bugün
- ispartalı kızlar9
- memesiz kızlardaki özgüvenin kaynağı18
- hoşlanılan kızın ıspartalı çıkması4
- popo liposuction6
- damarsız tüysüz manisa yaprağı17
- kaş bıyık alınca yüze gelen güzellik3
- ben divayım5
- arsa kapatmak3
- hangi manifest kızısın6
- fatma betül sayan kaya71
- gs'nin 8 şampiyonluğu iptal edilecek8
- güne acı bir gerçek bırak6
- öbür sözlükten gelen yazarlar8
- yakışıklı olmayan ve kassız erkekler niye var8
- evli bir adama aşık oldum sözlük21
- billur tuzu2
- akrabanın 11 milyonu gitmiş3
- oyum ak partiye4
- 41 numerolu metanet vapuru2
- kız tavladığım için içerlenen sözlük geyi2
- kız görünce değişen erkek4
- anın görüntüsü15
- ispanya'nin terör bitirme formülü41
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi47
- durduk yere bir kıza bütün servetini vermek7
- mahalledeki velede oyuncak arabalar vermek2
- sözlüğün manyak dolu olması6
- kötü karekterlerin iyi den daha güçlü olması4
- meksika açmazı macerası6
- oksijenin aslında 70 yılda öldüren bir zehir oluşu3
- from gold from dust28
- bir otel odasında sözlük kızıyla görüşmek5
- emekliler türk milletinin derin devletidir2
- günaydın nervio ve diğerleri2
- 2 ekim 2026 belçika türkiye maçı16
- fırtınadan midilliye geri dönmek2
- sözlüğün en tatliş yazarı2
- parcalandim toparlanamiyorum34
- tele 22
- fiziği güzel sözlük kızları56
- tinder algoritmasının yazılımcıya attığı kazık2
- asrın soygunu11
- izmir'in akp'ye geçmesi20
- intel pentium 44
- ara sıra kadın gibi hissetmek15
- yay burcu5
- birine aşık olup kafayı yemek9
- 0 0 7 abime ayarlayacağım manita16
- şarbonlu mektup2
- ona bir cümle bırak2
Şarkılarla korkuların yarattığı geçmişe dönük çağrışımlar...
Ya kapıların elini uzattığı anılar...
Şu beyaz boyalı, siyah anahtar delikli sokak kapısı, belleğimin derinliklerindeki bir kapıyla bütünleşiyor.
Edirne'deki evimizin, önü çift merdivenli kapısı.
Onun üstünde bir de siyah demirden küçük bir Arap eli vardı. Top tutan küçük bir Arap eli... Yine siyah demirden yuvarlak bir madalyonun üstünde dururdu. Misafirliğe gelenler, kapıyı o Arap eliyle çalarlardı...
O yaşlarda beni "Arap"la korkuttukları için, kapıdaki siyah el, ne kadar ufak olursa olsun, gözüme ürkütücü görünürdü.
***
Yağmurlar, rüzgârlar, karlar ve güneşlerle kırmızı boyası iyice aşınmış, tahta parmaklıklı bahçe kapısı...
Kapı açılıp kapanırken üstündeki yaylı bir demirin ucunda sallanan çıngırağı da, tın tın çalardı.
Balkondan kimin geldiğine bakardık...
Sonra o kapı, yeşil boyalı demir bir kapıyla değiştirilmişti. Onun da üstünde yine yaylı bir çıngırak vardı. Kapının her açılıp kapanışında, o da tın tın çalardı.
Kapı geceleri kilitlendiği için, delikanlılık gecikmelerinde üstünden atlardım.
Tıpkı dayımın, aynı yaşlarda daha önceki tahta kapının üstünden atladığı gibi...
***
Yorgun boyalı, çift kanatlı, arkası kol demirli, kalın köşk kapıları...
Yarı beline kadar camlı, espanyoletli balkon kapıları...
Uydurmadan yapılmış; tam kapanmayan alçak bodrum kapıları...
***
Okulun demirden dev kapıları...
Upuzun boylu, camekânlı, sevimsiz sınıf kapıları...
Beyoğlu kışlarında, açılıp kapandıkça, dışarıya sucuklu, sosisli sıcak yumurta kokuları salan; içi yüksek mermer masalı, sandviççi dükkânlarının kapıları...
***
Üstü tahta oymalarla süslenmiş ve yüzyılların ağırlığıyla hafif bel vermiş koskocaman cami kapıları...
Eskiliği rezelerine, hiçbir eğikliğe uğramadan sadece pas olarak yansımış, dört metrelik katedral kapıları...
***
Tahtalarında, bilinmez anılarından süzülmüş tatsız kaygılarla, keyifli günahların; kimseye görünmeden uyuduğu, otel odası kapıları...
***
Basıldığı yerleri hafif oyulmuş tahta dik merdivenleriyle, eski Paris evlerinin; usta marangoz elinden çıktığı milimi milimine kapanmasından belli, nefti boyası çoktan cilasını yitirmiş kat kapıları...
***
Öne arkaya değil, sürülerek yana açılan; ortası dört köşe küçük delikli, blok çelikten, cezaevlerindeki koğuş kapıları...
Meclis'teki genel toplantı salonunun, her dem taze, cakalı kapıları...
Çamlıca'da Selami hazretlerinin yattığı bir avuçluk mezarlığın kırık dökük parmaklıklı kapısı...
***
Hangi kapıya baksan; bazen bir başka kapının, sisler ardında kalmış görüntüsü belirir arkasında...
Kimi kol demirli, kimi entipüften, kimi küçücük anahtarlı, kimi taze boyanmış, kimi yüzyıllık...
Bir yaşamda içlerinden geçtiğimiz kapıları oturup da kim hesaplamıştır ki...
***
Bir de Belçikalı ressam Magritte'in bir kapısı var.
Deniz kıyısına benzer mavimsi bir boşlukta, yarısı açık bir kapı... içinden beyaz bulutlar geçiyor. Adı da "Zafer".
Yaşam boyu geçtiğimiz binlerce kapının ardında, durmadan aradığımız kapı da o olmalı...
çetin altan
Ya kapıların elini uzattığı anılar...
Şu beyaz boyalı, siyah anahtar delikli sokak kapısı, belleğimin derinliklerindeki bir kapıyla bütünleşiyor.
Edirne'deki evimizin, önü çift merdivenli kapısı.
Onun üstünde bir de siyah demirden küçük bir Arap eli vardı. Top tutan küçük bir Arap eli... Yine siyah demirden yuvarlak bir madalyonun üstünde dururdu. Misafirliğe gelenler, kapıyı o Arap eliyle çalarlardı...
O yaşlarda beni "Arap"la korkuttukları için, kapıdaki siyah el, ne kadar ufak olursa olsun, gözüme ürkütücü görünürdü.
***
Yağmurlar, rüzgârlar, karlar ve güneşlerle kırmızı boyası iyice aşınmış, tahta parmaklıklı bahçe kapısı...
Kapı açılıp kapanırken üstündeki yaylı bir demirin ucunda sallanan çıngırağı da, tın tın çalardı.
Balkondan kimin geldiğine bakardık...
Sonra o kapı, yeşil boyalı demir bir kapıyla değiştirilmişti. Onun da üstünde yine yaylı bir çıngırak vardı. Kapının her açılıp kapanışında, o da tın tın çalardı.
Kapı geceleri kilitlendiği için, delikanlılık gecikmelerinde üstünden atlardım.
Tıpkı dayımın, aynı yaşlarda daha önceki tahta kapının üstünden atladığı gibi...
***
Yorgun boyalı, çift kanatlı, arkası kol demirli, kalın köşk kapıları...
Yarı beline kadar camlı, espanyoletli balkon kapıları...
Uydurmadan yapılmış; tam kapanmayan alçak bodrum kapıları...
***
Okulun demirden dev kapıları...
Upuzun boylu, camekânlı, sevimsiz sınıf kapıları...
Beyoğlu kışlarında, açılıp kapandıkça, dışarıya sucuklu, sosisli sıcak yumurta kokuları salan; içi yüksek mermer masalı, sandviççi dükkânlarının kapıları...
***
Üstü tahta oymalarla süslenmiş ve yüzyılların ağırlığıyla hafif bel vermiş koskocaman cami kapıları...
Eskiliği rezelerine, hiçbir eğikliğe uğramadan sadece pas olarak yansımış, dört metrelik katedral kapıları...
***
Tahtalarında, bilinmez anılarından süzülmüş tatsız kaygılarla, keyifli günahların; kimseye görünmeden uyuduğu, otel odası kapıları...
***
Basıldığı yerleri hafif oyulmuş tahta dik merdivenleriyle, eski Paris evlerinin; usta marangoz elinden çıktığı milimi milimine kapanmasından belli, nefti boyası çoktan cilasını yitirmiş kat kapıları...
***
Öne arkaya değil, sürülerek yana açılan; ortası dört köşe küçük delikli, blok çelikten, cezaevlerindeki koğuş kapıları...
Meclis'teki genel toplantı salonunun, her dem taze, cakalı kapıları...
Çamlıca'da Selami hazretlerinin yattığı bir avuçluk mezarlığın kırık dökük parmaklıklı kapısı...
***
Hangi kapıya baksan; bazen bir başka kapının, sisler ardında kalmış görüntüsü belirir arkasında...
Kimi kol demirli, kimi entipüften, kimi küçücük anahtarlı, kimi taze boyanmış, kimi yüzyıllık...
Bir yaşamda içlerinden geçtiğimiz kapıları oturup da kim hesaplamıştır ki...
***
Bir de Belçikalı ressam Magritte'in bir kapısı var.
Deniz kıyısına benzer mavimsi bir boşlukta, yarısı açık bir kapı... içinden beyaz bulutlar geçiyor. Adı da "Zafer".
Yaşam boyu geçtiğimiz binlerce kapının ardında, durmadan aradığımız kapı da o olmalı...
çetin altan
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar