bugün
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı56
- bardağı taşıran son damla4
- erkeklerin 35 yaşından sonra çökmesi5
- herkesin bir yerde yanlış olduğu4
- dinlerin geldiği günden beri kan dökmesi8
- mantı abartılmış balon bir yemektir6
- milli maçı izlemeyen erkek22
- onu anlatsana biraz4
- evlenmeyi başaramamış kadın3
- 14 haziran 2026 maden işçilerine silahlı saldırı3
- bir mekanın kazıkçı olduğunu gösteren detaylar2
- malum2
- dünya kupasında en az çeyrek final yaparız3
- bulutsuzluk özlemi2
- türkiye gruptan çıkar mı2
- derinliğimizi anlayabilecek düzeyde kadın olmaması6
- uzun zamandır aktif olmayan birinci nesil yazarlık6
- byd türkiye fabrikasını askıya aldı7
- şirine hangi şirinle evlenirdi sorunsalı5
- 19 haziran 2026 paraguay türkiye maçı5
- avustralya8
- tuğba kuruyemiş3
- vincenzo montella8
- squat yapan kız2
- türkiye11
- ciddi ciddi maymundan geldiğine inanmak16
- o kadar kadın varken neden onu beğendim sorusu4
- manidar pekmez2
- yahudilerin bu kadar zengin olmasının nedeni8
- bir kızı doyurmak7
- 14 haziran 2026 brezilya fas maçı3
- migros'ta şarap seçen yalnız ve hüzünlü kadınlar5
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı2
- hepinizin bana aşık olduğunu düşünüyorum2
- muşlettin geldi topu aldı vurdu goooooolll7
- kadınlar neyden hoşlanır8
- yunan adaları2
- anın görüntüsü17
- bir kadının aşkım prensim dediği erkek olmak3
- deniz şortunun içine boxer giyilir mi sorunsalı20
- türkiye yapay zeka eylem planı2
- özel okulların dolup taştığı kriz ülkesi4
- chp'nin hali ne olacak58
- tanrıyı görmek için 12 yıldır oturmayan adam5
- avustralyalıların iri yarı olması5
- bir şeyler söyle9
- uysaljakoben9
- en iyi antidepresan18
- nakliyat2
- avustralya 0 türkiye 74
erkekler hep büyük sever. aşkları da, sevgileri de, hayranlıkları da hep en büyüktür. kendilerini merkeze koyup büyük bir çember çizer sonra da karşısındakinden bunu beklerler. çapı büyüktür erkeklerin aşkının.
her erkeğin en azından bir kız kankası vardır. kadınları bir kadından daha iyi tanıyacak kimse yoktur. o bile sıkı sıkıya tembihler hemcinslerine karşı; "çok fazla sev ama bunu sakın ona çok fazla gösterme. çemberinin yarıçapı büyük olsa bile o bunu görmesin". nedir bir kadını koskocaman bir aşka layık kılan şey. sabah akşam hiç durmadan erkeği düşünmesi mi, bir sorun çıktığı zaman alttan almayı bilmesi mi? yoksa sadece her erkeğin kadınları bir "gereklilik" olarak görmediğini kavrayabilse mi? ne yazık ki erkeklerin pek çoğu gerçekten aşık olup hatalarını da olsa olsa bunun üstüne kurarlar. gerçekten sever erkekler. deli gibi aşık olurlar. o üzülmesin diye kendileri üzülür, özlediğini açık seçik söyler, hatalarına karşı anlayışla yaklaşır alttan alır, yaptığı her hatanın bir sebebi olduğunu düşünerek avunur... kırmamaya çalışır. onu mutlu etmeye çalışır. bazen "köpek" olur, bazen "köle". lafta da değildir hani "sensiz yaşayamam" cümleleri. çok değer verir erkek milleti.
işte burdan başlar kopuşun hikayesi. en büyük çemberi çizip içine almışsındır sevdiğin kadını. senin dünyanda o kraliçe sen ise onun her istediğini yapmakla mükellef kölesindir. hiç öyle beyaz atlı prens rollerine bürünmeden yalın aşkınla seversin onu. ancak en baştan beri kocaman bir çemberin içinde olduğu için kadın, görmez olur zamanla bunun sınırlarını. sevginin, aşkının, ona olan mecburiyetinin bir sınırı yok sanar, alışır şımarmaya. hep yaptığın şeylerin, herkesin her zaman yaptığı şeyler olduğunu sanar. o kadar sık söylersin ki onu sevdiğini; bundan bile sıkılır olur. o en başlarda sana hayranlıkla bakan, seni kaybetmemek için duygu hezeyanı içinde nemlenen kocaman mavi gözler artık yanında oturan yabancının sağa sola bakan gözleri olmuştur. oysaki aynı adamdır o kadının yanında oturan. en ufak şeyler büyüyerek çığ olur, altına alır seni. "neler oluyor" soruların onu "boğan" şeyler olmuş, "seviyorum"ların cevabı "bilmiyorum"lara dönüşmüştür. sadece onu düşündüğün için "üzüyorsam eğer seni, beni bırak.. bırak ve dön arkanı git bakmadan bana" dersin, "üff yine mi aynı şeyler" dökülür onun ağzından. mutsuzluğuna daha fazla dayanamaz olursun "ben gidiyorum" dersin, "zaten biliyordum bunu yapacağını, sen başkalarının hayatına girip onları mahvediyorsun" diye suçlar seni.
bilirsin artık bazı şeylerin asla değişmeyeceğini, eskiye dönüşün imkansız olduğunu. o mükemmel adamın değişmeden aynı yerde durmasına rağmen her şeyini vermeye hazır olduğun kadının kabusu olduğunu görürsün gün be gün. bilirsin aşkın ilk gün gibi pırıl pırıl, bembeyaz duruyor aynı şekilde, ama bunu hak eden kadın çoktan seni terk edip gitmiş.
her erkeğin en azından bir kız kankası vardır. kadınları bir kadından daha iyi tanıyacak kimse yoktur. o bile sıkı sıkıya tembihler hemcinslerine karşı; "çok fazla sev ama bunu sakın ona çok fazla gösterme. çemberinin yarıçapı büyük olsa bile o bunu görmesin". nedir bir kadını koskocaman bir aşka layık kılan şey. sabah akşam hiç durmadan erkeği düşünmesi mi, bir sorun çıktığı zaman alttan almayı bilmesi mi? yoksa sadece her erkeğin kadınları bir "gereklilik" olarak görmediğini kavrayabilse mi? ne yazık ki erkeklerin pek çoğu gerçekten aşık olup hatalarını da olsa olsa bunun üstüne kurarlar. gerçekten sever erkekler. deli gibi aşık olurlar. o üzülmesin diye kendileri üzülür, özlediğini açık seçik söyler, hatalarına karşı anlayışla yaklaşır alttan alır, yaptığı her hatanın bir sebebi olduğunu düşünerek avunur... kırmamaya çalışır. onu mutlu etmeye çalışır. bazen "köpek" olur, bazen "köle". lafta da değildir hani "sensiz yaşayamam" cümleleri. çok değer verir erkek milleti.
işte burdan başlar kopuşun hikayesi. en büyük çemberi çizip içine almışsındır sevdiğin kadını. senin dünyanda o kraliçe sen ise onun her istediğini yapmakla mükellef kölesindir. hiç öyle beyaz atlı prens rollerine bürünmeden yalın aşkınla seversin onu. ancak en baştan beri kocaman bir çemberin içinde olduğu için kadın, görmez olur zamanla bunun sınırlarını. sevginin, aşkının, ona olan mecburiyetinin bir sınırı yok sanar, alışır şımarmaya. hep yaptığın şeylerin, herkesin her zaman yaptığı şeyler olduğunu sanar. o kadar sık söylersin ki onu sevdiğini; bundan bile sıkılır olur. o en başlarda sana hayranlıkla bakan, seni kaybetmemek için duygu hezeyanı içinde nemlenen kocaman mavi gözler artık yanında oturan yabancının sağa sola bakan gözleri olmuştur. oysaki aynı adamdır o kadının yanında oturan. en ufak şeyler büyüyerek çığ olur, altına alır seni. "neler oluyor" soruların onu "boğan" şeyler olmuş, "seviyorum"ların cevabı "bilmiyorum"lara dönüşmüştür. sadece onu düşündüğün için "üzüyorsam eğer seni, beni bırak.. bırak ve dön arkanı git bakmadan bana" dersin, "üff yine mi aynı şeyler" dökülür onun ağzından. mutsuzluğuna daha fazla dayanamaz olursun "ben gidiyorum" dersin, "zaten biliyordum bunu yapacağını, sen başkalarının hayatına girip onları mahvediyorsun" diye suçlar seni.
bilirsin artık bazı şeylerin asla değişmeyeceğini, eskiye dönüşün imkansız olduğunu. o mükemmel adamın değişmeden aynı yerde durmasına rağmen her şeyini vermeye hazır olduğun kadının kabusu olduğunu görürsün gün be gün. bilirsin aşkın ilk gün gibi pırıl pırıl, bembeyaz duruyor aynı şekilde, ama bunu hak eden kadın çoktan seni terk edip gitmiş.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar