bugün
- öbür sözlükten gelen yazarlar8
- hangi manifest kızısın4
- yakışıklı olmayan ve kassız erkekler niye var8
- memesiz kızlardaki özgüvenin kaynağı12
- güne acı bir gerçek bırak5
- evli bir adama aşık oldum sözlük20
- oyum ak partiye3
- ispanya'nin terör bitirme formülü41
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi47
- kız görünce değişen erkek2
- asrın soygunu11
- bir otel odasında sözlük kızıyla görüşmek4
- yay burcu5
- from gold from dust28
- sözlüğün manyak dolu olması5
- 2 ekim 2026 belçika türkiye maçı16
- geceler öyle bir kötü dinli gavur2
- ona bir cümle bırak2
- uzak durulması gereken insanlar2
- meksika açmazı macerası6
- fiziği güzel sözlük kızları56
- recep tayyip erdoğan30
- izmir'in akp'ye geçmesi20
- yapay zeka moderatör tatlişliği2
- damarsız tüysüz manisa yaprağı11
- birine aşık olup kafayı yemek9
- ara sıra kadın gibi hissetmek15
- fatma betül sayan kaya69
- senin aklini alirimin mürdüm rengi kazağı8
- 0 0 7 abime ayarlayacağım manita16
- kadının en öpülesi yeri11
- senin aklini alirim9
- sevgililer2
- iki çıplak erkeğin arkadaşça aynı yatakta uyuması10
- çok fena hardcore seks döndüğü düşünülen yerler8
- ilk buluşmaya kocam yazan pastayla gitmek11
- kuran da namazın olmaması12
- sözlük yazarları mutlu olmak için neler yapıyor9
- sözlük yazarları köfte ekmeği nasıl tercih ediyor12
- şampuan yerine saç kremi almak6
- bir kızın şemsiyesinin altına sığınmak12
- ismet'in gereksizliğe adanmış hayatı8
- sabahın köründe işe giden ezik13
- akp'nin kürdistan'a hazırlanıyor olma ihtimali13
- memeleri kafam kadar kız24
- sydney sweeney'in memeleri6
- kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak17
- ups boobs ve diğer sözlük kızları5
- gs'nin 8 şampiyonluğu iptal edilecek5
- 3 kere üst üste 31 çekmek16
ayşe tütüncü piyano ve perküsyon grubu'nun çeşitlemeler isimli albümünün onbirinci parçasıdır. türkçe kürtçe ermenice rumca sözlerden oluşan parça için "dilimiz döndüğünce ülkemizin çok dillilini telaffuz etmeye çalıştık" denmiştir.
sözleri aşagıdaki gibidir:
kero el reposo (huzur istiyorum)
kero la pas (barış istiyorum)
kero la tranquilidad (sükunet istiyorum)
ke se avran las puertas (kapılar açılsın)
birliktelik
sevinç
kardeşlik
bütünleşmek istiyorum
kapılar açılsın
(bu kısım ermenice söylenmektedir)
dilxweşiye dixwazim (huzur istiyoru)
aşitiye dixwazim (barış istiyorum)
aramiye dixwazim (sükunet istiyorum)
bila der vebin (kapılar açılsın)
birliktelik
sevinç
kardeşlik
bütünleşmek istiyorum
kapılar açılsın
(bu kısım rumca söylenmektedir)
kapılar
kapılar
kapılar
kapılar açılsın
ayrıca
(bkz: ayşe tütüncü)
(bkz: çeşitlemeler)
(bkz: netekim)
sözleri aşagıdaki gibidir:
kero el reposo (huzur istiyorum)
kero la pas (barış istiyorum)
kero la tranquilidad (sükunet istiyorum)
ke se avran las puertas (kapılar açılsın)
birliktelik
sevinç
kardeşlik
bütünleşmek istiyorum
kapılar açılsın
(bu kısım ermenice söylenmektedir)
dilxweşiye dixwazim (huzur istiyoru)
aşitiye dixwazim (barış istiyorum)
aramiye dixwazim (sükunet istiyorum)
bila der vebin (kapılar açılsın)
birliktelik
sevinç
kardeşlik
bütünleşmek istiyorum
kapılar açılsın
(bu kısım rumca söylenmektedir)
kapılar
kapılar
kapılar
kapılar açılsın
ayrıca
(bkz: ayşe tütüncü)
(bkz: çeşitlemeler)
(bkz: netekim)
Şarkılarla korkuların yarattığı geçmişe dönük çağrışımlar...
Ya kapıların elini uzattığı anılar...
Şu beyaz boyalı, siyah anahtar delikli sokak kapısı, belleğimin derinliklerindeki bir kapıyla bütünleşiyor.
Edirne'deki evimizin, önü çift merdivenli kapısı.
Onun üstünde bir de siyah demirden küçük bir Arap eli vardı. Top tutan küçük bir Arap eli... Yine siyah demirden yuvarlak bir madalyonun üstünde dururdu. Misafirliğe gelenler, kapıyı o Arap eliyle çalarlardı...
O yaşlarda beni "Arap"la korkuttukları için, kapıdaki siyah el, ne kadar ufak olursa olsun, gözüme ürkütücü görünürdü.
***
Yağmurlar, rüzgârlar, karlar ve güneşlerle kırmızı boyası iyice aşınmış, tahta parmaklıklı bahçe kapısı...
Kapı açılıp kapanırken üstündeki yaylı bir demirin ucunda sallanan çıngırağı da, tın tın çalardı.
Balkondan kimin geldiğine bakardık...
Sonra o kapı, yeşil boyalı demir bir kapıyla değiştirilmişti. Onun da üstünde yine yaylı bir çıngırak vardı. Kapının her açılıp kapanışında, o da tın tın çalardı.
Kapı geceleri kilitlendiği için, delikanlılık gecikmelerinde üstünden atlardım.
Tıpkı dayımın, aynı yaşlarda daha önceki tahta kapının üstünden atladığı gibi...
***
Yorgun boyalı, çift kanatlı, arkası kol demirli, kalın köşk kapıları...
Yarı beline kadar camlı, espanyoletli balkon kapıları...
Uydurmadan yapılmış; tam kapanmayan alçak bodrum kapıları...
***
Okulun demirden dev kapıları...
Upuzun boylu, camekânlı, sevimsiz sınıf kapıları...
Beyoğlu kışlarında, açılıp kapandıkça, dışarıya sucuklu, sosisli sıcak yumurta kokuları salan; içi yüksek mermer masalı, sandviççi dükkânlarının kapıları...
***
Üstü tahta oymalarla süslenmiş ve yüzyılların ağırlığıyla hafif bel vermiş koskocaman cami kapıları...
Eskiliği rezelerine, hiçbir eğikliğe uğramadan sadece pas olarak yansımış, dört metrelik katedral kapıları...
***
Tahtalarında, bilinmez anılarından süzülmüş tatsız kaygılarla, keyifli günahların; kimseye görünmeden uyuduğu, otel odası kapıları...
***
Basıldığı yerleri hafif oyulmuş tahta dik merdivenleriyle, eski Paris evlerinin; usta marangoz elinden çıktığı milimi milimine kapanmasından belli, nefti boyası çoktan cilasını yitirmiş kat kapıları...
***
Öne arkaya değil, sürülerek yana açılan; ortası dört köşe küçük delikli, blok çelikten, cezaevlerindeki koğuş kapıları...
Meclis'teki genel toplantı salonunun, her dem taze, cakalı kapıları...
Çamlıca'da Selami hazretlerinin yattığı bir avuçluk mezarlığın kırık dökük parmaklıklı kapısı...
***
Hangi kapıya baksan; bazen bir başka kapının, sisler ardında kalmış görüntüsü belirir arkasında...
Kimi kol demirli, kimi entipüften, kimi küçücük anahtarlı, kimi taze boyanmış, kimi yüzyıllık...
Bir yaşamda içlerinden geçtiğimiz kapıları oturup da kim hesaplamıştır ki...
***
Bir de Belçikalı ressam Magritte'in bir kapısı var.
Deniz kıyısına benzer mavimsi bir boşlukta, yarısı açık bir kapı... içinden beyaz bulutlar geçiyor. Adı da "Zafer".
Yaşam boyu geçtiğimiz binlerce kapının ardında, durmadan aradığımız kapı da o olmalı...
çetin altan
Ya kapıların elini uzattığı anılar...
Şu beyaz boyalı, siyah anahtar delikli sokak kapısı, belleğimin derinliklerindeki bir kapıyla bütünleşiyor.
Edirne'deki evimizin, önü çift merdivenli kapısı.
Onun üstünde bir de siyah demirden küçük bir Arap eli vardı. Top tutan küçük bir Arap eli... Yine siyah demirden yuvarlak bir madalyonun üstünde dururdu. Misafirliğe gelenler, kapıyı o Arap eliyle çalarlardı...
O yaşlarda beni "Arap"la korkuttukları için, kapıdaki siyah el, ne kadar ufak olursa olsun, gözüme ürkütücü görünürdü.
***
Yağmurlar, rüzgârlar, karlar ve güneşlerle kırmızı boyası iyice aşınmış, tahta parmaklıklı bahçe kapısı...
Kapı açılıp kapanırken üstündeki yaylı bir demirin ucunda sallanan çıngırağı da, tın tın çalardı.
Balkondan kimin geldiğine bakardık...
Sonra o kapı, yeşil boyalı demir bir kapıyla değiştirilmişti. Onun da üstünde yine yaylı bir çıngırak vardı. Kapının her açılıp kapanışında, o da tın tın çalardı.
Kapı geceleri kilitlendiği için, delikanlılık gecikmelerinde üstünden atlardım.
Tıpkı dayımın, aynı yaşlarda daha önceki tahta kapının üstünden atladığı gibi...
***
Yorgun boyalı, çift kanatlı, arkası kol demirli, kalın köşk kapıları...
Yarı beline kadar camlı, espanyoletli balkon kapıları...
Uydurmadan yapılmış; tam kapanmayan alçak bodrum kapıları...
***
Okulun demirden dev kapıları...
Upuzun boylu, camekânlı, sevimsiz sınıf kapıları...
Beyoğlu kışlarında, açılıp kapandıkça, dışarıya sucuklu, sosisli sıcak yumurta kokuları salan; içi yüksek mermer masalı, sandviççi dükkânlarının kapıları...
***
Üstü tahta oymalarla süslenmiş ve yüzyılların ağırlığıyla hafif bel vermiş koskocaman cami kapıları...
Eskiliği rezelerine, hiçbir eğikliğe uğramadan sadece pas olarak yansımış, dört metrelik katedral kapıları...
***
Tahtalarında, bilinmez anılarından süzülmüş tatsız kaygılarla, keyifli günahların; kimseye görünmeden uyuduğu, otel odası kapıları...
***
Basıldığı yerleri hafif oyulmuş tahta dik merdivenleriyle, eski Paris evlerinin; usta marangoz elinden çıktığı milimi milimine kapanmasından belli, nefti boyası çoktan cilasını yitirmiş kat kapıları...
***
Öne arkaya değil, sürülerek yana açılan; ortası dört köşe küçük delikli, blok çelikten, cezaevlerindeki koğuş kapıları...
Meclis'teki genel toplantı salonunun, her dem taze, cakalı kapıları...
Çamlıca'da Selami hazretlerinin yattığı bir avuçluk mezarlığın kırık dökük parmaklıklı kapısı...
***
Hangi kapıya baksan; bazen bir başka kapının, sisler ardında kalmış görüntüsü belirir arkasında...
Kimi kol demirli, kimi entipüften, kimi küçücük anahtarlı, kimi taze boyanmış, kimi yüzyıllık...
Bir yaşamda içlerinden geçtiğimiz kapıları oturup da kim hesaplamıştır ki...
***
Bir de Belçikalı ressam Magritte'in bir kapısı var.
Deniz kıyısına benzer mavimsi bir boşlukta, yarısı açık bir kapı... içinden beyaz bulutlar geçiyor. Adı da "Zafer".
Yaşam boyu geçtiğimiz binlerce kapının ardında, durmadan aradığımız kapı da o olmalı...
çetin altan
(bkz: the doors)
Orhan Asena'nın oyununun ismidir. Ezilen ve ezen arasında oluşan ilişkileri anlatan oyundur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar