bugün
- arkadan yanaşıp selektör yapan it11
- online yazarlar neden yazmıyor8
- sözlük yazarlarının çayları9
- dün gece sözlükte yaşanan o rezil olay5
- arabayı yavaş süren tipler5
- parmak patates vs elma dilim patates10
- velvet56
- kavga ediyor numarası yapan yazarlar3
- ilgi isteyen kız4
- bize hizmet edenlerin listesini allaha bildiriyorz3
- psikopat erkek seven kızlar7
- güvenilir yazar5
- kih kih birader mokv falan hepsi aynı kişi6
- ilk fırsatta fahri trafik müfettişi olacağım3
- mercimek çorbası6
- sürekli güler yüzle dolaşan tip9
- sen yapamazsın beceremezsin diyen arkadaş tipi4
- aranızda doktor var mı3
- sözlük kızlarına nazar değmesi3
- insanlar nasıl birbirine güvenip evleniyor9
- iştahın kapanması8
- kızların hızlı araba süren erkeklerden hoşlanması2
- erkeklerin biraz şey olması8
- göbeği açık bırakıp göbek piercingi takmak6
- zam var diye gece benzinciye gitmek2
- öbür sözlük4
- acil doktorunun anıları2
- anksiyete2
- katatespizartmasi18
- soğan salatası7
- sözlüğü gerenler3
- kadınlardan ilgi göremeyince erkeklere yönelmek4
- gece gece akla düşen o yiyecek15
- 35 yaş altı yazarlar2
- uludağ itiraf6
- yaşlandıkça güzelleşmek3
- johannes kepler2
- çin3
- atom bombası patlamasından koşarak kaçmak2
- yeni parti37
- meczup olmanın kötü sanılması2
- tası tarağı toplayıp gidip arsaya kaçak ev yapmak2
- anın görüntüsü10
- misafirliğe gitmemek2
- odanın içine baykuş girmesi9
- bir kadını mutsuz etmek2
- bir kilo patatesin 50 lira olması16
- sevgiliyle yapmayı en çok sevdiğiniz aktivite8
- arkadaşlar biraz eğlenceye ne dersiniz9
- sözlük yazarlarının hayattaki en büyük şansları2
günümüzün belki de en önemli ancak en bastırılmış meselelerinden birisidir.
bugün gördüğüm, yaşadığım birkaç olay sayesinde yine beni düşündürmeye sevk etmiştir.
hırsızlık yapılmış bir ortamda, mazlum ile mahkum olması gereken hakkında duyduğum "vicdani" duyguların aslında ne kadar büyük bir ikilem yaşadığını anladım.
ya da bir dilenci ile üstü başı düzgün (dilenci olunca üstü başı düzgün olmuyor tabi. dilenci de ne kadar ayıp, gurursuz bir kelime halbuki) bir kadının arasında geçen:
-adana'da iş yok ya
-iş yoksa git ankara'ya istanbul'a
-adananın insanında iş yok
-karalıyorsan adana'yı git o zaman
-karalamıyorum vs vs..
konuşmaya kulak misafiri olmak da yine düşündürücüdür.
mazluma, suçluya ya da çaresize acırken, bir yandan da küçük şeylere duyulması gereken vicdani rahatsızlığı duyamıyorsak, vicdanı sınırlamışız demektir. yere attığımız bir çöp tanesinde bu vicdan bizi rahatsız etmiyorsa, ya da suçluya ya da mazluma duyduğumuz acıyı duyamıyorsak, ortada kesinlikle yanlış bir değer var demektir.
vicdan bir yerde tehlikeli de. önüne gelen her olumsuz tabloya vicdanen tepki vermek bir zaman sonra "yeterince kötü bir dünyada" yaşıyor olmanın verdiği zorunluluktan ötürü, alışkanlığa dönüşürse, bünyeye zararlı olmaya başlar. kişiyi karamsarlığa iter, kalbinde her daim bir sızı barındırır.
"söylesem tesiri yok sussam gönül razı değil."
işte bugünün insanının içine kısılıp kaldığı kafeslerden birisi...
bugün gördüğüm, yaşadığım birkaç olay sayesinde yine beni düşündürmeye sevk etmiştir.
hırsızlık yapılmış bir ortamda, mazlum ile mahkum olması gereken hakkında duyduğum "vicdani" duyguların aslında ne kadar büyük bir ikilem yaşadığını anladım.
ya da bir dilenci ile üstü başı düzgün (dilenci olunca üstü başı düzgün olmuyor tabi. dilenci de ne kadar ayıp, gurursuz bir kelime halbuki) bir kadının arasında geçen:
-adana'da iş yok ya
-iş yoksa git ankara'ya istanbul'a
-adananın insanında iş yok
-karalıyorsan adana'yı git o zaman
-karalamıyorum vs vs..
konuşmaya kulak misafiri olmak da yine düşündürücüdür.
mazluma, suçluya ya da çaresize acırken, bir yandan da küçük şeylere duyulması gereken vicdani rahatsızlığı duyamıyorsak, vicdanı sınırlamışız demektir. yere attığımız bir çöp tanesinde bu vicdan bizi rahatsız etmiyorsa, ya da suçluya ya da mazluma duyduğumuz acıyı duyamıyorsak, ortada kesinlikle yanlış bir değer var demektir.
vicdan bir yerde tehlikeli de. önüne gelen her olumsuz tabloya vicdanen tepki vermek bir zaman sonra "yeterince kötü bir dünyada" yaşıyor olmanın verdiği zorunluluktan ötürü, alışkanlığa dönüşürse, bünyeye zararlı olmaya başlar. kişiyi karamsarlığa iter, kalbinde her daim bir sızı barındırır.
"söylesem tesiri yok sussam gönül razı değil."
işte bugünün insanının içine kısılıp kaldığı kafeslerden birisi...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar