bugün
- bir bela geliyor31
- gocunun inanılmaz tartışma tekniği4
- film önerileri10
- artık özlemek istemiyorum6
- tai lung'un yakışıklı olma ihtimali9
- özelden yürünen kızın sıranı bekle demesi15
- sözlükte herkesin birine yavşıyor olması11
- tai lung7
- 14 eylül 2026 gaziantepspor fenerbahçe maçı23
- laf atan erkeklere tepki göstermeyen kızlar6
- sözlüğün çapkın erkekleri14
- damarlı kol kası fetişi11
- karması eksi olan bayan yazar6
- g i l d e d l i l y4
- günde 3 litre su içmek3
- iyi birisi olmak dinle alakalı değildir3
- her derdini içine atan insan5
- sözlükte kim kiminle sevgili7
- emniyet teşkilatı3
- depresyondaki bir kızla evlenilir mi7
- tai lung'u tek yumrukla yere sermek2
- kolejle devlet okulunun farkı10
- iftira atmak4
- uludağ sözlükteki sıcak ve samimi aile ortamı10
- duyusal biri olmak5
- hamas4
- bugün can sıkan şeyler10
- spor salonundan hiç fotoğraf paylaşmamış kız6
- 14 eylül 2026 saçımı boyamaya karar vermem11
- matematikten bile espri çıkarmak4
- sözlükten çıkış yapmak3
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz20
- sözlük yazarlarının ölüm sonrası tahminleri7
- evliliğin ne mükemmel olduğunu bilmeyen kerizler7
- zor zamanlarını tek başına atlatan insan3
- üzülünce üşümek4
- kadınlara bir soru2
- bik bik'in mutfağına konuk olmak24
- enayimiknatisina turşu kargolamak7
- bekarlık8
- beni seven var mı aranızda5
- sokak köpekleri3
- 150 boyuyla stanley termos taşıyan plaza kadını2
- uludağ sözlüğün inci sözlük clonuna dönüşmesi9
- burcunu açıklamayan insan9
- atatürkün dirileceğine inanan insan9
- ismail kartal32
- ak partililerin apoya villa yaptırması27
- antipanik4
- makyaj yapmayan kızlar2
cumhuriyetin aydın bilim kadınlarından prof.dr.muazzez ilmiye çığ'ın bu konudaki sözleri herşeyi açıklıyor. şöyle ki;
"Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ağzından çıkan yeni bir inciyi gazetelerde okudum ve TV'lerde kulağımla duydum: Muhafazakâr / Dindar Gençlik Yetiştireceklermiş. Biz eskiden muhafazakâr denince gerçek imanlı, ayni zamanda çağa ayak uyduran kimseler olarak anlardık. Rahmetli babam ve annem onlardandı. Hala öyle olanların var olduğunu biliyorum, ama sözüm onlara değil, alınmasınlar. Şimdi, Dindar geçinenler iki yüzlü. Atatürk zamanında böyle olanlar laiklik çıkınca hemen kendilerini gösterdiler. Eğitimi olmayan rahmetli annem bunu çok güzel gözlemiş ve anlatmıştı bana. "Kızım, millet dinini bırakmaya ne de istekli imiş. Laiklikle inancınızda özgürsünüz, kimse kimsenin inancına karışmayacak, denince herkes dinlerini bırakıverdi, sanki Atatürk onlara, dininizi bırakın dedi! " demişti. Evet, o zamanlar zorla, onun bunun baskısı, ayıplanma, korkusu ile zorla dinlerini yapanlar rahatlayıvermiş, bırakmışlardı. Çünkü kimse onlara, camiye gitmiyorsun, içki içiyorsun diyemiyor, onlar da vicdanlarının istediğini yapıyorlardı. Şimdi ne oluyor ? Camilere birbirinden çekinip gidenler, dindar görünüp bir şeyler kapmak isteyenler aldı yürüdü. içki açıkta içileceğine evlerde gizli içilmeye başlandı. Gazetelerde en çok içkinin Konya'da tüketildiğini duyunca hiç şaşırmadım. Çünkü en dindar yer orasıymış! iki yüzlü insanlar çevirdi etrafımızı. Biz din ve imanın en başta dürüstlük olduğunu öğrendik. Önce olduğun gibi görüneceksin. Ne istemeyerek dindar görüneceksin, ne de istemeyerek çağdaş görüneceksin. Bizim bildiğimiz gerçek dindarlık abdest namaz değil, dürüst olmak, çalmamak, çalanları, kötülük yapanları korumamak, iftira atmamak, yalan söylememek, devlet malını kendi malın gibi korumaktır. Kadına, kıza kendi kardeşin, kızın gibi bakacaksın. Şimdi bunların ne yazık ki, hepsi dama kaldırıldı. Mayolu resimler, çıplak yapma mankenler, başı açık kadınlar erkekleri tahrik ediyormuş. Benim gençliğimde ve daha sonra arkadaşlık yaptığımız erkeklerden duymadık böyle laflar. Ne oldu insanlarımıza?
Başkasının çalışmasını kopya ederek kitap yazan ve suçundan dolayı üniversiteden atılan, profesörlüğü kaldırılan bir şahıs devletin en üst yerine getiriliyor. Dış ülkede yardım olarak toplanan paraları yedikleri, oralardaki mahkeme ile kanıtlananlar, mevkilerinde bırakılarak korunuyorlar. Onları suçluluğunu gösterecek yargıçlar işlerinden atılıyor. Ülkenin dürüst gazetecileri, en üstün bilim adamları, büyük bir güvenle dayandığımız şanlı ordumuzun seçme komutanları, neden bile gösterilemeden hapse atılıyor ve yıllarca orada çürümeye bırakılıyor. Bu mu din, iman? Bu mu adalet? Peygamberimizin "Bir saatlik adalet bir yıllık ibadete bedeldir" sözü nerede?
Dindarlık diye zavallı gençlerimize bunları gösterirseniz, bunları öğretirseniz Türkiye Cumhuriyetinin adı kalmaz. Onlar da ikiyüzlü olacaklar. Evet, ikiyüzlü olacaklar. Bir taraftan çağın önlerine serdiği olanaklar, diğer taraftan Ortaçağ kafasıyla yasaklar, günahlar ve ayıplar. Düşünemeyen, kendi kendine karar veremeyen, bu yüzden boyuna karar değiştiren gençler. Benden kanıt isterseniz, en önemli örnek ülkeyi idare edenlerimiz. Ben TV de gördüm ve duydum, Cumhurbaşkanımızın ve Başbakanımızın laikliğin dinsizlik olduğunu söylediğini. Ona karşılık 6 Şubat 2012 tarihli Sözcü gazetesinde, Cumhurbaşkanının laiklik ilkesinin anayasamıza girmesinin 75. yıl dönümü nedeniyle yayınlattığı mesajda Türk milleti, Cumhuriyetin diğer nitelikleri yanında laiklik ilkesi üzerinde güçlü bir anlayış birliği içinde imiş ve laiklik toplumsal barış açısından önemli bir işlev görmekte imiş. Başbakan da laikliğin Türk milletinin ortak paydası olduğunu, birlik ve beraberlik içinde geleceğe yürüyüşün teminatı olmaya devam edeceğini söylüyor. Vay, vay, vay!! Bu ne büyük geri dönüş ve nasıl bir kararsızlık!? Hani laiklik dinsizlikti ?
Laiklik dinsizlik mi? Yoksa laiklik, dine karışmadığı, insanları vicdanlarında özgür bıraktığı için mi onlara barış getiriyor? işte ikiyüzlülüğün, kararsızlığın en somut örneği. Hem de Devletin başları yapıyor bunu. Onların eşlerini yüzleri, gözleri boyalı, acayip kıyafetlerle kollarına takıp oraya buraya götürmeleri hangi muhafazakârlık/dindarlık? Atatürk'ün getirdiği laik Cumhuriyet olmasaydı, öyle gidebilirler miydi? Eğer halkımız hala özgürlük içinde ise, 80 yıl içinde dünya çapında kadınlı erkekli bilim insanlarımız, sanatçılarımız yetişmişse, partiler kurulmuş üniversiteler açılmışsa, o zamanın laik gençlerinin kurduğu düzen, attığı temel sayesinde olmuştur, unutmayalım! Zorla dindar yapılan iki yüzlü gençler değil, inancında özgür vatanını, milletini seven, halkını dinli dinsiz, şu bu diye ayırmayan, çıkarları için kendilerini satmayan, yalan söylemeyen, cesur, ahlaklı, sorup öğrenmeye meraklı gençler yetiştirelim ki, ülkemiz yücelsin ! "
Muazzez ilmiye Çığ
"Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ağzından çıkan yeni bir inciyi gazetelerde okudum ve TV'lerde kulağımla duydum: Muhafazakâr / Dindar Gençlik Yetiştireceklermiş. Biz eskiden muhafazakâr denince gerçek imanlı, ayni zamanda çağa ayak uyduran kimseler olarak anlardık. Rahmetli babam ve annem onlardandı. Hala öyle olanların var olduğunu biliyorum, ama sözüm onlara değil, alınmasınlar. Şimdi, Dindar geçinenler iki yüzlü. Atatürk zamanında böyle olanlar laiklik çıkınca hemen kendilerini gösterdiler. Eğitimi olmayan rahmetli annem bunu çok güzel gözlemiş ve anlatmıştı bana. "Kızım, millet dinini bırakmaya ne de istekli imiş. Laiklikle inancınızda özgürsünüz, kimse kimsenin inancına karışmayacak, denince herkes dinlerini bırakıverdi, sanki Atatürk onlara, dininizi bırakın dedi! " demişti. Evet, o zamanlar zorla, onun bunun baskısı, ayıplanma, korkusu ile zorla dinlerini yapanlar rahatlayıvermiş, bırakmışlardı. Çünkü kimse onlara, camiye gitmiyorsun, içki içiyorsun diyemiyor, onlar da vicdanlarının istediğini yapıyorlardı. Şimdi ne oluyor ? Camilere birbirinden çekinip gidenler, dindar görünüp bir şeyler kapmak isteyenler aldı yürüdü. içki açıkta içileceğine evlerde gizli içilmeye başlandı. Gazetelerde en çok içkinin Konya'da tüketildiğini duyunca hiç şaşırmadım. Çünkü en dindar yer orasıymış! iki yüzlü insanlar çevirdi etrafımızı. Biz din ve imanın en başta dürüstlük olduğunu öğrendik. Önce olduğun gibi görüneceksin. Ne istemeyerek dindar görüneceksin, ne de istemeyerek çağdaş görüneceksin. Bizim bildiğimiz gerçek dindarlık abdest namaz değil, dürüst olmak, çalmamak, çalanları, kötülük yapanları korumamak, iftira atmamak, yalan söylememek, devlet malını kendi malın gibi korumaktır. Kadına, kıza kendi kardeşin, kızın gibi bakacaksın. Şimdi bunların ne yazık ki, hepsi dama kaldırıldı. Mayolu resimler, çıplak yapma mankenler, başı açık kadınlar erkekleri tahrik ediyormuş. Benim gençliğimde ve daha sonra arkadaşlık yaptığımız erkeklerden duymadık böyle laflar. Ne oldu insanlarımıza?
Başkasının çalışmasını kopya ederek kitap yazan ve suçundan dolayı üniversiteden atılan, profesörlüğü kaldırılan bir şahıs devletin en üst yerine getiriliyor. Dış ülkede yardım olarak toplanan paraları yedikleri, oralardaki mahkeme ile kanıtlananlar, mevkilerinde bırakılarak korunuyorlar. Onları suçluluğunu gösterecek yargıçlar işlerinden atılıyor. Ülkenin dürüst gazetecileri, en üstün bilim adamları, büyük bir güvenle dayandığımız şanlı ordumuzun seçme komutanları, neden bile gösterilemeden hapse atılıyor ve yıllarca orada çürümeye bırakılıyor. Bu mu din, iman? Bu mu adalet? Peygamberimizin "Bir saatlik adalet bir yıllık ibadete bedeldir" sözü nerede?
Dindarlık diye zavallı gençlerimize bunları gösterirseniz, bunları öğretirseniz Türkiye Cumhuriyetinin adı kalmaz. Onlar da ikiyüzlü olacaklar. Evet, ikiyüzlü olacaklar. Bir taraftan çağın önlerine serdiği olanaklar, diğer taraftan Ortaçağ kafasıyla yasaklar, günahlar ve ayıplar. Düşünemeyen, kendi kendine karar veremeyen, bu yüzden boyuna karar değiştiren gençler. Benden kanıt isterseniz, en önemli örnek ülkeyi idare edenlerimiz. Ben TV de gördüm ve duydum, Cumhurbaşkanımızın ve Başbakanımızın laikliğin dinsizlik olduğunu söylediğini. Ona karşılık 6 Şubat 2012 tarihli Sözcü gazetesinde, Cumhurbaşkanının laiklik ilkesinin anayasamıza girmesinin 75. yıl dönümü nedeniyle yayınlattığı mesajda Türk milleti, Cumhuriyetin diğer nitelikleri yanında laiklik ilkesi üzerinde güçlü bir anlayış birliği içinde imiş ve laiklik toplumsal barış açısından önemli bir işlev görmekte imiş. Başbakan da laikliğin Türk milletinin ortak paydası olduğunu, birlik ve beraberlik içinde geleceğe yürüyüşün teminatı olmaya devam edeceğini söylüyor. Vay, vay, vay!! Bu ne büyük geri dönüş ve nasıl bir kararsızlık!? Hani laiklik dinsizlikti ?
Laiklik dinsizlik mi? Yoksa laiklik, dine karışmadığı, insanları vicdanlarında özgür bıraktığı için mi onlara barış getiriyor? işte ikiyüzlülüğün, kararsızlığın en somut örneği. Hem de Devletin başları yapıyor bunu. Onların eşlerini yüzleri, gözleri boyalı, acayip kıyafetlerle kollarına takıp oraya buraya götürmeleri hangi muhafazakârlık/dindarlık? Atatürk'ün getirdiği laik Cumhuriyet olmasaydı, öyle gidebilirler miydi? Eğer halkımız hala özgürlük içinde ise, 80 yıl içinde dünya çapında kadınlı erkekli bilim insanlarımız, sanatçılarımız yetişmişse, partiler kurulmuş üniversiteler açılmışsa, o zamanın laik gençlerinin kurduğu düzen, attığı temel sayesinde olmuştur, unutmayalım! Zorla dindar yapılan iki yüzlü gençler değil, inancında özgür vatanını, milletini seven, halkını dinli dinsiz, şu bu diye ayırmayan, çıkarları için kendilerini satmayan, yalan söylemeyen, cesur, ahlaklı, sorup öğrenmeye meraklı gençler yetiştirelim ki, ülkemiz yücelsin ! "
Muazzez ilmiye Çığ
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar