- anın görüntüsü23
- ismet gürbüz sözlüğü nasıl keşfetti6
- anelka alex tuncay hooijdonk dörtlüsü6
- 2019 tasarımı4
- en sevilen ibrahim tatlıses sözleri6
- otomobilin üstünde uyuyakalan adam6
- tarcanlar oto ekspertiz2
- ibrahim tatlısesin peygamber olma ihtimali5
- nerdesiniz3
- emre aydın dinlemek2
- askerde cinsel ihtiyaçlar nasıl gideriliyor6
- gazze de evlenen çiftin düğün fotoğrafı2
- ülkücü erkek ermeni kız aşkı10
- kabak tatlısını sevmeyenler2
- sokak ortasında durduk yere yarrak diye bağırmak3
- duygu özaslan6
- bu koyden olsam ne olacak3
- mercedese binen memur2
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı24
- 30 kasım 20262
- 29 kasım 20262
- kahtalı mıçı hayranı kız4
- kabak tatlısının üzerine tahin dökmek2
- 27 kasım 20262
- ismet gurbuz 20242
- mesibaglari2
- 19 kasım 20262
- timsah yürüyüşü4
- cop317
- özel ders vermek4
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek7
- ya şeytan haklıysa5
- zorunlu askerliğin ahlaki sorunu3
- beni benden alırsan seni sana bırakmam3
- 8 kasım 20264
- askerde özlenen şeyler9
dinin, sosyal hayatın hiçbir noktasında yer almaması, belirmemesi bile olma durumu. yani toplum hayatında herhangi bir dinin gölgesinin olmadığı bir durumdur ideal laiklik. şimdi böyle deyince millet kızıyor ama tamamen "dinsizlik"tir.
laiklik, kilisenin hayatın her bir aşamasında kontrolü olan hıristiyan toplumlarından çıkma bir olgudur aslında. kilise, zamanında öylesine bir güç odağıydı ki papalığın mal varlıkları saymakla bitmiyordu (şimdi de farklı değil aslında). kilise milletin hem parasını alıp hem de sürekli insanları baskı altında tutunca en sonunda bi yerden patladı ve 1600'lü yılların sonlarına doğru Kassel'li martin luther dönemin almancasıyla "ee skerim böyle aşkın ızdırabını, yeter layn" deyip protestosunu koydu. "vay lan bu eleman protesto etti, dur şuna 'protestan' diyelim" diyen yancılar sayesinde prostestan adını aldı.
laiklik ilk buralarda çıktı. aslında olayın rönesans boyutu da var ama o zamanlar henüz adı yoktu, din yine bi referanstı, da vinci amca'nın bol miktarda dini eseri olmasını sebebi dükkanı çevirmekti, e herhalde değirmen bi şekilde dönecekti değil mi? o da napsın kiliseden iş falan alıp atölyesini finanse ediyor, çırakların yevmiyesini ödüyordu. floransalı bankerlerden aylık %5 faizle kobi kredisi alacak değildi ya?
şimdilerde bizim laiklik dediğimiz şey, kemalizmin yeniden yorumladığı laikliktir. bu laiklik, olması gerektiği gibi tam olarak dinsizlik değildir. atatürk dindar bir insan değildi, fakat çok akıllı bir insan olduğu için dinin toplum üzerindeki etkisinin nasıl birşey olduğunu çok iyi biliyordu. tam devrimlerin başladığı bir zamanda zaten saltanatı kaldırmış, hilafeti kaldırmış, ezanları türkçeleştirmiş ve buna bağlı olarak "dinsiz" damgasını yedi yiyecek bir durumdaydı. daha da devam etmenin toplumda geri dönülmez kırılmalara yol açacağını farketmiş ve "bu kadarı yeter" düşüncesinden hareketle laiklikte şu anki durumun temellerini atmıştı.
ancak sonrasında inönü ve ekibi (atatürk'ün sağlığında tasvip etmediği işler yapmaya yeltendikleri için çok azar işittikleri söylenir) atatürk rahmetli olunca bu işi yeniden ve sistematik olarak topluma tekrardan enjekte etmeye başladılar. aslında rahmetli olunca tam doğru değil, atatürk sağken de 1930ların hemen başlarında inceden başlamışlardı. atatürk'ün gördüğünü görmedikleri için de halkın din konusunu ne derece ciddiye aldıklarını ilk serbest seçimde yenilgiyi (ezilgi mi ya da neyse) anladılar. oysa ki atatürk bunu taa 1930'da kısacık SCF* macerasında ossaat çakmıştı.
laiklik kötü birşey değildir elbet ama laiklik olmadan medeniyet olmaz diye bir şey yoktur, bunun için "laik olmayan" amerika birleşik devletleri, birleşik krallık vs gibi örneklere bakmak kafi...
laiklik, kilisenin hayatın her bir aşamasında kontrolü olan hıristiyan toplumlarından çıkma bir olgudur aslında. kilise, zamanında öylesine bir güç odağıydı ki papalığın mal varlıkları saymakla bitmiyordu (şimdi de farklı değil aslında). kilise milletin hem parasını alıp hem de sürekli insanları baskı altında tutunca en sonunda bi yerden patladı ve 1600'lü yılların sonlarına doğru Kassel'li martin luther dönemin almancasıyla "ee skerim böyle aşkın ızdırabını, yeter layn" deyip protestosunu koydu. "vay lan bu eleman protesto etti, dur şuna 'protestan' diyelim" diyen yancılar sayesinde prostestan adını aldı.
laiklik ilk buralarda çıktı. aslında olayın rönesans boyutu da var ama o zamanlar henüz adı yoktu, din yine bi referanstı, da vinci amca'nın bol miktarda dini eseri olmasını sebebi dükkanı çevirmekti, e herhalde değirmen bi şekilde dönecekti değil mi? o da napsın kiliseden iş falan alıp atölyesini finanse ediyor, çırakların yevmiyesini ödüyordu. floransalı bankerlerden aylık %5 faizle kobi kredisi alacak değildi ya?
şimdilerde bizim laiklik dediğimiz şey, kemalizmin yeniden yorumladığı laikliktir. bu laiklik, olması gerektiği gibi tam olarak dinsizlik değildir. atatürk dindar bir insan değildi, fakat çok akıllı bir insan olduğu için dinin toplum üzerindeki etkisinin nasıl birşey olduğunu çok iyi biliyordu. tam devrimlerin başladığı bir zamanda zaten saltanatı kaldırmış, hilafeti kaldırmış, ezanları türkçeleştirmiş ve buna bağlı olarak "dinsiz" damgasını yedi yiyecek bir durumdaydı. daha da devam etmenin toplumda geri dönülmez kırılmalara yol açacağını farketmiş ve "bu kadarı yeter" düşüncesinden hareketle laiklikte şu anki durumun temellerini atmıştı.
ancak sonrasında inönü ve ekibi (atatürk'ün sağlığında tasvip etmediği işler yapmaya yeltendikleri için çok azar işittikleri söylenir) atatürk rahmetli olunca bu işi yeniden ve sistematik olarak topluma tekrardan enjekte etmeye başladılar. aslında rahmetli olunca tam doğru değil, atatürk sağken de 1930ların hemen başlarında inceden başlamışlardı. atatürk'ün gördüğünü görmedikleri için de halkın din konusunu ne derece ciddiye aldıklarını ilk serbest seçimde yenilgiyi (ezilgi mi ya da neyse) anladılar. oysa ki atatürk bunu taa 1930'da kısacık SCF* macerasında ossaat çakmıştı.
laiklik kötü birşey değildir elbet ama laiklik olmadan medeniyet olmaz diye bir şey yoktur, bunun için "laik olmayan" amerika birleşik devletleri, birleşik krallık vs gibi örneklere bakmak kafi...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com