bugün
- sözlükteki kaliteli yazarlar31
- 195 kaslı pilot10
- padişahların aşk şiiri yazma samimiyetsizliği6
- türkiye tarihinin en yüksek asgari maaşı10
- crushtan hangi erkekle sevişirdin4
- yazarların güncel flört listesi6
- ikiz doğurmak6
- avrupa'nın en ucuz akaryakıt fiyatları24
- mazot fiyatlarının suçlusu8
- sevilen kıza cv yollamak7
- islamda namaz yoktur36
- şah sultan3
- çok açık giyinen kadınların evlilik hayali kurması15
- 174 kaslı mühendis3
- gece evde şarap kalmaması4
- ülkü ocaklarının entelektüel alt yapısı5
- şeftali11
- borsa8
- allah varsa afrika daki çocuklar neden aç3
- uzun saçlı dövmeli küpeli siyah tişörtlü erkek4
- garajda ev yapımı mazot yapmak3
- bik bik'in jeopolitik ve stratejik önemi15
- sosis4
- şeytanın bile israil'e karşı olması6
- kürdistancıların vatandaşlıktan çıkarılması7
- sözlüğün reisi kim anketi19
- en başarılı türkiye'nin 2026 rte türkiyesi olması4
- bir erkeğe ilk mesaj nasıl atılmalı15
- antipanik sizce biraz antipatik mi12
- beşiktaş deplasmanı3
- sözlük yazarlarının normal kombinleri17
- israil'in nükleer silahları imha edilmelidir18
- asgari ücretle kaç litre akaryakıt alınıyor8
- nasuh mahruki10
- sözlük erkeğini annesine şikayet etmek4
- ünlüler neden uyuşturucu kullanır21
- ilk buluşmaya başka bir ilk buluşmadan gelen kız8
- doğru karpuz seçemeyen erkek12
- mazotun 100 lira olacağı tarih16
- bir sözlük erkegine merhaba adın ney diye sormak5
- kaşif kozinoğlu soruşturması raci şaşmaz ifadesi4
- çağla idi21
- manifestten hangi kızla sevişirdin2
- sözlük yazarlarının ortaokul anıları5
- pestil5
- otobüste ön koltuğa oturmama refleksi2
- borsa istanbul'un değer kaybetmesi3
- ruhbank2
- sözlükteki her kızı öven tipler11
- bir erkeğe iltifat etmek7
cahil, cühela kalmış ve kitap okumayı zul sayan yazarlara gelsin. aşağıdaki satırlar kazım karabekir'in şu an piyasada satılan "paşaların kavgası" adlı kitabından aynen aktarılmıştır. kitap okuyunn eğer kitap alacak paranız yoksa haber verin hediye göndereyim.
"19 Ağustos Pazar akşamı Mustafa Kemal ve ismet Paşalar -Lâtife Hanım ile birlikte bana akşam yemeğine geldiler. Keçiörene giderken sağ tarafta kubbeli köşk denen mevkide, bol suyu ve büyücek havuzu olan bir köşkte kira ile oturuyordum. ismet Paşa, Lozanda iken Mustafa Kemal Paşa, Lâtife Hanımla birlikte, bir kere daha bana akşam yemeğine gelmişlerdi.
Münakaşayı, ismet Paşa ile ben yaptım. Mustafa Kemal Paşa sükûnetle bizi dinledi.
Mustafa Kemal Paşa, Lozandan da aldığı hızla, ne iktisat Kongresinin ve ne de heyet-i ilmiyenin hazırladığı programlara ilgi göstermeyerek müthiş bir inkılâp hamlesi teklif etti:
-Hocaları toptan kaldırmadıkça hiç bir iş yapamayız. Bugünkü kudret ve prestijimizle bugün bu inkılâbı yapmazsak, başka hiç bir zaman yapamayız. ilk Fethi Bey Grubundan sonra da Mustafa Kemal Paşadan işittiğim bu yeni inkılâp zihniyetini ismet Paşa bir çırpıda tamamlıyordu. Aradaki zaman fasılaları kendiliğinden ortadan kalkarak, bu üç şahsiyetin üç maddelik programlan kulaklarımda tekrarlandı:
1- islâmlık terakkiye manidir; 2- Arapoğlunun yavelerini Türklere öğretmeli. 3- Hocaları toptan kaldırmalı!
NE OLMAK iSTiYORSUNUZ: HRiSTiYAN MI, DiNSiZ Mi?
Peki amma ne olmak istiyorsunuz? dedim. Hristiyan mı, dinsiz mi? Hiç birine imkân olmamakla beraber her iki yol da, hem tehlikeli hem de geridir! Münevver Hristiyanlık âlemi ilim zihniyetine daha uygun yeni bir din esasları araştırırken bizim, onların köhne müessesesini benimsemekliğimiz müthiş tehlikesiyle beraber, geri bir hareket olur! Dini kaldırmak ise yeni müthiş tehlikesiyle beraber medeniyet âleminin nefret ettiği geri bir yol olduğundan maksatsız bir hareket olur.
Bir millet de duygu birliği, itikat birliği ve menfaat birliği olmazsa, idare edenlerle edilenler arasında bir uçurum açılır ve bu uçurum, günün birinde millete mezar da olabilir! Ben her fırsatta söylediğim gibi, dinle uğraşmanın bizi daha ziyade terakkiden alıkoyacağı ve daha ziyade geri götürebileceği kanaatındayım. Dini olduğu gibi bırakmalı ve hükümet, ne buna tesir yapmalı ve ne de tesiri altında kalmalıdır! Biz millî istiklâlimiz gibi, millî hürriyetimizi de en mukaddes gaye tanımalıyız ve bunun zevkini bütün millete tattırmalıyız.
Bunun için medenî hedeflerimizde sürat, fakat içtimai gayelerimizde tekamül yolunu tutmalıyız. Ben taassuptan uzak ve terakki sever bir insan olduğumu eserlerimle de gösterdim! Zaten yakından biliyorsunuz. Din hakkındaki düşüncemi doğuda iken çocuklar için yazdığım Öğütlerim başlıklı eserimde de üç yıl önce neşretmiş bulunuyorum. Müsaadenizle okuyayım.
Din ve Mezhep öğüdünü okudum.(x) Sükûnetle dinle(di)-
(x) Din ve Mezhep öğüdünün hülâsası şudur: Dinin kısaca tarihi, dinsizlik ve din değiştirmenin bir milleti harap edeceği, müstemlekecilerin islâm aleyhtarı olmalarının sebebi, halkın en büyük teselli ve inzibat kuvvetinin din olduğu, din ve mezhebin ancak mabetlere bırakılarak hayata karıştırılmaması lâzım.
Şu satırları aynen alıyorum: Bazı ecnabî diliyle islâmlık aleyhinde yazılan kitaplar, bilhassa müstemlekelerden yetişebilecek islâm gençlerinin ahlâkını bozarak ortaya tefrike düşürmek maksadıyla kaleme alınmıştır. Bu kitapları okuyup da şuna-buna telkinat yapmak, budalacasına bir cinayettir. Bir çocuğa veya bir adama din aleyhinde telkinde bulunmak, biçarenin dimağını neşterle kazımak demektir ki, hemen kangren yapar! Halbuki din, bir millet fertlerinin perçinidir. Dinin gevşediği yerlerde, birlik perçini de gevşemiş demektir.diler. Hiç cevap vermediler. Bahis de kapandı.
Mustafa Kemal Paşanın büyük bir dikkat ve sükûnetle beni dinleyişinden ve ara-sıra ismet Paşayı süzmesinden ve ayrılırken de bana karşı gösterdiği samimiyetten çıkardığım mana, beni haklı bulduğu idi. Fakat mütâlaarıma hak vermekle, tekrar,mefkure hatırasına döneceğini, hiç de aklıma getirmemiş idim!
Kaynak: Paşaların Kavgası Kazım Karabekir"
son cümleye dikkat: "tekrar,mefkure hatırasına döneceğini, hiç de aklıma getirmemiş idim!"
"19 Ağustos Pazar akşamı Mustafa Kemal ve ismet Paşalar -Lâtife Hanım ile birlikte bana akşam yemeğine geldiler. Keçiörene giderken sağ tarafta kubbeli köşk denen mevkide, bol suyu ve büyücek havuzu olan bir köşkte kira ile oturuyordum. ismet Paşa, Lozanda iken Mustafa Kemal Paşa, Lâtife Hanımla birlikte, bir kere daha bana akşam yemeğine gelmişlerdi.
Münakaşayı, ismet Paşa ile ben yaptım. Mustafa Kemal Paşa sükûnetle bizi dinledi.
Mustafa Kemal Paşa, Lozandan da aldığı hızla, ne iktisat Kongresinin ve ne de heyet-i ilmiyenin hazırladığı programlara ilgi göstermeyerek müthiş bir inkılâp hamlesi teklif etti:
-Hocaları toptan kaldırmadıkça hiç bir iş yapamayız. Bugünkü kudret ve prestijimizle bugün bu inkılâbı yapmazsak, başka hiç bir zaman yapamayız. ilk Fethi Bey Grubundan sonra da Mustafa Kemal Paşadan işittiğim bu yeni inkılâp zihniyetini ismet Paşa bir çırpıda tamamlıyordu. Aradaki zaman fasılaları kendiliğinden ortadan kalkarak, bu üç şahsiyetin üç maddelik programlan kulaklarımda tekrarlandı:
1- islâmlık terakkiye manidir; 2- Arapoğlunun yavelerini Türklere öğretmeli. 3- Hocaları toptan kaldırmalı!
NE OLMAK iSTiYORSUNUZ: HRiSTiYAN MI, DiNSiZ Mi?
Peki amma ne olmak istiyorsunuz? dedim. Hristiyan mı, dinsiz mi? Hiç birine imkân olmamakla beraber her iki yol da, hem tehlikeli hem de geridir! Münevver Hristiyanlık âlemi ilim zihniyetine daha uygun yeni bir din esasları araştırırken bizim, onların köhne müessesesini benimsemekliğimiz müthiş tehlikesiyle beraber, geri bir hareket olur! Dini kaldırmak ise yeni müthiş tehlikesiyle beraber medeniyet âleminin nefret ettiği geri bir yol olduğundan maksatsız bir hareket olur.
Bir millet de duygu birliği, itikat birliği ve menfaat birliği olmazsa, idare edenlerle edilenler arasında bir uçurum açılır ve bu uçurum, günün birinde millete mezar da olabilir! Ben her fırsatta söylediğim gibi, dinle uğraşmanın bizi daha ziyade terakkiden alıkoyacağı ve daha ziyade geri götürebileceği kanaatındayım. Dini olduğu gibi bırakmalı ve hükümet, ne buna tesir yapmalı ve ne de tesiri altında kalmalıdır! Biz millî istiklâlimiz gibi, millî hürriyetimizi de en mukaddes gaye tanımalıyız ve bunun zevkini bütün millete tattırmalıyız.
Bunun için medenî hedeflerimizde sürat, fakat içtimai gayelerimizde tekamül yolunu tutmalıyız. Ben taassuptan uzak ve terakki sever bir insan olduğumu eserlerimle de gösterdim! Zaten yakından biliyorsunuz. Din hakkındaki düşüncemi doğuda iken çocuklar için yazdığım Öğütlerim başlıklı eserimde de üç yıl önce neşretmiş bulunuyorum. Müsaadenizle okuyayım.
Din ve Mezhep öğüdünü okudum.(x) Sükûnetle dinle(di)-
(x) Din ve Mezhep öğüdünün hülâsası şudur: Dinin kısaca tarihi, dinsizlik ve din değiştirmenin bir milleti harap edeceği, müstemlekecilerin islâm aleyhtarı olmalarının sebebi, halkın en büyük teselli ve inzibat kuvvetinin din olduğu, din ve mezhebin ancak mabetlere bırakılarak hayata karıştırılmaması lâzım.
Şu satırları aynen alıyorum: Bazı ecnabî diliyle islâmlık aleyhinde yazılan kitaplar, bilhassa müstemlekelerden yetişebilecek islâm gençlerinin ahlâkını bozarak ortaya tefrike düşürmek maksadıyla kaleme alınmıştır. Bu kitapları okuyup da şuna-buna telkinat yapmak, budalacasına bir cinayettir. Bir çocuğa veya bir adama din aleyhinde telkinde bulunmak, biçarenin dimağını neşterle kazımak demektir ki, hemen kangren yapar! Halbuki din, bir millet fertlerinin perçinidir. Dinin gevşediği yerlerde, birlik perçini de gevşemiş demektir.diler. Hiç cevap vermediler. Bahis de kapandı.
Mustafa Kemal Paşanın büyük bir dikkat ve sükûnetle beni dinleyişinden ve ara-sıra ismet Paşayı süzmesinden ve ayrılırken de bana karşı gösterdiği samimiyetten çıkardığım mana, beni haklı bulduğu idi. Fakat mütâlaarıma hak vermekle, tekrar,mefkure hatırasına döneceğini, hiç de aklıma getirmemiş idim!
Kaynak: Paşaların Kavgası Kazım Karabekir"
son cümleye dikkat: "tekrar,mefkure hatırasına döneceğini, hiç de aklıma getirmemiş idim!"
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar