bugün
- bir adaya düşsek6
- ayakçı erkek5
- en yakın erkek kankaya sakso çekmek4
- askerliğin bir türlü bitmemesi5
- nervio'nun başkalarının fotoğrafını paylaşması5
- anın görüntüsü14
- sözlük at hırsızlarının fotoğrafları6
- 29 ekim 2026 aliyev'in türkiye'ye gelmemesi4
- kapadokyada peri bacası çöktü7
- whatsapp gurubu açınca sözlüğün ölmesi5
- katalonya özerk bölgesi4
- zengin çocukları niye askerlik yapmıyor2
- 29 ekim 2026 kapadokya peribacasının çökmesi2
- eski fotoğraflara bakmak2
- sözlükte 1 60 boyundaki tatlı ve kaslı kız2
- apo çıkarsa ulusalcılar ne yapacak8
- sözlüğün ölü gibi olması4
- dersimli kızlar6
- sinem dedetaş8
- revizyon ameliyatı2
- yaşasın cumhuriyet7
- sözlük çok güzel ya5
- türkiye cumhuriyeti5
- katalanlar2
- istanbul12
- kapadokya da çökme sonucu iki kişinin ölmesi3
- atatürk'ün vizyonunun inanılmazlığı7
- 29 ekim cumhuriyet bayramı14
- arkadaşlar nerdesiniz4
- escort taş mı yesin11
- amedspor10
- cumhuriyet 103 yaşında3
- gecenin şarkısı10
- iklim2
- sigara içelim mi4
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı20
- cumhuriyet bayramı14
- türkiye12
- ekşi sözlük toplu yazar alımı5
- bizi küçümsediler3
- seni sevmediğim yalan2
- gocu uzun süre çaylak mı kaldı3
- sırrı süreyyacı ünlülerin 29 ekim kutlaması7
- gocu yu bulup getirene tam 100 lira veriyorum3
- 29 ekim 2026 bitlisspor kayserispor maçı4
- imbat madencilik işçilerinin ankara yürüyüşü3
- ısparta nokulu6
- muğla vs uşak afyon denizli aydın kütahya manisa4
- demokratikleşme paketi için ne dediler3
- alzheimer günlüğü6
son padişah vahdettin yakın tarihin en çok tartışılan isimlerinden ben kendisini hainlikle suçlamıyorum ancak buna karşın neredeyse yalnızca bir hainin göstereceği türden bazı davranışları olduğunu düşünüyorum peki denebilirki o zaman hain olmuyor mu? Bence kendince önceliği kendinde tutmasına karşın biraz olsun kendi vatanınıda düşünüyordu bu yüzden kendisine hain demek yoruma açıktır. Peki bu adam yıllardır böylesine pek çok isim tarafından aklanıyorda bu adam ne yaptı hain sayılabileceği hiç mi veri yok ortada denirse yrd. doç. dr. Orhan Çekiç'in özet olarak belirttiği şu maddeler bence en azından kendisini suçlayanların anlaşılması bakımından önemli olacaktır.
1. Mondros Ateşkes Antlaşmasını 30 Ekim 1918'de imzalayarak "ülkenin tümüyle teslim olmasını" kabul etmiş oldu.
2. Bu sayede, Sevr Antlaşmasıyla kendisine (yani Yeni Türkiye'ye verilen) yeni coğrafyaya razı oldu. Buna göre, Padişah olarak devletin başında kalmasına işgalci devletler razı oluyorlar ve O'na yurt olarak da istanbul'u, Ankara'yı ve Ankara cıvarında 6-7 şehri bırakıyorlardı.
3. Ağır şartları içeren Mondrosu imzaladığı gibi, bu yeni ve yarısı elden gitmiş olan Anadolu'yu kabul ettiği anlamında olarak bir Osmanlı Heyetini Paris'e gönderip, bu Sevr Antlaşmasını imza ettirdi.
4. Bu Sevr Antlaşmasını kendisinin de imzalayıp imzalamadığına kimse bakmadı, çünkü bakmasına gerek yoktu. Bu antlaşmaya göre izmir ve Ege Bölgesi Yunanistan'a verilmişti. Buna dayanarak Yunanlılar izmir'e çıkıp, Ege Bölgesini işgale başladılar.
5. Aynı Sevr'e göre Doğu' da bir Ermenistan, güneyde de bir Kürdistan kurulacaktı. Artık bu topraklar Vahdettin'in değildi ve O buna Mondros'u imzalayarak razı olmuştu. italyanlar Akdeniz Bölgesinde nüfuz bölgesine, Fransızlar Adana, Urfa,Gaziantep,Maraş,Hatay (yani Kilikya) bölgesinde, ingilizler Doğu'da ve bugün Irak'ta kalan topraklar üzerinde nüfuz bölgelerine sahip olacaklardı. Yani bütün bunlara Vahdettin "Peki" demiş oluyordu Sevr ile.
6. Bütün bu planlar kolayca uygulanabilsin diye, düşmanlar orduların teslim edilmesini istediler, bu yapıldı.(Savaşmayı göze alacak olan bir Padişah, ordularını teslim etmeye razı olur mu?Oldu, çünkü o günkü şartlarda kendince başka bir çıkış yolu O'na göre yoktu.
7. Tüm silah ve cephaneler düşmana teslim edildi. Siz Vahdettin olsanız, ilerde bir Kurtuluş Savaşı yapmayı planlıyor olsanız, elinizdeki silahı teslim eder misiniz? Etti, çünkü çaresizdi ve bir savaşı göze alacak konumda değildi.
8. Düşman donanmasının 13 Kasım 1918'de istanbul'a geleceğini biliyordu. Boğazlardaki bütün mayınların temizlenmesine çaresiz "peki" dedi, donanmanın istanbul'a girmesine izin verdi. Oysa aynı donanma Çanakkale'yi zamanında geçememişti şimdi elini kolunu sallayarak geçti, istanbul'a girdi. Onlarla savaşmayı planlayan bir Padişah bunu yapar mı? Demek ki böyle bir planı yok.
9. Yunan ordusunun da Ege'ye toplam 200.000 asker çıkarmasını kabullenmek zorunda kaldı.
10.Düşman ne dediyse yaptı. Çünkü ancak bu takdirde kendisine vaat edilen yerlerin ve istanbul'un padişahı olabilecekti. Aksi halde, Sevr ile verilenleri de kaybedeceğine inanıyordu.
11.imparatorluğu "genç, tecrübesiz, milliyetçi ittihatçı subayların yüzünden kaybettiğimize inanıyordu. Şimdi de direnmeye kalkan Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları yüzünden, kendisine verilen topraklarını ve tahtını da kaybedeceği korkusuna kapıldı ve başından sonuna kadar Ankara Hükümetini tanımadı, onları "asi" ilan etti ve ingilizlere yanaşarak işlerin içinden sıyrılmaya çalıştı.
12. Bütün bu olup bitenlere "hayır" diyen Mustafa Kemal ise, "ya bugünkü topraklarımızın tamamını kurtarırız, ya hep beraber ölürüz" sloganıyla ortaya çıktı ve bu noktada Padişah Vahdettin ile ters düştü. Olayın özeti budur.
gördüğümüz üzere sanıyorum yalnızca bu veriler dahi vahdettin'in vatansever olmadığının kanıtıdır gelgelelim tekrar belirtmekte fayda görüyorum kendisine hain denilmesini yadırgamasamda hain olduğunu düşünmüyorum.
1. Mondros Ateşkes Antlaşmasını 30 Ekim 1918'de imzalayarak "ülkenin tümüyle teslim olmasını" kabul etmiş oldu.
2. Bu sayede, Sevr Antlaşmasıyla kendisine (yani Yeni Türkiye'ye verilen) yeni coğrafyaya razı oldu. Buna göre, Padişah olarak devletin başında kalmasına işgalci devletler razı oluyorlar ve O'na yurt olarak da istanbul'u, Ankara'yı ve Ankara cıvarında 6-7 şehri bırakıyorlardı.
3. Ağır şartları içeren Mondrosu imzaladığı gibi, bu yeni ve yarısı elden gitmiş olan Anadolu'yu kabul ettiği anlamında olarak bir Osmanlı Heyetini Paris'e gönderip, bu Sevr Antlaşmasını imza ettirdi.
4. Bu Sevr Antlaşmasını kendisinin de imzalayıp imzalamadığına kimse bakmadı, çünkü bakmasına gerek yoktu. Bu antlaşmaya göre izmir ve Ege Bölgesi Yunanistan'a verilmişti. Buna dayanarak Yunanlılar izmir'e çıkıp, Ege Bölgesini işgale başladılar.
5. Aynı Sevr'e göre Doğu' da bir Ermenistan, güneyde de bir Kürdistan kurulacaktı. Artık bu topraklar Vahdettin'in değildi ve O buna Mondros'u imzalayarak razı olmuştu. italyanlar Akdeniz Bölgesinde nüfuz bölgesine, Fransızlar Adana, Urfa,Gaziantep,Maraş,Hatay (yani Kilikya) bölgesinde, ingilizler Doğu'da ve bugün Irak'ta kalan topraklar üzerinde nüfuz bölgelerine sahip olacaklardı. Yani bütün bunlara Vahdettin "Peki" demiş oluyordu Sevr ile.
6. Bütün bu planlar kolayca uygulanabilsin diye, düşmanlar orduların teslim edilmesini istediler, bu yapıldı.(Savaşmayı göze alacak olan bir Padişah, ordularını teslim etmeye razı olur mu?Oldu, çünkü o günkü şartlarda kendince başka bir çıkış yolu O'na göre yoktu.
7. Tüm silah ve cephaneler düşmana teslim edildi. Siz Vahdettin olsanız, ilerde bir Kurtuluş Savaşı yapmayı planlıyor olsanız, elinizdeki silahı teslim eder misiniz? Etti, çünkü çaresizdi ve bir savaşı göze alacak konumda değildi.
8. Düşman donanmasının 13 Kasım 1918'de istanbul'a geleceğini biliyordu. Boğazlardaki bütün mayınların temizlenmesine çaresiz "peki" dedi, donanmanın istanbul'a girmesine izin verdi. Oysa aynı donanma Çanakkale'yi zamanında geçememişti şimdi elini kolunu sallayarak geçti, istanbul'a girdi. Onlarla savaşmayı planlayan bir Padişah bunu yapar mı? Demek ki böyle bir planı yok.
9. Yunan ordusunun da Ege'ye toplam 200.000 asker çıkarmasını kabullenmek zorunda kaldı.
10.Düşman ne dediyse yaptı. Çünkü ancak bu takdirde kendisine vaat edilen yerlerin ve istanbul'un padişahı olabilecekti. Aksi halde, Sevr ile verilenleri de kaybedeceğine inanıyordu.
11.imparatorluğu "genç, tecrübesiz, milliyetçi ittihatçı subayların yüzünden kaybettiğimize inanıyordu. Şimdi de direnmeye kalkan Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları yüzünden, kendisine verilen topraklarını ve tahtını da kaybedeceği korkusuna kapıldı ve başından sonuna kadar Ankara Hükümetini tanımadı, onları "asi" ilan etti ve ingilizlere yanaşarak işlerin içinden sıyrılmaya çalıştı.
12. Bütün bu olup bitenlere "hayır" diyen Mustafa Kemal ise, "ya bugünkü topraklarımızın tamamını kurtarırız, ya hep beraber ölürüz" sloganıyla ortaya çıktı ve bu noktada Padişah Vahdettin ile ters düştü. Olayın özeti budur.
gördüğümüz üzere sanıyorum yalnızca bu veriler dahi vahdettin'in vatansever olmadığının kanıtıdır gelgelelim tekrar belirtmekte fayda görüyorum kendisine hain denilmesini yadırgamasamda hain olduğunu düşünmüyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar