bugün
- favlayan yazarın asıl amacı8
- iskilipli atıf hoca16
- aktara girip özgürce alışveriş yapmak6
- kablosuz mouse6
- kasım ayının beraberinde getirdikleri4
- robert de niro denince akla gelen ilk film4
- traveler seri oy atınca ay silkecek beni sanmak3
- sevimli kafir3
- sözlüğün sapık dolması sorunsalı3
- pazarama com3
- herşeyi boşverip arıcak'a yerleşmek4
- evli bir kadını sikmek3
- red flag sözlük yazarları2
- sarhoş insanlarla dolu partideki tek ayık kişi5
- dünürüm haçan sana hamsi yaptum'ye bagayım3
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması20
- ahmet nazif zorlu6
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi5
- otel odasında yalnız kalmak2
- neden herkes sabah erken kalkmayı erdem sanıyor4
- osmanlı hanedanı3
- tanımadığı kadına tokat atan adam2
- yeni bir işe başlarken akıldan geçenler2
- millette manyak para var21
- 693
- nick vermeden bir yazara seslen3
- 30 liraya satılan tavuk döner15
- 33 ülkenin stok yapın çağrısı4
- anın görüntüsü32
- boşandığı eşine araba alan adam8
- okulda ayağa kalkma ritüeli3
- gıda çarşısında çalışan yuzır2
- nar tanelemek5
- artılama ile manevi gururu ihya edilen kezo2
- sözlük kürdü54
- zenci uşağın aniden içeri girmesi5
- geç bas geç bas diye bağıran kişi psikolojisi2
- handjob3
- günahlarla yüklü mermi2
- yere düşen araba anahtarı3
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı9
- erken uyanmak4
- koltukaltını maymun gibi kaşımak3
- papatya çayı içen erkek11
- quentin tarantino nun en iyi filmi3
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler31
- nar2
- tbmm de sanayi ve teknoloji bakanlığı bütçesi3
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak19
- 6 yaşındaki kızını satan anne10
çok sessiz, sadece yakındaki kişilerin duyabileceği şekilde konuşmak.
beyaz bir yalan söyledim.
bu gece iki yanımda duran meleğe.
nede olsa melekti onlar.
yürekleri temiz
saftılar.
sorgusuz bir aşka yazılmış, sorgulanması gereken bir cümleyim ben.
dedimki aşk'a düştüm biçareyim.
gözlerimde onun ışığı,bir elmas gibi vuruyor irisime.
dudaklarında sonsuz bir senfoni,
her adımı söylediğinde beynime oturan sesi.
karartılmış bir şehirde, mumla aydınlanmış tek evin penceresine konmuş minik bir serçeyim ben.
kokusu lavanta gibi arzuluydu.
elleri ipek yumağının bir bağ ucuydu.
saçlarını, saçlarını hiç sormayın.
ellerimi uzattım, dokunamadım korkumdan
nede olsa bir labirentin ortasında, ölmek için koşmak, yaşamak için düşünmek gerekli, koşuyordum ben.
pembe bir tüldü sırtına uzanan ellerime değen
ne olsa pembe umudun rengiydi,onun rengiydi
eteğinde papatya çiçeklerinin dansı.
gömleğinde gözlerinden akmış,
bir damla yaşın izi vardı.
buğulu camda işlenmiş cinayetteki, faili belli parmağın tek iziyim ben.
rüzgarın susuzluğunu yoldaş yapmıştı kendine.
asude bir narinlik vardı bedeninde.
kırılmış bir gül dalı gibiydi boynu.
utanarak konuşur ve yüzü yere eğik dururdu.
bana kimsin sen demeyin.yaşarken solmuş solarken ölmüş bir ufkun ışığıyım ben.
aşk denince lugatımda ilk o gelirdi.
sevdanın turuncu renklerini görürdüm onda.
bir bayramdı gözlerime bakışı kor yüreğime
sev beni diye hayıflanırdım kendi kendime.
karton bir kağıda çizilmiş siyah atlı kahve gözlü çilli bir prensim ben.
hadi sorun şimdi bana,
ne söyledin meleklere diye
durmaz anlatırım,
isterseniz şimdi başlayım.
nede olsa melekti onlar saftılar,
güzeller inanmaz onlar inanırdılar.
dedimki bir aşka düştüm biçareyim.
gözlerimde onun ışığı bir elmas gibi vuruyor irisime.
dudaklarında sonsuz bir senfoni,
her adımı söylediğinde beynime oturan sesi...
Mustafa Durukan
bu gece iki yanımda duran meleğe.
nede olsa melekti onlar.
yürekleri temiz
saftılar.
sorgusuz bir aşka yazılmış, sorgulanması gereken bir cümleyim ben.
dedimki aşk'a düştüm biçareyim.
gözlerimde onun ışığı,bir elmas gibi vuruyor irisime.
dudaklarında sonsuz bir senfoni,
her adımı söylediğinde beynime oturan sesi.
karartılmış bir şehirde, mumla aydınlanmış tek evin penceresine konmuş minik bir serçeyim ben.
kokusu lavanta gibi arzuluydu.
elleri ipek yumağının bir bağ ucuydu.
saçlarını, saçlarını hiç sormayın.
ellerimi uzattım, dokunamadım korkumdan
nede olsa bir labirentin ortasında, ölmek için koşmak, yaşamak için düşünmek gerekli, koşuyordum ben.
pembe bir tüldü sırtına uzanan ellerime değen
ne olsa pembe umudun rengiydi,onun rengiydi
eteğinde papatya çiçeklerinin dansı.
gömleğinde gözlerinden akmış,
bir damla yaşın izi vardı.
buğulu camda işlenmiş cinayetteki, faili belli parmağın tek iziyim ben.
rüzgarın susuzluğunu yoldaş yapmıştı kendine.
asude bir narinlik vardı bedeninde.
kırılmış bir gül dalı gibiydi boynu.
utanarak konuşur ve yüzü yere eğik dururdu.
bana kimsin sen demeyin.yaşarken solmuş solarken ölmüş bir ufkun ışığıyım ben.
aşk denince lugatımda ilk o gelirdi.
sevdanın turuncu renklerini görürdüm onda.
bir bayramdı gözlerime bakışı kor yüreğime
sev beni diye hayıflanırdım kendi kendime.
karton bir kağıda çizilmiş siyah atlı kahve gözlü çilli bir prensim ben.
hadi sorun şimdi bana,
ne söyledin meleklere diye
durmaz anlatırım,
isterseniz şimdi başlayım.
nede olsa melekti onlar saftılar,
güzeller inanmaz onlar inanırdılar.
dedimki bir aşka düştüm biçareyim.
gözlerimde onun ışığı bir elmas gibi vuruyor irisime.
dudaklarında sonsuz bir senfoni,
her adımı söylediğinde beynime oturan sesi...
Mustafa Durukan
fısıltı
zaman kırılır hızından; saat: hoşçakal.
sus biliyorum& uçurum vakti
iki meyvesi koparılmış ağaç sallanır boşlukta;
gözlerim: düş ayazı.
ölüm; sanrısı bellek sektiren
lanet;
filmin: öykünen gece; sar sarmala kendini ışık şırıltısına.
yaşam; görüntü geçer; fotoğraf
kanamaları;
(akşam yürüdük pencerelerden; yalancı ateş
yuvalarına çizilen ayrılık resimlerinin
gölgesinde, kırık bir sevgili yüzünü
toplamıştık seninle, acı deniz
her nedense;)
öyle değil mi reis? söyle
ey çocuk saklama sesini koynunda;
yağmur işgali, koynuna sakladığın. kurra. hile.
e l e n d i n .
yanlış telgraf çeken, kaldırım
ıslığı gözlerin, şimdi iki meyve:
d ü ş - ü z ü m.
her seferinde de aynı intihar tutar bizi.
sapkın bir gece böğürtleni yüreğin.
sus;
f
ı
s
ı
l
t
ı
gece ... gündüz
iç dış
kaan ince
zaman kırılır hızından; saat: hoşçakal.
sus biliyorum& uçurum vakti
iki meyvesi koparılmış ağaç sallanır boşlukta;
gözlerim: düş ayazı.
ölüm; sanrısı bellek sektiren
lanet;
filmin: öykünen gece; sar sarmala kendini ışık şırıltısına.
yaşam; görüntü geçer; fotoğraf
kanamaları;
(akşam yürüdük pencerelerden; yalancı ateş
yuvalarına çizilen ayrılık resimlerinin
gölgesinde, kırık bir sevgili yüzünü
toplamıştık seninle, acı deniz
her nedense;)
öyle değil mi reis? söyle
ey çocuk saklama sesini koynunda;
yağmur işgali, koynuna sakladığın. kurra. hile.
e l e n d i n .
yanlış telgraf çeken, kaldırım
ıslığı gözlerin, şimdi iki meyve:
d ü ş - ü z ü m.
her seferinde de aynı intihar tutar bizi.
sapkın bir gece böğürtleni yüreğin.
sus;
f
ı
s
ı
l
t
ı
gece ... gündüz
iç dış
kaan ince
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar