bugün
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası8
- bir gün çok konuşkan olup devirsi gün suskun olmak11
- ilişkiye ara vermek10
- ofis pornosu12
- hoşlanılan kişinin sizden hoşlanmaması9
- kolye142
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek7
- bu saatte yemek yemek8
- asansörde konuşmama kuralı8
- üç rus kız ve bir türk erkek bu saatte neyapabilir9
- ölümün çözüm olduğunu düşünmek4
- cam açık ve çıplak uyumak4
- ısparta da kanyonda mahsur kalan ihh gönüllüleri4
- kadınların yedekte erkek tutması3
- sevgiliden ayrılamama nedenleri2
- sevgiliden ayrilamayip onun terk etmesini beklemek2
- marka giyinmek8
- uykusuz kedi ablanın çok tatlı bir insan olması20
- siyah saçlı beyaz tenli kız8
- migren4
- gerçekten iğrenç bir hayat2
- gecelerin kötü olması2
- şargoz2
- kaybolan çorabın teki3
- nervionun mavi gözleri11
- hayatın acı gerçekleri6
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- erzurum'da 150 tl'ye satılan serpme kahvaltı14
- bik bik'in hacker'a yemek yapması18
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi18
- ona bir şey söyle13
- cep telefonu22
- aşk13
- 186 boyundaki erkek7
- nervioya yürüyecem diye nazım hikmete dönüşmek7
- sözlük yazarlarının köpekleri8
- nokia20
- biz büyüdük ve kirlendi mi dünya sorunsalı7
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı8
- teselli vermek6
- asla evlenilmeyecek kızlar11
- bik bik'in kraliçe olması10
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı23
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- sohbet edecek kimsenin olmaması7
- 30 yaşımı devirmiş sözlük teyzeleri7
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur8
- ıpkis'in bir işe yaramaması10
- uçan arabalar neden çıkmadı5
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
çok değişik bir şey. bilmiyorum tam olarak nasıl ifade edilir. ama ben beceremiyorum. belki de birini sevsem, kusurlarını görmezden gelip bağlanabilirim, aşık olabilirim, her şeyi yok sayabilirim, vesaire vesaire işte. ama sevemediğim için, bunların hiçbirisini de yapamıyorum. sevgilimden de galiba bu yüzden ayrıldım. tam olarak bundan bile emin değilim. beni çok sevdiğini söylüyordu gerçi ayrılmak istediğimi söylediğimde. ama ben sevmiyordum, sevsem bile mantığımın önüne geçiremiyordum bunu. böyle yürümeyeceği de belliydi. sonunda böyle bir şey olacağı da kaçınılmazdı. bir ara entrylerimi okuyordu, nickim aynı, hala okuyorsa selam olsun buradan. ya da olmasın boşver. ne gerek var samimiyete? böyle de kinci ve soğuk bir insanım işte, sevmediğim zaman da.
bir aşk şarkısı duyduğumda öyle çok duygulanıyorum ki, sevgilisine deliler gibi aşık olanlar olsun, çok sevdiği bir kıza açılamamış olanlar olsun, açılıp da reddedilenler olsun benim kadar duygulanmıyordur, içlenmiyordur. insanların böyle şeyler yaşamalarını seviyorum ben daha çok. birbirlerine içlerindeki tüm sevgiyi gözlerinde toplayarak bakanlar görüyorum bazen, bana baksa ben aşık olacağım durduk yere, öyle derin bir sevgi var aralarında. ama ben onlardan olamıyorum, sonra da diyorum "dünyanın böylelerine de ihtiyacı var, benim gibilere de." diyorum. belki kendimi avutuyorum, belki de doğrusu budur, bunu da bilmiyorum ama içimden böyle geçiyor işte.
mesela bak bugün nereden aklıma geldiyse günün birinde şarkısını dinliyorum göksel'in. ahahah, sanki ayrıldığım kız bana söylemiş gibi sözleri var. "aklına gelecek ayrılığımız, pişman olacaksın günün birinde." diyor, daha ne desin, nasıl desin değil mi? sonra zeynep casalini'den duvar şarkısını dinledim üst üste birkaç kez. ne kadar güzel sözler. kimisi sitemini anlatıyor sevdiğine, kimisi ise aşkını. kimisi de bunu şu an dinlediğim farid farjad gibi kemanına anlattırıyor. bilmiyorum işte, ben duygulanıyorum aslında benimle hiç alakası olmayan, çiftlere hitap eden şarkılarda. ben gidiyim, yalnızlar partisi'nde filan takılayım di mi? yok be sözlük, o işlerin adamı da değilim ben.
bir kız var diyorum, hoşlandım galiba diyorum, o kadar çabuk geçiyor ki hevesim. hep böyle oldu yani, yıllardır böyle. ertesi güne sarkmıyor o derece şıpsevdiyim. şıpsevdi mi deniyordu buna, neyse boşver, sen anladın beni. aslında belki de hayatımın aşkı olacak anlatabiliyor muyum ama olmuyor işte. bir yerden sonra yok oluyor o içimdeki his. hoşlanmaktan öteye gidemiyorum. hatta hoşlanmak bile değil, kız ne kadar iyi diyorum falan. o kadar. bu kadar mı taş kalpliyim ben, bunu da bilmiyorum, kızma tamam.
yan odamdaki elemanların her birinin sevgilisi var, her biri de işte akşamın belirli saatlerinde koridora çıkıyorlar sevgilileriyle konuşmak için. birbirlerine kızıyorlar, bağırıyorlar, sonra "seni seviyorum"larla telefonu kapatıyorlar. ertesi gün yine aynı senaryo. hem derslerine çalışıyorlar, hem okullarına gidiyorlar, hem de bak bir aşk hayatları var. bunu ben beceremem yani galiba beceremem. hepsine birden yetişemem, hele ki sürekli ilgi isteyen bir kızla uğraşmak benden uzak dursun dedim hep kendi kendime.
neyse lena'yı dinledim, bütün melankoli gitti.
bir aşk şarkısı duyduğumda öyle çok duygulanıyorum ki, sevgilisine deliler gibi aşık olanlar olsun, çok sevdiği bir kıza açılamamış olanlar olsun, açılıp da reddedilenler olsun benim kadar duygulanmıyordur, içlenmiyordur. insanların böyle şeyler yaşamalarını seviyorum ben daha çok. birbirlerine içlerindeki tüm sevgiyi gözlerinde toplayarak bakanlar görüyorum bazen, bana baksa ben aşık olacağım durduk yere, öyle derin bir sevgi var aralarında. ama ben onlardan olamıyorum, sonra da diyorum "dünyanın böylelerine de ihtiyacı var, benim gibilere de." diyorum. belki kendimi avutuyorum, belki de doğrusu budur, bunu da bilmiyorum ama içimden böyle geçiyor işte.
mesela bak bugün nereden aklıma geldiyse günün birinde şarkısını dinliyorum göksel'in. ahahah, sanki ayrıldığım kız bana söylemiş gibi sözleri var. "aklına gelecek ayrılığımız, pişman olacaksın günün birinde." diyor, daha ne desin, nasıl desin değil mi? sonra zeynep casalini'den duvar şarkısını dinledim üst üste birkaç kez. ne kadar güzel sözler. kimisi sitemini anlatıyor sevdiğine, kimisi ise aşkını. kimisi de bunu şu an dinlediğim farid farjad gibi kemanına anlattırıyor. bilmiyorum işte, ben duygulanıyorum aslında benimle hiç alakası olmayan, çiftlere hitap eden şarkılarda. ben gidiyim, yalnızlar partisi'nde filan takılayım di mi? yok be sözlük, o işlerin adamı da değilim ben.
bir kız var diyorum, hoşlandım galiba diyorum, o kadar çabuk geçiyor ki hevesim. hep böyle oldu yani, yıllardır böyle. ertesi güne sarkmıyor o derece şıpsevdiyim. şıpsevdi mi deniyordu buna, neyse boşver, sen anladın beni. aslında belki de hayatımın aşkı olacak anlatabiliyor muyum ama olmuyor işte. bir yerden sonra yok oluyor o içimdeki his. hoşlanmaktan öteye gidemiyorum. hatta hoşlanmak bile değil, kız ne kadar iyi diyorum falan. o kadar. bu kadar mı taş kalpliyim ben, bunu da bilmiyorum, kızma tamam.
yan odamdaki elemanların her birinin sevgilisi var, her biri de işte akşamın belirli saatlerinde koridora çıkıyorlar sevgilileriyle konuşmak için. birbirlerine kızıyorlar, bağırıyorlar, sonra "seni seviyorum"larla telefonu kapatıyorlar. ertesi gün yine aynı senaryo. hem derslerine çalışıyorlar, hem okullarına gidiyorlar, hem de bak bir aşk hayatları var. bunu ben beceremem yani galiba beceremem. hepsine birden yetişemem, hele ki sürekli ilgi isteyen bir kızla uğraşmak benden uzak dursun dedim hep kendi kendime.
neyse lena'yı dinledim, bütün melankoli gitti.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar