bugün
- rafael leao24
- sarapci koala69
- günün sözü20
- kendisine şiir yazılan kadın olmak ister miydiniz9
- gece araba sürerken dinlenecek şarkılar9
- galatasaray'ın çok ballı kura çekmesi23
- erkeklerin istediği tek şey17
- biraderine de sana da yeter artık7
- mehmet ali alabora7
- karı kıza para yedirir misiniz6
- gece herkes uyurken otele gelen kapüşonlu adam2
- sözlüğün en sevilen yazarı38
- ayağı şiir kokan kadın6
- türkiye15
- gece tuvalette zıplayan fil görmek5
- başkan3
- telefon zil sesini ilahi yapan anadolu çomarı3
- biraderlerin vurduyor olması12
- iş yerinde sözlükte takılmak15
- biraderizm felsefesi6
- en son ne zaman namaz kıldın13
- sarapci diye nick alan akpli17
- cin görmüş yazarlar4
- bir dinciyle tartışmak5
- fener balı15
- gerçekliğin zihinle genişleyerek yaratılması9
- karşı partiye oy veren arkadaşınıza küser misiniz13
- gece şahin içinde lapsekili tayfur dinlemek4
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı50
- deniz göktaş5
- pikap3
- fenerbahçe vs galatasaray26
- öldükten sonra 2865 te dirilmek4
- gece gece zall'ın akla gelmesi2
- yeni tasarıma tek tıkla eskiye göt vererek geçmek9
- gece ormanda bir seri katille köşe kapmaca oynamak3
- manifest11
- dayak yiyen kadının şikayetçi olmaması11
- ruhani bir varlığa aşık olmak ister miydin3
- ateistlerin yaşama amacı24
- manisa yaprağı vs tokat yaprağı2
- teröriste sövmek artık yasak23
- üşümeyi özlemek4
- şarapçı koala ile viski içmek5
- gece yolda geçmişte yapılan hataları görmek2
- 27 ağustos 2026 şampiyonlar ligi kura çekimi22
- gram altın5
- sorgulayan aklı insana kim verdi19
- miss usa 20262
- kapadokya23
her ne kadar Çelik Erişçinin ''benimle kal '' albümünde bulunan bir şarkısı olsada Senai Demirci'nin mısralara döktüğü şu güzel yazı ''affedersin'' kelimesini bende daha anlamlı kılmakta.
Yalnızım çok yalnızım.
Hatırlıyor musun; "çok yakınım ben" demiştim sana "çok yakın!" Senin sana olduğundan bile yakın. Kendi kendini çağırdığında ne kadar yakından duyuyorsan ondan da yakınım.
Kendinden bir şey istediğinde ne kadar çabuk cevap veriyorsan bundan daha hızlıyım.
- Doğru. Sen hep yakınsın ama nedense ben uzaklardayım. Bana küsmüşsün sanıyorum.
+ Öyleyse secde et ve yaklaş! Alnına dokunacak yakınlığım. Aslında alnına yazılıdır yakınlığım. Araya benliğini koyduğun için bencilliğini öne sürdüğün içindir bana uzaklığın.
- Yüzüm yok yakınında olmaya. Çok kusurluyum. Günah üstüne günah işledim. Sözüm yok sana sakladığım. Kirli dudaklarım. Yalanlar söyledim boş sözlere değdi dilim.
+ Pişmanlığını görüyorum elbet. içindekileri yakıcı sızıları duyuyorum. Söylemek isteyip de söyleyemediklerini de özür olarak kabul ediyorum. Yüzünün kızarması bile kabulüm. Bilmiyor musun ki bağışlamayı seviyorum ve seve seve bağışlıyorum.
- Biliyorum ama yine de unutup hata ediyorum. Gördüğünü göre göre görmüyormuşsun gibi yaşıyorum. işittiğini bile bile işitmiyormuşsun gibi boş şeyler konuşuyorum. Sözümden dönüyorum yine. Utanıyorum. Bağışlar mısın sahiden?
+ Dedim ya; bağışlamayı kendime ilke edindim. Hiçbir şeye mecbur olmadığım halde merhamet etmeyi kendime kural diye yazdım. Affetmeyi her şeyin önüne koyuyorum.
- Ben seni hep yakar diye tanıyorum. Hemen kızıp gazaplandığını düşünerek korkuyorum titriyorum. Çarparsın diye keyfimce yaşayamıyorum. Gazabın da var senin.
+ Rahmetim gazabımdan önce gelir. Kızmam bile rahmetimin hatırınadır. Ben yakmam seni. Sen ateşe atarsın kendini. Seni senden korumak içindir tehditlerim.
- Yine de korkuyorum. Çok korkuyorum.
+ Defalarca ve en önce merhamet sahibi olduğumu hatırlattım sana. Her sözün başında. Her işin eşiğinde. Daha çok hatırımı saymanı isterdim. Bir hatırlasana; bir zamanlar hatırlanmaya değer bir şey değildin. Eksikliğini kimsenin dert etmediği dönemlerde seni var kılmak istedim. Kendi yokluğunu kendinin bile fark etmediği yıllarda seni insan etmeye karar verdim. Şimdi seni en çok sevdiğini söyleyenlerce insafsızca çöpe atılabilecek biçimsiz bir et parçasıydın; sana yüz verdim. Sana yaptığım iyiliğini bilmeni istedim. Hep teşekkür etmeni bekledim.
- Çürüyecekmiş bedenim. Toprağa girecekmişim. Yüzüm eriyecekmiş. ismim silinecekmiş. Dar bir yere bırakılıp terk edilecekmişim. Bu dehşet içinde nasıl teşekkür etmemi istersin?
+ ilk söylemede anlamamış olmanı anlayışla karşılıyorum yine söylüyorum. Unutabileceğini bile bile yeniden hatırlatıyorum. Kolayca gözden çıkarılacak leke diye silinebilecek kirli ve isimsiz bir damlaydın; seni adam ettim. Yokluğunda seni yakıp yok edebileceğim halde varlığından niye öç alayım niye seni önemsiz sayayım? Senin varlığını herkes inkâr ederken ben inkâr etmediğim halde seni niye unutulmuşluğa terk edeyim? Seni kendime muhatap seçecek kadar önemsediğim halde niye kurumuş kemiklerini toprakta bırakayım? Seni hiç yoktan yarattığım halde hiç sebepsiz var eylediğim halde ikinci defa yaratmaktan niye usanayım niye vaz geçeyim?
- Keşke bunu daha sık hatırlatsan!
+ Hatırlasana kuşluk vaktini. Her sabah uyandığında yeniden bulmuyor musun bedenini? Gözlerini açar açmaz hatırlamıyor musun unuttuğun kendini? Ayrıca bir bak yeryüzünü ölümünün ardından nasıl dirilttiğime. Kurumuş çubukları ölmüş dalları soğumuş kökleri çiçek çiçek rengarenk terü taze tenlerle sıcacık meyvelerle yeni baştan dirilttiğimi görmüyor musun bugünlerde?
- Unutmuşum Rabbim affedersin çok affedersin. Sen affetmeyi çok seversin.
-Senai Demirci-
Yalnızım çok yalnızım.
Hatırlıyor musun; "çok yakınım ben" demiştim sana "çok yakın!" Senin sana olduğundan bile yakın. Kendi kendini çağırdığında ne kadar yakından duyuyorsan ondan da yakınım.
Kendinden bir şey istediğinde ne kadar çabuk cevap veriyorsan bundan daha hızlıyım.
- Doğru. Sen hep yakınsın ama nedense ben uzaklardayım. Bana küsmüşsün sanıyorum.
+ Öyleyse secde et ve yaklaş! Alnına dokunacak yakınlığım. Aslında alnına yazılıdır yakınlığım. Araya benliğini koyduğun için bencilliğini öne sürdüğün içindir bana uzaklığın.
- Yüzüm yok yakınında olmaya. Çok kusurluyum. Günah üstüne günah işledim. Sözüm yok sana sakladığım. Kirli dudaklarım. Yalanlar söyledim boş sözlere değdi dilim.
+ Pişmanlığını görüyorum elbet. içindekileri yakıcı sızıları duyuyorum. Söylemek isteyip de söyleyemediklerini de özür olarak kabul ediyorum. Yüzünün kızarması bile kabulüm. Bilmiyor musun ki bağışlamayı seviyorum ve seve seve bağışlıyorum.
- Biliyorum ama yine de unutup hata ediyorum. Gördüğünü göre göre görmüyormuşsun gibi yaşıyorum. işittiğini bile bile işitmiyormuşsun gibi boş şeyler konuşuyorum. Sözümden dönüyorum yine. Utanıyorum. Bağışlar mısın sahiden?
+ Dedim ya; bağışlamayı kendime ilke edindim. Hiçbir şeye mecbur olmadığım halde merhamet etmeyi kendime kural diye yazdım. Affetmeyi her şeyin önüne koyuyorum.
- Ben seni hep yakar diye tanıyorum. Hemen kızıp gazaplandığını düşünerek korkuyorum titriyorum. Çarparsın diye keyfimce yaşayamıyorum. Gazabın da var senin.
+ Rahmetim gazabımdan önce gelir. Kızmam bile rahmetimin hatırınadır. Ben yakmam seni. Sen ateşe atarsın kendini. Seni senden korumak içindir tehditlerim.
- Yine de korkuyorum. Çok korkuyorum.
+ Defalarca ve en önce merhamet sahibi olduğumu hatırlattım sana. Her sözün başında. Her işin eşiğinde. Daha çok hatırımı saymanı isterdim. Bir hatırlasana; bir zamanlar hatırlanmaya değer bir şey değildin. Eksikliğini kimsenin dert etmediği dönemlerde seni var kılmak istedim. Kendi yokluğunu kendinin bile fark etmediği yıllarda seni insan etmeye karar verdim. Şimdi seni en çok sevdiğini söyleyenlerce insafsızca çöpe atılabilecek biçimsiz bir et parçasıydın; sana yüz verdim. Sana yaptığım iyiliğini bilmeni istedim. Hep teşekkür etmeni bekledim.
- Çürüyecekmiş bedenim. Toprağa girecekmişim. Yüzüm eriyecekmiş. ismim silinecekmiş. Dar bir yere bırakılıp terk edilecekmişim. Bu dehşet içinde nasıl teşekkür etmemi istersin?
+ ilk söylemede anlamamış olmanı anlayışla karşılıyorum yine söylüyorum. Unutabileceğini bile bile yeniden hatırlatıyorum. Kolayca gözden çıkarılacak leke diye silinebilecek kirli ve isimsiz bir damlaydın; seni adam ettim. Yokluğunda seni yakıp yok edebileceğim halde varlığından niye öç alayım niye seni önemsiz sayayım? Senin varlığını herkes inkâr ederken ben inkâr etmediğim halde seni niye unutulmuşluğa terk edeyim? Seni kendime muhatap seçecek kadar önemsediğim halde niye kurumuş kemiklerini toprakta bırakayım? Seni hiç yoktan yarattığım halde hiç sebepsiz var eylediğim halde ikinci defa yaratmaktan niye usanayım niye vaz geçeyim?
- Keşke bunu daha sık hatırlatsan!
+ Hatırlasana kuşluk vaktini. Her sabah uyandığında yeniden bulmuyor musun bedenini? Gözlerini açar açmaz hatırlamıyor musun unuttuğun kendini? Ayrıca bir bak yeryüzünü ölümünün ardından nasıl dirilttiğime. Kurumuş çubukları ölmüş dalları soğumuş kökleri çiçek çiçek rengarenk terü taze tenlerle sıcacık meyvelerle yeni baştan dirilttiğimi görmüyor musun bugünlerde?
- Unutmuşum Rabbim affedersin çok affedersin. Sen affetmeyi çok seversin.
-Senai Demirci-
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar