bugün
- lahmacunu elle yiyen kız13
- bir insana sonradan öğretilebilecek en zor şey9
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi7
- kılıçdaroğlu'na 13 yıl boyunca oy vermiş insan3
- asosyal olmanın sebepleri7
- ciddi ilişki istemiyorum takılalım diyen kadın11
- yazarların en sevdiği meyve9
- yaşlılığınız için insan biriktirin6
- filenin sultanları vs bizim çocuklar3
- 5 litrelik suyla sınava giren öğrenci8
- başına belayı satın almak5
- erkek parfüm önerileri2
- 26 haziran 2026 türkiye'nin abd'ye döşeyeceği boru6
- fazla açıklama yapan insan4
- en havalı ingilizce kelimeler2
- cuckold erkek2
- mercedes 3023
- seni hayata bağlayan şey12
- eskorta oral yapmak3
- milli takıma isim koyalım kampanyası9
- 21 haziran 20262
- insanlara güvenin azalması5
- sayılarla akp türkiyesi2
- soğuk duş almak5
- ekonomi2
- saygı duyulan kadınlar3
- 42 bin entry girmek3
- nolcak bu ulkenin hali4
- özgürlüğün sınırı olarak başkasının özgürlüğü3
- türk kızlarına yürüyen turistin dayak yemesi7
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı52
- kas krampı4
- fakirlik belirten hareketler3
- özel okul öğretmenleri açlık grevinde3
- kimseyle tanışamamak8
- 20 haziran 2026 almanya fildişi sahili maçı6
- giorgio armani rouge d armani sheer ruj2
- baba denince akla gelenler4
- türkiye'deki yakışıklı erkek kıtlığı16
- dünyada neler olabilir2
- zincir marketlere kısıtlama çağrısı4
- elektriklerin kesilmesi2
- hawking'in uzaylılarla konuşmayın uyarısı3
- istanbul2
- olgun kadınlardan hoşlanan erkek2
- milli takımın gruptan 3 çıkması senaryosu4
- peki yazan kıza espri yapmaya devam etmek3
- okulda felsefe dersinin kaldırılması7
- sürekli vurduran kız davranışları2
- içilen en lezzetli çorba2
Efendim, "TDK sözlük" bu kelime için buraya yönlendirme yapmış bende biraz daha ayrıntılı birkaç cümle kurayım dedim.
Bahab (alıntıdır) :
"Beklenmeyen ama belki uzun zamandır düşü kurulmuş, belki önceden hayal bile edilmemiş bir karşılaşma anından duyulan geniş ve derin sevinç. - Zıtlıkların karşılaşması, ani süprizler."
metis ajanda 2012 -olmayan kelimeler adlı kitapçığının 25. sayfasında "bahab" a örnek olarak baudelaire'nin bir şiirinden alıntı,
doğa bir tapınak, canlı direklerinden
anlaşılmaz sözlerin yayıldığı yer yer;
insan orda simgeler ormanından geçer
bildik bakışlarla gözlenirken derinden.
(çev. sait maden)
Bir örnek de benden:
Bir sahildesiniz, sonbaharın ortaları ve siz uzak bir şehrin sakin mi sakin kasabasında, yüz kıvrımlarınızda dolaşan, avuçlarınıza ve dirseklerinize dokunarak geçip giden denizin yumuşak dalgalarının soluğunda ufka dalmış bakmaktasınız. Bulutlu ve serin havalar yüzünden kimseler gelmemektedir artık bu sahile. Başını -ufka yaklaşan- güneşe çeviriyorsun. içinden -aniden- gölge gibi bir duygu geçiyor o anda. Sen de anlamıyorsun önce. Sanki, güzel bir şey, fakat gizlediğinin ürperiliği, sende tanımlanamaz bir çekicilikle birlikte, mis gibi kokan bir şiltede uykuya dalma hissini de dizlerinden göğsüne kadar sarmakta seni. "Bir şey..." diyorsun. "Kilometrelerce uzağa kaçmamı, beni buraya, bu sahile kadar çeken bir şey olmalı... Ama... Sadece bir rüya olmalı bu his" Milyarlarca olasılık bir insana neredeyse herşeyi yaşatabilir, diye düşünürdün uzun yıllar evvel. Fakat artık böyle şeylere inanmıyordun. Ta ki bugün anlaşılmaz fakat tanıdık kalp atışlarının hızlanmış ritmi seni düşünmeden buraya kadar getirene kadar. Güneş yarıya kadar batmıştı. Gittikçe hava daha da serinliyor, dalgalar hırçınlaşmaya başlıyor. Olmanın ve olmamanın arasında ince bir çizgi vardır derler. O çizgi ki... Bir nefes... Soluk... Dalgalarınınkine hiç benzemiyor... Korkuyla geriye dönüyorsun güneşin yarıya kadar batmış görüntüsünden çekerek gözlerini. inanılmaz, muhteşem, kalpleri durduracak kadar rüya, kabus... Alev gibi saçları hemen önünde neredeyse yüzüne değecek kadar yakın, gözleri parıl parıl derin bir okyanus, o okyanus rengi gözleriyle aydınlanmış yüzü, ince derisiyle mermer bir antik yunan heykeli kadar kusursuz üstelik... Hayalin ve gerçeğin, rüyanın ve uyanıklığın, dünyanın ve cennetin, maddenin ve ruhun... Yüzünde son gün ışıkları. Kim olduğunu ve nerede olduğunu bilemeyeceksin hiç bir zaman. O var mıydı, yok muydu? Bilmiyorum... Ben de bilemedim...
işte o an bir bahab yaşamışsındır...
Bahab (alıntıdır) :
"Beklenmeyen ama belki uzun zamandır düşü kurulmuş, belki önceden hayal bile edilmemiş bir karşılaşma anından duyulan geniş ve derin sevinç. - Zıtlıkların karşılaşması, ani süprizler."
metis ajanda 2012 -olmayan kelimeler adlı kitapçığının 25. sayfasında "bahab" a örnek olarak baudelaire'nin bir şiirinden alıntı,
doğa bir tapınak, canlı direklerinden
anlaşılmaz sözlerin yayıldığı yer yer;
insan orda simgeler ormanından geçer
bildik bakışlarla gözlenirken derinden.
(çev. sait maden)
Bir örnek de benden:
Bir sahildesiniz, sonbaharın ortaları ve siz uzak bir şehrin sakin mi sakin kasabasında, yüz kıvrımlarınızda dolaşan, avuçlarınıza ve dirseklerinize dokunarak geçip giden denizin yumuşak dalgalarının soluğunda ufka dalmış bakmaktasınız. Bulutlu ve serin havalar yüzünden kimseler gelmemektedir artık bu sahile. Başını -ufka yaklaşan- güneşe çeviriyorsun. içinden -aniden- gölge gibi bir duygu geçiyor o anda. Sen de anlamıyorsun önce. Sanki, güzel bir şey, fakat gizlediğinin ürperiliği, sende tanımlanamaz bir çekicilikle birlikte, mis gibi kokan bir şiltede uykuya dalma hissini de dizlerinden göğsüne kadar sarmakta seni. "Bir şey..." diyorsun. "Kilometrelerce uzağa kaçmamı, beni buraya, bu sahile kadar çeken bir şey olmalı... Ama... Sadece bir rüya olmalı bu his" Milyarlarca olasılık bir insana neredeyse herşeyi yaşatabilir, diye düşünürdün uzun yıllar evvel. Fakat artık böyle şeylere inanmıyordun. Ta ki bugün anlaşılmaz fakat tanıdık kalp atışlarının hızlanmış ritmi seni düşünmeden buraya kadar getirene kadar. Güneş yarıya kadar batmıştı. Gittikçe hava daha da serinliyor, dalgalar hırçınlaşmaya başlıyor. Olmanın ve olmamanın arasında ince bir çizgi vardır derler. O çizgi ki... Bir nefes... Soluk... Dalgalarınınkine hiç benzemiyor... Korkuyla geriye dönüyorsun güneşin yarıya kadar batmış görüntüsünden çekerek gözlerini. inanılmaz, muhteşem, kalpleri durduracak kadar rüya, kabus... Alev gibi saçları hemen önünde neredeyse yüzüne değecek kadar yakın, gözleri parıl parıl derin bir okyanus, o okyanus rengi gözleriyle aydınlanmış yüzü, ince derisiyle mermer bir antik yunan heykeli kadar kusursuz üstelik... Hayalin ve gerçeğin, rüyanın ve uyanıklığın, dünyanın ve cennetin, maddenin ve ruhun... Yüzünde son gün ışıkları. Kim olduğunu ve nerede olduğunu bilemeyeceksin hiç bir zaman. O var mıydı, yok muydu? Bilmiyorum... Ben de bilemedim...
işte o an bir bahab yaşamışsındır...
anladığım kadarıyla, dogmalara takılıp kalmayan, faşizmin karşısında duran, tebrik edilesi bir yazardır.
Gündemdeki Haberler