bugün
- sözlük kızlarının kombinleri19
- velvet vs nervio19
- velvet10
- nick vermeden bir yazara ağır hakaret etmek5
- kasiyer kızdan hoşlanmak17
- chp'ye oy vermiş yazarlar4
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması11
- enişte senin dobloyu naptın sattınız mı4
- slavko vincic15
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı59
- 1 saatte 10 bira içmek7
- anna karenina'ya orospu diyen beyinsiz adi köpek6
- nervio9
- domuz eti3
- yarrrrraaaak3
- 6 aydan uzun üyelerin çaylak olmaması5
- true hanın gazabı9
- ammmcıkkkk3
- bana yalan söylediler2
- arjantin'in 115 dakika şut atamaması8
- yazarların adına başlık açılması3
- cv ye uludağ sözlük yazarı yazmak3
- bimden tatlı almak2
- bu mesajı 10 kişiye göndermeyelerin durumu7
- tarla bellemek3
- bugün sözlük b k gibi3
- bilgi içerikli entry girmeyen siktirsin gitsin3
- tememda kenka nalaka10
- sözlük kimsenin tekelinde değildir9
- beşiktaş'ın gümbür gümbür geldiği gerçeği2
- çekirgeler2
- playstation 12
- silinmesi gereken yazar varsa buyurun4
- true vs tuvalet terliği3
- dune6
- çingeneyle sevişmek6
- ölmekteki arkadaşın web geçmişini silmeni istemesi2
- suya verilen en çok para4
- vurgun yemek2
- istanbul un çok pahalı olması7
- bursa2
- sözlükte flörtleşmek3
- sapık yazarı silmeyen moderasyon3
- üç cisim problemi4
- çift taraflı testis kanseri teşhisi8
- hayran olunan yazarin entrylerini takip etmek2
- bir yıldız duruyordu aniden hareket edip gitti5
- 2026 dünya kupası24
- allah başımızdan erdoğan'ı eksik etmesin7
- kadınlar şaire aşık olur müteahitle evlenir4
Nasıl tanrı kavramı herkes için aynı anlamı ifade etmiyor ise, kelimeler de benim için öyleydi işte. Yoksa ayıplıyor pis tanrıtanımaz mı diyorsunuz. Ah ne kadar da eminim bundan, boynumu eğmiş gelecek saldırıları bekler bir konumda ön yargılarınıza hazırlıyorum kendimi. Oysa ben sadece sığınmıştım kelimelere, başlarda herkesten özel beni anlayan kelimelerle korunduğuma nasıl da inanmıştım. Nerden bilebilirdim benim için bunca şeyin acıdan, boynumu kemer gibi sıkan bir azaptan başka bir şeye dönüşmeyeceğini ve eninden sonra elimi kendim tanrıya uzatacağımı. Bu iyi mi bilmiyorum ama çok korkuyorum. Sanki biri çıkacakta onlarca sövgü yağdırıp gerçekte kelimeleri özlediğimi anlayacak
Bunu yazmamalıydım, bunu düşünmemeliydim. Ne yapmam gerek, kafam da bu kadar uğultu varken anlayamıyordum bile. Ah insanlar. Ne kadar da meraklı bunca güzel kelimeyi kirletmeye, onları anlamlarını terk etmeye zorlamaya. Kendilerine hasta, kendilerine deli diyorlarmış. Oysa ne kadar da basitleştiriyorlar kolpadan acılarıyla tüm bu gerçeklikleri.Belki doğru olan bu da ben anlayamıyorum, ya da normal olan bu da ben göremiyorum. Zaten normal kelimesini hiç anlayamadım ben. Tersten giydirilmiş bir elbise, tanrının armağanıdır bana
Bana ne zaman normal olacağımı sorup bu saçma sapan yargılar altında ezerken beni çokta sevdiğini söyleyen yakınlarım belki bilmiyorlardı ama ben içten içe kendimden nefret edişlerin tohumlarını atıyordum. Belki bu yıllar sürecek insan davranışları ve bozuklukları ve kendini yansıttığın ayna saçmalıklarının temelini oluşturdu bunlar. Ah o aptal insanların aptal bilimleri. Beni kibir sahibi ve insanlardan nefret eden soğuk bir insan olmakla suçladılar. Ulan, kendini sevmeyen insan başkalarına saygı duyup nasıl sevsin. Ama anlatmayan birine yardımcı olunmayacağı ortadayken bu kadar uğraşmaları komikti sadece. Normal, sevecen, dost canlısı bir insan olmamı, beni ben yapan her şeyi terk etmemi isterken aksine benim bunların hiçbirini istemediğimi anladım. Geç oldu, ama işe yaradı.
Normal, inançlı, güçlü, sevecen bir insan oldum bir süre. Huzurla yaşadım. Masamın üzerine yığılan sorumluluklar ve her boş zamanımın düşünceye adanmaması üzerine planlanmış sosyal etkinlik zırvıntılarına baktım. Gerek yoktu, çokta iyi taklit yapıyordum. Buna korku duyarak inandım. Yoksa inandırıldım mı demeliyim
Çok sevdiğiniz dostlarınız vardır ya. Nefret ettiğiniz ve çıkardan başka bir şeye dayanmayın kolpadan sevgilerin dışında size bir nedeni yok, seviyorum ya işte diyen insanlardan bahsediyorum. Yüzünde bir tebessüm olmuş en yakın arkadaşını aklında canlandırıyor isen, bırak. Ya da yapma, ben hiçbir zaman gerçek dostluğu bulamamış olabilirim. Kıskançlığım ya da öfkemde bundandır sanırım. ilköğretim hayatım boyunca herkesin ikişerli oturduğu sıralarda tek başıma, en önde, duvar ve öğretmenin tüm soğukluğu ile geçirdim o yıllarımı. Her sabah mide krampları ile tüm o kahkahaların arasında tüm teneffüslerimi kendime attığım sabret yalanlarımla dayanmaya çalışıp akşam eve geldiğimde hayali en yakın arkadaşımla neler yaptığımı anlatır odama geçerdim. Bunları anlattığımda o yaşlarda bir çocuk için fazla olgun ve soğuk geldiğinin ah ne kadar da farklıyım. Bundandır tüm mesafe, bundandır tüm bu öfke ve aldatış. içimde bir yerlerde bir kuyuya hapsedilmiş vicdanım, ben, ve yeni arkadaşlarımın kandırışı bu şekilde başlamış oldu belki de.
Bunu yazmamalıydım, bunu düşünmemeliydim. Ne yapmam gerek, kafam da bu kadar uğultu varken anlayamıyordum bile. Ah insanlar. Ne kadar da meraklı bunca güzel kelimeyi kirletmeye, onları anlamlarını terk etmeye zorlamaya. Kendilerine hasta, kendilerine deli diyorlarmış. Oysa ne kadar da basitleştiriyorlar kolpadan acılarıyla tüm bu gerçeklikleri.Belki doğru olan bu da ben anlayamıyorum, ya da normal olan bu da ben göremiyorum. Zaten normal kelimesini hiç anlayamadım ben. Tersten giydirilmiş bir elbise, tanrının armağanıdır bana
Bana ne zaman normal olacağımı sorup bu saçma sapan yargılar altında ezerken beni çokta sevdiğini söyleyen yakınlarım belki bilmiyorlardı ama ben içten içe kendimden nefret edişlerin tohumlarını atıyordum. Belki bu yıllar sürecek insan davranışları ve bozuklukları ve kendini yansıttığın ayna saçmalıklarının temelini oluşturdu bunlar. Ah o aptal insanların aptal bilimleri. Beni kibir sahibi ve insanlardan nefret eden soğuk bir insan olmakla suçladılar. Ulan, kendini sevmeyen insan başkalarına saygı duyup nasıl sevsin. Ama anlatmayan birine yardımcı olunmayacağı ortadayken bu kadar uğraşmaları komikti sadece. Normal, sevecen, dost canlısı bir insan olmamı, beni ben yapan her şeyi terk etmemi isterken aksine benim bunların hiçbirini istemediğimi anladım. Geç oldu, ama işe yaradı.
Normal, inançlı, güçlü, sevecen bir insan oldum bir süre. Huzurla yaşadım. Masamın üzerine yığılan sorumluluklar ve her boş zamanımın düşünceye adanmaması üzerine planlanmış sosyal etkinlik zırvıntılarına baktım. Gerek yoktu, çokta iyi taklit yapıyordum. Buna korku duyarak inandım. Yoksa inandırıldım mı demeliyim
Çok sevdiğiniz dostlarınız vardır ya. Nefret ettiğiniz ve çıkardan başka bir şeye dayanmayın kolpadan sevgilerin dışında size bir nedeni yok, seviyorum ya işte diyen insanlardan bahsediyorum. Yüzünde bir tebessüm olmuş en yakın arkadaşını aklında canlandırıyor isen, bırak. Ya da yapma, ben hiçbir zaman gerçek dostluğu bulamamış olabilirim. Kıskançlığım ya da öfkemde bundandır sanırım. ilköğretim hayatım boyunca herkesin ikişerli oturduğu sıralarda tek başıma, en önde, duvar ve öğretmenin tüm soğukluğu ile geçirdim o yıllarımı. Her sabah mide krampları ile tüm o kahkahaların arasında tüm teneffüslerimi kendime attığım sabret yalanlarımla dayanmaya çalışıp akşam eve geldiğimde hayali en yakın arkadaşımla neler yaptığımı anlatır odama geçerdim. Bunları anlattığımda o yaşlarda bir çocuk için fazla olgun ve soğuk geldiğinin ah ne kadar da farklıyım. Bundandır tüm mesafe, bundandır tüm bu öfke ve aldatış. içimde bir yerlerde bir kuyuya hapsedilmiş vicdanım, ben, ve yeni arkadaşlarımın kandırışı bu şekilde başlamış oldu belki de.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar