bugün
- yemek yaparak sözlükten koca düşürmek15
- amedspor30
- bir sözlük yazarıyla şömine başında şarap içmek6
- sevgiliyle saatlerce telefonda konuşmak9
- şimdi ne yapsam acaba7
- sözlüğün en çok oylayan yazarı5
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı23
- manken gibi kadınla evlenmek5
- kim milyoner olmak ister5
- cumartesi gecesi4
- bu ne hal yahu9
- yarma şeftali7
- itici gelen davranışlar4
- 19 yaşındaki oğlum üvey annesiyle kaçtı10
- bugünlük bu kadar yeter sözlük3
- gençlerin iş arama paltformları3
- atalarınızdan duyulan şamanik bilgiler9
- 01100010 01100001 01101011 100110001 011011104
- kar soğuğu4
- bu sözlükte en büyük benim4
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim34
- soğuk gecelerde yatağı ısıtma sorunu7
- aleksey batrakov27
- sinsi dudak2
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- akşama ne yemek yapsam10
- erdoğan'ın trump ile telefon görüşmesi4
- the merich'in mutfağına konuk olmak7
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı11
- bilecik3
- bik bik'in mutfağına konuk olmak18
- ağıza alınca rahatlatan şeyler10
- geceye bir şiir bırak5
- ismet özel der ki2
- fatma betül sayan kaya milletin nene hatunu dur15
- 4 çocuğunu bırakıp evli genç adama kaçan kadın5
- galatasaray7
- şeftalinin tüylerini jiletle almak5
- masaj salonu2
- izdivaç programları3
- bize ne sizin mutfağınızdan6
- sözlük üzerinden alınan son dm6
- ismet'in ilim fuarına katılması8
- kemal kılıçdaroğlu vs bülent ecevit9
- yemek fotoğrafıyla düşen erkek5
- sözlük yazarlarının şeftalileri5
- kumar oynamak2
- 900 lü hatlar2
- kaz eti2
- deveciolpeyy5
Hazret-i ikrime büyük bir aşk ile Müslüman olsa da çarşıda pazarda dolanmaktan kaçar. Kimbilir belki de müminlerin, babası Ebu Cehil aleyhinde konuşacağını ve kinayeli kinayeli laf çarptıracaklarını sanar. Doğrusu bunu olgunlukla karşılayacak kıvamdadır, lâkin Sahabe-i kiram onu samimiyetle kucaklar ve kalbini kırmaktan çok korkarlar. Geçmişe sünger çekildiğini görmek onu çok duygulandırır, hizmet arzusu katlanarak artar.
ikrime doğma büyüme Mekkeli olmasına rağmen Server-i Kâinat’a yakın olabilmek için Medine’ye yerleşir ve sabırsızlıkla vazife bekler. Peygamber Efendimiz onu Beni Hevazin’in zekatını toplamakla görevlendirirler.
Kılıç aynı el başka...
Efendimizin vefatlarından sonra ne yazık ki irtidat edenler çıkar, bir başka deyişle münafıklar yüzlerindeki maskeleri atarlar. ikrime Hazret-i Ebu Bekir’i yalnız bırakmaz. Arabistanın dört bir yanına koşar, mürtedleri hizaya sokar.
Yine Hazret-i Ebû Bekir devrinde, yalancı peygamberlik dâvâsına kalkışan Müseylemet-ül-Kezzâb üzerine gönderilir. Ancak Müseyleme’nin taifesi beklenilenden de kalabalık çıkar, ikrime ölümüne dövüşmesine rağmen bu güruhu kazıyamaz. Hâlid bin Velid komutasındaki kuvvetlerle birleşerek saldırıyı yeniler ve sapıkları sustururlar.
Bir ara Umman taraflarında bulunan Hazret-i Huzeyfe’nin yardımına koşar, ardından sancağı Mehre’de açarlar. Ahali topyekun Müslüman olunca Yemen’e gider, halkı mürtedlerin şerrinden korurlar. Medîne’ye dönüp henüz nefes almıştır ki onları Suriye tarafına yollarlar.
Halid bin Velid, Suriye Filistin taraflarını hallaç pamuğu gibi atarken amcaoğlu ikrime’yi yanından ayırmaz. Nitekim bir taraftan iran ordularını bir taraftan Bizans ordularını yener, girdikleri her yerde islâmı anlatırlar. Halk fevc fevc gelip onlara katılır, dahası emirlerine girip kılıç kuşanırlar. Nitekim Ecnadeyn’de Bizanslıları yener, kibirli generallerini evlerine yollarlar. Ancak bu savaşta ikrime ağır bir yara alır ve tam üç ay yataktan kalkamaz. ikrime ayakta durabildiği ve kılıcını tutabildiği gün gider, Halid bin Velid’in yanında saf tutar.
Ah Yermük ah!..
Zira o günlerde papazlar köy köy dolanmakta büyük bir ordu toplamaktadırlar. Akılları sıra Müslümanları Filistin ve Suriyeden atmakla kalmayacak Arabistana yürüyüp Haremeyn’e saldıracaklardır. Tehlike ciddiye alınmayacak gibi değildir, dile kolay, sayıları 240 bini aşar ki adamlar sahraya sığmazlar.
Halid bin Velid’in muhacir ve ensardan 3 bin kişilik bir çekirdek gücü vardır, ki bunlar fevkalade eğitimli ve gözü karadırlar. Yöre halkından da 40 bin civarında mümin onlara katılır, evet bunlar da gayretli ve ihlaslıdırlar ama cenk meydanlarının yabancısıdırlar.
Su, suu... N’olur suu!
Yermük Muharebesinin kaçıncı günüdür bilmiyoruz, güneş tam tepeye gelince çarpışmanın hızı azalır, iki taraf da toparlanma ihtiyacı duyar. Hazret-i Huzeyfe çok yorgundur ama ufak tefek yaralarını umursamaz, arkadaşlarının yardımına koşar. Bir o yana bir bu yana seyirtir, ter topuğundan akar. Güneş adeta yere inmiş, kumlar yakıcı olmaya başlamıştır. Nefesi daralır, dili dönmez olur, sanki önü sıra sarı sarı lekeler uçuşurlar. Hele siz kan kaybeden birini düşünün, bu sıcakta değil ağzının içi, gözünün akı kurur. Hazret-i Huzeyfe bir ara amcasının oğlunu görür gibi olur. Evet evet, yüzü gözü kan içinde kalan mücahid Harisin ta kendisidir ve son anlarını yaşamaktadır. Derhal kırbasını çıkarıp sorar: “Su ister misin?”
Suyu kim istemez? Haris kavrulan dudaklarıyla zoraki güler, “hâlimi görüyorsun” gibilerinden bakar. Huzeyfe tam suyu ağzına akıtacakken, biraz öteden bir ses duyulur.
- Su! Suu! N’olur, bir damla suu!
Kardeşime götür!
Bu, ikrime’dir, yetmişin üzerinde darbe almış, rengi solmuş, dermanı kalmamıştır. Hâris, ağzını kapar, göz işaretiyle suyun ikrime’ye götürülmesini arzular. Huzeyfe, ikrime’ye yetişir, tam kırbayı uzatmıştır ki Iyas’ın iniltisini duyarlar.
- Allah rızâsı için bir damla su!
ikrime, çok ihtiyacı olmasına rağmen başını çevirir, suyu Iyas’a yollar.
Hazret-i Huzeyfe bu kez Iyas’a yetişir, ancak kırbayı uzatamadan büyük sahabe Kelime-i şehâdet getirir ve son nefesini verir. Hızla geri döner, heyhaaat ikrime’nin de dudaklarına tatlı bir tebessüm, gözlerine dolu dolu huzur oturmuştur. Artık onun kırbalardaki suya ihtiyacı yoktur. Bâri amcamın oğluna yetişeyim deyip fırlar. Koşa koşa başına gelir, ne çâre ki, o mübarek de yanağını kızgın kumlara vermiş, gözlerini vecd ile yummuştur. Hayret! Yaralıyken perişan halde görülen kutlu sahabe ölünce gençleşmiş, güzelleşmiş, nurlanmıştır. Sanki kevser havuzunda yıkanmış, cennet ırmaklarından serin sular yudumlamıştır. (Radıyallahü anhüm ecmain)
Hazret-i Huzeyfe bir kırbadaki suya, bir şanslı şehidlere bakar. Oracığa çöker, içli içli ağlar.
ikrime doğma büyüme Mekkeli olmasına rağmen Server-i Kâinat’a yakın olabilmek için Medine’ye yerleşir ve sabırsızlıkla vazife bekler. Peygamber Efendimiz onu Beni Hevazin’in zekatını toplamakla görevlendirirler.
Kılıç aynı el başka...
Efendimizin vefatlarından sonra ne yazık ki irtidat edenler çıkar, bir başka deyişle münafıklar yüzlerindeki maskeleri atarlar. ikrime Hazret-i Ebu Bekir’i yalnız bırakmaz. Arabistanın dört bir yanına koşar, mürtedleri hizaya sokar.
Yine Hazret-i Ebû Bekir devrinde, yalancı peygamberlik dâvâsına kalkışan Müseylemet-ül-Kezzâb üzerine gönderilir. Ancak Müseyleme’nin taifesi beklenilenden de kalabalık çıkar, ikrime ölümüne dövüşmesine rağmen bu güruhu kazıyamaz. Hâlid bin Velid komutasındaki kuvvetlerle birleşerek saldırıyı yeniler ve sapıkları sustururlar.
Bir ara Umman taraflarında bulunan Hazret-i Huzeyfe’nin yardımına koşar, ardından sancağı Mehre’de açarlar. Ahali topyekun Müslüman olunca Yemen’e gider, halkı mürtedlerin şerrinden korurlar. Medîne’ye dönüp henüz nefes almıştır ki onları Suriye tarafına yollarlar.
Halid bin Velid, Suriye Filistin taraflarını hallaç pamuğu gibi atarken amcaoğlu ikrime’yi yanından ayırmaz. Nitekim bir taraftan iran ordularını bir taraftan Bizans ordularını yener, girdikleri her yerde islâmı anlatırlar. Halk fevc fevc gelip onlara katılır, dahası emirlerine girip kılıç kuşanırlar. Nitekim Ecnadeyn’de Bizanslıları yener, kibirli generallerini evlerine yollarlar. Ancak bu savaşta ikrime ağır bir yara alır ve tam üç ay yataktan kalkamaz. ikrime ayakta durabildiği ve kılıcını tutabildiği gün gider, Halid bin Velid’in yanında saf tutar.
Ah Yermük ah!..
Zira o günlerde papazlar köy köy dolanmakta büyük bir ordu toplamaktadırlar. Akılları sıra Müslümanları Filistin ve Suriyeden atmakla kalmayacak Arabistana yürüyüp Haremeyn’e saldıracaklardır. Tehlike ciddiye alınmayacak gibi değildir, dile kolay, sayıları 240 bini aşar ki adamlar sahraya sığmazlar.
Halid bin Velid’in muhacir ve ensardan 3 bin kişilik bir çekirdek gücü vardır, ki bunlar fevkalade eğitimli ve gözü karadırlar. Yöre halkından da 40 bin civarında mümin onlara katılır, evet bunlar da gayretli ve ihlaslıdırlar ama cenk meydanlarının yabancısıdırlar.
Su, suu... N’olur suu!
Yermük Muharebesinin kaçıncı günüdür bilmiyoruz, güneş tam tepeye gelince çarpışmanın hızı azalır, iki taraf da toparlanma ihtiyacı duyar. Hazret-i Huzeyfe çok yorgundur ama ufak tefek yaralarını umursamaz, arkadaşlarının yardımına koşar. Bir o yana bir bu yana seyirtir, ter topuğundan akar. Güneş adeta yere inmiş, kumlar yakıcı olmaya başlamıştır. Nefesi daralır, dili dönmez olur, sanki önü sıra sarı sarı lekeler uçuşurlar. Hele siz kan kaybeden birini düşünün, bu sıcakta değil ağzının içi, gözünün akı kurur. Hazret-i Huzeyfe bir ara amcasının oğlunu görür gibi olur. Evet evet, yüzü gözü kan içinde kalan mücahid Harisin ta kendisidir ve son anlarını yaşamaktadır. Derhal kırbasını çıkarıp sorar: “Su ister misin?”
Suyu kim istemez? Haris kavrulan dudaklarıyla zoraki güler, “hâlimi görüyorsun” gibilerinden bakar. Huzeyfe tam suyu ağzına akıtacakken, biraz öteden bir ses duyulur.
- Su! Suu! N’olur, bir damla suu!
Kardeşime götür!
Bu, ikrime’dir, yetmişin üzerinde darbe almış, rengi solmuş, dermanı kalmamıştır. Hâris, ağzını kapar, göz işaretiyle suyun ikrime’ye götürülmesini arzular. Huzeyfe, ikrime’ye yetişir, tam kırbayı uzatmıştır ki Iyas’ın iniltisini duyarlar.
- Allah rızâsı için bir damla su!
ikrime, çok ihtiyacı olmasına rağmen başını çevirir, suyu Iyas’a yollar.
Hazret-i Huzeyfe bu kez Iyas’a yetişir, ancak kırbayı uzatamadan büyük sahabe Kelime-i şehâdet getirir ve son nefesini verir. Hızla geri döner, heyhaaat ikrime’nin de dudaklarına tatlı bir tebessüm, gözlerine dolu dolu huzur oturmuştur. Artık onun kırbalardaki suya ihtiyacı yoktur. Bâri amcamın oğluna yetişeyim deyip fırlar. Koşa koşa başına gelir, ne çâre ki, o mübarek de yanağını kızgın kumlara vermiş, gözlerini vecd ile yummuştur. Hayret! Yaralıyken perişan halde görülen kutlu sahabe ölünce gençleşmiş, güzelleşmiş, nurlanmıştır. Sanki kevser havuzunda yıkanmış, cennet ırmaklarından serin sular yudumlamıştır. (Radıyallahü anhüm ecmain)
Hazret-i Huzeyfe bir kırbadaki suya, bir şanslı şehidlere bakar. Oracığa çöker, içli içli ağlar.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com