bugün
- katates'in yanlışlıkla ismini yazması8
- şampuan8
- tekne turu12
- ev işlerinde eşine yardım eden erkek8
- sözlük kızlarıyla tekne turuna çıkmak11
- pişi yapmasını bilen sözlük kızı3
- browni kek3
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri8
- sözlükte hissedilen femboy yazar eksikliği4
- benkimki6
- true'nin çaylak olması7
- bir yazarın zekasına hayran olmak5
- yeni parti56
- galatasaray3
- sapık olduğu için çaylak olan insan9
- islam medeniyeti diye bir şey yoktur8
- yapay zekanın insanları aptallaştırması4
- spora yeni başlayacaklara tavsiyeler5
- keki kabarmayan sözlük kızı5
- kızlar gocu'ya mı güvenirsiniz yoksa bana mı14
- parlak tenli kadın2
- imam maaşları4
- internet dünyasında her şeyin kaydedilmesi2
- sıcakta bisikletle gezmek2
- gammaz çetesi9
- t shirtü çıkarıp güneş altında yürümek2
- ağırlık çalışmak2
- nickten isim tahmini yapmak72
- sibel can'a benzeyen yuzır3
- gammazlarla başı belada yazarlar3
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası32
- tai lung'u tek yumrukla yere sermek3
- pipizittinoğullarınd anız bilader sıkıntı mı var2
- günün şiiri3
- çikolata soslu ıslak kek4
- ekranda görülünce kanal değiştirdiğimiz kişiler3
- askeri ücretle evlenebilir mi5
- haldır şaldır2
- muz yiyen erkek4
- sokakta kavga teknikleri4
- müteahhit erkek2
- aykirikadin7
- usualsuspects in abazan olması2
- düzenli olarak escorta giden evli erkek2
- havanın 36 derece olması2
- bir yazarı entrylerine göre yargılamak19
- fakir erkeğin karımı çalıştırmam demesi3
- sözlük kızlarının kendilerini güvenilir sanması8
- hiçbir türk kızını kendine yakıştırmamak2
- utançtan buzdolabı sırtlatan olaylar2
çok sessiz, sadece yakındaki kişilerin duyabileceği şekilde konuşmak.
beyaz bir yalan söyledim.
bu gece iki yanımda duran meleğe.
nede olsa melekti onlar.
yürekleri temiz
saftılar.
sorgusuz bir aşka yazılmış, sorgulanması gereken bir cümleyim ben.
dedimki aşk'a düştüm biçareyim.
gözlerimde onun ışığı,bir elmas gibi vuruyor irisime.
dudaklarında sonsuz bir senfoni,
her adımı söylediğinde beynime oturan sesi.
karartılmış bir şehirde, mumla aydınlanmış tek evin penceresine konmuş minik bir serçeyim ben.
kokusu lavanta gibi arzuluydu.
elleri ipek yumağının bir bağ ucuydu.
saçlarını, saçlarını hiç sormayın.
ellerimi uzattım, dokunamadım korkumdan
nede olsa bir labirentin ortasında, ölmek için koşmak, yaşamak için düşünmek gerekli, koşuyordum ben.
pembe bir tüldü sırtına uzanan ellerime değen
ne olsa pembe umudun rengiydi,onun rengiydi
eteğinde papatya çiçeklerinin dansı.
gömleğinde gözlerinden akmış,
bir damla yaşın izi vardı.
buğulu camda işlenmiş cinayetteki, faili belli parmağın tek iziyim ben.
rüzgarın susuzluğunu yoldaş yapmıştı kendine.
asude bir narinlik vardı bedeninde.
kırılmış bir gül dalı gibiydi boynu.
utanarak konuşur ve yüzü yere eğik dururdu.
bana kimsin sen demeyin.yaşarken solmuş solarken ölmüş bir ufkun ışığıyım ben.
aşk denince lugatımda ilk o gelirdi.
sevdanın turuncu renklerini görürdüm onda.
bir bayramdı gözlerime bakışı kor yüreğime
sev beni diye hayıflanırdım kendi kendime.
karton bir kağıda çizilmiş siyah atlı kahve gözlü çilli bir prensim ben.
hadi sorun şimdi bana,
ne söyledin meleklere diye
durmaz anlatırım,
isterseniz şimdi başlayım.
nede olsa melekti onlar saftılar,
güzeller inanmaz onlar inanırdılar.
dedimki bir aşka düştüm biçareyim.
gözlerimde onun ışığı bir elmas gibi vuruyor irisime.
dudaklarında sonsuz bir senfoni,
her adımı söylediğinde beynime oturan sesi...
Mustafa Durukan
bu gece iki yanımda duran meleğe.
nede olsa melekti onlar.
yürekleri temiz
saftılar.
sorgusuz bir aşka yazılmış, sorgulanması gereken bir cümleyim ben.
dedimki aşk'a düştüm biçareyim.
gözlerimde onun ışığı,bir elmas gibi vuruyor irisime.
dudaklarında sonsuz bir senfoni,
her adımı söylediğinde beynime oturan sesi.
karartılmış bir şehirde, mumla aydınlanmış tek evin penceresine konmuş minik bir serçeyim ben.
kokusu lavanta gibi arzuluydu.
elleri ipek yumağının bir bağ ucuydu.
saçlarını, saçlarını hiç sormayın.
ellerimi uzattım, dokunamadım korkumdan
nede olsa bir labirentin ortasında, ölmek için koşmak, yaşamak için düşünmek gerekli, koşuyordum ben.
pembe bir tüldü sırtına uzanan ellerime değen
ne olsa pembe umudun rengiydi,onun rengiydi
eteğinde papatya çiçeklerinin dansı.
gömleğinde gözlerinden akmış,
bir damla yaşın izi vardı.
buğulu camda işlenmiş cinayetteki, faili belli parmağın tek iziyim ben.
rüzgarın susuzluğunu yoldaş yapmıştı kendine.
asude bir narinlik vardı bedeninde.
kırılmış bir gül dalı gibiydi boynu.
utanarak konuşur ve yüzü yere eğik dururdu.
bana kimsin sen demeyin.yaşarken solmuş solarken ölmüş bir ufkun ışığıyım ben.
aşk denince lugatımda ilk o gelirdi.
sevdanın turuncu renklerini görürdüm onda.
bir bayramdı gözlerime bakışı kor yüreğime
sev beni diye hayıflanırdım kendi kendime.
karton bir kağıda çizilmiş siyah atlı kahve gözlü çilli bir prensim ben.
hadi sorun şimdi bana,
ne söyledin meleklere diye
durmaz anlatırım,
isterseniz şimdi başlayım.
nede olsa melekti onlar saftılar,
güzeller inanmaz onlar inanırdılar.
dedimki bir aşka düştüm biçareyim.
gözlerimde onun ışığı bir elmas gibi vuruyor irisime.
dudaklarında sonsuz bir senfoni,
her adımı söylediğinde beynime oturan sesi...
Mustafa Durukan
fısıltı
zaman kırılır hızından; saat: hoşçakal.
sus biliyorum& uçurum vakti
iki meyvesi koparılmış ağaç sallanır boşlukta;
gözlerim: düş ayazı.
ölüm; sanrısı bellek sektiren
lanet;
filmin: öykünen gece; sar sarmala kendini ışık şırıltısına.
yaşam; görüntü geçer; fotoğraf
kanamaları;
(akşam yürüdük pencerelerden; yalancı ateş
yuvalarına çizilen ayrılık resimlerinin
gölgesinde, kırık bir sevgili yüzünü
toplamıştık seninle, acı deniz
her nedense;)
öyle değil mi reis? söyle
ey çocuk saklama sesini koynunda;
yağmur işgali, koynuna sakladığın. kurra. hile.
e l e n d i n .
yanlış telgraf çeken, kaldırım
ıslığı gözlerin, şimdi iki meyve:
d ü ş - ü z ü m.
her seferinde de aynı intihar tutar bizi.
sapkın bir gece böğürtleni yüreğin.
sus;
f
ı
s
ı
l
t
ı
gece ... gündüz
iç dış
kaan ince
zaman kırılır hızından; saat: hoşçakal.
sus biliyorum& uçurum vakti
iki meyvesi koparılmış ağaç sallanır boşlukta;
gözlerim: düş ayazı.
ölüm; sanrısı bellek sektiren
lanet;
filmin: öykünen gece; sar sarmala kendini ışık şırıltısına.
yaşam; görüntü geçer; fotoğraf
kanamaları;
(akşam yürüdük pencerelerden; yalancı ateş
yuvalarına çizilen ayrılık resimlerinin
gölgesinde, kırık bir sevgili yüzünü
toplamıştık seninle, acı deniz
her nedense;)
öyle değil mi reis? söyle
ey çocuk saklama sesini koynunda;
yağmur işgali, koynuna sakladığın. kurra. hile.
e l e n d i n .
yanlış telgraf çeken, kaldırım
ıslığı gözlerin, şimdi iki meyve:
d ü ş - ü z ü m.
her seferinde de aynı intihar tutar bizi.
sapkın bir gece böğürtleni yüreğin.
sus;
f
ı
s
ı
l
t
ı
gece ... gündüz
iç dış
kaan ince
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar