bugün
- su bardağında çay içmek10
- şükretmeyen insan6
- cenazede gülmek5
- alttaki yazara bir şey söyle20
- pudingi çay kaşığıyla yemek4
- insanın düşüncelerinden utanması6
- geceden balıkla yenilmiş soğan4
- usul adab erkan4
- galiba hamileyim5
- tuvalette ilham gelmesi2
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı35
- devrimci kız götü3
- kemalistlerin islam düşmanlığının nedenleri15
- firavun ahenaton2
- vazektomi3
- hayvanların konuşmaya başlaması3
- yüksek enflasyon7
- bilmiyorum diyebilmek2
- parcalandim toparlanamiyorum321
- muhabbet kuşunun insanına boncuk adını koyması3
- 1 kasım 2026 sosyal medya yasağı2
- erkeklere en güzel hitap şekilleri17
- bol kaşarlı tost3
- boyun ağrısına iyi gelen şeyler15
- insanın yaşamadığı olaydan ders çıkarması2
- beyoğlu nda taksiye çarpan otomobil kazası2
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- sözlük yazarlarının beni travesti sanması16
- erkek hapşırması2
- ölümsüzlüğün sıkıcı bir şey olması2
- sevgilinin arabasıyla kaza yapmak9
- entry formatına hakim olmayan eski nesil yazar2
- kamyon sürerken dinlenecek şarkılar10
- nefret edilen hitap şekilleri11
- kartoncuya zeytin dalı uzatmak19
- yogartiksen12
- gece mesajlaşırken uyuya kalan erkek9
- sözlüğün vahşi kelebeğine eş arıyoruz28
- sözlük çeteleri11
- cuma akşamı etkinlikleri8
- ben bu yazıyı hiç kimseye yazmadım5
- çaylak olunca yan hesaplarla sözlüğe gelen işsiz10
- berna laçin'in gözaltına alınması41
- bi erkek için kütahyadan adanaya gitmek7
- hangi yazarla çift olursunuz28
- hilafetin türklere faydası16
- cuma akşam eve girip pazartesi sabaha dek çıkmamak9
- gecenin bir körü prezervatif isteyen komşu8
- ucan tekme atan hipopotam45
- kibarhergele14
--spoiler--
yalnızlığıyla birleştirdiği hüznünü sevdiğim güzel takımım için uydurulan çirkin bir söz. yıl 2006 annemi babamı acı bir otobüs kazasında kaybedeli 2-3 yıl olmuş. 8 yaşındaki kardeşimle beraber dayımda yaşıyoruz. dayım çok güzel adam ama 80li yıllarda o kadar işkence görmüş ki kafa sürekli gidip geliyor. kazayı ve anne babasını hayal meyal hatırlayan kardeşim sürekli onları soruyor bana. onlarla ilgili anılar anlatmamı istiyor, en çok da babamın fenerbahçe altyapısında oynadığı yıllardaki anılar ısıtıyor doğumundan beri kalp yetmezliği denen illetle mücadele eden kardeşimin kalbini. bende fenerliyim ama sorsan 3 futbolcu zor sayarım o zaman. ne futbollla ilgilenecek zamanım ne buna ayıracak param var. kardeşimin tedavi masrafları karşılanıyor ama dayımın emekli maaşı giderlerimize yetmediğinden durmadan çalışmak zorundayım. bigün dünyadan haberim yok yine akşam eve gelmişim kardeşim hüngür hüngür hıçkıra hıçkıra ağlıyor. "niye ağlıyosun koçum?" diyorum "abi denizliyle berabere kaldık şampiyon olamadık diyor" hüngür hüngür ağlıyor. "ağlama lan diyorum" ama bunu söylerken bende ağlıyorum, maç şampiyonluk sikimde değil kardeşimin ağlamasına ağlıyorum "seneye de biz şampiyon oluruz kesin" diyiveriyorum. "şimdi okulda herkes benle dalga geçecek alay edecek abi" diyor, "hele bi geçsinler bakalım bacaklarını kırarım lan hepsinin" diyip istediği futbolcunun formasını alacağım sözünü vererek tatlıya bağlıyoruz mevzuyu.
yıl oluyor 2009 kardeşimin zaten yorgun olan kalbi daha da yoruluyor. ayda bir uğradığımız doktora artık haftada bir uğruyoruz. sırf moral olsun diye kombine bilet alıyorum ona. çocuk doğru düzgün sevinemeden doktor tarafından aşırı heyecanlandıran aktivitelerde bulunması yasaklanıyor. benim gitmemi istiyor maçlara kardeşim her detayı anlatmak kaydıyla tabi. hemen kabul ediyorum ne para ne pul ne iş umrumda her an kalbi durabilecek olan kardeşime adıyorum kendimi. söz veriyorum ona sözümde de duruyorum. her puan kaybında suçu hakemlere atıp, attığımız her golü boş kaleye bile olsa ballandıra ballandıra anlatıyordum ona. bazen gaza gelip okkalı bir küfür ediyor, her gol anlatışımda kendinden geçiyordu. yavaş yavaş bende alışıyordum tabi tribün kültürüne kadroyu falan ezberlemem şöyle dursun marşlara bile katılır olmuştum.
neyse sezon sonu geliyor. son haftadaki trabzon maçına gideceğim. kardeşim şampiyonluktan emin söz istiyor benden "şampiyon olursak kutlamaya götür beni" diyerek, "söz be diyorum en güzel yerden izleyeceğiz hemde". maça gidiyorum herkes gibi ben de galibiyetten eminim. evdeki hesap çarşıya uymasa da malum anons olayı yaşanıyor ve bir anda neredeyse tüm stad şampiyonluk çığlıkları eşliğinde sahaya iniyor. uzunca bir sevinçten sonra kardeşimi arayıp sevincimi paylaşmak için telefonumu alıyorum elime. dayım 20 cevapsız yazıyor, allahım lütfen diyorum lütfen o olmasın, az önce kardeşimin çılgınca sevineceği fenerbahçenin şampiyonluğu için şükreden eller, bu defa kardeşimin hayatını bana bağışlaması için kalkıyor tanrıya. "onur onur onur diyor dayım kardeşin" diyor düşüyor telefon elimden az önce çılgınca sevinen stad sanki kardeşimin yasını tutarcasına sessizliğe bürünüyor benimle birlikte.
tüm bu olaylardaki en acı olaylardan biri de hiçbir zaman kardeşimin ölümünü neyin tetiklediğini bilemeyecek olmam. acaba şampiyonluğumuza sevinirken kriz geçirerek son anlarını mutlu mu yaşadı, ya da şampiyon olamadığımızı öğrenecek kadar şanssız ve bahtsız mıydı?
n.k.f.v.a.s. diyenler bunu derken en yalın şekilde anlatmaya çalıştığım kardeşim gelsin aklınıza. diliniz vicdanınıza hükmederse sırf sizinle aynı sarıyı sevip kırmızı yerine laciverti seçti diye 11 yaşındaki rahmetli bir çocuğa da söveceksiniz bu lafı söylerken. sövmeyin sövdürmeyin kardeşime, yazıktır, ayıptır
--spoiler--
yalnızlığıyla birleştirdiği hüznünü sevdiğim güzel takımım için uydurulan çirkin bir söz. yıl 2006 annemi babamı acı bir otobüs kazasında kaybedeli 2-3 yıl olmuş. 8 yaşındaki kardeşimle beraber dayımda yaşıyoruz. dayım çok güzel adam ama 80li yıllarda o kadar işkence görmüş ki kafa sürekli gidip geliyor. kazayı ve anne babasını hayal meyal hatırlayan kardeşim sürekli onları soruyor bana. onlarla ilgili anılar anlatmamı istiyor, en çok da babamın fenerbahçe altyapısında oynadığı yıllardaki anılar ısıtıyor doğumundan beri kalp yetmezliği denen illetle mücadele eden kardeşimin kalbini. bende fenerliyim ama sorsan 3 futbolcu zor sayarım o zaman. ne futbollla ilgilenecek zamanım ne buna ayıracak param var. kardeşimin tedavi masrafları karşılanıyor ama dayımın emekli maaşı giderlerimize yetmediğinden durmadan çalışmak zorundayım. bigün dünyadan haberim yok yine akşam eve gelmişim kardeşim hüngür hüngür hıçkıra hıçkıra ağlıyor. "niye ağlıyosun koçum?" diyorum "abi denizliyle berabere kaldık şampiyon olamadık diyor" hüngür hüngür ağlıyor. "ağlama lan diyorum" ama bunu söylerken bende ağlıyorum, maç şampiyonluk sikimde değil kardeşimin ağlamasına ağlıyorum "seneye de biz şampiyon oluruz kesin" diyiveriyorum. "şimdi okulda herkes benle dalga geçecek alay edecek abi" diyor, "hele bi geçsinler bakalım bacaklarını kırarım lan hepsinin" diyip istediği futbolcunun formasını alacağım sözünü vererek tatlıya bağlıyoruz mevzuyu.
yıl oluyor 2009 kardeşimin zaten yorgun olan kalbi daha da yoruluyor. ayda bir uğradığımız doktora artık haftada bir uğruyoruz. sırf moral olsun diye kombine bilet alıyorum ona. çocuk doğru düzgün sevinemeden doktor tarafından aşırı heyecanlandıran aktivitelerde bulunması yasaklanıyor. benim gitmemi istiyor maçlara kardeşim her detayı anlatmak kaydıyla tabi. hemen kabul ediyorum ne para ne pul ne iş umrumda her an kalbi durabilecek olan kardeşime adıyorum kendimi. söz veriyorum ona sözümde de duruyorum. her puan kaybında suçu hakemlere atıp, attığımız her golü boş kaleye bile olsa ballandıra ballandıra anlatıyordum ona. bazen gaza gelip okkalı bir küfür ediyor, her gol anlatışımda kendinden geçiyordu. yavaş yavaş bende alışıyordum tabi tribün kültürüne kadroyu falan ezberlemem şöyle dursun marşlara bile katılır olmuştum.
neyse sezon sonu geliyor. son haftadaki trabzon maçına gideceğim. kardeşim şampiyonluktan emin söz istiyor benden "şampiyon olursak kutlamaya götür beni" diyerek, "söz be diyorum en güzel yerden izleyeceğiz hemde". maça gidiyorum herkes gibi ben de galibiyetten eminim. evdeki hesap çarşıya uymasa da malum anons olayı yaşanıyor ve bir anda neredeyse tüm stad şampiyonluk çığlıkları eşliğinde sahaya iniyor. uzunca bir sevinçten sonra kardeşimi arayıp sevincimi paylaşmak için telefonumu alıyorum elime. dayım 20 cevapsız yazıyor, allahım lütfen diyorum lütfen o olmasın, az önce kardeşimin çılgınca sevineceği fenerbahçenin şampiyonluğu için şükreden eller, bu defa kardeşimin hayatını bana bağışlaması için kalkıyor tanrıya. "onur onur onur diyor dayım kardeşin" diyor düşüyor telefon elimden az önce çılgınca sevinen stad sanki kardeşimin yasını tutarcasına sessizliğe bürünüyor benimle birlikte.
tüm bu olaylardaki en acı olaylardan biri de hiçbir zaman kardeşimin ölümünü neyin tetiklediğini bilemeyecek olmam. acaba şampiyonluğumuza sevinirken kriz geçirerek son anlarını mutlu mu yaşadı, ya da şampiyon olamadığımızı öğrenecek kadar şanssız ve bahtsız mıydı?
n.k.f.v.a.s. diyenler bunu derken en yalın şekilde anlatmaya çalıştığım kardeşim gelsin aklınıza. diliniz vicdanınıza hükmederse sırf sizinle aynı sarıyı sevip kırmızı yerine laciverti seçti diye 11 yaşındaki rahmetli bir çocuğa da söveceksiniz bu lafı söylerken. sövmeyin sövdürmeyin kardeşime, yazıktır, ayıptır
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar