bugün
- fatma betül sayan kaya63
- ciğer yiyen midesizler9
- ciğer yemediği için evde kalan kız5
- sözlük yazarlarının ruh hali13
- queen ravenna adlı yazarı kurt ısırması11
- hiç edirne ciğer tavası yediniz mi12
- ciğer vs kokoreç6
- karton abi3
- fatma betül sayan kaya'nın tutuklanmaması3
- yarın yataktan kalkamayacak yazar5
- yulaf yiyen insan5
- boşanmaların artma sebebi4
- nervio için ciğer yemekten vazgeçmek5
- dinci ahlaksızlığı20
- yunan adalarına gitmek20
- gönlü götü geniş sözlük yazarı8
- yüz görünümlüğü5
- 34 yaşındayım noldu ki2
- rüyada nervio yu görmek9
- yunan aşığı tip15
- nervio benimle evlenir misin5
- linç yiyeceğin bir şey söyle7
- çocukların duyduğu her şeyi ulu orta söylemesi2
- zengin koca bulup evinin hanımı olmak15
- bir sözlük kızını sözlükten çekip çıkartmak15
- tek adamın hiçbir şeyden haberi olmaması4
- akıl2
- ismet gürbüz'ü çarmıha germek3
- nazım hikmet ruzi nazar görüşmesi3
- truesuz sözlük11
- morkstar8
- ismet gürbüz'ü denize atmak3
- ırakın bir bölümünün türkiyeye katılması14
- insanlar size bakınca ilk ne ilgilerini çeker5
- ahmet2
- nervio yu ciğer tavasına atmak3
- en lezzetli balık6
- korkulan ölüm şekli5
- israil satanist bir devlettir2
- ciğer sevmemek cahillik mi3
- ölmeyecek gibi yaşıyor millet5
- arjantinli erkekler6
- sexting4
- nervio isimli yazarin tam olarak neye yaramasi24
- turşu suyu içen bayan4
- cadı büyücü tipli kadınlar2
- rujlu erkekle öpüşmek14
- allahın yabancı kadınlara torpilli davranması3
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye44
- kışın duş alırken üşümemek için öneriler14
1999 büyük marmara depreminde dedemin ducato suna yardım malzemesi doldurup iki amcam ve babamı temsilen ben düzceye gitmiştik.
yıkık binalar içinde bir tanesi vardı ki göreni hayretler içinde bırakıyordu. 4 katlı bir binanın 4. katının bitişiğinde bir kat yapılmıştı. bu katın altındaki üç kat depremde yıkılmış binanın sahibinden sonradan öğrendiğimize göre ilk üç katın üstüne daha sonra yapılmış olan dördüncü kat havada sanki asılıymış gibi kalmıştı.
binanın tam karşısında oturup binayı seyreden adam bunu ben yaptırdım diyerek başladı. almanyada yıllarca çalışıp para biriktirmiş ve düzceye 3 katlı bir bina yaptırmış. daha sonra çocuklarından birine bir kat daha olsun diye binanın en üstüne 4. bir kat daha çıkmış, belediyede daha sonra buna ruhsat vermiş.
buraya kadar herşey gayet normal yurdum insanı için...
asıl enteresanlık bundan sonra başlıyor...
kaçak katı çıkmak için 3. katın kolonlarından filiz bırakmadığı için onun ilaç dediği ama bugün benim epoxyi olarak bahsedeceğim beton ile inşaat çeliği arasında tutunmayı sağlayan reçine pahalı olduğundan, depremde yıkılmamış olan 4 katlı binanın 4.katının kiriş lerinden uzanan donatılara kendi yaptığı kaçak katın kirişlerinin donatılarına bağlamış.
buradada bir enteresanlık olduğunu düşünmüyorum...
zira bedeva sirke meselesi, hazır filizler çıkmış kesileceğine bir işe yarasın değil mi?
alamanyalı avrupa görmüş amcamız katını bu şekilde üstün mühendislik bilgisi ile yaptıktan sonra içine girmiş yıllarcada oturmuş...
ve şuna eminim ki yediği haltı dünya gözü ile görsün diye depremin olduğu gece istanbula kızının evine gitmiş. ve gene eminim ki hikayemizin sonunda sadece malıyla derim derim dertlesin diye diğer katlarda kalan evlatlarınıda almanya ya göndermiş. yani uzun lafın kısası bu dört katlı giyotinde depremde ölen olmamış.
adam bunları anlattıktan sonra hıçkırıklara boğuldu. bizide tabii bir hüzün kapladı. amcagil "cana gelecek mala gelsin" diye teselli etmeye çalışırken adamı dahada üzmüşlerdi. alamanyalı amcamız küçük amcamın inşaat mühendisi olduğunu öğrenince hemen sordu.
"ben..."dedi.
"ben... 4.katı çıkmasaydım bina yıkılır mıydı?"
amcam cevap verdi.
"yıkılırdı."
adam sevinir gibi oldu...
amcam ilave etti.
"4.katı yan binaya eklemek yerine epoxyi kullanıp alt kata ekleseydin binan yıkılmazdı!"
adam kıpkırmızı oldu... elleriyle dizine dövdü... çocuklar gibi ağlamaya tekrar başladı...
"vay bana vaylar bana... üç kuruşluk epoxyi için varımdan yoğumdan oldum ha? diye dövünmeye devam etti.
adamı zar zor sakinleştirdik ve oradan ayrıldık.
ankaraya geri dönerken amcagile söylemeden edemedim.
şu dünya ne garip! kaçak kat çıkmayı bile beceremiyoruz!
yıkık binalar içinde bir tanesi vardı ki göreni hayretler içinde bırakıyordu. 4 katlı bir binanın 4. katının bitişiğinde bir kat yapılmıştı. bu katın altındaki üç kat depremde yıkılmış binanın sahibinden sonradan öğrendiğimize göre ilk üç katın üstüne daha sonra yapılmış olan dördüncü kat havada sanki asılıymış gibi kalmıştı.
binanın tam karşısında oturup binayı seyreden adam bunu ben yaptırdım diyerek başladı. almanyada yıllarca çalışıp para biriktirmiş ve düzceye 3 katlı bir bina yaptırmış. daha sonra çocuklarından birine bir kat daha olsun diye binanın en üstüne 4. bir kat daha çıkmış, belediyede daha sonra buna ruhsat vermiş.
buraya kadar herşey gayet normal yurdum insanı için...
asıl enteresanlık bundan sonra başlıyor...
kaçak katı çıkmak için 3. katın kolonlarından filiz bırakmadığı için onun ilaç dediği ama bugün benim epoxyi olarak bahsedeceğim beton ile inşaat çeliği arasında tutunmayı sağlayan reçine pahalı olduğundan, depremde yıkılmamış olan 4 katlı binanın 4.katının kiriş lerinden uzanan donatılara kendi yaptığı kaçak katın kirişlerinin donatılarına bağlamış.
buradada bir enteresanlık olduğunu düşünmüyorum...
zira bedeva sirke meselesi, hazır filizler çıkmış kesileceğine bir işe yarasın değil mi?
alamanyalı avrupa görmüş amcamız katını bu şekilde üstün mühendislik bilgisi ile yaptıktan sonra içine girmiş yıllarcada oturmuş...
ve şuna eminim ki yediği haltı dünya gözü ile görsün diye depremin olduğu gece istanbula kızının evine gitmiş. ve gene eminim ki hikayemizin sonunda sadece malıyla derim derim dertlesin diye diğer katlarda kalan evlatlarınıda almanya ya göndermiş. yani uzun lafın kısası bu dört katlı giyotinde depremde ölen olmamış.
adam bunları anlattıktan sonra hıçkırıklara boğuldu. bizide tabii bir hüzün kapladı. amcagil "cana gelecek mala gelsin" diye teselli etmeye çalışırken adamı dahada üzmüşlerdi. alamanyalı amcamız küçük amcamın inşaat mühendisi olduğunu öğrenince hemen sordu.
"ben..."dedi.
"ben... 4.katı çıkmasaydım bina yıkılır mıydı?"
amcam cevap verdi.
"yıkılırdı."
adam sevinir gibi oldu...
amcam ilave etti.
"4.katı yan binaya eklemek yerine epoxyi kullanıp alt kata ekleseydin binan yıkılmazdı!"
adam kıpkırmızı oldu... elleriyle dizine dövdü... çocuklar gibi ağlamaya tekrar başladı...
"vay bana vaylar bana... üç kuruşluk epoxyi için varımdan yoğumdan oldum ha? diye dövünmeye devam etti.
adamı zar zor sakinleştirdik ve oradan ayrıldık.
ankaraya geri dönerken amcagile söylemeden edemedim.
şu dünya ne garip! kaçak kat çıkmayı bile beceremiyoruz!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar