bugün
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin36
- üniversite sınavı kaldırılmalıdır10
- arda güler7
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı6
- kale3112'deki kale hangi kale10
- demir çelik5
- buz gibi bira8
- recep tayyip erdoğan'ın ülkeye çağ atlatması2
- 0 0 714
- ilk buluşmada 16 adet cağ kebabı yiyen kız16
- ecevit denince akla gelen şeyler2
- sözlükte flört etmemek9
- en iyi pizza içeriği10
- bursa6
- sözlük kızlarının küfürbaz olması6
- en lezzetli balık24
- sıcak şarap4
- acı gerçekler14
- 30 yaşından sonra hayattan keyif almanın bitmesi9
- rte denince akla gelen seyler2
- gece vardiyası3
- arkadaşlar lütfen4
- karşı cinsteki en itici özellik16
- köy9
- muhalif kızların ak partili erkeklere aşık olması13
- şi ve trump'ın ticaret anlaşması2
- babybombshell2
- devlet adına çalışıp geçmişin temizlenmesi4
- derdinizi dinlerken rakı sofrası kuran psikolog8
- gece tostu4
- en enayi huyunuz4
- paradox interactive3
- anın görüntüsü23
- yeni biriyle nerede tanışılır13
- bir kız true ile arkadaş olabilir mi10
- gammazlar göreve8
- iş yerinde topuklu ayakkabı giymeyen kadın11
- sözlükte aile kurmak8
- ağlamak7
- hünkar beğendi vs alinazik9
- dünyanın en kötü hissi3
- zendaya4
- yıllar ona hiç acımamış3
- başlığı başa bırakıp kaçan yazarı enselemek3
- otobüste giderken yanındakinin geviş getirmesi3
- ezoterizm4
- agaçlarla dertleşmek3
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği37
- motorla kaza yapan kadın7
- 25 eylül 2026 fidan'ın libya toplantısı2
Jonathan her gün daha çok öğrendi.
O artık yaşamak için, balıkçı tekneleri ve bayat ekmek artıklarının peşinde değildi.
Bir gün Jonathan yükseklerde uçarken yıldız gibi parlayan iki martı gelerek, ona, seni daha yükseklere, yuvaya götürmeye geldik dediler.
Ve martı Jonathan Livingstone kapkara bir gök yüzü içinde yıldız gibi parlayan iki martıyla birlikte gözden kayboldu.
Demek cennet bu diye düşündü ve kendisine gülümsedi.
Burada da durmadan, dinlenmeden yeni uçuşlar öğreniyordu.
Bir gün öğreticisiyle uçuş eğitimi yaptıktan sonra, kum üzerinde düşünürken eski dünyasını hatırladı.
Gıdaklamalar, gaklamalar yerine sessizliğin diliyle sordu.
Ötekiler nerede?
Bizlerden olan niye yok?
Ne tuhaf, benim geldiğim yerde... binlerce vardı.
Biliyorum diye başını salladı Sullivan ve devam etti.
Sana şu kadar söylerim ki, sen milyonda bulunansın.
Gelecek dünyamıza bu dünyadan öğrendiklerimizle biçim verebiliriz.
Hiçbir şey öğrenmezsen gelecek dünyan önceki ile aynı olur. Sınırlı, yenilenmeyen bir hayat, kurşun gibi ağır ve anlamsız olur."
- - - - -
Jonathan bir akşam kumda dinlenirken en yaşlı martı Chiang'ın yanına yaklaştı.
-Chiang burası cennet değil değilmi? Diye sordu.
Yaşlı martı ay ışığında gülümsedi. Yine öğreniyorsun martı Jonathan dedi.
-Peki bundan sonra ne olacak? Nereye gidiyoruz? Cennet diye bir yer yok mu?
-Hayır Jonathan öyle bir yer yok.
O NE BiR YER , NE DE BiR ZAMAN. CENNET, KENDiNDE KUSURSUZLUĞU BULMAKTIR.
Bir an sessizlik oldu.
-Sen çok hızlı uçucusun değil mi?
-Ben ben hızı çok severim dedi.
Kusursuz hıza eriştiğin an cennetin kapısına yaklaştın demektir Jonathan.
Ve bu ne binlerce kilometre hızla, ne de ışık hızı ile uçmak demektir.
Çünkü her hangi bir sayı sınırdır. Ancak kusursuz hızla olunabilir. Ancak kusursuz hızla orada olunabilir.
Birden Chiang kayboldu ve aynı anda on beş metre ilerideki su kıyısının yanında belirdi.
Bunlar bir an içinde olmuştu.
Tekrar kayboldu, bu defa Jonathan onu omuz başında gördü.
Şaşkınlıkla cennet meselesini unutmuştu.
Nasıl yapıyorsun bunu?
Ne hissediyorsun?
Ne kadar uzağa gidebilirsin?
istediğin herhangi bir yere, istediğin zaman gidebilirmisin?
Ben aklımdan geçen her yere ve zamana gittim dedi, yaşlı martı.
Kusursuz bir hızı öğrenme uğruna her şeyi, her şeyi feda edenler, her yere gidebilenlerdir.
Hatırla Jonathan, cennet yer ve zaman değildir.
Bunlar o kadar anlamsız ki.
Jonathan heyecanla " Bana öyle uçmayı öğretebilirmisin? " diye sordu.
Chiang genç martıyı dikkatle süzerek
"Düşünce kadar hızlı uçmak için, gideceğin yer neresi olursa olsun şimdiden oraya vardığını inanarak başlaman gerek. " dedi.
Chiang'a göre bu işin kuralı Jonathan'ın kendisini yüz beş santimlik kanat açıklığı olan ve uçuş rotası belli bir gövdenin sınırları içinde görmemesi idi.
Bu işin kuralı öz yapısının, adı konmamış bir kusursuzlukla zaman ve mesafenin ötesinde, her yerde aynı anda yaşadığının bilincine varmaktır.
O artık yaşamak için, balıkçı tekneleri ve bayat ekmek artıklarının peşinde değildi.
Bir gün Jonathan yükseklerde uçarken yıldız gibi parlayan iki martı gelerek, ona, seni daha yükseklere, yuvaya götürmeye geldik dediler.
Ve martı Jonathan Livingstone kapkara bir gök yüzü içinde yıldız gibi parlayan iki martıyla birlikte gözden kayboldu.
Demek cennet bu diye düşündü ve kendisine gülümsedi.
Burada da durmadan, dinlenmeden yeni uçuşlar öğreniyordu.
Bir gün öğreticisiyle uçuş eğitimi yaptıktan sonra, kum üzerinde düşünürken eski dünyasını hatırladı.
Gıdaklamalar, gaklamalar yerine sessizliğin diliyle sordu.
Ötekiler nerede?
Bizlerden olan niye yok?
Ne tuhaf, benim geldiğim yerde... binlerce vardı.
Biliyorum diye başını salladı Sullivan ve devam etti.
Sana şu kadar söylerim ki, sen milyonda bulunansın.
Gelecek dünyamıza bu dünyadan öğrendiklerimizle biçim verebiliriz.
Hiçbir şey öğrenmezsen gelecek dünyan önceki ile aynı olur. Sınırlı, yenilenmeyen bir hayat, kurşun gibi ağır ve anlamsız olur."
- - - - -
Jonathan bir akşam kumda dinlenirken en yaşlı martı Chiang'ın yanına yaklaştı.
-Chiang burası cennet değil değilmi? Diye sordu.
Yaşlı martı ay ışığında gülümsedi. Yine öğreniyorsun martı Jonathan dedi.
-Peki bundan sonra ne olacak? Nereye gidiyoruz? Cennet diye bir yer yok mu?
-Hayır Jonathan öyle bir yer yok.
O NE BiR YER , NE DE BiR ZAMAN. CENNET, KENDiNDE KUSURSUZLUĞU BULMAKTIR.
Bir an sessizlik oldu.
-Sen çok hızlı uçucusun değil mi?
-Ben ben hızı çok severim dedi.
Kusursuz hıza eriştiğin an cennetin kapısına yaklaştın demektir Jonathan.
Ve bu ne binlerce kilometre hızla, ne de ışık hızı ile uçmak demektir.
Çünkü her hangi bir sayı sınırdır. Ancak kusursuz hızla olunabilir. Ancak kusursuz hızla orada olunabilir.
Birden Chiang kayboldu ve aynı anda on beş metre ilerideki su kıyısının yanında belirdi.
Bunlar bir an içinde olmuştu.
Tekrar kayboldu, bu defa Jonathan onu omuz başında gördü.
Şaşkınlıkla cennet meselesini unutmuştu.
Nasıl yapıyorsun bunu?
Ne hissediyorsun?
Ne kadar uzağa gidebilirsin?
istediğin herhangi bir yere, istediğin zaman gidebilirmisin?
Ben aklımdan geçen her yere ve zamana gittim dedi, yaşlı martı.
Kusursuz bir hızı öğrenme uğruna her şeyi, her şeyi feda edenler, her yere gidebilenlerdir.
Hatırla Jonathan, cennet yer ve zaman değildir.
Bunlar o kadar anlamsız ki.
Jonathan heyecanla " Bana öyle uçmayı öğretebilirmisin? " diye sordu.
Chiang genç martıyı dikkatle süzerek
"Düşünce kadar hızlı uçmak için, gideceğin yer neresi olursa olsun şimdiden oraya vardığını inanarak başlaman gerek. " dedi.
Chiang'a göre bu işin kuralı Jonathan'ın kendisini yüz beş santimlik kanat açıklığı olan ve uçuş rotası belli bir gövdenin sınırları içinde görmemesi idi.
Bu işin kuralı öz yapısının, adı konmamış bir kusursuzlukla zaman ve mesafenin ötesinde, her yerde aynı anda yaşadığının bilincine varmaktır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar