bugün
- fatma betül sayan kaya48
- sözlükte tanıdığınız en iyi kişi13
- sarımsak6
- italya türkiye maçı saat 21 45 te atv de3
- cin filmleri3
- sabahları nefret edilen şeyler10
- türk korku filmi klişeleri2
- tarsus ta karpuz yüklü kamyonun devrilmesi2
- pizza5
- pizza margarita4
- türkiye'nin yemen de mekke ittifakı tartışması2
- riyad da ikinci mekke ittifakı toplantısı2
- cin musallat olan kişi nasıl anlaşılır3
- bir erkeğe yapılabilecek en iyi iltifat10
- damarsız tüysüz manisa yaprağı18
- dünyanın en yakışıklı erkekleri listesi8
- yeşil parka giyen kız2
- sözlük gıybeti12
- pazartesi sabahı erken kalkmak için bir neden2
- domates2
- hangi tatlısınız10
- nasıl birisiniz8
- kendinizde değiştirmek istediğiniz şeyler7
- kapatıcı kullanılmayan gün12
- kavun2
- akp seçmeni16
- napıyorsunuz8
- dokunulmasından hoşlanmadığınız yerleriniz7
- anın görüntüsü20
- kız kardeşlerim6
- gunluklerim aylik olmus11
- kesme mantı2
- hiç olmayacak bir insana aşık olmak4
- arkadaşlar naber ya8
- hoşlanılan kızın naber lan ezik diye mesaj atması4
- üniversiteye gitme nedeni5
- ok mesajına cevap veren erkek6
- mesajlaşırken btw yazmak9
- sözlük erkeklerinin kaslı ve damarlı kolları4
- tevratta anlatılan ensest ilişki13
- benim açık oylarım görünüyor mu3
- sevdiğiniz kişinin sakızını çiğner misiniz5
- geceye acı ama gerçek bir cümle bırak18
- bu saatte uyumayan yazarlar ne yapıyor3
- gece otobüsle yolculuk yapmak3
- yazarların güncel flört listesi7
- tekerlek toplayan cocuk17
- güney amerika3
- 195 cm geniş omuzlu hayvan gibi herif7
- the merich7
Efendim, "TDK sözlük" bu kelime için buraya yönlendirme yapmış bende biraz daha ayrıntılı birkaç cümle kurayım dedim.
Bahab (alıntıdır) :
"Beklenmeyen ama belki uzun zamandır düşü kurulmuş, belki önceden hayal bile edilmemiş bir karşılaşma anından duyulan geniş ve derin sevinç. - Zıtlıkların karşılaşması, ani süprizler."
metis ajanda 2012 -olmayan kelimeler adlı kitapçığının 25. sayfasında "bahab" a örnek olarak baudelaire'nin bir şiirinden alıntı,
doğa bir tapınak, canlı direklerinden
anlaşılmaz sözlerin yayıldığı yer yer;
insan orda simgeler ormanından geçer
bildik bakışlarla gözlenirken derinden.
(çev. sait maden)
Bir örnek de benden:
Bir sahildesiniz, sonbaharın ortaları ve siz uzak bir şehrin sakin mi sakin kasabasında, yüz kıvrımlarınızda dolaşan, avuçlarınıza ve dirseklerinize dokunarak geçip giden denizin yumuşak dalgalarının soluğunda ufka dalmış bakmaktasınız. Bulutlu ve serin havalar yüzünden kimseler gelmemektedir artık bu sahile. Başını -ufka yaklaşan- güneşe çeviriyorsun. içinden -aniden- gölge gibi bir duygu geçiyor o anda. Sen de anlamıyorsun önce. Sanki, güzel bir şey, fakat gizlediğinin ürperiliği, sende tanımlanamaz bir çekicilikle birlikte, mis gibi kokan bir şiltede uykuya dalma hissini de dizlerinden göğsüne kadar sarmakta seni. "Bir şey..." diyorsun. "Kilometrelerce uzağa kaçmamı, beni buraya, bu sahile kadar çeken bir şey olmalı... Ama... Sadece bir rüya olmalı bu his" Milyarlarca olasılık bir insana neredeyse herşeyi yaşatabilir, diye düşünürdün uzun yıllar evvel. Fakat artık böyle şeylere inanmıyordun. Ta ki bugün anlaşılmaz fakat tanıdık kalp atışlarının hızlanmış ritmi seni düşünmeden buraya kadar getirene kadar. Güneş yarıya kadar batmıştı. Gittikçe hava daha da serinliyor, dalgalar hırçınlaşmaya başlıyor. Olmanın ve olmamanın arasında ince bir çizgi vardır derler. O çizgi ki... Bir nefes... Soluk... Dalgalarınınkine hiç benzemiyor... Korkuyla geriye dönüyorsun güneşin yarıya kadar batmış görüntüsünden çekerek gözlerini. inanılmaz, muhteşem, kalpleri durduracak kadar rüya, kabus... Alev gibi saçları hemen önünde neredeyse yüzüne değecek kadar yakın, gözleri parıl parıl derin bir okyanus, o okyanus rengi gözleriyle aydınlanmış yüzü, ince derisiyle mermer bir antik yunan heykeli kadar kusursuz üstelik... Hayalin ve gerçeğin, rüyanın ve uyanıklığın, dünyanın ve cennetin, maddenin ve ruhun... Yüzünde son gün ışıkları. Kim olduğunu ve nerede olduğunu bilemeyeceksin hiç bir zaman. O var mıydı, yok muydu? Bilmiyorum... Ben de bilemedim...
işte o an bir bahab yaşamışsındır...
Bahab (alıntıdır) :
"Beklenmeyen ama belki uzun zamandır düşü kurulmuş, belki önceden hayal bile edilmemiş bir karşılaşma anından duyulan geniş ve derin sevinç. - Zıtlıkların karşılaşması, ani süprizler."
metis ajanda 2012 -olmayan kelimeler adlı kitapçığının 25. sayfasında "bahab" a örnek olarak baudelaire'nin bir şiirinden alıntı,
doğa bir tapınak, canlı direklerinden
anlaşılmaz sözlerin yayıldığı yer yer;
insan orda simgeler ormanından geçer
bildik bakışlarla gözlenirken derinden.
(çev. sait maden)
Bir örnek de benden:
Bir sahildesiniz, sonbaharın ortaları ve siz uzak bir şehrin sakin mi sakin kasabasında, yüz kıvrımlarınızda dolaşan, avuçlarınıza ve dirseklerinize dokunarak geçip giden denizin yumuşak dalgalarının soluğunda ufka dalmış bakmaktasınız. Bulutlu ve serin havalar yüzünden kimseler gelmemektedir artık bu sahile. Başını -ufka yaklaşan- güneşe çeviriyorsun. içinden -aniden- gölge gibi bir duygu geçiyor o anda. Sen de anlamıyorsun önce. Sanki, güzel bir şey, fakat gizlediğinin ürperiliği, sende tanımlanamaz bir çekicilikle birlikte, mis gibi kokan bir şiltede uykuya dalma hissini de dizlerinden göğsüne kadar sarmakta seni. "Bir şey..." diyorsun. "Kilometrelerce uzağa kaçmamı, beni buraya, bu sahile kadar çeken bir şey olmalı... Ama... Sadece bir rüya olmalı bu his" Milyarlarca olasılık bir insana neredeyse herşeyi yaşatabilir, diye düşünürdün uzun yıllar evvel. Fakat artık böyle şeylere inanmıyordun. Ta ki bugün anlaşılmaz fakat tanıdık kalp atışlarının hızlanmış ritmi seni düşünmeden buraya kadar getirene kadar. Güneş yarıya kadar batmıştı. Gittikçe hava daha da serinliyor, dalgalar hırçınlaşmaya başlıyor. Olmanın ve olmamanın arasında ince bir çizgi vardır derler. O çizgi ki... Bir nefes... Soluk... Dalgalarınınkine hiç benzemiyor... Korkuyla geriye dönüyorsun güneşin yarıya kadar batmış görüntüsünden çekerek gözlerini. inanılmaz, muhteşem, kalpleri durduracak kadar rüya, kabus... Alev gibi saçları hemen önünde neredeyse yüzüne değecek kadar yakın, gözleri parıl parıl derin bir okyanus, o okyanus rengi gözleriyle aydınlanmış yüzü, ince derisiyle mermer bir antik yunan heykeli kadar kusursuz üstelik... Hayalin ve gerçeğin, rüyanın ve uyanıklığın, dünyanın ve cennetin, maddenin ve ruhun... Yüzünde son gün ışıkları. Kim olduğunu ve nerede olduğunu bilemeyeceksin hiç bir zaman. O var mıydı, yok muydu? Bilmiyorum... Ben de bilemedim...
işte o an bir bahab yaşamışsındır...
anladığım kadarıyla, dogmalara takılıp kalmayan, faşizmin karşısında duran, tebrik edilesi bir yazardır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar