bugün
- habire1214
- yalnız yaşayan erkek özellikleri6
- sözlükteki sinsi köpekler7
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi12
- camilerin propaganda üssüne dönüşmesi15
- era7capone4
- arap gel oğlum kuçu kuçu4
- habire'nin fendi kadını yendi4
- hesap ödemeyi teklif dahi etmeyen kız4
- sıfır atık vakfı11
- çaylak olmadan önceki son kahve4
- 0 0 716
- kabe de filistin bayrağının yasaklanması8
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi9
- aleksey batrakov5
- evrene enerji gönderen müslüman9
- cop318
- yahudi kürt ailenin çocuğu olmak4
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı35
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri53
- ilk buluşmada evden kek getiren kız5
- bilerek ponziye dahil olmak6
- laik ülkeyi dinciler yönetirse14
- aslan dövmenin aslında zor olmaması5
- samed ağırbaş7
- uluslararası ilişkiler bölümünün özeti3
- karı koca sözlükte takılan yazarlar4
- sözlük erkeklerinin omuzları2
- ilk buluşmada erkek sevgiliyi evden tofaşla almak2
- 1000 mbps internet3
- fusya semsiyeli yabanci25
- sözlükteki arap döven kızlar2
- katlanılabilir telefon2
- ceketimizi koysak kazanırız zaten7
- yoldan geçerken taciz eden yaşlı hanımefendi2
- pikapta müzik dinlemek2
- günbatımında eski dostunla konuşmak2
- illüminati filmleri3
- yapay zeka ile resim video içerik üretmek4
- tr dışında neden hiçbir devlet kktc'yi tanımıyor4
- galatasaray'ın osimhen başvurusunun reddedilmesi2
- soğan çuvalını sırtlarken sevgiliye yakalanmak4
- ismail kartal8
- amedspor'un süper ligin lideri olması7
- saddam hüseyin ve ibrahim tatlıses benzerliği3
- saddam hüseyin12
- alternatif türkçe rock müziğin iyice kaybolması3
- yazarların pazar günü planları5
- trakya'dan slovakya'ya gitmek6
- lan sen kime ters ters bakıyorsun3
dinin, sosyal hayatın hiçbir noktasında yer almaması, belirmemesi bile olma durumu. yani toplum hayatında herhangi bir dinin gölgesinin olmadığı bir durumdur ideal laiklik. şimdi böyle deyince millet kızıyor ama tamamen "dinsizlik"tir.
laiklik, kilisenin hayatın her bir aşamasında kontrolü olan hıristiyan toplumlarından çıkma bir olgudur aslında. kilise, zamanında öylesine bir güç odağıydı ki papalığın mal varlıkları saymakla bitmiyordu (şimdi de farklı değil aslında). kilise milletin hem parasını alıp hem de sürekli insanları baskı altında tutunca en sonunda bi yerden patladı ve 1600'lü yılların sonlarına doğru Kassel'li martin luther dönemin almancasıyla "ee skerim böyle aşkın ızdırabını, yeter layn" deyip protestosunu koydu. "vay lan bu eleman protesto etti, dur şuna 'protestan' diyelim" diyen yancılar sayesinde prostestan adını aldı.
laiklik ilk buralarda çıktı. aslında olayın rönesans boyutu da var ama o zamanlar henüz adı yoktu, din yine bi referanstı, da vinci amca'nın bol miktarda dini eseri olmasını sebebi dükkanı çevirmekti, e herhalde değirmen bi şekilde dönecekti değil mi? o da napsın kiliseden iş falan alıp atölyesini finanse ediyor, çırakların yevmiyesini ödüyordu. floransalı bankerlerden aylık %5 faizle kobi kredisi alacak değildi ya?
şimdilerde bizim laiklik dediğimiz şey, kemalizmin yeniden yorumladığı laikliktir. bu laiklik, olması gerektiği gibi tam olarak dinsizlik değildir. atatürk dindar bir insan değildi, fakat çok akıllı bir insan olduğu için dinin toplum üzerindeki etkisinin nasıl birşey olduğunu çok iyi biliyordu. tam devrimlerin başladığı bir zamanda zaten saltanatı kaldırmış, hilafeti kaldırmış, ezanları türkçeleştirmiş ve buna bağlı olarak "dinsiz" damgasını yedi yiyecek bir durumdaydı. daha da devam etmenin toplumda geri dönülmez kırılmalara yol açacağını farketmiş ve "bu kadarı yeter" düşüncesinden hareketle laiklikte şu anki durumun temellerini atmıştı.
ancak sonrasında inönü ve ekibi (atatürk'ün sağlığında tasvip etmediği işler yapmaya yeltendikleri için çok azar işittikleri söylenir) atatürk rahmetli olunca bu işi yeniden ve sistematik olarak topluma tekrardan enjekte etmeye başladılar. aslında rahmetli olunca tam doğru değil, atatürk sağken de 1930ların hemen başlarında inceden başlamışlardı. atatürk'ün gördüğünü görmedikleri için de halkın din konusunu ne derece ciddiye aldıklarını ilk serbest seçimde yenilgiyi (ezilgi mi ya da neyse) anladılar. oysa ki atatürk bunu taa 1930'da kısacık SCF* macerasında ossaat çakmıştı.
laiklik kötü birşey değildir elbet ama laiklik olmadan medeniyet olmaz diye bir şey yoktur, bunun için "laik olmayan" amerika birleşik devletleri, birleşik krallık vs gibi örneklere bakmak kafi...
laiklik, kilisenin hayatın her bir aşamasında kontrolü olan hıristiyan toplumlarından çıkma bir olgudur aslında. kilise, zamanında öylesine bir güç odağıydı ki papalığın mal varlıkları saymakla bitmiyordu (şimdi de farklı değil aslında). kilise milletin hem parasını alıp hem de sürekli insanları baskı altında tutunca en sonunda bi yerden patladı ve 1600'lü yılların sonlarına doğru Kassel'li martin luther dönemin almancasıyla "ee skerim böyle aşkın ızdırabını, yeter layn" deyip protestosunu koydu. "vay lan bu eleman protesto etti, dur şuna 'protestan' diyelim" diyen yancılar sayesinde prostestan adını aldı.
laiklik ilk buralarda çıktı. aslında olayın rönesans boyutu da var ama o zamanlar henüz adı yoktu, din yine bi referanstı, da vinci amca'nın bol miktarda dini eseri olmasını sebebi dükkanı çevirmekti, e herhalde değirmen bi şekilde dönecekti değil mi? o da napsın kiliseden iş falan alıp atölyesini finanse ediyor, çırakların yevmiyesini ödüyordu. floransalı bankerlerden aylık %5 faizle kobi kredisi alacak değildi ya?
şimdilerde bizim laiklik dediğimiz şey, kemalizmin yeniden yorumladığı laikliktir. bu laiklik, olması gerektiği gibi tam olarak dinsizlik değildir. atatürk dindar bir insan değildi, fakat çok akıllı bir insan olduğu için dinin toplum üzerindeki etkisinin nasıl birşey olduğunu çok iyi biliyordu. tam devrimlerin başladığı bir zamanda zaten saltanatı kaldırmış, hilafeti kaldırmış, ezanları türkçeleştirmiş ve buna bağlı olarak "dinsiz" damgasını yedi yiyecek bir durumdaydı. daha da devam etmenin toplumda geri dönülmez kırılmalara yol açacağını farketmiş ve "bu kadarı yeter" düşüncesinden hareketle laiklikte şu anki durumun temellerini atmıştı.
ancak sonrasında inönü ve ekibi (atatürk'ün sağlığında tasvip etmediği işler yapmaya yeltendikleri için çok azar işittikleri söylenir) atatürk rahmetli olunca bu işi yeniden ve sistematik olarak topluma tekrardan enjekte etmeye başladılar. aslında rahmetli olunca tam doğru değil, atatürk sağken de 1930ların hemen başlarında inceden başlamışlardı. atatürk'ün gördüğünü görmedikleri için de halkın din konusunu ne derece ciddiye aldıklarını ilk serbest seçimde yenilgiyi (ezilgi mi ya da neyse) anladılar. oysa ki atatürk bunu taa 1930'da kısacık SCF* macerasında ossaat çakmıştı.
laiklik kötü birşey değildir elbet ama laiklik olmadan medeniyet olmaz diye bir şey yoktur, bunun için "laik olmayan" amerika birleşik devletleri, birleşik krallık vs gibi örneklere bakmak kafi...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar