bugün
- izmirli kızların verici olması11
- sssilvermist12
- habire1246
- gaz fren debriyaja aynı anda basarsak ne olur16
- burhaniye5
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları14
- yorgun mermi13
- erkeklerin artık adım atmaktan korkması20
- sözlük kızları bizim neyimizdir sorunsalı11
- fetöyü doğuran katı laikliktir5
- habire12 adamdır15
- kemoşların genel özellikleri2
- sözlük erkeklerinin 1 90 dan kısa olmaması10
- eh madem benle kavga etmiyorsunuz4
- gürsel tekin6
- nazar değdi sözlük4
- gammazların tarafsız olması gerekliliği27
- bir kıza sevgilin var mı diye sormak10
- arabadan anlamayan erkek4
- arkadaşlar sizce bu takım elbise güzel mi15
- muslettin amca13
- 26 temmuz 2026 türkiye brezilya voleybol maçı7
- kadın yazarların boş konulara ilgi göstermesi5
- erkek yazarlar bana mesaj atmasın2
- yahudi şapkası3
- 150 boyundaki kızın seni komaya sokarım demesi5
- çilek reçeli vs vişne reçeli9
- beybi leydi2
- sözlük bebeleri4
- kadın olmak4
- gocu bak bi6
- akaryakıt2
- bugün gelen kitaplar4
- galaxy ace3
- retro oyuncu bilgisayarı3
- hakkımda bilmeniz gerekenler34
- ergenlerle mesai arkadaşı olmak8
- büyük baştankara kuşu2
- gizli gizli sözlüğü okuyan boykotçular3
- aylık 484 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- birader bay efendiler3
- gece denize girmek12
- manyak olmaya karar verdim8
- isveçlilerin dünyaya kattıkları3
- başak burcu8
- sözlüğün geri zekalı kaynaması2
- voleybol maçı izleyen erkek5
- erkek yazarlardaki eğilim3
- sözlüğe fotoğraf atan kadın8
- nickten isim tahmini yapmak25
Jonathan her gün daha çok öğrendi.
O artık yaşamak için, balıkçı tekneleri ve bayat ekmek artıklarının peşinde değildi.
Bir gün Jonathan yükseklerde uçarken yıldız gibi parlayan iki martı gelerek, ona, seni daha yükseklere, yuvaya götürmeye geldik dediler.
Ve martı Jonathan Livingstone kapkara bir gök yüzü içinde yıldız gibi parlayan iki martıyla birlikte gözden kayboldu.
Demek cennet bu diye düşündü ve kendisine gülümsedi.
Burada da durmadan, dinlenmeden yeni uçuşlar öğreniyordu.
Bir gün öğreticisiyle uçuş eğitimi yaptıktan sonra, kum üzerinde düşünürken eski dünyasını hatırladı.
Gıdaklamalar, gaklamalar yerine sessizliğin diliyle sordu.
Ötekiler nerede?
Bizlerden olan niye yok?
Ne tuhaf, benim geldiğim yerde... binlerce vardı.
Biliyorum diye başını salladı Sullivan ve devam etti.
Sana şu kadar söylerim ki, sen milyonda bulunansın.
Gelecek dünyamıza bu dünyadan öğrendiklerimizle biçim verebiliriz.
Hiçbir şey öğrenmezsen gelecek dünyan önceki ile aynı olur. Sınırlı, yenilenmeyen bir hayat, kurşun gibi ağır ve anlamsız olur."
- - - - -
Jonathan bir akşam kumda dinlenirken en yaşlı martı Chiang'ın yanına yaklaştı.
-Chiang burası cennet değil değilmi? Diye sordu.
Yaşlı martı ay ışığında gülümsedi. Yine öğreniyorsun martı Jonathan dedi.
-Peki bundan sonra ne olacak? Nereye gidiyoruz? Cennet diye bir yer yok mu?
-Hayır Jonathan öyle bir yer yok.
O NE BiR YER , NE DE BiR ZAMAN. CENNET, KENDiNDE KUSURSUZLUĞU BULMAKTIR.
Bir an sessizlik oldu.
-Sen çok hızlı uçucusun değil mi?
-Ben ben hızı çok severim dedi.
Kusursuz hıza eriştiğin an cennetin kapısına yaklaştın demektir Jonathan.
Ve bu ne binlerce kilometre hızla, ne de ışık hızı ile uçmak demektir.
Çünkü her hangi bir sayı sınırdır. Ancak kusursuz hızla olunabilir. Ancak kusursuz hızla orada olunabilir.
Birden Chiang kayboldu ve aynı anda on beş metre ilerideki su kıyısının yanında belirdi.
Bunlar bir an içinde olmuştu.
Tekrar kayboldu, bu defa Jonathan onu omuz başında gördü.
Şaşkınlıkla cennet meselesini unutmuştu.
Nasıl yapıyorsun bunu?
Ne hissediyorsun?
Ne kadar uzağa gidebilirsin?
istediğin herhangi bir yere, istediğin zaman gidebilirmisin?
Ben aklımdan geçen her yere ve zamana gittim dedi, yaşlı martı.
Kusursuz bir hızı öğrenme uğruna her şeyi, her şeyi feda edenler, her yere gidebilenlerdir.
Hatırla Jonathan, cennet yer ve zaman değildir.
Bunlar o kadar anlamsız ki.
Jonathan heyecanla " Bana öyle uçmayı öğretebilirmisin? " diye sordu.
Chiang genç martıyı dikkatle süzerek
"Düşünce kadar hızlı uçmak için, gideceğin yer neresi olursa olsun şimdiden oraya vardığını inanarak başlaman gerek. " dedi.
Chiang'a göre bu işin kuralı Jonathan'ın kendisini yüz beş santimlik kanat açıklığı olan ve uçuş rotası belli bir gövdenin sınırları içinde görmemesi idi.
Bu işin kuralı öz yapısının, adı konmamış bir kusursuzlukla zaman ve mesafenin ötesinde, her yerde aynı anda yaşadığının bilincine varmaktır.
O artık yaşamak için, balıkçı tekneleri ve bayat ekmek artıklarının peşinde değildi.
Bir gün Jonathan yükseklerde uçarken yıldız gibi parlayan iki martı gelerek, ona, seni daha yükseklere, yuvaya götürmeye geldik dediler.
Ve martı Jonathan Livingstone kapkara bir gök yüzü içinde yıldız gibi parlayan iki martıyla birlikte gözden kayboldu.
Demek cennet bu diye düşündü ve kendisine gülümsedi.
Burada da durmadan, dinlenmeden yeni uçuşlar öğreniyordu.
Bir gün öğreticisiyle uçuş eğitimi yaptıktan sonra, kum üzerinde düşünürken eski dünyasını hatırladı.
Gıdaklamalar, gaklamalar yerine sessizliğin diliyle sordu.
Ötekiler nerede?
Bizlerden olan niye yok?
Ne tuhaf, benim geldiğim yerde... binlerce vardı.
Biliyorum diye başını salladı Sullivan ve devam etti.
Sana şu kadar söylerim ki, sen milyonda bulunansın.
Gelecek dünyamıza bu dünyadan öğrendiklerimizle biçim verebiliriz.
Hiçbir şey öğrenmezsen gelecek dünyan önceki ile aynı olur. Sınırlı, yenilenmeyen bir hayat, kurşun gibi ağır ve anlamsız olur."
- - - - -
Jonathan bir akşam kumda dinlenirken en yaşlı martı Chiang'ın yanına yaklaştı.
-Chiang burası cennet değil değilmi? Diye sordu.
Yaşlı martı ay ışığında gülümsedi. Yine öğreniyorsun martı Jonathan dedi.
-Peki bundan sonra ne olacak? Nereye gidiyoruz? Cennet diye bir yer yok mu?
-Hayır Jonathan öyle bir yer yok.
O NE BiR YER , NE DE BiR ZAMAN. CENNET, KENDiNDE KUSURSUZLUĞU BULMAKTIR.
Bir an sessizlik oldu.
-Sen çok hızlı uçucusun değil mi?
-Ben ben hızı çok severim dedi.
Kusursuz hıza eriştiğin an cennetin kapısına yaklaştın demektir Jonathan.
Ve bu ne binlerce kilometre hızla, ne de ışık hızı ile uçmak demektir.
Çünkü her hangi bir sayı sınırdır. Ancak kusursuz hızla olunabilir. Ancak kusursuz hızla orada olunabilir.
Birden Chiang kayboldu ve aynı anda on beş metre ilerideki su kıyısının yanında belirdi.
Bunlar bir an içinde olmuştu.
Tekrar kayboldu, bu defa Jonathan onu omuz başında gördü.
Şaşkınlıkla cennet meselesini unutmuştu.
Nasıl yapıyorsun bunu?
Ne hissediyorsun?
Ne kadar uzağa gidebilirsin?
istediğin herhangi bir yere, istediğin zaman gidebilirmisin?
Ben aklımdan geçen her yere ve zamana gittim dedi, yaşlı martı.
Kusursuz bir hızı öğrenme uğruna her şeyi, her şeyi feda edenler, her yere gidebilenlerdir.
Hatırla Jonathan, cennet yer ve zaman değildir.
Bunlar o kadar anlamsız ki.
Jonathan heyecanla " Bana öyle uçmayı öğretebilirmisin? " diye sordu.
Chiang genç martıyı dikkatle süzerek
"Düşünce kadar hızlı uçmak için, gideceğin yer neresi olursa olsun şimdiden oraya vardığını inanarak başlaman gerek. " dedi.
Chiang'a göre bu işin kuralı Jonathan'ın kendisini yüz beş santimlik kanat açıklığı olan ve uçuş rotası belli bir gövdenin sınırları içinde görmemesi idi.
Bu işin kuralı öz yapısının, adı konmamış bir kusursuzlukla zaman ve mesafenin ötesinde, her yerde aynı anda yaşadığının bilincine varmaktır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar