bugün
- manisada okul saldırısı7
- gocu bak bi7
- z kuşağı5
- sarı torbadan rahatsız olan kürt2
- mason greenwood6
- evliliği ayakta tutan güçler6
- türkiye medeni bi ülkeyse neden hristiyan yok29
- husiler ve mekke ittifakı'nın ilk sınavı3
- atlet giymeyen insan2
- drew barrymore4
- yanlış yönde yürüdüğünü fark ettiğin an2
- orta asyadakilerin penis boyu3
- çıplakken buzdolabının kapağını açmak2
- türkiye bir kedi cumhuriyetine nasıl dönüştü2
- tavuk pilav yiyen erkek3
- çayı karıştırdıktan sonra kaşığı yalamak2
- kedinin yanında kediyi çekiştirmek2
- umumi tuvalette telefonundan video izleyen insan2
- türkler ile moğollar kardeştir18
- 100tlnin hesabını yapan cimri3
- yumurtayı sivri tarafından kıran insan2
- motorinin 100 lirayı görmesi5
- foşik törklörön liginde birinci amedspor17
- afrikalılar gariban avrupa emperyalist yalanı12
- s'i l v'e r m'i s t'in kullandığı ucuz parfüm17
- dünyanın en ölümcül terör örgütü hristiyan lra5
- iş arayanların aslında para araması8
- entry girmek için entry girmek2
- akp'li tayyar'ın erdoğan'a sıra dayağı çağrısı4
- tulumba tatlısı6
- birini kırmadan nasıl iletişimi kesersiniz16
- musa anter10
- çamaşır makinasını çalışırken izlemek7
- halk tv haberciliği2
- true nickli yazar3
- göçmen karşıtı din düşmanı sosyal demokratlar18
- ölümden korkuyor musunuz34
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı30
- claudian clouds43
- yapay zekaya porno aratmak4
- altı nesil boyunca köleliğin ekmeğini yemek2
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri51
- game of thrones taki kerhaneci17
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı6
- parcalandim toparlanamiyorum313
- anın görüntüsü26
- katatespizartmasi3
- hollanda'nın deniz seviyesinin altında bulunması6
- 29 yaşında erkek 40 yaşında kadın evliliği7
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı36
geçimini balon satarak sağlayan insan.
sabah erkenden uyandı, perdenin arasından sızan güneş ışıkları havanın ne kadar güzel olduğunu anlatmaya yetti ona; gülümsedi. perdeyi araladı, işlerine giden insanları süzdü her zamanki gibi, sonra suratı düştü ve perdeyi tamamen açıp banyoya geçti. karyolasına döndüğünde biraz ferahlamıştı, kenarda duran karton kutudan çıkardığı balonları tek tek şişirmeye başladı; sırığına bağlayıp dışarı çıktı. omuzları artık yara içinde kalmıştı o sırık yüzünden, canı acıya acıya meydana doğru yürümeye başladı. son zamanlardaki tek dostu darıcı süleyman da meydandaydı, yanına doğru ilerlemeye başladı. selamlaştılar, geçti süleyman'ın her zaman yanında bulundurduğu boş taburesine. poşetinden çıkardığı ekmeğin ve domatesin yarısını arkadaşına verdi, afiyetle yediler hoş bir sohbet eşliğinde. hayatları benzer geçmişti aslında; ikisinin de çocukları okumuştu ve güzel bir hayat kurmuştu kendine. her ne kadar pek arayıp sormasalar da varlıklarını ve iyi bir hayat yaşadıklarını bilmek onları mutlu etmeye yetiyordu. zaten ikisi de yetmişli yaşlara merdiven dayamıştı, bu saatten sonra hayattan pek bir dilekleri kalmamıştı. günü kurtarsalar onlara yeterdi. hava yağmurlu değilse, karınları toksa, hele bir de dışarıda çocuklar o gün bolsa mutlu olmamak için hiçbir neden olamazdı; keyiflerinden geçilmezdi akşama kadar.
yine böyle güzel bir günde parkta sohbete dalmışken bir zabıta aracının park ettiğini gördüler ve gelen uyarı da onlaraydı; 'zabıta, kaçmayın!'. darıcı süleyman daha arabasının yanına yaklaşamadan aldılar arabasını, onunla birlikte. o ise zabıta aracını görür görmez arkadaşına da kaçmasını söyleyip koşmaya başlamıştı. koştu, koştu, koştu... öyle yorulmuştu ki, öyle gözleri kararmıştı ki sadece ayaklarının ucunu görebiliyordu adım attıkça. ve balonlar ağaçlara takıla takıla patlıyordu o koştukça; o koştu, balonlar patladı. balonlar patladıkça o koştu... meydana ulaşabilse oradan çok güzel karışık ve dar sokaklar biliyordu aslında, meydana kadar yakalanmasa gerisi çocuk oyuncağıydı. koştu, koştu, yavaşladı, artık meydanda olmalıydı. bir an durdu ve kafasını kaldırdı. kafasını kaldırdığında gördüğü son şeydi o minübüs, ve göz göze geldiği son insandı ön koltukta annesinin kucağında oturan o çocuk.
sabah erkenden uyandı, perdenin arasından sızan güneş ışıkları havanın ne kadar güzel olduğunu anlatmaya yetti ona; gülümsedi. perdeyi araladı, işlerine giden insanları süzdü her zamanki gibi, sonra suratı düştü ve perdeyi tamamen açıp banyoya geçti. karyolasına döndüğünde biraz ferahlamıştı, kenarda duran karton kutudan çıkardığı balonları tek tek şişirmeye başladı; sırığına bağlayıp dışarı çıktı. omuzları artık yara içinde kalmıştı o sırık yüzünden, canı acıya acıya meydana doğru yürümeye başladı. son zamanlardaki tek dostu darıcı süleyman da meydandaydı, yanına doğru ilerlemeye başladı. selamlaştılar, geçti süleyman'ın her zaman yanında bulundurduğu boş taburesine. poşetinden çıkardığı ekmeğin ve domatesin yarısını arkadaşına verdi, afiyetle yediler hoş bir sohbet eşliğinde. hayatları benzer geçmişti aslında; ikisinin de çocukları okumuştu ve güzel bir hayat kurmuştu kendine. her ne kadar pek arayıp sormasalar da varlıklarını ve iyi bir hayat yaşadıklarını bilmek onları mutlu etmeye yetiyordu. zaten ikisi de yetmişli yaşlara merdiven dayamıştı, bu saatten sonra hayattan pek bir dilekleri kalmamıştı. günü kurtarsalar onlara yeterdi. hava yağmurlu değilse, karınları toksa, hele bir de dışarıda çocuklar o gün bolsa mutlu olmamak için hiçbir neden olamazdı; keyiflerinden geçilmezdi akşama kadar.
yine böyle güzel bir günde parkta sohbete dalmışken bir zabıta aracının park ettiğini gördüler ve gelen uyarı da onlaraydı; 'zabıta, kaçmayın!'. darıcı süleyman daha arabasının yanına yaklaşamadan aldılar arabasını, onunla birlikte. o ise zabıta aracını görür görmez arkadaşına da kaçmasını söyleyip koşmaya başlamıştı. koştu, koştu, koştu... öyle yorulmuştu ki, öyle gözleri kararmıştı ki sadece ayaklarının ucunu görebiliyordu adım attıkça. ve balonlar ağaçlara takıla takıla patlıyordu o koştukça; o koştu, balonlar patladı. balonlar patladıkça o koştu... meydana ulaşabilse oradan çok güzel karışık ve dar sokaklar biliyordu aslında, meydana kadar yakalanmasa gerisi çocuk oyuncağıydı. koştu, koştu, yavaşladı, artık meydanda olmalıydı. bir an durdu ve kafasını kaldırdı. kafasını kaldırdığında gördüğü son şeydi o minübüs, ve göz göze geldiği son insandı ön koltukta annesinin kucağında oturan o çocuk.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar