bugün
- sözlükte tanıdığınız en iyi kişi10
- sarma10
- bir erkeğe yapılabilecek en iyi iltifat10
- sözlük gıybeti12
- hoşlanılan kızın naber lan ezik diye mesaj atması4
- kendinizde değiştirmek istediğiniz şeyler7
- nasıl birisiniz8
- hangi tatlısınız10
- hiç olmayacak bir insana aşık olmak4
- fatma betül sayan kaya44
- dokunulmasından hoşlanmadığınız yerleriniz7
- kapatıcı kullanılmayan gün12
- napıyorsunuz8
- benim açık oylarım görünüyor mu3
- ismet birader2
- yaşlı ve bunak sözlük yazarları2
- kız kardeşlerim6
- bu saatte uyumayan yazarlar ne yapıyor3
- müzik2
- dünyanın en yakışıklı erkekleri listesi7
- gece otobüsle yolculuk yapmak3
- akp seçmeni16
- üniversiteye gitme nedeni5
- sözlük erkeklerinin kaslı ve damarlı kolları4
- güney amerika3
- gunluklerim aylik olmus11
- anın görüntüsü20
- arkadaşlar naber ya8
- ok mesajına cevap veren erkek6
- uruguay2
- sevdiğiniz kişinin sakızını çiğner misiniz5
- orhan gencebay2
- dünya4
- mesajlaşırken btw yazmak9
- geceye acı ama gerçek bir cümle bırak18
- protect me and guide me2
- para2
- tevratta anlatılan ensest ilişki13
- yazarların güncel flört listesi7
- geceye bir tespit bırak5
- 5 ekim 20264
- the merich7
- 195 cm geniş omuzlu hayvan gibi herif7
- en toksik ilişkilerdeki seksin6
- arkadaşlar ben neden sallanmadım7
- göz teması kuramama9
- asrın soygunu13
- futbol20
- türklerin başarılı olduğu konular9
- tekerlek toplayan cocuk17
Efendim, "TDK sözlük" bu kelime için buraya yönlendirme yapmış bende biraz daha ayrıntılı birkaç cümle kurayım dedim.
Bahab (alıntıdır) :
"Beklenmeyen ama belki uzun zamandır düşü kurulmuş, belki önceden hayal bile edilmemiş bir karşılaşma anından duyulan geniş ve derin sevinç. - Zıtlıkların karşılaşması, ani süprizler."
metis ajanda 2012 -olmayan kelimeler adlı kitapçığının 25. sayfasında "bahab" a örnek olarak baudelaire'nin bir şiirinden alıntı,
doğa bir tapınak, canlı direklerinden
anlaşılmaz sözlerin yayıldığı yer yer;
insan orda simgeler ormanından geçer
bildik bakışlarla gözlenirken derinden.
(çev. sait maden)
Bir örnek de benden:
Bir sahildesiniz, sonbaharın ortaları ve siz uzak bir şehrin sakin mi sakin kasabasında, yüz kıvrımlarınızda dolaşan, avuçlarınıza ve dirseklerinize dokunarak geçip giden denizin yumuşak dalgalarının soluğunda ufka dalmış bakmaktasınız. Bulutlu ve serin havalar yüzünden kimseler gelmemektedir artık bu sahile. Başını -ufka yaklaşan- güneşe çeviriyorsun. içinden -aniden- gölge gibi bir duygu geçiyor o anda. Sen de anlamıyorsun önce. Sanki, güzel bir şey, fakat gizlediğinin ürperiliği, sende tanımlanamaz bir çekicilikle birlikte, mis gibi kokan bir şiltede uykuya dalma hissini de dizlerinden göğsüne kadar sarmakta seni. "Bir şey..." diyorsun. "Kilometrelerce uzağa kaçmamı, beni buraya, bu sahile kadar çeken bir şey olmalı... Ama... Sadece bir rüya olmalı bu his" Milyarlarca olasılık bir insana neredeyse herşeyi yaşatabilir, diye düşünürdün uzun yıllar evvel. Fakat artık böyle şeylere inanmıyordun. Ta ki bugün anlaşılmaz fakat tanıdık kalp atışlarının hızlanmış ritmi seni düşünmeden buraya kadar getirene kadar. Güneş yarıya kadar batmıştı. Gittikçe hava daha da serinliyor, dalgalar hırçınlaşmaya başlıyor. Olmanın ve olmamanın arasında ince bir çizgi vardır derler. O çizgi ki... Bir nefes... Soluk... Dalgalarınınkine hiç benzemiyor... Korkuyla geriye dönüyorsun güneşin yarıya kadar batmış görüntüsünden çekerek gözlerini. inanılmaz, muhteşem, kalpleri durduracak kadar rüya, kabus... Alev gibi saçları hemen önünde neredeyse yüzüne değecek kadar yakın, gözleri parıl parıl derin bir okyanus, o okyanus rengi gözleriyle aydınlanmış yüzü, ince derisiyle mermer bir antik yunan heykeli kadar kusursuz üstelik... Hayalin ve gerçeğin, rüyanın ve uyanıklığın, dünyanın ve cennetin, maddenin ve ruhun... Yüzünde son gün ışıkları. Kim olduğunu ve nerede olduğunu bilemeyeceksin hiç bir zaman. O var mıydı, yok muydu? Bilmiyorum... Ben de bilemedim...
işte o an bir bahab yaşamışsındır...
Bahab (alıntıdır) :
"Beklenmeyen ama belki uzun zamandır düşü kurulmuş, belki önceden hayal bile edilmemiş bir karşılaşma anından duyulan geniş ve derin sevinç. - Zıtlıkların karşılaşması, ani süprizler."
metis ajanda 2012 -olmayan kelimeler adlı kitapçığının 25. sayfasında "bahab" a örnek olarak baudelaire'nin bir şiirinden alıntı,
doğa bir tapınak, canlı direklerinden
anlaşılmaz sözlerin yayıldığı yer yer;
insan orda simgeler ormanından geçer
bildik bakışlarla gözlenirken derinden.
(çev. sait maden)
Bir örnek de benden:
Bir sahildesiniz, sonbaharın ortaları ve siz uzak bir şehrin sakin mi sakin kasabasında, yüz kıvrımlarınızda dolaşan, avuçlarınıza ve dirseklerinize dokunarak geçip giden denizin yumuşak dalgalarının soluğunda ufka dalmış bakmaktasınız. Bulutlu ve serin havalar yüzünden kimseler gelmemektedir artık bu sahile. Başını -ufka yaklaşan- güneşe çeviriyorsun. içinden -aniden- gölge gibi bir duygu geçiyor o anda. Sen de anlamıyorsun önce. Sanki, güzel bir şey, fakat gizlediğinin ürperiliği, sende tanımlanamaz bir çekicilikle birlikte, mis gibi kokan bir şiltede uykuya dalma hissini de dizlerinden göğsüne kadar sarmakta seni. "Bir şey..." diyorsun. "Kilometrelerce uzağa kaçmamı, beni buraya, bu sahile kadar çeken bir şey olmalı... Ama... Sadece bir rüya olmalı bu his" Milyarlarca olasılık bir insana neredeyse herşeyi yaşatabilir, diye düşünürdün uzun yıllar evvel. Fakat artık böyle şeylere inanmıyordun. Ta ki bugün anlaşılmaz fakat tanıdık kalp atışlarının hızlanmış ritmi seni düşünmeden buraya kadar getirene kadar. Güneş yarıya kadar batmıştı. Gittikçe hava daha da serinliyor, dalgalar hırçınlaşmaya başlıyor. Olmanın ve olmamanın arasında ince bir çizgi vardır derler. O çizgi ki... Bir nefes... Soluk... Dalgalarınınkine hiç benzemiyor... Korkuyla geriye dönüyorsun güneşin yarıya kadar batmış görüntüsünden çekerek gözlerini. inanılmaz, muhteşem, kalpleri durduracak kadar rüya, kabus... Alev gibi saçları hemen önünde neredeyse yüzüne değecek kadar yakın, gözleri parıl parıl derin bir okyanus, o okyanus rengi gözleriyle aydınlanmış yüzü, ince derisiyle mermer bir antik yunan heykeli kadar kusursuz üstelik... Hayalin ve gerçeğin, rüyanın ve uyanıklığın, dünyanın ve cennetin, maddenin ve ruhun... Yüzünde son gün ışıkları. Kim olduğunu ve nerede olduğunu bilemeyeceksin hiç bir zaman. O var mıydı, yok muydu? Bilmiyorum... Ben de bilemedim...
işte o an bir bahab yaşamışsındır...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar