bugün
- tememda kenka nalaka8
- çift taraflı testis kanseri teşhisi8
- sözlüğe fake nickle gelip yazarlara hakaret etmek6
- istanbul un çok pahalı olması4
- allah başımızdan erdoğan'ı eksik etmesin5
- 15 mayıs gecesi3
- truenun yetkili olması7
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı55
- true nickli namussuz kadın düşkünü6
- zamanbaba mokv dir4
- gammazlık8
- sigaranın son fırtını alırken ağzın yanması2
- arjantin'in 90 dakikada tek şutunun olmaması6
- bir yıldız duruyordu aniden hareket edip gitti3
- biraderler uludağ sözlüğün beka sorunudur2
- erdoğan giderse akepe bürokrasisi ne olacak7
- true nickli yazar16
- dhalsim9
- kasiyer kızdan hoşlanmak6
- sektörel ve bölgesel asgari ücret modeli2
- odyssey3
- trafik açılınca şoförlerin deli gibi araç sürmesi3
- sözlük kimsenin tekelinde değildir3
- slavko vincic5
- true'nun yetkili olmayınca sözlüğe küsmesi3
- anın görüntüsü13
- kih kih birader2
- iremge nerede2
- gammazlık yetkim alınırsa sözlüğü terk ederim3
- chatgptye penis fotoğrafını atmak20
- kafakoparan emmi2
- gocu27
- rafting2
- sword art online3
- seri gizli artı oy veren melek5
- arjantin18
- oğuzhan uğur10
- yazar kızdırmak4
- muslettin amca2
- ispanya18
- haluk levent21
- 90 lar da hayat güzeldi yavşaklığı2
- hiç düzgün insanla tanışmamak2
- entry si silinen yazarın salya sümük ağlaması3
- 2026 dünya kupası23
- devrim muhafızları abd üssü vuruldu2
- futbol13
- lionel messi12
- true nickli namussuz yazar15
- dünya18
Nasıl tanrı kavramı herkes için aynı anlamı ifade etmiyor ise, kelimeler de benim için öyleydi işte. Yoksa ayıplıyor pis tanrıtanımaz mı diyorsunuz. Ah ne kadar da eminim bundan, boynumu eğmiş gelecek saldırıları bekler bir konumda ön yargılarınıza hazırlıyorum kendimi. Oysa ben sadece sığınmıştım kelimelere, başlarda herkesten özel beni anlayan kelimelerle korunduğuma nasıl da inanmıştım. Nerden bilebilirdim benim için bunca şeyin acıdan, boynumu kemer gibi sıkan bir azaptan başka bir şeye dönüşmeyeceğini ve eninden sonra elimi kendim tanrıya uzatacağımı. Bu iyi mi bilmiyorum ama çok korkuyorum. Sanki biri çıkacakta onlarca sövgü yağdırıp gerçekte kelimeleri özlediğimi anlayacak
Bunu yazmamalıydım, bunu düşünmemeliydim. Ne yapmam gerek, kafam da bu kadar uğultu varken anlayamıyordum bile. Ah insanlar. Ne kadar da meraklı bunca güzel kelimeyi kirletmeye, onları anlamlarını terk etmeye zorlamaya. Kendilerine hasta, kendilerine deli diyorlarmış. Oysa ne kadar da basitleştiriyorlar kolpadan acılarıyla tüm bu gerçeklikleri.Belki doğru olan bu da ben anlayamıyorum, ya da normal olan bu da ben göremiyorum. Zaten normal kelimesini hiç anlayamadım ben. Tersten giydirilmiş bir elbise, tanrının armağanıdır bana
Bana ne zaman normal olacağımı sorup bu saçma sapan yargılar altında ezerken beni çokta sevdiğini söyleyen yakınlarım belki bilmiyorlardı ama ben içten içe kendimden nefret edişlerin tohumlarını atıyordum. Belki bu yıllar sürecek insan davranışları ve bozuklukları ve kendini yansıttığın ayna saçmalıklarının temelini oluşturdu bunlar. Ah o aptal insanların aptal bilimleri. Beni kibir sahibi ve insanlardan nefret eden soğuk bir insan olmakla suçladılar. Ulan, kendini sevmeyen insan başkalarına saygı duyup nasıl sevsin. Ama anlatmayan birine yardımcı olunmayacağı ortadayken bu kadar uğraşmaları komikti sadece. Normal, sevecen, dost canlısı bir insan olmamı, beni ben yapan her şeyi terk etmemi isterken aksine benim bunların hiçbirini istemediğimi anladım. Geç oldu, ama işe yaradı.
Normal, inançlı, güçlü, sevecen bir insan oldum bir süre. Huzurla yaşadım. Masamın üzerine yığılan sorumluluklar ve her boş zamanımın düşünceye adanmaması üzerine planlanmış sosyal etkinlik zırvıntılarına baktım. Gerek yoktu, çokta iyi taklit yapıyordum. Buna korku duyarak inandım. Yoksa inandırıldım mı demeliyim
Çok sevdiğiniz dostlarınız vardır ya. Nefret ettiğiniz ve çıkardan başka bir şeye dayanmayın kolpadan sevgilerin dışında size bir nedeni yok, seviyorum ya işte diyen insanlardan bahsediyorum. Yüzünde bir tebessüm olmuş en yakın arkadaşını aklında canlandırıyor isen, bırak. Ya da yapma, ben hiçbir zaman gerçek dostluğu bulamamış olabilirim. Kıskançlığım ya da öfkemde bundandır sanırım. ilköğretim hayatım boyunca herkesin ikişerli oturduğu sıralarda tek başıma, en önde, duvar ve öğretmenin tüm soğukluğu ile geçirdim o yıllarımı. Her sabah mide krampları ile tüm o kahkahaların arasında tüm teneffüslerimi kendime attığım sabret yalanlarımla dayanmaya çalışıp akşam eve geldiğimde hayali en yakın arkadaşımla neler yaptığımı anlatır odama geçerdim. Bunları anlattığımda o yaşlarda bir çocuk için fazla olgun ve soğuk geldiğinin ah ne kadar da farklıyım. Bundandır tüm mesafe, bundandır tüm bu öfke ve aldatış. içimde bir yerlerde bir kuyuya hapsedilmiş vicdanım, ben, ve yeni arkadaşlarımın kandırışı bu şekilde başlamış oldu belki de.
Bunu yazmamalıydım, bunu düşünmemeliydim. Ne yapmam gerek, kafam da bu kadar uğultu varken anlayamıyordum bile. Ah insanlar. Ne kadar da meraklı bunca güzel kelimeyi kirletmeye, onları anlamlarını terk etmeye zorlamaya. Kendilerine hasta, kendilerine deli diyorlarmış. Oysa ne kadar da basitleştiriyorlar kolpadan acılarıyla tüm bu gerçeklikleri.Belki doğru olan bu da ben anlayamıyorum, ya da normal olan bu da ben göremiyorum. Zaten normal kelimesini hiç anlayamadım ben. Tersten giydirilmiş bir elbise, tanrının armağanıdır bana
Bana ne zaman normal olacağımı sorup bu saçma sapan yargılar altında ezerken beni çokta sevdiğini söyleyen yakınlarım belki bilmiyorlardı ama ben içten içe kendimden nefret edişlerin tohumlarını atıyordum. Belki bu yıllar sürecek insan davranışları ve bozuklukları ve kendini yansıttığın ayna saçmalıklarının temelini oluşturdu bunlar. Ah o aptal insanların aptal bilimleri. Beni kibir sahibi ve insanlardan nefret eden soğuk bir insan olmakla suçladılar. Ulan, kendini sevmeyen insan başkalarına saygı duyup nasıl sevsin. Ama anlatmayan birine yardımcı olunmayacağı ortadayken bu kadar uğraşmaları komikti sadece. Normal, sevecen, dost canlısı bir insan olmamı, beni ben yapan her şeyi terk etmemi isterken aksine benim bunların hiçbirini istemediğimi anladım. Geç oldu, ama işe yaradı.
Normal, inançlı, güçlü, sevecen bir insan oldum bir süre. Huzurla yaşadım. Masamın üzerine yığılan sorumluluklar ve her boş zamanımın düşünceye adanmaması üzerine planlanmış sosyal etkinlik zırvıntılarına baktım. Gerek yoktu, çokta iyi taklit yapıyordum. Buna korku duyarak inandım. Yoksa inandırıldım mı demeliyim
Çok sevdiğiniz dostlarınız vardır ya. Nefret ettiğiniz ve çıkardan başka bir şeye dayanmayın kolpadan sevgilerin dışında size bir nedeni yok, seviyorum ya işte diyen insanlardan bahsediyorum. Yüzünde bir tebessüm olmuş en yakın arkadaşını aklında canlandırıyor isen, bırak. Ya da yapma, ben hiçbir zaman gerçek dostluğu bulamamış olabilirim. Kıskançlığım ya da öfkemde bundandır sanırım. ilköğretim hayatım boyunca herkesin ikişerli oturduğu sıralarda tek başıma, en önde, duvar ve öğretmenin tüm soğukluğu ile geçirdim o yıllarımı. Her sabah mide krampları ile tüm o kahkahaların arasında tüm teneffüslerimi kendime attığım sabret yalanlarımla dayanmaya çalışıp akşam eve geldiğimde hayali en yakın arkadaşımla neler yaptığımı anlatır odama geçerdim. Bunları anlattığımda o yaşlarda bir çocuk için fazla olgun ve soğuk geldiğinin ah ne kadar da farklıyım. Bundandır tüm mesafe, bundandır tüm bu öfke ve aldatış. içimde bir yerlerde bir kuyuya hapsedilmiş vicdanım, ben, ve yeni arkadaşlarımın kandırışı bu şekilde başlamış oldu belki de.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar