bugün
- zall in yaptigi gammaz anketi15
- yazarların on üzerinden komiklikleri45
- gir içime hünharca11
- satranç haram yasaklansın14
- kürt mutfağı7
- the gilded lily3
- uludağ sözlük online sayısı3
- gocu43
- ezandan rahatsız olan kadın sanatçı12
- sssilvermist11
- kızının düğününde oynayan baba8
- true yazar mı sorunsalı3
- faik öztrak3
- metin 22
- özgürlükçü eğitimin imkansızlığı6
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri7
- evlilik kötü bir şeyse neden bu kadar insan evli4
- uludağ sözlük skandalları2
- en sevilen meyveler8
- kürdistan3
- yazarların tatil denilen şeyden anladıkları5
- sahra çölü2
- 2014 öncesinde feto'ya küfretmek7
- aziz yıldırım 35 ci başkan4
- bu devirde fes giymek5
- kalkmayan bir erkeğe ne tavsiye edersiniz4
- beyazsemsiyeliyabanci48
- yeşilçam'da çocukken travma yaşattığınız sahneler9
- çocukken alınamayan şeyleri büyüyünce almak9
- buddy dude20
- yazarların üstüne çizik attığı burçlar8
- yapay zeka moderatörü17
- kız tavlama garantili çalmalık enstrüman4
- ejderha sahibi olunca yapılacak ufak şımarıklıklar2
- uludağ sözlük yönetimini protesto ediyoruz2
- sözlükte erkekleri istemiyoruz18
- anadolu mutfağının çok abartılması5
- antalya3
- yagmurcu6
- true'nin en sevdiği kedi3
- açık renk jean vs koyu renk jean3
- dizi izleyerek ingilizce öğrendim diyen tip5
- diamond bosphoruss denen yazar8
- put2
- beddua etmek2
- gammazlama yapmamak13
- togg'a lpg taktırmak11
- necip fazıl kısakürek3
- eve usta gelince yaşanan tedirginlik5
- abd'den gelen gurbetçinin yemek porsiyonu isyanı4
kabus görmüş, son bir haftadır cehennemi yaşamış yazar.
11. nisan gecesi malum stresli kupa maçı vardı, penaltılar atıldı fenerbahçe'm yarı finale çıktı.
mutlu mesut eve döndüm, babamın sesi kısılmıştı.
her stresli maçta yaşardık bunu, babamın sesi kısılırdı.
şekeri çıkardı ama sarı- laci aşkı ve mutluluğu ile bir süre sonra sakinleşirdi.
bu sefer daimi senaryoya uymadı babam, olmadı.
gece yarısı odama gelip, beni hastaneye götür dedi.
bu onun kuracağı bi'cümle değildi, ilk kalp krizini de meşhur trabzonspor- fenerbahçe maçında geçirmişti.
üstelik maç sırasında odasına gidip uzanmıştı, taa ki şampiyonluk turuna çıkmak için ''babam nerde'' diyene kadar hiç birimiz fark etmemiştik.
böyle aşıktı fenerbahçe'ye..
ambulans içinde marş söyletecek kadar deliydi.
ama o gece fenerbahçe babamı bizden alıyordu.
evden çıkmamız, koşuyolu kalp ve damar hastalıkları hastanesi aciline girmemiz beş dakika sürdü sanırım.
babamı direkt olarak acil servis de aletlere bağladılar ve bekletmeye başladılar.
annem yanındaydı.
dışarda üç kardeş, anlamsız, korkulu, bi sigarayı öbürü ile yakarak beklemeye başladık.
gece dört gibi o korkunç sesi duyduk karşımızdaki beyaz önlüklü adamdan ''kalp krizi çok ağır''.
sonrası kabus..
sabaha karşı altı ''bi kalp krizi daha''.
damarlar tıkalı, toplam 8 damar kapkara.
acil operasyona dediler, tamam dedik, ne diyeceğiz zaten.
aşağıya indim, güneş beni çarpsın da uyanayım bu kabustan diye.
telefonum çaldı o sırada kız kardeşim avaz avaz bağırıyordu ''abla koş, babamı yoğun bakıma aldılar, yetiş''.
yetiş!
yetiş, ne demek!?
neye yetişeceğim, neye gidiyorum, bu merdivenleri kim bin tane olarak döşedi buraya, bu koridor neden bu kadar uzun!??
yoğun bakım ve babam aynı cümle içinde.
herkes orada.
kimse göz göze gelmiyor. sanki o zaman bi'şey olacak gibi.
bir an ayaklarımın beni taşımadığını farkedip amcamın koluna girdim, sonra hemşire dil altı verdi bana tansiyonum on altıymış.
''dayan'' dedi birisi de neye kime dayanacağım?
ben hayatım boyunca babama dayandım..
haber bekliyoruz..
bekliyoruz.
bekliyoruz.
saat durmuş sanki.
doktor geliyor ''kalp ritmi kötü, yoğun bakımda kalacak'' diyor ve dönüp arkasını gidiyor.
aramızda buzlu cam şifreli bi'kapı var.
babam orada, biz burada.
buz gibi sanki dünya.
içim üşüyor, yukardaki ile hesaplaşıyorum.
dua ederken isyan etmeyi o anda öğreniyorum.
onu değil diyorum, şimdi değil, sakın!
ertesi sabah sabah altı.
hastane bile kapalı.
kafası koparılmış tavuklar gibiyiz, oradan oraya koşturuyoruz.
babamı görmeliyiz.
saat sekiz.
yoğun bakımın kapısındayız.
ve sonunda kardeşim dayanamıyor.
yoğun bakım kapısını açıyor ki bunu kelimelerle ifade etmem imkansız sanırım.
ona doğru koşan güvenlik görevlisine tek bir şey söylüyor '' içerde yatan babam''.
yoğun bakım hemşiresi mudahale ediyor, ''gelsin, göstereceğiz'' diyor.
giydiriyorlar, maskesini takıyorlar ve giriyor evimin küçük sıpası içeriye.
iki dakika sonra geliyor yanımıza.
sarılıyor bize ''babam dedi, sar ablanları benim için, iyiyim dedi'' diyor.
üç kardeş belki de ilk defa aynı anda ağladık, omuzlarımızda birbirimizin gözyaşları.
böyle geçen beş gün..
kanamalar, kalp atakları, ritm bozuklukları, şeker yükselmeleri, ara yoğun bakımlar, bayılanlar, ayılanlar, sevkler, kavgalar, heyet kararları.
ve bugun bitti.
babam üç hafta sonra bir operasyon daha geçirecek ama evimizde nefesi var şu an.
çok şükür..
bu korkunç günlerde -ki bana asır gibi geldi- beni bir başıma bırakmayan dilaraa' ya , seyyar motto' ya, tekyoldevrim'e , convallaria' ya piyonla evlenen vezir' e, ceylina' ya, different' a,little finger' a, jinekologkocasiolanurologkadin' a, bal ' a, odonata' ya, anengineer a ve bir çok sözlük yazarı dosta binlerce kez teşekkür ederim.
beautifuldreamer & funkymonarch' size teşekkür etmeme gerek var mı, bilemedim.
babanız iyi kızlar, sakiniz . `*`
11. nisan gecesi malum stresli kupa maçı vardı, penaltılar atıldı fenerbahçe'm yarı finale çıktı.
mutlu mesut eve döndüm, babamın sesi kısılmıştı.
her stresli maçta yaşardık bunu, babamın sesi kısılırdı.
şekeri çıkardı ama sarı- laci aşkı ve mutluluğu ile bir süre sonra sakinleşirdi.
bu sefer daimi senaryoya uymadı babam, olmadı.
gece yarısı odama gelip, beni hastaneye götür dedi.
bu onun kuracağı bi'cümle değildi, ilk kalp krizini de meşhur trabzonspor- fenerbahçe maçında geçirmişti.
üstelik maç sırasında odasına gidip uzanmıştı, taa ki şampiyonluk turuna çıkmak için ''babam nerde'' diyene kadar hiç birimiz fark etmemiştik.
böyle aşıktı fenerbahçe'ye..
ambulans içinde marş söyletecek kadar deliydi.
ama o gece fenerbahçe babamı bizden alıyordu.
evden çıkmamız, koşuyolu kalp ve damar hastalıkları hastanesi aciline girmemiz beş dakika sürdü sanırım.
babamı direkt olarak acil servis de aletlere bağladılar ve bekletmeye başladılar.
annem yanındaydı.
dışarda üç kardeş, anlamsız, korkulu, bi sigarayı öbürü ile yakarak beklemeye başladık.
gece dört gibi o korkunç sesi duyduk karşımızdaki beyaz önlüklü adamdan ''kalp krizi çok ağır''.
sonrası kabus..
sabaha karşı altı ''bi kalp krizi daha''.
damarlar tıkalı, toplam 8 damar kapkara.
acil operasyona dediler, tamam dedik, ne diyeceğiz zaten.
aşağıya indim, güneş beni çarpsın da uyanayım bu kabustan diye.
telefonum çaldı o sırada kız kardeşim avaz avaz bağırıyordu ''abla koş, babamı yoğun bakıma aldılar, yetiş''.
yetiş!
yetiş, ne demek!?
neye yetişeceğim, neye gidiyorum, bu merdivenleri kim bin tane olarak döşedi buraya, bu koridor neden bu kadar uzun!??
yoğun bakım ve babam aynı cümle içinde.
herkes orada.
kimse göz göze gelmiyor. sanki o zaman bi'şey olacak gibi.
bir an ayaklarımın beni taşımadığını farkedip amcamın koluna girdim, sonra hemşire dil altı verdi bana tansiyonum on altıymış.
''dayan'' dedi birisi de neye kime dayanacağım?
ben hayatım boyunca babama dayandım..
haber bekliyoruz..
bekliyoruz.
bekliyoruz.
saat durmuş sanki.
doktor geliyor ''kalp ritmi kötü, yoğun bakımda kalacak'' diyor ve dönüp arkasını gidiyor.
aramızda buzlu cam şifreli bi'kapı var.
babam orada, biz burada.
buz gibi sanki dünya.
içim üşüyor, yukardaki ile hesaplaşıyorum.
dua ederken isyan etmeyi o anda öğreniyorum.
onu değil diyorum, şimdi değil, sakın!
ertesi sabah sabah altı.
hastane bile kapalı.
kafası koparılmış tavuklar gibiyiz, oradan oraya koşturuyoruz.
babamı görmeliyiz.
saat sekiz.
yoğun bakımın kapısındayız.
ve sonunda kardeşim dayanamıyor.
yoğun bakım kapısını açıyor ki bunu kelimelerle ifade etmem imkansız sanırım.
ona doğru koşan güvenlik görevlisine tek bir şey söylüyor '' içerde yatan babam''.
yoğun bakım hemşiresi mudahale ediyor, ''gelsin, göstereceğiz'' diyor.
giydiriyorlar, maskesini takıyorlar ve giriyor evimin küçük sıpası içeriye.
iki dakika sonra geliyor yanımıza.
sarılıyor bize ''babam dedi, sar ablanları benim için, iyiyim dedi'' diyor.
üç kardeş belki de ilk defa aynı anda ağladık, omuzlarımızda birbirimizin gözyaşları.
böyle geçen beş gün..
kanamalar, kalp atakları, ritm bozuklukları, şeker yükselmeleri, ara yoğun bakımlar, bayılanlar, ayılanlar, sevkler, kavgalar, heyet kararları.
ve bugun bitti.
babam üç hafta sonra bir operasyon daha geçirecek ama evimizde nefesi var şu an.
çok şükür..
bu korkunç günlerde -ki bana asır gibi geldi- beni bir başıma bırakmayan dilaraa' ya , seyyar motto' ya, tekyoldevrim'e , convallaria' ya piyonla evlenen vezir' e, ceylina' ya, different' a,little finger' a, jinekologkocasiolanurologkadin' a, bal ' a, odonata' ya, anengineer a ve bir çok sözlük yazarı dosta binlerce kez teşekkür ederim.
beautifuldreamer & funkymonarch' size teşekkür etmeme gerek var mı, bilemedim.
babanız iyi kızlar, sakiniz . `*`
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
