bugün
- tembel ve çalışmayan insan15
- 1 saatte 10 bira içmek16
- nick vermeden bir yazara ağır hakaret etmek13
- uzaylı görünce söylenecek ilk şey10
- manyak olmaya karar verdim9
- sözlük kızlarının kombinleri20
- velvet vs nervio19
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması14
- almanya da hangi partiyi seçerdiniz5
- arkadaşlar neden bu kadar salaksınız5
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı61
- uludağ sözlük yazarlar yüzünden bitti3
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri5
- şaka maka 2026 dünya kupasının bitmesi3
- haber turk2
- türkiyeden siktirolup gitmek5
- yüksek seviye otomobile binmeye utanmak2
- hırt5
- velvet12
- kasiyer kızdan hoşlanmak17
- otomobile ek vergi5
- magnum dondurmasının eskiden daha pahalı olması2
- nervio11
- messi ve arjantin'in tüm dünyaya rezil olması7
- kıbrıs barış harekatı3
- ingilterede çocuklar açlıktan silgi yiyor5
- slavko vincic15
- cunda adası3
- akşamları yürüyüşe çıkmak2
- ispanya19
- sevilince şımaran kızlar4
- blok33
- teröriste o da insan demek4
- kadınların efendi erkek yerine katil tercihi4
- yazık oldu yarınlara4
- otel odasında ölmekten korkmak2
- üniversite tercih edeceklere tavsiyeler3
- liberal eğitimin imkansızlığı2
- pahalılığın çaresi3
- vurgun yemek4
- özgünlüğün faydasız olması5
- arkadaşlar ben chatgpt ile konuşmaya gıdıyorum2
- sözlük kızlarının adam gibi adam olması2
- anna karenina'ya orospu diyen beyinsiz adi köpek6
- arjantin'in 115 dakika şut atamaması8
- tayt giyen hatunun götünü dalgalandırmak2
- tememda kenka nalaka10
- istanbul da hissedilen sıcaklık2
- true hanın gazabı8
- sözlük kimsenin tekelinde değildir9
--spoiler--
yalnızlığıyla birleştirdiği hüznünü sevdiğim güzel takımım için uydurulan çirkin bir söz. yıl 2006 annemi babamı acı bir otobüs kazasında kaybedeli 2-3 yıl olmuş. 8 yaşındaki kardeşimle beraber dayımda yaşıyoruz. dayım çok güzel adam ama 80li yıllarda o kadar işkence görmüş ki kafa sürekli gidip geliyor. kazayı ve anne babasını hayal meyal hatırlayan kardeşim sürekli onları soruyor bana. onlarla ilgili anılar anlatmamı istiyor, en çok da babamın fenerbahçe altyapısında oynadığı yıllardaki anılar ısıtıyor doğumundan beri kalp yetmezliği denen illetle mücadele eden kardeşimin kalbini. bende fenerliyim ama sorsan 3 futbolcu zor sayarım o zaman. ne futbollla ilgilenecek zamanım ne buna ayıracak param var. kardeşimin tedavi masrafları karşılanıyor ama dayımın emekli maaşı giderlerimize yetmediğinden durmadan çalışmak zorundayım. bigün dünyadan haberim yok yine akşam eve gelmişim kardeşim hüngür hüngür hıçkıra hıçkıra ağlıyor. "niye ağlıyosun koçum?" diyorum "abi denizliyle berabere kaldık şampiyon olamadık diyor" hüngür hüngür ağlıyor. "ağlama lan diyorum" ama bunu söylerken bende ağlıyorum, maç şampiyonluk sikimde değil kardeşimin ağlamasına ağlıyorum "seneye de biz şampiyon oluruz kesin" diyiveriyorum. "şimdi okulda herkes benle dalga geçecek alay edecek abi" diyor, "hele bi geçsinler bakalım bacaklarını kırarım lan hepsinin" diyip istediği futbolcunun formasını alacağım sözünü vererek tatlıya bağlıyoruz mevzuyu.
yıl oluyor 2009 kardeşimin zaten yorgun olan kalbi daha da yoruluyor. ayda bir uğradığımız doktora artık haftada bir uğruyoruz. sırf moral olsun diye kombine bilet alıyorum ona. çocuk doğru düzgün sevinemeden doktor tarafından aşırı heyecanlandıran aktivitelerde bulunması yasaklanıyor. benim gitmemi istiyor maçlara kardeşim her detayı anlatmak kaydıyla tabi. hemen kabul ediyorum ne para ne pul ne iş umrumda her an kalbi durabilecek olan kardeşime adıyorum kendimi. söz veriyorum ona sözümde de duruyorum. her puan kaybında suçu hakemlere atıp, attığımız her golü boş kaleye bile olsa ballandıra ballandıra anlatıyordum ona. bazen gaza gelip okkalı bir küfür ediyor, her gol anlatışımda kendinden geçiyordu. yavaş yavaş bende alışıyordum tabi tribün kültürüne kadroyu falan ezberlemem şöyle dursun marşlara bile katılır olmuştum.
neyse sezon sonu geliyor. son haftadaki trabzon maçına gideceğim. kardeşim şampiyonluktan emin söz istiyor benden "şampiyon olursak kutlamaya götür beni" diyerek, "söz be diyorum en güzel yerden izleyeceğiz hemde". maça gidiyorum herkes gibi ben de galibiyetten eminim. evdeki hesap çarşıya uymasa da malum anons olayı yaşanıyor ve bir anda neredeyse tüm stad şampiyonluk çığlıkları eşliğinde sahaya iniyor. uzunca bir sevinçten sonra kardeşimi arayıp sevincimi paylaşmak için telefonumu alıyorum elime. dayım 20 cevapsız yazıyor, allahım lütfen diyorum lütfen o olmasın, az önce kardeşimin çılgınca sevineceği fenerbahçenin şampiyonluğu için şükreden eller, bu defa kardeşimin hayatını bana bağışlaması için kalkıyor tanrıya. "onur onur onur diyor dayım kardeşin" diyor düşüyor telefon elimden az önce çılgınca sevinen stad sanki kardeşimin yasını tutarcasına sessizliğe bürünüyor benimle birlikte.
tüm bu olaylardaki en acı olaylardan biri de hiçbir zaman kardeşimin ölümünü neyin tetiklediğini bilemeyecek olmam. acaba şampiyonluğumuza sevinirken kriz geçirerek son anlarını mutlu mu yaşadı, ya da şampiyon olamadığımızı öğrenecek kadar şanssız ve bahtsız mıydı?
n.k.f.v.a.s. diyenler bunu derken en yalın şekilde anlatmaya çalıştığım kardeşim gelsin aklınıza. diliniz vicdanınıza hükmederse sırf sizinle aynı sarıyı sevip kırmızı yerine laciverti seçti diye 11 yaşındaki rahmetli bir çocuğa da söveceksiniz bu lafı söylerken. sövmeyin sövdürmeyin kardeşime, yazıktır, ayıptır
--spoiler--
yalnızlığıyla birleştirdiği hüznünü sevdiğim güzel takımım için uydurulan çirkin bir söz. yıl 2006 annemi babamı acı bir otobüs kazasında kaybedeli 2-3 yıl olmuş. 8 yaşındaki kardeşimle beraber dayımda yaşıyoruz. dayım çok güzel adam ama 80li yıllarda o kadar işkence görmüş ki kafa sürekli gidip geliyor. kazayı ve anne babasını hayal meyal hatırlayan kardeşim sürekli onları soruyor bana. onlarla ilgili anılar anlatmamı istiyor, en çok da babamın fenerbahçe altyapısında oynadığı yıllardaki anılar ısıtıyor doğumundan beri kalp yetmezliği denen illetle mücadele eden kardeşimin kalbini. bende fenerliyim ama sorsan 3 futbolcu zor sayarım o zaman. ne futbollla ilgilenecek zamanım ne buna ayıracak param var. kardeşimin tedavi masrafları karşılanıyor ama dayımın emekli maaşı giderlerimize yetmediğinden durmadan çalışmak zorundayım. bigün dünyadan haberim yok yine akşam eve gelmişim kardeşim hüngür hüngür hıçkıra hıçkıra ağlıyor. "niye ağlıyosun koçum?" diyorum "abi denizliyle berabere kaldık şampiyon olamadık diyor" hüngür hüngür ağlıyor. "ağlama lan diyorum" ama bunu söylerken bende ağlıyorum, maç şampiyonluk sikimde değil kardeşimin ağlamasına ağlıyorum "seneye de biz şampiyon oluruz kesin" diyiveriyorum. "şimdi okulda herkes benle dalga geçecek alay edecek abi" diyor, "hele bi geçsinler bakalım bacaklarını kırarım lan hepsinin" diyip istediği futbolcunun formasını alacağım sözünü vererek tatlıya bağlıyoruz mevzuyu.
yıl oluyor 2009 kardeşimin zaten yorgun olan kalbi daha da yoruluyor. ayda bir uğradığımız doktora artık haftada bir uğruyoruz. sırf moral olsun diye kombine bilet alıyorum ona. çocuk doğru düzgün sevinemeden doktor tarafından aşırı heyecanlandıran aktivitelerde bulunması yasaklanıyor. benim gitmemi istiyor maçlara kardeşim her detayı anlatmak kaydıyla tabi. hemen kabul ediyorum ne para ne pul ne iş umrumda her an kalbi durabilecek olan kardeşime adıyorum kendimi. söz veriyorum ona sözümde de duruyorum. her puan kaybında suçu hakemlere atıp, attığımız her golü boş kaleye bile olsa ballandıra ballandıra anlatıyordum ona. bazen gaza gelip okkalı bir küfür ediyor, her gol anlatışımda kendinden geçiyordu. yavaş yavaş bende alışıyordum tabi tribün kültürüne kadroyu falan ezberlemem şöyle dursun marşlara bile katılır olmuştum.
neyse sezon sonu geliyor. son haftadaki trabzon maçına gideceğim. kardeşim şampiyonluktan emin söz istiyor benden "şampiyon olursak kutlamaya götür beni" diyerek, "söz be diyorum en güzel yerden izleyeceğiz hemde". maça gidiyorum herkes gibi ben de galibiyetten eminim. evdeki hesap çarşıya uymasa da malum anons olayı yaşanıyor ve bir anda neredeyse tüm stad şampiyonluk çığlıkları eşliğinde sahaya iniyor. uzunca bir sevinçten sonra kardeşimi arayıp sevincimi paylaşmak için telefonumu alıyorum elime. dayım 20 cevapsız yazıyor, allahım lütfen diyorum lütfen o olmasın, az önce kardeşimin çılgınca sevineceği fenerbahçenin şampiyonluğu için şükreden eller, bu defa kardeşimin hayatını bana bağışlaması için kalkıyor tanrıya. "onur onur onur diyor dayım kardeşin" diyor düşüyor telefon elimden az önce çılgınca sevinen stad sanki kardeşimin yasını tutarcasına sessizliğe bürünüyor benimle birlikte.
tüm bu olaylardaki en acı olaylardan biri de hiçbir zaman kardeşimin ölümünü neyin tetiklediğini bilemeyecek olmam. acaba şampiyonluğumuza sevinirken kriz geçirerek son anlarını mutlu mu yaşadı, ya da şampiyon olamadığımızı öğrenecek kadar şanssız ve bahtsız mıydı?
n.k.f.v.a.s. diyenler bunu derken en yalın şekilde anlatmaya çalıştığım kardeşim gelsin aklınıza. diliniz vicdanınıza hükmederse sırf sizinle aynı sarıyı sevip kırmızı yerine laciverti seçti diye 11 yaşındaki rahmetli bir çocuğa da söveceksiniz bu lafı söylerken. sövmeyin sövdürmeyin kardeşime, yazıktır, ayıptır
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar