bugün
- diamond bosphorus24
- enayimiknatisii14
- 30 dakika bilgi içerikli entry girelim kampanyası7
- hashimoto tiroiditi3
- mikronezya da savaş çıksa türkiyenin etkilenmesi3
- kavga etmekten korkan erkek8
- tai lung24
- manyak mısınız nesiniz2
- nickten isim tahmini yapmak29
- balyoz ve ergenekon kumpasları2
- insan kaynakları6
- tai lung'un erkeklerden hoşlanması2
- az yakar diye dizel araba alan memur3
- kuşların temiz arabalara sıçması6
- yunan adaları6
- kacak elektrik kullanmayan bey2
- habire12 adamdır37
- japon denince akla gelenler3
- en sevilen su markası7
- 5000 e yakın amerikan filmini özet geçmek2
- ak parti merkez yürütme kurulu toplantısı7
- habire1259
- server'ın naneyi yemesi5
- ne olacak bu ülkenin hali4
- abberline3
- gel mel mele gel mele bitsin bu gurbet2
- gammazlığı alınan yazarın ilk söylemleri2
- kan sırası4
- sssilvermist19
- kirazın kilosunun 150 tl olması7
- aldığınız en ilginç iltifat5
- mutsuzluğun en büyük nedeni15
- faik öztrak3
- atatürk düşmanı it sürüsü5
- gece sokakta koşarak 31 çeken kolsuz cüce görmek6
- izmirli kızların verici olması17
- yokuş aşağı yuvarlanmak3
- ben geldim naneler13
- sözlük kızlarının kombinleri23
- tememda kenka nalaka6
- fil8
- erkeklerin artık adım atmaktan korkması20
- kaplan7
- ipkis efendi2
- iş bulamamak5
- bir bankta akşama kadar oturmak3
- robot moderatör3
- claudian clouds kadındır12
- hakkımda bilmeniz gerekenler34
- gammazların tarafsız olması gerekliliği26
cahil, cühela kalmış ve kitap okumayı zul sayan yazarlara gelsin. aşağıdaki satırlar kazım karabekir'in şu an piyasada satılan "paşaların kavgası" adlı kitabından aynen aktarılmıştır. kitap okuyunn eğer kitap alacak paranız yoksa haber verin hediye göndereyim.
"19 Ağustos Pazar akşamı Mustafa Kemal ve ismet Paşalar -Lâtife Hanım ile birlikte bana akşam yemeğine geldiler. Keçiörene giderken sağ tarafta kubbeli köşk denen mevkide, bol suyu ve büyücek havuzu olan bir köşkte kira ile oturuyordum. ismet Paşa, Lozanda iken Mustafa Kemal Paşa, Lâtife Hanımla birlikte, bir kere daha bana akşam yemeğine gelmişlerdi.
Münakaşayı, ismet Paşa ile ben yaptım. Mustafa Kemal Paşa sükûnetle bizi dinledi.
Mustafa Kemal Paşa, Lozandan da aldığı hızla, ne iktisat Kongresinin ve ne de heyet-i ilmiyenin hazırladığı programlara ilgi göstermeyerek müthiş bir inkılâp hamlesi teklif etti:
-Hocaları toptan kaldırmadıkça hiç bir iş yapamayız. Bugünkü kudret ve prestijimizle bugün bu inkılâbı yapmazsak, başka hiç bir zaman yapamayız. ilk Fethi Bey Grubundan sonra da Mustafa Kemal Paşadan işittiğim bu yeni inkılâp zihniyetini ismet Paşa bir çırpıda tamamlıyordu. Aradaki zaman fasılaları kendiliğinden ortadan kalkarak, bu üç şahsiyetin üç maddelik programlan kulaklarımda tekrarlandı:
1- islâmlık terakkiye manidir; 2- Arapoğlunun yavelerini Türklere öğretmeli. 3- Hocaları toptan kaldırmalı!
NE OLMAK iSTiYORSUNUZ: HRiSTiYAN MI, DiNSiZ Mi?
Peki amma ne olmak istiyorsunuz? dedim. Hristiyan mı, dinsiz mi? Hiç birine imkân olmamakla beraber her iki yol da, hem tehlikeli hem de geridir! Münevver Hristiyanlık âlemi ilim zihniyetine daha uygun yeni bir din esasları araştırırken bizim, onların köhne müessesesini benimsemekliğimiz müthiş tehlikesiyle beraber, geri bir hareket olur! Dini kaldırmak ise yeni müthiş tehlikesiyle beraber medeniyet âleminin nefret ettiği geri bir yol olduğundan maksatsız bir hareket olur.
Bir millet de duygu birliği, itikat birliği ve menfaat birliği olmazsa, idare edenlerle edilenler arasında bir uçurum açılır ve bu uçurum, günün birinde millete mezar da olabilir! Ben her fırsatta söylediğim gibi, dinle uğraşmanın bizi daha ziyade terakkiden alıkoyacağı ve daha ziyade geri götürebileceği kanaatındayım. Dini olduğu gibi bırakmalı ve hükümet, ne buna tesir yapmalı ve ne de tesiri altında kalmalıdır! Biz millî istiklâlimiz gibi, millî hürriyetimizi de en mukaddes gaye tanımalıyız ve bunun zevkini bütün millete tattırmalıyız.
Bunun için medenî hedeflerimizde sürat, fakat içtimai gayelerimizde tekamül yolunu tutmalıyız. Ben taassuptan uzak ve terakki sever bir insan olduğumu eserlerimle de gösterdim! Zaten yakından biliyorsunuz. Din hakkındaki düşüncemi doğuda iken çocuklar için yazdığım Öğütlerim başlıklı eserimde de üç yıl önce neşretmiş bulunuyorum. Müsaadenizle okuyayım.
Din ve Mezhep öğüdünü okudum.(x) Sükûnetle dinle(di)-
(x) Din ve Mezhep öğüdünün hülâsası şudur: Dinin kısaca tarihi, dinsizlik ve din değiştirmenin bir milleti harap edeceği, müstemlekecilerin islâm aleyhtarı olmalarının sebebi, halkın en büyük teselli ve inzibat kuvvetinin din olduğu, din ve mezhebin ancak mabetlere bırakılarak hayata karıştırılmaması lâzım.
Şu satırları aynen alıyorum: Bazı ecnabî diliyle islâmlık aleyhinde yazılan kitaplar, bilhassa müstemlekelerden yetişebilecek islâm gençlerinin ahlâkını bozarak ortaya tefrike düşürmek maksadıyla kaleme alınmıştır. Bu kitapları okuyup da şuna-buna telkinat yapmak, budalacasına bir cinayettir. Bir çocuğa veya bir adama din aleyhinde telkinde bulunmak, biçarenin dimağını neşterle kazımak demektir ki, hemen kangren yapar! Halbuki din, bir millet fertlerinin perçinidir. Dinin gevşediği yerlerde, birlik perçini de gevşemiş demektir.diler. Hiç cevap vermediler. Bahis de kapandı.
Mustafa Kemal Paşanın büyük bir dikkat ve sükûnetle beni dinleyişinden ve ara-sıra ismet Paşayı süzmesinden ve ayrılırken de bana karşı gösterdiği samimiyetten çıkardığım mana, beni haklı bulduğu idi. Fakat mütâlaarıma hak vermekle, tekrar,mefkure hatırasına döneceğini, hiç de aklıma getirmemiş idim!
Kaynak: Paşaların Kavgası Kazım Karabekir"
son cümleye dikkat: "tekrar,mefkure hatırasına döneceğini, hiç de aklıma getirmemiş idim!"
"19 Ağustos Pazar akşamı Mustafa Kemal ve ismet Paşalar -Lâtife Hanım ile birlikte bana akşam yemeğine geldiler. Keçiörene giderken sağ tarafta kubbeli köşk denen mevkide, bol suyu ve büyücek havuzu olan bir köşkte kira ile oturuyordum. ismet Paşa, Lozanda iken Mustafa Kemal Paşa, Lâtife Hanımla birlikte, bir kere daha bana akşam yemeğine gelmişlerdi.
Münakaşayı, ismet Paşa ile ben yaptım. Mustafa Kemal Paşa sükûnetle bizi dinledi.
Mustafa Kemal Paşa, Lozandan da aldığı hızla, ne iktisat Kongresinin ve ne de heyet-i ilmiyenin hazırladığı programlara ilgi göstermeyerek müthiş bir inkılâp hamlesi teklif etti:
-Hocaları toptan kaldırmadıkça hiç bir iş yapamayız. Bugünkü kudret ve prestijimizle bugün bu inkılâbı yapmazsak, başka hiç bir zaman yapamayız. ilk Fethi Bey Grubundan sonra da Mustafa Kemal Paşadan işittiğim bu yeni inkılâp zihniyetini ismet Paşa bir çırpıda tamamlıyordu. Aradaki zaman fasılaları kendiliğinden ortadan kalkarak, bu üç şahsiyetin üç maddelik programlan kulaklarımda tekrarlandı:
1- islâmlık terakkiye manidir; 2- Arapoğlunun yavelerini Türklere öğretmeli. 3- Hocaları toptan kaldırmalı!
NE OLMAK iSTiYORSUNUZ: HRiSTiYAN MI, DiNSiZ Mi?
Peki amma ne olmak istiyorsunuz? dedim. Hristiyan mı, dinsiz mi? Hiç birine imkân olmamakla beraber her iki yol da, hem tehlikeli hem de geridir! Münevver Hristiyanlık âlemi ilim zihniyetine daha uygun yeni bir din esasları araştırırken bizim, onların köhne müessesesini benimsemekliğimiz müthiş tehlikesiyle beraber, geri bir hareket olur! Dini kaldırmak ise yeni müthiş tehlikesiyle beraber medeniyet âleminin nefret ettiği geri bir yol olduğundan maksatsız bir hareket olur.
Bir millet de duygu birliği, itikat birliği ve menfaat birliği olmazsa, idare edenlerle edilenler arasında bir uçurum açılır ve bu uçurum, günün birinde millete mezar da olabilir! Ben her fırsatta söylediğim gibi, dinle uğraşmanın bizi daha ziyade terakkiden alıkoyacağı ve daha ziyade geri götürebileceği kanaatındayım. Dini olduğu gibi bırakmalı ve hükümet, ne buna tesir yapmalı ve ne de tesiri altında kalmalıdır! Biz millî istiklâlimiz gibi, millî hürriyetimizi de en mukaddes gaye tanımalıyız ve bunun zevkini bütün millete tattırmalıyız.
Bunun için medenî hedeflerimizde sürat, fakat içtimai gayelerimizde tekamül yolunu tutmalıyız. Ben taassuptan uzak ve terakki sever bir insan olduğumu eserlerimle de gösterdim! Zaten yakından biliyorsunuz. Din hakkındaki düşüncemi doğuda iken çocuklar için yazdığım Öğütlerim başlıklı eserimde de üç yıl önce neşretmiş bulunuyorum. Müsaadenizle okuyayım.
Din ve Mezhep öğüdünü okudum.(x) Sükûnetle dinle(di)-
(x) Din ve Mezhep öğüdünün hülâsası şudur: Dinin kısaca tarihi, dinsizlik ve din değiştirmenin bir milleti harap edeceği, müstemlekecilerin islâm aleyhtarı olmalarının sebebi, halkın en büyük teselli ve inzibat kuvvetinin din olduğu, din ve mezhebin ancak mabetlere bırakılarak hayata karıştırılmaması lâzım.
Şu satırları aynen alıyorum: Bazı ecnabî diliyle islâmlık aleyhinde yazılan kitaplar, bilhassa müstemlekelerden yetişebilecek islâm gençlerinin ahlâkını bozarak ortaya tefrike düşürmek maksadıyla kaleme alınmıştır. Bu kitapları okuyup da şuna-buna telkinat yapmak, budalacasına bir cinayettir. Bir çocuğa veya bir adama din aleyhinde telkinde bulunmak, biçarenin dimağını neşterle kazımak demektir ki, hemen kangren yapar! Halbuki din, bir millet fertlerinin perçinidir. Dinin gevşediği yerlerde, birlik perçini de gevşemiş demektir.diler. Hiç cevap vermediler. Bahis de kapandı.
Mustafa Kemal Paşanın büyük bir dikkat ve sükûnetle beni dinleyişinden ve ara-sıra ismet Paşayı süzmesinden ve ayrılırken de bana karşı gösterdiği samimiyetten çıkardığım mana, beni haklı bulduğu idi. Fakat mütâlaarıma hak vermekle, tekrar,mefkure hatırasına döneceğini, hiç de aklıma getirmemiş idim!
Kaynak: Paşaların Kavgası Kazım Karabekir"
son cümleye dikkat: "tekrar,mefkure hatırasına döneceğini, hiç de aklıma getirmemiş idim!"
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar