bugün
- ayınan mıyorum ayınan mıyorum8
- arkadaşlar biraz eğlenceye ne dersiniz6
- soğan salatası6
- insanlar nasıl birbirine güvenip evleniyor6
- sürekli güler yüzle dolaşan tip7
- bacağım ağrıyor yağmur yağacak5
- devlet bahçeli'nin aslında iyi adam olması8
- ölümlü bir erkekle evlenmek6
- denizden çıkarken penisin şorttan belli olması7
- yeni parti39
- türkler barbar ve köpektir7
- psikopat erkek seven kızlar4
- yaşlandıkça güzelleşmek2
- bursalı erkeklere vurulan ibne damgası5
- bir kilo patatesin 50 lira olması16
- türkçüsüyle kürtçüsüyle yeni parti'ye oy vereceğiz10
- nasıl bir sevgiliniz olmasını isterdiniz13
- ağlamak erkeğe yakışır mı9
- ahmet tuncay özkan2
- gece hamburgeri2
- hem kemalist hem sosyal demokrat olunmaz14
- yazarların acı eşiği5
- güne bir şarkı bırak14
- enayimiknatisii10
- avokado tadı3
- çin2
- tas kafalı hırt istilası3
- en güzel sevişme13
- topluma nasıl faydalı olunur7
- kadınlardan ilgi göremeyince erkeklere yönelmek2
- alparslan türkeş sonrası mhp5
- iştahın kapanması5
- ciguli kral ve velvet erdoğan'a oy verir mi4
- ahmet vehbi bakırlıoğlu2
- eye of tiger dinlerken saçı başı yırtmak6
- zeynep sude oktay6
- franklyfourfingers2
- zall'ın sözlükte bir kızla sevgili olması10
- nervio35
- zaman baba4
- bu koyden olsam ne olacak18
- sony ericsson t1002
- akciğerden gelen cikleme sesleri7
- kadınların dışarı çıkmasının tek amacı12
- feminizm2
- ipkis2
- kitap yerine pdf okumak5
- şahane pazar2
- bay turnike2
- sigmund freud vs carl gustav jung6
1999 büyük marmara depreminde dedemin ducato suna yardım malzemesi doldurup iki amcam ve babamı temsilen ben düzceye gitmiştik.
yıkık binalar içinde bir tanesi vardı ki göreni hayretler içinde bırakıyordu. 4 katlı bir binanın 4. katının bitişiğinde bir kat yapılmıştı. bu katın altındaki üç kat depremde yıkılmış binanın sahibinden sonradan öğrendiğimize göre ilk üç katın üstüne daha sonra yapılmış olan dördüncü kat havada sanki asılıymış gibi kalmıştı.
binanın tam karşısında oturup binayı seyreden adam bunu ben yaptırdım diyerek başladı. almanyada yıllarca çalışıp para biriktirmiş ve düzceye 3 katlı bir bina yaptırmış. daha sonra çocuklarından birine bir kat daha olsun diye binanın en üstüne 4. bir kat daha çıkmış, belediyede daha sonra buna ruhsat vermiş.
buraya kadar herşey gayet normal yurdum insanı için...
asıl enteresanlık bundan sonra başlıyor...
kaçak katı çıkmak için 3. katın kolonlarından filiz bırakmadığı için onun ilaç dediği ama bugün benim epoxyi olarak bahsedeceğim beton ile inşaat çeliği arasında tutunmayı sağlayan reçine pahalı olduğundan, depremde yıkılmamış olan 4 katlı binanın 4.katının kiriş lerinden uzanan donatılara kendi yaptığı kaçak katın kirişlerinin donatılarına bağlamış.
buradada bir enteresanlık olduğunu düşünmüyorum...
zira bedeva sirke meselesi, hazır filizler çıkmış kesileceğine bir işe yarasın değil mi?
alamanyalı avrupa görmüş amcamız katını bu şekilde üstün mühendislik bilgisi ile yaptıktan sonra içine girmiş yıllarcada oturmuş...
ve şuna eminim ki yediği haltı dünya gözü ile görsün diye depremin olduğu gece istanbula kızının evine gitmiş. ve gene eminim ki hikayemizin sonunda sadece malıyla derim derim dertlesin diye diğer katlarda kalan evlatlarınıda almanya ya göndermiş. yani uzun lafın kısası bu dört katlı giyotinde depremde ölen olmamış.
adam bunları anlattıktan sonra hıçkırıklara boğuldu. bizide tabii bir hüzün kapladı. amcagil "cana gelecek mala gelsin" diye teselli etmeye çalışırken adamı dahada üzmüşlerdi. alamanyalı amcamız küçük amcamın inşaat mühendisi olduğunu öğrenince hemen sordu.
"ben..."dedi.
"ben... 4.katı çıkmasaydım bina yıkılır mıydı?"
amcam cevap verdi.
"yıkılırdı."
adam sevinir gibi oldu...
amcam ilave etti.
"4.katı yan binaya eklemek yerine epoxyi kullanıp alt kata ekleseydin binan yıkılmazdı!"
adam kıpkırmızı oldu... elleriyle dizine dövdü... çocuklar gibi ağlamaya tekrar başladı...
"vay bana vaylar bana... üç kuruşluk epoxyi için varımdan yoğumdan oldum ha? diye dövünmeye devam etti.
adamı zar zor sakinleştirdik ve oradan ayrıldık.
ankaraya geri dönerken amcagile söylemeden edemedim.
şu dünya ne garip! kaçak kat çıkmayı bile beceremiyoruz!
yıkık binalar içinde bir tanesi vardı ki göreni hayretler içinde bırakıyordu. 4 katlı bir binanın 4. katının bitişiğinde bir kat yapılmıştı. bu katın altındaki üç kat depremde yıkılmış binanın sahibinden sonradan öğrendiğimize göre ilk üç katın üstüne daha sonra yapılmış olan dördüncü kat havada sanki asılıymış gibi kalmıştı.
binanın tam karşısında oturup binayı seyreden adam bunu ben yaptırdım diyerek başladı. almanyada yıllarca çalışıp para biriktirmiş ve düzceye 3 katlı bir bina yaptırmış. daha sonra çocuklarından birine bir kat daha olsun diye binanın en üstüne 4. bir kat daha çıkmış, belediyede daha sonra buna ruhsat vermiş.
buraya kadar herşey gayet normal yurdum insanı için...
asıl enteresanlık bundan sonra başlıyor...
kaçak katı çıkmak için 3. katın kolonlarından filiz bırakmadığı için onun ilaç dediği ama bugün benim epoxyi olarak bahsedeceğim beton ile inşaat çeliği arasında tutunmayı sağlayan reçine pahalı olduğundan, depremde yıkılmamış olan 4 katlı binanın 4.katının kiriş lerinden uzanan donatılara kendi yaptığı kaçak katın kirişlerinin donatılarına bağlamış.
buradada bir enteresanlık olduğunu düşünmüyorum...
zira bedeva sirke meselesi, hazır filizler çıkmış kesileceğine bir işe yarasın değil mi?
alamanyalı avrupa görmüş amcamız katını bu şekilde üstün mühendislik bilgisi ile yaptıktan sonra içine girmiş yıllarcada oturmuş...
ve şuna eminim ki yediği haltı dünya gözü ile görsün diye depremin olduğu gece istanbula kızının evine gitmiş. ve gene eminim ki hikayemizin sonunda sadece malıyla derim derim dertlesin diye diğer katlarda kalan evlatlarınıda almanya ya göndermiş. yani uzun lafın kısası bu dört katlı giyotinde depremde ölen olmamış.
adam bunları anlattıktan sonra hıçkırıklara boğuldu. bizide tabii bir hüzün kapladı. amcagil "cana gelecek mala gelsin" diye teselli etmeye çalışırken adamı dahada üzmüşlerdi. alamanyalı amcamız küçük amcamın inşaat mühendisi olduğunu öğrenince hemen sordu.
"ben..."dedi.
"ben... 4.katı çıkmasaydım bina yıkılır mıydı?"
amcam cevap verdi.
"yıkılırdı."
adam sevinir gibi oldu...
amcam ilave etti.
"4.katı yan binaya eklemek yerine epoxyi kullanıp alt kata ekleseydin binan yıkılmazdı!"
adam kıpkırmızı oldu... elleriyle dizine dövdü... çocuklar gibi ağlamaya tekrar başladı...
"vay bana vaylar bana... üç kuruşluk epoxyi için varımdan yoğumdan oldum ha? diye dövünmeye devam etti.
adamı zar zor sakinleştirdik ve oradan ayrıldık.
ankaraya geri dönerken amcagile söylemeden edemedim.
şu dünya ne garip! kaçak kat çıkmayı bile beceremiyoruz!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar