bugün
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- tai lung vs gocu22
- bu ne soğuk amk5
- karılı kızlı tiktok yerine sözlükte takılan tip3
- sözlüktekiler kaç yaşında10
- true nickli yazar19
- analı avratlı sözlük kavgaları8
- habire1228
- sözlükten soğumak için fırsat gözleyen yazarlar3
- 1 gocu'ya 4 kişi dalması7
- sözlükte kavga olacak hissi3
- tuvaletin evin dışında olması6
- kadınların reddedemediği teklifler6
- gocusuz bir sözlük5
- krt tv4
- kürtler asimile edilmelidir11
- şaka maka yeni bir günün başlaması2
- çorap kokusu2
- şanlıurfa2
- bir erkek ile yanlışlıkla göz göze gelmek5
- silinen entry2
- yanlışlıkla plaj şemsiyesine diklemesine oturmak6
- ecevit döneminin kepazeliği5
- sözlüğe renk katan yazarlar hangi rengi katıyor21
- gocu'nun çaylak olması3
- sözlüğün embesillerle dolu olması4
- kızlar geri gelsin kampanyası2
- uludağ sözlük adalet sistemi5
- et döner dürüm9
- erkek kavgasının çok sıkıcı olması5
- varlık sebebimiz3
- seviyenin bugün yükselmesi için ne yaptın5
- şemsiyeli olayının gerçek yüzünü açıklıyorum8
- fırtına sonrası sessizlik2
- ziyafet denince aklına sadece lahmacun gelen kıro2
- manisada okul saldırısı17
- sarı poşet kudurtması13
- allah'ın yasakladığı cinsel ilişkiler10
- apocalypse tank3
- evliliği ayakta tutan güçler13
- bottega3
- anti villain2
- patso3
- aksu tv2
- kadir inanır'ın kendi ailesine miras birakmaması6
- lale belkıs3
- yağız kaan erdoğmuş2
- kavga bitti hadi yatağa3
- türkiye medeni bi ülkeyse neden hristiyan yok28
- mod gelince civciv sürüsü gibi dağılmak3
gelelim cas davasını çekmemizle ilgili yorumuma;
biz fenerbahçe taraftarları için, bu davanın geri çekilmesi, 3 şekilde kabul edilebilirdi.
1- etik kurulu raporunun, fenerbahçe'nin temiz olduğunu ilan etmesi, (dikkat; aklaması demiyorum, temiz olduğunu ilan etmesi, yani bize göre "malumun ilanı"nı yapması)
2- aziz yıldırım'ın tahliye edilmesi,
3- iade-i itibarımızın yapılması.
birinci madde gerçekleşti. nasıl mı?
<< Kurulumuz, yaptığı inceleme ve değerlendirmeler sonunda, müsabakalardaki eylemler bakımından ilgili bazı kişiler hakkında, "şike", "şike teşebbüsü", "teşvik primi" veya "teşvik primine teşebbüs" şüphesinin mevcut olup olmadığı ve bu kişilerin eylem ve davranışlarının kulüplere izafesinin mümkün olup olmadığı bakımından kanaate ulaşmıştır; bazı müsabakalar bakımından ya da olaylarda adı geçen kişiler açısından ise "kanaat oluşturmaya yetecek kanıt bulunmadığı" şeklinde görüş bildirmiştir. Ayrıca Kurulumuz, dosyadaki kanıtlar çerçevesinde bazı kişilerin, Savcılık evrakında "şüpheli" olarak belirtilmelerine rağmen, "somut olayla ilgisini gösteren kanıt bulunmadığı" yönünde kanaat bildirmiştir. >>
saha içi saha dışı ayrımı yok. "şike sahaya yansımadı" anlamı yok. öyle iddia edildiği gibi, 4 maçta şike yaptığımız anlamı falan yok.
Ki gazetelerdeki şu "4 maçta şike" vs laflarını da anlamıyorum.
"Aziz Yıldırım aklandı. Tamer Yelkovan'ın ifadesine bile başvurulmadı çünkü Aziz Yıldırım, bütün para giriş çıkışlarını belgeledi." diyorsun, sonra da çıkıp diyorsun ki "Fenerbahçe 4 maçta şike yapmış"
Sen bir klübün başkanını ve muhasebecisini akladıktan sonra o klübe "şike yapmıştır" dersen, o klüp de dönüp sana "ben maçları para vermeyip satın almadım da, nasıl satın aldım?" der.
"Etik Kurulu Raporu'nu Fenerbahçe değiştirtti" ithamına savunmasını da böyle yapmıştır Etik Kurulu:
<< işbu rapora konu iddialarla ilgili 15.08.2011 tarih ve 2011/8 Esas, 2011/7 karar sayılı Kurulumuz raporu ile işbu rapor arasındaki farkın vurgulanmasında yarar görülmüştür: ilk rapor, Temmuz 2011 tarihinde Etik Kurulu'na teslim edilen dosyada mevcut Cumhuriyet Savcılığı soruşturma evrakı ve özellikle kolluk fezlekesi ve ekleri ile sınırlı olan ve gizlilik kararı gereği dosyada adı geçen ilgililerin beyanları alınmadan ve gerekli deliller toplanmadan hazırlanmış olan bir rapordur. ilk rapor çalışmasına konu evrakın, sadece iddia makamının iddiasına dayanak aldığı iletişim tespit tutanakları ve fiziki takip tutanaklarından ibaret olması sebebiyle, ilk raporda ilgililerin iddiada yer alan somut vakıalar hakkındaki açıklamaları ve bu açıklamaları destekleyen delillerine hiç bir şekilde ulaşılamamıştır. Bu sebeple, ilk raporun giriş bölümünde, o raporun eksiklikleri belirtilmiş ve gizlilik kararının kalkmasından sonra, dosyanın tekrar Kurulumuza sevk edilmesinin uygun olacağı vurgulanmıştı. işbu rapor ise, tez niteliğindeki iddia ve dayanakları yanında antitez niteliğindeki savunma ve dayanaklarının da değerlendirilebildiği bir çalışmanın ürünü olmuştur. Kurulumuz somut vakıa iddialarının doğru olma ihtimalinin derecesi konusunda ayrıntılı bir müzakere süreci yaşamış ve objektiflik ilkesine azami derecede özen göstermiştir. >>
yani diyor ki;
ilk rapor; tapelere ve iddianameye dayanılarak hazırlanmıştı -ki aslında da yarımdı, bunu herkes biliyor ama kimse bahsetmiyor işine gelmediği için, etik kurulu da işin o kısmına girmemiş, gereksiz gerginlik olmasın diye- ama savunmalar alınmamıştı, savunmaları aldık, hiçbir delilin olmadığına kanaat getirdik ve raporu tamamladık.
kaynak: http://www.tff.org/defaul...geID=285&ftxtID=15039
gelelim ikinci maddeye:
Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe, spor hukuğu açısından aklanmış bir haldeyken, Aziz Yıldırım hangi gerekçeyle içeride tutulabilir?
"O kadar adam dışarıda ama Aziz Yıldırım neden hala içeride?" diye sorduğumuz zaman aldığımız cevap "Çünkü 6222 sayılı yasa değiştirildi de onlar serbest kaldı. Aziz Yıldırım ise, çete örgütü liderliği suçlamasından dolayı hapiste yatıyor" oluyordu. Ha bi de o 6222 de Aziz Yıldırım için değiştiriliyordu ya, neyse *
Eğer bu adam çete kurduysa, haraç toplamak için kurmadı herhalde değil mi? Şike yapmak için kurdu. Sen çıkıp da "Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe şike yapmamıştır" dersen, bu çete suçlaması çöker. Adamı da tahliye etmek zorunda kalırsın. Tahliye etmemen için tek gerekçen var, Aziz Yıldırım'a başka bir çete suçlaması isnad etmen, ki Aziz Yıldırım'ın tahliye talebinin reddedilme gerekçelerinden biri de "suç vasfının değişme ihtimali" idi, yani "senin suçun olmasa da farketmez, ben sana bir suç isnad ederim, sen yorma o güzel kafacığını" demekti * Fakat bunu yaptıkları takdirde, bu sefer diğer takım taraftarları da "demek ki bu gerçekten bir Aziz Yıldırım operasyonuymuş" der, sen de verecek cevap bulamazsın. Bu sebepten dolayı, Aziz Yıldırım'ın 5 Mayıs'da tahliye olacağını düşünüyorum ama kendimi de heveslendirmiyorum.
ve üçüncü madde. iade-i itibar:
Şahsım adına, yerin dibine batsın onların parası pulu. çıkıp da UEFA ve TFF "Fenerbahçe'yi CL'ye almamakla / yollamamakla hata ettik" desinler yeter benim adıma ama demezler, bunu da biliyorum. O yüzden, mecburen iade-i itibarımız 45 milyon Euro ödemesiyle yapılacak. Ama o parayı bence Mehmet Ali Aydınlar, ilhan Helvacı ve Lütfi Arıboğan ödemeliler. Yıldırım Demirören'i çok sevdiğim için kurmuyorum bu cümleyi. O'nun TFF yönetiminin almadığı bir kararın ceremesini, neden Yıldırım Demirören çeksin ki? Hem Mehmet Ali Aydınlar, Mehmet Ali Birand'ın karşısında gürlemeyi biliyordu "100 milyon Euro veririm" diye. Hadi bakalım, buyursun versin.
Bu 3 madde gerçekleşmediği sürece; özellikle ilk iki maddeden biri gerçekleşmediği sürece, o davanın çekilmesi, bizim davamıza ihanettir.
Onursuzluktur, namussuzluktur ve bunu yapanlar da, benden zerre destek ve zırnık kuruş alamazlar.
Bu yönetimi ve bu yönetimin yönettiği Fenerbahçe'yi desteklemekten vazgeçerim;
Şükrü Saracoğlu'na gitmem, hatta Lig TV'de bile maç izlemem,
Feneriumlardan tek kuruş alışveriş yapmam,
Fenerbahçeliliğimi de, bu yönetim gidene kadar dondururum.
Biz her zaman, Fenerbahçeli olduk.
Biz her zaman, Sarı-Lacivert Çubuklu'nun aşığı olduk.
Biz her zaman Aziz Yıldırım'a, bizi satmadığı için destek olduk.
Azizbahçeli dediler, varsın desinler. Böyle bir başkanı gördükten sonra, Azizbahçeli de olurum anasını satayım.
Ama Nihatbahçeli, xxxbahçeli vs olmam !!!
biz fenerbahçe taraftarları için, bu davanın geri çekilmesi, 3 şekilde kabul edilebilirdi.
1- etik kurulu raporunun, fenerbahçe'nin temiz olduğunu ilan etmesi, (dikkat; aklaması demiyorum, temiz olduğunu ilan etmesi, yani bize göre "malumun ilanı"nı yapması)
2- aziz yıldırım'ın tahliye edilmesi,
3- iade-i itibarımızın yapılması.
birinci madde gerçekleşti. nasıl mı?
<< Kurulumuz, yaptığı inceleme ve değerlendirmeler sonunda, müsabakalardaki eylemler bakımından ilgili bazı kişiler hakkında, "şike", "şike teşebbüsü", "teşvik primi" veya "teşvik primine teşebbüs" şüphesinin mevcut olup olmadığı ve bu kişilerin eylem ve davranışlarının kulüplere izafesinin mümkün olup olmadığı bakımından kanaate ulaşmıştır; bazı müsabakalar bakımından ya da olaylarda adı geçen kişiler açısından ise "kanaat oluşturmaya yetecek kanıt bulunmadığı" şeklinde görüş bildirmiştir. Ayrıca Kurulumuz, dosyadaki kanıtlar çerçevesinde bazı kişilerin, Savcılık evrakında "şüpheli" olarak belirtilmelerine rağmen, "somut olayla ilgisini gösteren kanıt bulunmadığı" yönünde kanaat bildirmiştir. >>
saha içi saha dışı ayrımı yok. "şike sahaya yansımadı" anlamı yok. öyle iddia edildiği gibi, 4 maçta şike yaptığımız anlamı falan yok.
Ki gazetelerdeki şu "4 maçta şike" vs laflarını da anlamıyorum.
"Aziz Yıldırım aklandı. Tamer Yelkovan'ın ifadesine bile başvurulmadı çünkü Aziz Yıldırım, bütün para giriş çıkışlarını belgeledi." diyorsun, sonra da çıkıp diyorsun ki "Fenerbahçe 4 maçta şike yapmış"
Sen bir klübün başkanını ve muhasebecisini akladıktan sonra o klübe "şike yapmıştır" dersen, o klüp de dönüp sana "ben maçları para vermeyip satın almadım da, nasıl satın aldım?" der.
"Etik Kurulu Raporu'nu Fenerbahçe değiştirtti" ithamına savunmasını da böyle yapmıştır Etik Kurulu:
<< işbu rapora konu iddialarla ilgili 15.08.2011 tarih ve 2011/8 Esas, 2011/7 karar sayılı Kurulumuz raporu ile işbu rapor arasındaki farkın vurgulanmasında yarar görülmüştür: ilk rapor, Temmuz 2011 tarihinde Etik Kurulu'na teslim edilen dosyada mevcut Cumhuriyet Savcılığı soruşturma evrakı ve özellikle kolluk fezlekesi ve ekleri ile sınırlı olan ve gizlilik kararı gereği dosyada adı geçen ilgililerin beyanları alınmadan ve gerekli deliller toplanmadan hazırlanmış olan bir rapordur. ilk rapor çalışmasına konu evrakın, sadece iddia makamının iddiasına dayanak aldığı iletişim tespit tutanakları ve fiziki takip tutanaklarından ibaret olması sebebiyle, ilk raporda ilgililerin iddiada yer alan somut vakıalar hakkındaki açıklamaları ve bu açıklamaları destekleyen delillerine hiç bir şekilde ulaşılamamıştır. Bu sebeple, ilk raporun giriş bölümünde, o raporun eksiklikleri belirtilmiş ve gizlilik kararının kalkmasından sonra, dosyanın tekrar Kurulumuza sevk edilmesinin uygun olacağı vurgulanmıştı. işbu rapor ise, tez niteliğindeki iddia ve dayanakları yanında antitez niteliğindeki savunma ve dayanaklarının da değerlendirilebildiği bir çalışmanın ürünü olmuştur. Kurulumuz somut vakıa iddialarının doğru olma ihtimalinin derecesi konusunda ayrıntılı bir müzakere süreci yaşamış ve objektiflik ilkesine azami derecede özen göstermiştir. >>
yani diyor ki;
ilk rapor; tapelere ve iddianameye dayanılarak hazırlanmıştı -ki aslında da yarımdı, bunu herkes biliyor ama kimse bahsetmiyor işine gelmediği için, etik kurulu da işin o kısmına girmemiş, gereksiz gerginlik olmasın diye- ama savunmalar alınmamıştı, savunmaları aldık, hiçbir delilin olmadığına kanaat getirdik ve raporu tamamladık.
kaynak: http://www.tff.org/defaul...geID=285&ftxtID=15039
gelelim ikinci maddeye:
Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe, spor hukuğu açısından aklanmış bir haldeyken, Aziz Yıldırım hangi gerekçeyle içeride tutulabilir?
"O kadar adam dışarıda ama Aziz Yıldırım neden hala içeride?" diye sorduğumuz zaman aldığımız cevap "Çünkü 6222 sayılı yasa değiştirildi de onlar serbest kaldı. Aziz Yıldırım ise, çete örgütü liderliği suçlamasından dolayı hapiste yatıyor" oluyordu. Ha bi de o 6222 de Aziz Yıldırım için değiştiriliyordu ya, neyse *
Eğer bu adam çete kurduysa, haraç toplamak için kurmadı herhalde değil mi? Şike yapmak için kurdu. Sen çıkıp da "Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe şike yapmamıştır" dersen, bu çete suçlaması çöker. Adamı da tahliye etmek zorunda kalırsın. Tahliye etmemen için tek gerekçen var, Aziz Yıldırım'a başka bir çete suçlaması isnad etmen, ki Aziz Yıldırım'ın tahliye talebinin reddedilme gerekçelerinden biri de "suç vasfının değişme ihtimali" idi, yani "senin suçun olmasa da farketmez, ben sana bir suç isnad ederim, sen yorma o güzel kafacığını" demekti * Fakat bunu yaptıkları takdirde, bu sefer diğer takım taraftarları da "demek ki bu gerçekten bir Aziz Yıldırım operasyonuymuş" der, sen de verecek cevap bulamazsın. Bu sebepten dolayı, Aziz Yıldırım'ın 5 Mayıs'da tahliye olacağını düşünüyorum ama kendimi de heveslendirmiyorum.
ve üçüncü madde. iade-i itibar:
Şahsım adına, yerin dibine batsın onların parası pulu. çıkıp da UEFA ve TFF "Fenerbahçe'yi CL'ye almamakla / yollamamakla hata ettik" desinler yeter benim adıma ama demezler, bunu da biliyorum. O yüzden, mecburen iade-i itibarımız 45 milyon Euro ödemesiyle yapılacak. Ama o parayı bence Mehmet Ali Aydınlar, ilhan Helvacı ve Lütfi Arıboğan ödemeliler. Yıldırım Demirören'i çok sevdiğim için kurmuyorum bu cümleyi. O'nun TFF yönetiminin almadığı bir kararın ceremesini, neden Yıldırım Demirören çeksin ki? Hem Mehmet Ali Aydınlar, Mehmet Ali Birand'ın karşısında gürlemeyi biliyordu "100 milyon Euro veririm" diye. Hadi bakalım, buyursun versin.
Bu 3 madde gerçekleşmediği sürece; özellikle ilk iki maddeden biri gerçekleşmediği sürece, o davanın çekilmesi, bizim davamıza ihanettir.
Onursuzluktur, namussuzluktur ve bunu yapanlar da, benden zerre destek ve zırnık kuruş alamazlar.
Bu yönetimi ve bu yönetimin yönettiği Fenerbahçe'yi desteklemekten vazgeçerim;
Şükrü Saracoğlu'na gitmem, hatta Lig TV'de bile maç izlemem,
Feneriumlardan tek kuruş alışveriş yapmam,
Fenerbahçeliliğimi de, bu yönetim gidene kadar dondururum.
Biz her zaman, Fenerbahçeli olduk.
Biz her zaman, Sarı-Lacivert Çubuklu'nun aşığı olduk.
Biz her zaman Aziz Yıldırım'a, bizi satmadığı için destek olduk.
Azizbahçeli dediler, varsın desinler. Böyle bir başkanı gördükten sonra, Azizbahçeli de olurum anasını satayım.
Ama Nihatbahçeli, xxxbahçeli vs olmam !!!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar