bugün
- iskilipli atıf hoca21
- favlayan yazarın asıl amacı10
- hoşlanılan kızı başkasının favlaması6
- tanımadığı kadına tokat atan adam5
- kasımda aşk başkadır5
- kablosuz mouse7
- kasım ayının beraberinde getirdikleri6
- aktara girip özgürce alışveriş yapmak6
- iş yerinde atletle çalışmak4
- robert de niro denince akla gelen ilk film5
- tenerife andorra maçında futbolcunun ölmesi2
- güney kore devlet başkanı lee den türkiye mesajı3
- herşeyi boşverip arıcak'a yerleşmek5
- evli bir kadını sikmek4
- fb'nin inanılmaz başarısı2
- otel odasında yalnız kalmak4
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması20
- travis bickle'a benzeyen sözlük yazarı2
- herşeyi kusursuz sadece ayağı çirkin olan kız3
- sarhoş insanlarla dolu partideki tek ayık kişi5
- traveler seri oy atınca ay silkecek beni sanmak3
- millette manyak para var21
- sevimli kafir3
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi5
- sözlüğün sapık dolması sorunsalı3
- pazarama com3
- kale3112 tarzı entry girmek2
- ahmet nazif zorlu6
- fon vurgunu2
- dünürüm haçan sana hamsi yaptum'ye bagayım3
- casino2
- sözlük kürdü54
- 30 liraya satılan tavuk döner15
- anın görüntüsü32
- neden herkes sabah erken kalkmayı erdem sanıyor4
- zenci kadın poposu2
- osmanlı hanedanı3
- hüzünlü bakışlı ünlüler2
- boşandığı eşine araba alan adam8
- red flag sözlük yazarları2
- 693
- nick vermeden bir yazara seslen3
- ismail kartal16
- nar tanelemek5
- yeni bir işe başlarken akıldan geçenler2
- escort ile para kavgası6
- zenci uşağın aniden içeri girmesi5
- okulda ayağa kalkma ritüeli3
- handjob3
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler31
beyaz bir yalan söyledim.
bu gece iki yanımda duran meleğe.
nede olsa melekti onlar.
yürekleri temiz
saftılar.
sorgusuz bir aşka yazılmış, sorgulanması gereken bir cümleyim ben.
dedimki aşk'a düştüm biçareyim.
gözlerimde onun ışığı,bir elmas gibi vuruyor irisime.
dudaklarında sonsuz bir senfoni,
her adımı söylediğinde beynime oturan sesi.
karartılmış bir şehirde, mumla aydınlanmış tek evin penceresine konmuş minik bir serçeyim ben.
kokusu lavanta gibi arzuluydu.
elleri ipek yumağının bir bağ ucuydu.
saçlarını, saçlarını hiç sormayın.
ellerimi uzattım, dokunamadım korkumdan
nede olsa bir labirentin ortasında, ölmek için koşmak, yaşamak için düşünmek gerekli, koşuyordum ben.
pembe bir tüldü sırtına uzanan ellerime değen
ne olsa pembe umudun rengiydi,onun rengiydi
eteğinde papatya çiçeklerinin dansı.
gömleğinde gözlerinden akmış,
bir damla yaşın izi vardı.
buğulu camda işlenmiş cinayetteki, faili belli parmağın tek iziyim ben.
rüzgarın susuzluğunu yoldaş yapmıştı kendine.
asude bir narinlik vardı bedeninde.
kırılmış bir gül dalı gibiydi boynu.
utanarak konuşur ve yüzü yere eğik dururdu.
bana kimsin sen demeyin.yaşarken solmuş solarken ölmüş bir ufkun ışığıyım ben.
aşk denince lugatımda ilk o gelirdi.
sevdanın turuncu renklerini görürdüm onda.
bir bayramdı gözlerime bakışı kor yüreğime
sev beni diye hayıflanırdım kendi kendime.
karton bir kağıda çizilmiş siyah atlı kahve gözlü çilli bir prensim ben.
hadi sorun şimdi bana,
ne söyledin meleklere diye
durmaz anlatırım,
isterseniz şimdi başlayım.
nede olsa melekti onlar saftılar,
güzeller inanmaz onlar inanırdılar.
dedimki bir aşka düştüm biçareyim.
gözlerimde onun ışığı bir elmas gibi vuruyor irisime.
dudaklarında sonsuz bir senfoni,
her adımı söylediğinde beynime oturan sesi...
Mustafa Durukan
bu gece iki yanımda duran meleğe.
nede olsa melekti onlar.
yürekleri temiz
saftılar.
sorgusuz bir aşka yazılmış, sorgulanması gereken bir cümleyim ben.
dedimki aşk'a düştüm biçareyim.
gözlerimde onun ışığı,bir elmas gibi vuruyor irisime.
dudaklarında sonsuz bir senfoni,
her adımı söylediğinde beynime oturan sesi.
karartılmış bir şehirde, mumla aydınlanmış tek evin penceresine konmuş minik bir serçeyim ben.
kokusu lavanta gibi arzuluydu.
elleri ipek yumağının bir bağ ucuydu.
saçlarını, saçlarını hiç sormayın.
ellerimi uzattım, dokunamadım korkumdan
nede olsa bir labirentin ortasında, ölmek için koşmak, yaşamak için düşünmek gerekli, koşuyordum ben.
pembe bir tüldü sırtına uzanan ellerime değen
ne olsa pembe umudun rengiydi,onun rengiydi
eteğinde papatya çiçeklerinin dansı.
gömleğinde gözlerinden akmış,
bir damla yaşın izi vardı.
buğulu camda işlenmiş cinayetteki, faili belli parmağın tek iziyim ben.
rüzgarın susuzluğunu yoldaş yapmıştı kendine.
asude bir narinlik vardı bedeninde.
kırılmış bir gül dalı gibiydi boynu.
utanarak konuşur ve yüzü yere eğik dururdu.
bana kimsin sen demeyin.yaşarken solmuş solarken ölmüş bir ufkun ışığıyım ben.
aşk denince lugatımda ilk o gelirdi.
sevdanın turuncu renklerini görürdüm onda.
bir bayramdı gözlerime bakışı kor yüreğime
sev beni diye hayıflanırdım kendi kendime.
karton bir kağıda çizilmiş siyah atlı kahve gözlü çilli bir prensim ben.
hadi sorun şimdi bana,
ne söyledin meleklere diye
durmaz anlatırım,
isterseniz şimdi başlayım.
nede olsa melekti onlar saftılar,
güzeller inanmaz onlar inanırdılar.
dedimki bir aşka düştüm biçareyim.
gözlerimde onun ışığı bir elmas gibi vuruyor irisime.
dudaklarında sonsuz bir senfoni,
her adımı söylediğinde beynime oturan sesi...
Mustafa Durukan
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar