bugün
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları29
- ragnar rockefeller38
- insanların neden böyle olması4
- 665 kırkpınar yağlı güreşleri2
- market poşetini tek seferde açamayan insan2
- bursa da geri dönüşüm tesisinde yangın2
- sürekli özür dileme kültürü2
- ilk buluşmada evden kek getiren kız19
- sözlük yazarlarının trileçeleri19
- ona bir şey söyle12
- uzun yol araba yolculuğunu çekilir yapacak şey7
- gocu'nun sağlığı3
- erkeklerin mental olarak daha güçlü olması12
- erling braut haaland3
- arkadaşlar derin şeyler düşünüyorum6
- cennet mahallesi göttingenli ethem2
- ankara da nato zirvesi2
- ilk buluşmada masa altından aleti yoklayan kız13
- çocukken içine kapanık olmak5
- aylık 336 bin lira iyi para mıdır sorunsalı5
- sözlükteki birader adı altındaki masonik yapılanma2
- lahmacunun yanında ne içilir10
- serdal adalı2
- evde kalmış 30 yaş üstü kadın yazarlar18
- kocaman kelebek girdi dışarıdan3
- günün şiiri14
- deniz göktaş35
- götüngenli ethem2
- selülit kadına yakışıyor4
- ciddi ciddi aşure seven insan30
- viski içen erkek seksiliği4
- uysaljakoben3
- babalarımız gibi erkeklerin yetişmemesi13
- türklerin tembel bir millet olması8
- bir ilişkiyi kim yönetir22
- nato4
- bir amaca hizmet etmek4
- gay sevgiliye lezbiyen bir kızın musallat olması7
- velvet33
- evli olduğunu saklayan kişi8
- cd devrinin bitmesi8
- daha önce başkasına nude atmış kızla evlenmek2
- sevgiliye alınabilecek 200 tl altı hediyeler5
- babamın hiç 31 çekmemesi5
- sevilen kadının orasını burasını yalamak2
- eşinize kaç gram altın mehir verdiniz3
- gocu meme ucu5
- bacakları traş edip canlı show yapan erkek3
- ahmet sezar bey'e mesaj gitmemesi3
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği35
her ne kadar Çelik Erişçinin ''benimle kal '' albümünde bulunan bir şarkısı olsada Senai Demirci'nin mısralara döktüğü şu güzel yazı ''affedersin'' kelimesini bende daha anlamlı kılmakta.
Yalnızım çok yalnızım.
Hatırlıyor musun; "çok yakınım ben" demiştim sana "çok yakın!" Senin sana olduğundan bile yakın. Kendi kendini çağırdığında ne kadar yakından duyuyorsan ondan da yakınım.
Kendinden bir şey istediğinde ne kadar çabuk cevap veriyorsan bundan daha hızlıyım.
- Doğru. Sen hep yakınsın ama nedense ben uzaklardayım. Bana küsmüşsün sanıyorum.
+ Öyleyse secde et ve yaklaş! Alnına dokunacak yakınlığım. Aslında alnına yazılıdır yakınlığım. Araya benliğini koyduğun için bencilliğini öne sürdüğün içindir bana uzaklığın.
- Yüzüm yok yakınında olmaya. Çok kusurluyum. Günah üstüne günah işledim. Sözüm yok sana sakladığım. Kirli dudaklarım. Yalanlar söyledim boş sözlere değdi dilim.
+ Pişmanlığını görüyorum elbet. içindekileri yakıcı sızıları duyuyorum. Söylemek isteyip de söyleyemediklerini de özür olarak kabul ediyorum. Yüzünün kızarması bile kabulüm. Bilmiyor musun ki bağışlamayı seviyorum ve seve seve bağışlıyorum.
- Biliyorum ama yine de unutup hata ediyorum. Gördüğünü göre göre görmüyormuşsun gibi yaşıyorum. işittiğini bile bile işitmiyormuşsun gibi boş şeyler konuşuyorum. Sözümden dönüyorum yine. Utanıyorum. Bağışlar mısın sahiden?
+ Dedim ya; bağışlamayı kendime ilke edindim. Hiçbir şeye mecbur olmadığım halde merhamet etmeyi kendime kural diye yazdım. Affetmeyi her şeyin önüne koyuyorum.
- Ben seni hep yakar diye tanıyorum. Hemen kızıp gazaplandığını düşünerek korkuyorum titriyorum. Çarparsın diye keyfimce yaşayamıyorum. Gazabın da var senin.
+ Rahmetim gazabımdan önce gelir. Kızmam bile rahmetimin hatırınadır. Ben yakmam seni. Sen ateşe atarsın kendini. Seni senden korumak içindir tehditlerim.
- Yine de korkuyorum. Çok korkuyorum.
+ Defalarca ve en önce merhamet sahibi olduğumu hatırlattım sana. Her sözün başında. Her işin eşiğinde. Daha çok hatırımı saymanı isterdim. Bir hatırlasana; bir zamanlar hatırlanmaya değer bir şey değildin. Eksikliğini kimsenin dert etmediği dönemlerde seni var kılmak istedim. Kendi yokluğunu kendinin bile fark etmediği yıllarda seni insan etmeye karar verdim. Şimdi seni en çok sevdiğini söyleyenlerce insafsızca çöpe atılabilecek biçimsiz bir et parçasıydın; sana yüz verdim. Sana yaptığım iyiliğini bilmeni istedim. Hep teşekkür etmeni bekledim.
- Çürüyecekmiş bedenim. Toprağa girecekmişim. Yüzüm eriyecekmiş. ismim silinecekmiş. Dar bir yere bırakılıp terk edilecekmişim. Bu dehşet içinde nasıl teşekkür etmemi istersin?
+ ilk söylemede anlamamış olmanı anlayışla karşılıyorum yine söylüyorum. Unutabileceğini bile bile yeniden hatırlatıyorum. Kolayca gözden çıkarılacak leke diye silinebilecek kirli ve isimsiz bir damlaydın; seni adam ettim. Yokluğunda seni yakıp yok edebileceğim halde varlığından niye öç alayım niye seni önemsiz sayayım? Senin varlığını herkes inkâr ederken ben inkâr etmediğim halde seni niye unutulmuşluğa terk edeyim? Seni kendime muhatap seçecek kadar önemsediğim halde niye kurumuş kemiklerini toprakta bırakayım? Seni hiç yoktan yarattığım halde hiç sebepsiz var eylediğim halde ikinci defa yaratmaktan niye usanayım niye vaz geçeyim?
- Keşke bunu daha sık hatırlatsan!
+ Hatırlasana kuşluk vaktini. Her sabah uyandığında yeniden bulmuyor musun bedenini? Gözlerini açar açmaz hatırlamıyor musun unuttuğun kendini? Ayrıca bir bak yeryüzünü ölümünün ardından nasıl dirilttiğime. Kurumuş çubukları ölmüş dalları soğumuş kökleri çiçek çiçek rengarenk terü taze tenlerle sıcacık meyvelerle yeni baştan dirilttiğimi görmüyor musun bugünlerde?
- Unutmuşum Rabbim affedersin çok affedersin. Sen affetmeyi çok seversin.
-Senai Demirci-
Yalnızım çok yalnızım.
Hatırlıyor musun; "çok yakınım ben" demiştim sana "çok yakın!" Senin sana olduğundan bile yakın. Kendi kendini çağırdığında ne kadar yakından duyuyorsan ondan da yakınım.
Kendinden bir şey istediğinde ne kadar çabuk cevap veriyorsan bundan daha hızlıyım.
- Doğru. Sen hep yakınsın ama nedense ben uzaklardayım. Bana küsmüşsün sanıyorum.
+ Öyleyse secde et ve yaklaş! Alnına dokunacak yakınlığım. Aslında alnına yazılıdır yakınlığım. Araya benliğini koyduğun için bencilliğini öne sürdüğün içindir bana uzaklığın.
- Yüzüm yok yakınında olmaya. Çok kusurluyum. Günah üstüne günah işledim. Sözüm yok sana sakladığım. Kirli dudaklarım. Yalanlar söyledim boş sözlere değdi dilim.
+ Pişmanlığını görüyorum elbet. içindekileri yakıcı sızıları duyuyorum. Söylemek isteyip de söyleyemediklerini de özür olarak kabul ediyorum. Yüzünün kızarması bile kabulüm. Bilmiyor musun ki bağışlamayı seviyorum ve seve seve bağışlıyorum.
- Biliyorum ama yine de unutup hata ediyorum. Gördüğünü göre göre görmüyormuşsun gibi yaşıyorum. işittiğini bile bile işitmiyormuşsun gibi boş şeyler konuşuyorum. Sözümden dönüyorum yine. Utanıyorum. Bağışlar mısın sahiden?
+ Dedim ya; bağışlamayı kendime ilke edindim. Hiçbir şeye mecbur olmadığım halde merhamet etmeyi kendime kural diye yazdım. Affetmeyi her şeyin önüne koyuyorum.
- Ben seni hep yakar diye tanıyorum. Hemen kızıp gazaplandığını düşünerek korkuyorum titriyorum. Çarparsın diye keyfimce yaşayamıyorum. Gazabın da var senin.
+ Rahmetim gazabımdan önce gelir. Kızmam bile rahmetimin hatırınadır. Ben yakmam seni. Sen ateşe atarsın kendini. Seni senden korumak içindir tehditlerim.
- Yine de korkuyorum. Çok korkuyorum.
+ Defalarca ve en önce merhamet sahibi olduğumu hatırlattım sana. Her sözün başında. Her işin eşiğinde. Daha çok hatırımı saymanı isterdim. Bir hatırlasana; bir zamanlar hatırlanmaya değer bir şey değildin. Eksikliğini kimsenin dert etmediği dönemlerde seni var kılmak istedim. Kendi yokluğunu kendinin bile fark etmediği yıllarda seni insan etmeye karar verdim. Şimdi seni en çok sevdiğini söyleyenlerce insafsızca çöpe atılabilecek biçimsiz bir et parçasıydın; sana yüz verdim. Sana yaptığım iyiliğini bilmeni istedim. Hep teşekkür etmeni bekledim.
- Çürüyecekmiş bedenim. Toprağa girecekmişim. Yüzüm eriyecekmiş. ismim silinecekmiş. Dar bir yere bırakılıp terk edilecekmişim. Bu dehşet içinde nasıl teşekkür etmemi istersin?
+ ilk söylemede anlamamış olmanı anlayışla karşılıyorum yine söylüyorum. Unutabileceğini bile bile yeniden hatırlatıyorum. Kolayca gözden çıkarılacak leke diye silinebilecek kirli ve isimsiz bir damlaydın; seni adam ettim. Yokluğunda seni yakıp yok edebileceğim halde varlığından niye öç alayım niye seni önemsiz sayayım? Senin varlığını herkes inkâr ederken ben inkâr etmediğim halde seni niye unutulmuşluğa terk edeyim? Seni kendime muhatap seçecek kadar önemsediğim halde niye kurumuş kemiklerini toprakta bırakayım? Seni hiç yoktan yarattığım halde hiç sebepsiz var eylediğim halde ikinci defa yaratmaktan niye usanayım niye vaz geçeyim?
- Keşke bunu daha sık hatırlatsan!
+ Hatırlasana kuşluk vaktini. Her sabah uyandığında yeniden bulmuyor musun bedenini? Gözlerini açar açmaz hatırlamıyor musun unuttuğun kendini? Ayrıca bir bak yeryüzünü ölümünün ardından nasıl dirilttiğime. Kurumuş çubukları ölmüş dalları soğumuş kökleri çiçek çiçek rengarenk terü taze tenlerle sıcacık meyvelerle yeni baştan dirilttiğimi görmüyor musun bugünlerde?
- Unutmuşum Rabbim affedersin çok affedersin. Sen affetmeyi çok seversin.
-Senai Demirci-
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar