bugün
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu35
- yemek yapmayı bilmeyen kızı istemem diyen erkek6
- bitlis'te oğluna filistin ismini koyan adam27
- caligula'nın korkusu4
- beyaz ekmek yemenin varoşluk olması3
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı88
- caaahill diyerek tokadı yapıştırmak5
- afyonkarahisar da iki araçta 5 kişinin öldürülmesi6
- aşk bir yemek olsaydı4
- olmayınca olmaması3
- aşk karın doyurmuyor diyen kız5
- arkadaşlar sizin için başlık açıyorum entry girin4
- hamam keyfi yapan kız3
- zengin aileye iç güveysi giden erkek3
- tuborg ice8
- paraya önem verip tutumluluk yapan kız3
- ataşehir de rastgele ateş açılması2
- geçmişi temiz kız arıyorum diyen erkek3
- karısının üzerine kuma getiren erkek4
- muşlettin amca dul mu5
- gülşen in memeleri14
- tüm aşklar bir gün bitecek3
- toplumsal çürüme7
- sarı çıyan denince akla gelenler4
- şaman olmak3
- sözlüğün yeni tasarımı4
- çocukta yaparım kariyer de yaparım diyen kız3
- sadece zengin biriyle evlenirim diyen kız3
- tatlıses'in o eski halinden eser olmaması3
- evlenince karım çalışmayacak diyen erkek3
- kızıl saçlılar6
- evlenince ailen bize çok gelmesin diyen kız3
- dillemek2
- erdoğan'ın fon krizi açıklaması8
- kalkmış pipinin imanı olmaz3
- mika raun vardı nerede şimdi7
- hamas denince akla gelenler11
- yol vermek4
- iyi saksafon çalarım diyen kız2
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim31
- nikolina vujcic2
- ese dezze10
- türkiye ve ab'den vize mesajları2
- ben kalabalık aile severim diyen kız2
- sözlükteki karapapak terekeme yazarlar2
- sudekiray silik yesin kampanyası6
- cimri erkeklerden kadınların nefret ettiği gerçeği10
- yeşil göz4
- hamileyken başka erkekle birlikte olan evli kadın8
- galatasaraylıya sormuşlar3
erkekler hep büyük sever. aşkları da, sevgileri de, hayranlıkları da hep en büyüktür. kendilerini merkeze koyup büyük bir çember çizer sonra da karşısındakinden bunu beklerler. çapı büyüktür erkeklerin aşkının.
her erkeğin en azından bir kız kankası vardır. kadınları bir kadından daha iyi tanıyacak kimse yoktur. o bile sıkı sıkıya tembihler hemcinslerine karşı; "çok fazla sev ama bunu sakın ona çok fazla gösterme. çemberinin yarıçapı büyük olsa bile o bunu görmesin". nedir bir kadını koskocaman bir aşka layık kılan şey. sabah akşam hiç durmadan erkeği düşünmesi mi, bir sorun çıktığı zaman alttan almayı bilmesi mi? yoksa sadece her erkeğin kadınları bir "gereklilik" olarak görmediğini kavrayabilse mi? ne yazık ki erkeklerin pek çoğu gerçekten aşık olup hatalarını da olsa olsa bunun üstüne kurarlar. gerçekten sever erkekler. deli gibi aşık olurlar. o üzülmesin diye kendileri üzülür, özlediğini açık seçik söyler, hatalarına karşı anlayışla yaklaşır alttan alır, yaptığı her hatanın bir sebebi olduğunu düşünerek avunur... kırmamaya çalışır. onu mutlu etmeye çalışır. bazen "köpek" olur, bazen "köle". lafta da değildir hani "sensiz yaşayamam" cümleleri. çok değer verir erkek milleti.
işte burdan başlar kopuşun hikayesi. en büyük çemberi çizip içine almışsındır sevdiğin kadını. senin dünyanda o kraliçe sen ise onun her istediğini yapmakla mükellef kölesindir. hiç öyle beyaz atlı prens rollerine bürünmeden yalın aşkınla seversin onu. ancak en baştan beri kocaman bir çemberin içinde olduğu için kadın, görmez olur zamanla bunun sınırlarını. sevginin, aşkının, ona olan mecburiyetinin bir sınırı yok sanar, alışır şımarmaya. hep yaptığın şeylerin, herkesin her zaman yaptığı şeyler olduğunu sanar. o kadar sık söylersin ki onu sevdiğini; bundan bile sıkılır olur. o en başlarda sana hayranlıkla bakan, seni kaybetmemek için duygu hezeyanı içinde nemlenen kocaman mavi gözler artık yanında oturan yabancının sağa sola bakan gözleri olmuştur. oysaki aynı adamdır o kadının yanında oturan. en ufak şeyler büyüyerek çığ olur, altına alır seni. "neler oluyor" soruların onu "boğan" şeyler olmuş, "seviyorum"ların cevabı "bilmiyorum"lara dönüşmüştür. sadece onu düşündüğün için "üzüyorsam eğer seni, beni bırak.. bırak ve dön arkanı git bakmadan bana" dersin, "üff yine mi aynı şeyler" dökülür onun ağzından. mutsuzluğuna daha fazla dayanamaz olursun "ben gidiyorum" dersin, "zaten biliyordum bunu yapacağını, sen başkalarının hayatına girip onları mahvediyorsun" diye suçlar seni.
bilirsin artık bazı şeylerin asla değişmeyeceğini, eskiye dönüşün imkansız olduğunu. o mükemmel adamın değişmeden aynı yerde durmasına rağmen her şeyini vermeye hazır olduğun kadının kabusu olduğunu görürsün gün be gün. bilirsin aşkın ilk gün gibi pırıl pırıl, bembeyaz duruyor aynı şekilde, ama bunu hak eden kadın çoktan seni terk edip gitmiş.
her erkeğin en azından bir kız kankası vardır. kadınları bir kadından daha iyi tanıyacak kimse yoktur. o bile sıkı sıkıya tembihler hemcinslerine karşı; "çok fazla sev ama bunu sakın ona çok fazla gösterme. çemberinin yarıçapı büyük olsa bile o bunu görmesin". nedir bir kadını koskocaman bir aşka layık kılan şey. sabah akşam hiç durmadan erkeği düşünmesi mi, bir sorun çıktığı zaman alttan almayı bilmesi mi? yoksa sadece her erkeğin kadınları bir "gereklilik" olarak görmediğini kavrayabilse mi? ne yazık ki erkeklerin pek çoğu gerçekten aşık olup hatalarını da olsa olsa bunun üstüne kurarlar. gerçekten sever erkekler. deli gibi aşık olurlar. o üzülmesin diye kendileri üzülür, özlediğini açık seçik söyler, hatalarına karşı anlayışla yaklaşır alttan alır, yaptığı her hatanın bir sebebi olduğunu düşünerek avunur... kırmamaya çalışır. onu mutlu etmeye çalışır. bazen "köpek" olur, bazen "köle". lafta da değildir hani "sensiz yaşayamam" cümleleri. çok değer verir erkek milleti.
işte burdan başlar kopuşun hikayesi. en büyük çemberi çizip içine almışsındır sevdiğin kadını. senin dünyanda o kraliçe sen ise onun her istediğini yapmakla mükellef kölesindir. hiç öyle beyaz atlı prens rollerine bürünmeden yalın aşkınla seversin onu. ancak en baştan beri kocaman bir çemberin içinde olduğu için kadın, görmez olur zamanla bunun sınırlarını. sevginin, aşkının, ona olan mecburiyetinin bir sınırı yok sanar, alışır şımarmaya. hep yaptığın şeylerin, herkesin her zaman yaptığı şeyler olduğunu sanar. o kadar sık söylersin ki onu sevdiğini; bundan bile sıkılır olur. o en başlarda sana hayranlıkla bakan, seni kaybetmemek için duygu hezeyanı içinde nemlenen kocaman mavi gözler artık yanında oturan yabancının sağa sola bakan gözleri olmuştur. oysaki aynı adamdır o kadının yanında oturan. en ufak şeyler büyüyerek çığ olur, altına alır seni. "neler oluyor" soruların onu "boğan" şeyler olmuş, "seviyorum"ların cevabı "bilmiyorum"lara dönüşmüştür. sadece onu düşündüğün için "üzüyorsam eğer seni, beni bırak.. bırak ve dön arkanı git bakmadan bana" dersin, "üff yine mi aynı şeyler" dökülür onun ağzından. mutsuzluğuna daha fazla dayanamaz olursun "ben gidiyorum" dersin, "zaten biliyordum bunu yapacağını, sen başkalarının hayatına girip onları mahvediyorsun" diye suçlar seni.
bilirsin artık bazı şeylerin asla değişmeyeceğini, eskiye dönüşün imkansız olduğunu. o mükemmel adamın değişmeden aynı yerde durmasına rağmen her şeyini vermeye hazır olduğun kadının kabusu olduğunu görürsün gün be gün. bilirsin aşkın ilk gün gibi pırıl pırıl, bembeyaz duruyor aynı şekilde, ama bunu hak eden kadın çoktan seni terk edip gitmiş.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar